GÜNDEM - 20 Nisan 2018 Cuma 15:53

'Türkiye'de biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı'

A
A
A
'Türkiye'de biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı'

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur, ''Türkiye'de biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı. Bir takım eksiklerimiz var ama son yıllarda devletin önem verdiği bir alan oldu'' dedi.

İstanbul Lütfi Kırdar'da kapılarını açan ve 21 Nisan tarihine kadar ziyarete açık olan BIOEXPO 2018 Yaşam Bilimleri Fuarları, sempozum, konferans ve B2B etkinlikleri ile devam ediyor. İlaç endüstrisi, biyoteknoloji, analiz ve laboratuvar sektörüne yön veren firmalar ürünlerini tanıtırken, sektör değerlendirmelerinde bulundular. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) himayelerinde fuarla eş zamanlı olarak 'Biyoteknolojik İlaçlarda Gelecek ve Türkiye' sempozyumu düzenleniyor. TÜSEB Başkanı Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur,Türkiye'deki biyoteknoloji hakkında değerlendirmede bulundu. 

''Ar-Ge düzeyinde bu projeleri desteklemeye karara verdik'' 

Batı toplumunda, özellikle ileri teknolojinin sağlık alanına uygulanması son yıllarda giderek hız kazandığını söyleyen Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur, ''Buna paralel olarak Türkiye'de biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı. Bir takım eksiklerimiz var ama son yıllarda devletin önem verdiği bir alan oldu. TÜSEB'de biyoteknolojik gelişmelerde özellikler Ar-Ge alanında önderlik edecek. İlaç teknolojisine çok ağırlık vermemiz gerekiyor. İlaç, pahalı ve stratejik bir madde. Son yıllarda biyobenzer ilaçların dünyada yaygınlık kazanması, Türkiye'de ilaç sektörünü harekete geçirdi ve yavaş yavaş biyobenzer ilaçlar üretilmeye başlandı. Bizim temel amaçlarımızdan biri; biyoteknolojik olarak üretilen ilaçların Türkiye'de yaygın şekilde üretiminin alt yapısının sağlanması olacak. TÜSEB olarak buna gayret edeceğiz ve projeleri destekleyeceğiz. Özellikle Ar-Ge düzeyinde bu projeleri desteklemeye karar verdik'' dedi.

''Son yıllarda biyoteknoloji alanında Türkiye'de büyük gelişmeler oldu'' 

Prof. Dr. Keleştemur sözlerini şöyle tamamladı: ''Biyoteknoloji dünyada en hızlı ilerleyen alanlardan bir tanesi ve son yıllarda biyoteknoloji alanında Türkiye'de büyük gelişmeler oldu. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı himayelerinde yapılan bu fuarda üniversite, kamu ve endüstri bir araya geldi. Fuar güzel geçiyor ve katılımda çok iyi. Yerli üreticiler eserlerini sergiliyorlar. Gelecekte ne yapabileceklerini ziyaretçi ve izleyicilerle tartışıyorlar. Fuar, Türkiye'nin biyoteknolojisi açısından önemli bir gelişmedir''.

Fuarda yer alan Lighthouse Wordwide Solutions firmasının EMEA Operasyonlarından Sorumlu Haşim Solmaz, ''Elektronik, savunma sanayi, ilaç endüstrisi, sağlık sektörü gibi alanlarda temiz alanların izlenilmesi ve buradaki regülayonlara uygunluğunu sağlama konusunda hizmet veriyoruz. Sektörümüzü dışarıyla karşılaştırdığımızda, Türkiye, daha çok opsiyonları elinde barındırıyor. Bunun en büyük sebebi ise yeni teknolojilere olan istek. Şuanda biyoteknoloji alanında ciddi yatırımların konuşulduğu bir ortamdayız. Bu da bizler açısında çok ciddi fırsat sağlıyor. Bunu bir anlamda da şöyle değerlendirebiliriz; Türkiye aslında gelişmekte olan bir ülke olarak kabul ediliyor. Pek çok Avrupa, Asya ve Amerika ülkelerinde geçmekte olan fırsatlar ülkemizde çok daha ciddi yer bulabiliyor. Oralarda oturduğuna inandığımız teknolojiler, burada yeni başlar nitelikte. Buda bizler için ciddi anlamda fırsat sağlıyor'' şeklinde konuştu.

Fuarda yer alan bir diğer firma Temizoda Market'in Yöneticisi Sinan Ceran ise şöyle konuştu: ''Fuar, sektöre çok faydalı oluyor. Biyoteknoloji, Türkiye'de gelişmekte olan bir sektör. Fuarın hem yatırımcıların hem üreticilerin hem de tedarikçilerini bir araya gelmesi açısından ve bilgi paylaşımı açısında çok faydalı olduğunu düşünüyoruz. Temiz oda Türkiye'de gelişmekte olan bir sektör ve her geçen gün önemi artmaktadır. Her yerde faydası görülmektedir. Dolayısıyla hem yeni yatırımlarda hem de sağlık ürün gelişimi konusunda ilerlemesini sağlayan bir teknoloji durumuna. Diğer sektörlerden farklı olarak laboratuvar, temiz oda yapımı ve sonrasındaki kullanımı aşamasındaki ihtiyaçları da ayrışmaktadır. Temiz oda, biyoteknoloji ve nanoteknoloji Türkiye'nin gelişimi açısından faydalı olan teknolojiler ve yatırımlardır. İleriye yönelik olarak da daha büyüyeceğini düşünmekteyiz''.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bayram öncesi Tatvan’da yoğun güvenlik uygulaması Bitlis Emniyet Müdürlüğü koordinesinde, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla Tatvan genelinde geniş kapsamlı "Şok Aranan Şahıslar Uygulaması" gerçekleştirildi. İlçede meydana gelebilecek asayişe müessir olayların önlenmesi, aranan şahısların tespiti ve yakalanması amacıyla ilçe genelinde farklı noktalarda yoğun denetimler yapıldı. Saat 20.00 ile 22.00 arasında gerçekleştirilen uygulamalarda ekipler, hem trafik hem de asayiş yönünden kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Uygulamalar; ilçe genelindeki ana cadde ve sokaklar, bazı uygulama noktaları ile umuma açık alanlar ve sahil bandında bulunan işletmelerde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Toplam 13 ekip ve 82 personelin görev aldığı uygulamalarda 195 araç ve 1228 şahıs kontrol edildi. Yapılan denetimlerde 8 yoklama kaçağı şahsa gerekli tebligatlar yapılırken, trafik yönünden yapılan kontrollerde 20 araca toplam 315 bin 226 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca 1 şahıs hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet (bıçak bulundurma) suçundan işlem yapıldığı öğrenildi. Yetkililer, uygulama süresince bunların dışında herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını bildirdi. Kurban Bayramı dolayısıyla ilçede trafik ve insan yoğunluğunun arttığını belirten Yiğit Yaşar Demir, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir bayram geçirebilmesi adına emniyet güçlerinin sahada yoğun mesai yürüttüğünü söyledi. Kaymakam Demir, "9 günlük Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ilçemizde hem şehir içi hem de transit araç yoğunluğu artmış durumda. Bayram süresince yaşanabilecek trafik kazalarının ve asayiş olaylarının önüne geçebilmek amacıyla emniyet güçlerimiz farklı noktalarda denetim ve rehberlik faaliyetlerini sürdürüyor. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği bizim önceliğimizdir. Tatvan’ın huzuru ve güvenliği için arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev yapmaktadır" dedi. Yetkililer, Kurban Bayramı boyunca vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde madde bağımlılığına karşı panel Kastamonu Üniversitesi, gençliği tehdit eden madde bağımlılığına karşı toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Üniversitenin kuruluşunun 20. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Madde Bağımlılığı ile Mücadele Paneli", öğrenci ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Teknokent Ilgaz Salonu’nda düzenlenen panel, katılımcılardan büyük ilgi gördü. Programın oturum başkanlığını, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Türkiye Coğrafyası Anabilim Dalı Başkanı ve geçmişte Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan Doç. Dr. Evren Atış üstlendi. Panelde, bağımlılığın yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir tehdit olduğuna dikkat çekildi. Alanında uzman isimlerden Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer Erdoğan, madde bağımlılığının fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda özellikle üniversite gençliğinin bilinçlendirilmesi, aile-üniversite işbirliği ve erken farkındalığın hayati önemi vurgulandı. Etkinliğe ayrıca, akademik danışmanlığını Doç. Dr. Evren Atış’ın yürüttüğü Doğa Spor ve Bağımlılıkla Mücadele Öğrenci Topluluğu da destek verdi. Topluluğun çalışmaları ve sosyal sorumluluk yaklaşımı, gençlerin sağlıklı yaşam bilinci kazanmasına yönelik örnek bir dayanışma modeli olarak değerlendirildi. Yoğun katılım ve güçlü mesajlarla tamamlanan panel, madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca güvenlik veya sağlık boyutuyla değil; eğitim, bilinçlendirme ve toplumsal dayanışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite yönetimi ve akademisyenler, benzer farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti.