MAGAZİN - 09 Mart 2018 Cuma 00:20

Usta oyuncu Ercan Yazgan hayatını kaybetti | Ercan Yazgan(Kapıcı Cafer) kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü?

A
A
A
Usta oyuncu Ercan Yazgan hayatını kaybetti | Ercan Yazgan(Kapıcı Cafer) kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü?

Geçtiğimiz günlerde felç geçirerek hastaneye kaldırılan usta oyuncu Ercan Yazgan'dan üzücü haber geldi. Usta oyuncu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Peki Ercan Yazgan kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü? Ercan Yazgan ile ilgili tüm detaylar haberimizde...

Ercan Yazgan (Kapıcı Cafer) öldümü? Geçtiğimiz günlerde felç geçirerek hastaneye kaldırılan usta oyuncu Ercan Yazgan'dan üzücü haber geldi. Usta oyuncu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Peki Ercan Yazgan kimdir, nerelidir, neden öldü kaç yaşında öldü? Ercan Yazgan ile ilgili tüm detaylar haberimizde...

Usta oyuncu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.  Bizimkiler dizisinin Kapıcı Cafer'i ile gönüllerde taht kuran usta oyuncu Ercan Yazgan, 3 Mart 2018 tarihinde solunum yetmezliği nedeniyle özel bir hastaneye kaldırılmıştı. Yoğun bakım servisinde hipotansiyon, böbrek ve karaciğer yetmezliği ve bunların sonucunda oluşan çoklu organ yetmezliği nedeniyle yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği bildirildi.

Usta oyuncu Ercan Yazgan hayatını kaybetti | Ercan Yazgan(Kapıcı Cafer) kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü?

ERCAN YAZGAN KİMDİR?

Ercan Yazgan, 4 Nisan 1946 tarihinde Sinop'ta doğmuştur.

Tuncay Özinel Tiyatrosu, Aıştı. 1989 yılında Bizimkiler dizisindeki Kapıcı Cafer tiplemesiyle herkes tanıdı. 1989-2002 yılları arasında 13 yıl kesintisiz olarak yayınlanan "Bizimkiler" adlı dizide Kapıcı Cafer karakterini canlandırırken; Erdal Özyağcılar, Savaş Dinçel, Ayşe Kökçü, Mehmet Akan, Uğurtan Sayıner, Atılay Uluışık, Aykut Oray, Salih Kalyon, Selçuk Uluergüven, Ali Uyandıran, Rutkay Aziz, Buket Dereoğlu, Cihat Tamer, Engin Şenkan, Güzin Özipek, Kemal İnci, Meral Çetinkaya, Dursun Ali Sarıoğlu, Arif Erkin Güzelbeyoğlu, Cezmi Baskın, Zihni Göktay, gibi oyuncularla birlikte rol aldı. Bülent Kayabaş ile Tiyatro yaptı.

1986 yılında Perihan Abla dizisinde, Perran Kutman, Şevket Altuğ, Tuluğ Çizgen, Cihat Tamer gibi oyuncularla oynadı. 1994 yılında senaryosunu Gani Müjde'nin yazdığı Kaygısızlar dizisinde Halit Akçatepe, Ayşen Gruda, Tuluğ Çizgen, Şoray Uzun, Yılmaz Köksal, Çiçek Dilligil gibi oyuncularla oynadı. Birçok film ve dizide rol aldı.Ercan Yazgan yakalandığı verem hastalığını uzun tedavi süresinden sonra yendi.

Usta oyuncu Ercan Yazgan hayatını kaybetti | Ercan Yazgan(Kapıcı Cafer) kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü?

Ercan Yazgan üçüncü evliliğini tiyatrocu İdil hanım ile yaptı. Oyuncu Buket Dereoğlu üvey kızıdır. Buket Dereoğlu'nun annesi İdil hanım, ikinci evliliğini 1976 yılında Ercan Yazgan ile yapmıştır.

Ercan Yazgan'ın dördüncü eşi Ceyhan hanımdan Tuğçe ve oyuncu Billur Yazgan (d. 1 Ekim 1985) adında iki kızı ile Bilgehan adında bir oğlu vardır.

2015 yılında yapımcılığını Necati Akpınar'ın yaptığı ve Hande Doğandemir, Fatih Artman, Devrim Yakut, Cengiz Bozkurt, Erdal Tosun başrollerde olduğu "Bana Masal Anlatma" filminde Ercan Yazgan da rol alırken Yılmaz Erdoğan, Gökçe Bahadır ve Gürkan Uygun da konuk olarak filmde oynadılar.

ERCAN YAZGAN ÖDÜLLERİ:

1999 - 36.Antalya Film Şenliği, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Duruşma filmi ile

Usta oyuncu Ercan Yazgan hayatını kaybetti | Ercan Yazgan(Kapıcı Cafer) kimdir, nerelidir, neden öldü, kaç yaşında öldü?

ERCAN YAZGAN FİLM VE DİZİLERİ:

2015 - Bana Masal Anlatma (Sinema Filmi)
2011 - 2012 - İffet (Dizi)
2010 - Kardelen (Sinema Filmi)
2009 -2010 - Hanımın Çiftliği
2008 - Talih Kuşu (TV Dizisi)
2008 - Nekrüt (Sinema Filmi)
2008 - Adanalı (TV Dizisi)
2006 - Yalancı Yarim
2006 - Ahh İstanbul
2004 - Tatil Aşkları
2004 - Altın Kafes
2004 - Büyük Buluşma TV Dizisi 2003 - 2006 - Hayat Bilgisi
2002 - Sırlar Dünyası / Sır Kapısı
2002 - Aşk Meydan Savaşı
2000 - Balalayka (Sinema Filmi)
1999 - Duruşma (Sinema Filmi)
1996 - Sevda Kondu
1994 - Kaygısızlar
1994 1993 - Yazlıkçılar
1990 - Bir Milyara Bir Çocuk (aynı zamanda yapımcı)
1989 - 2002 - Bizimkiler
1986 - Kabadayı (Sinema Filmi)
1986 - Şaka Maka (Video)
1986 - Perihan Abla
1983 - Üç İstanbul
1982 - Arkadaşım (Sinema Filmi)
1979 - Dokunmayın Şabanıma (Sinema Filmi)
1978 - Ölüm Görevi (Sinema Filmi)
1977 - Sen Aşk Nedir Bilir Misin (Sinema Filmi)
1977 - Sarmaş Dolaş (Sinema Filmi)
1977 - Tatlı Kaçık (Sinema Filmi)
1975 - İzin (Sinema Filmi)
1971 - Hüdaverdi-Pırtık (Sinema Filmi)
1963 - Susuz Yaz(Sinema Filmi) 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Çocukları için memurluğu bıraktı, kursta tanıştığı sanatla şimdi kadınlara umut oluyor Kastamonu’da yıllar önce çocuklarını büyütmek için memurluğu bırakan Seval Bahadır Koç’un kursta tanıştığı coğrafi işaretli taş baskı sanatı mesleği oldu. Kurduğu atölyede asırlardır devam eden geleneği yaşatan Koç, bir yandan da sanatını öğrettiği kadınları meslek sahibi yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 53 yaşındaki Seval Bahadır Koç, yıllar önce memur olarak atandığı mesleğini çocuklarını büyütmek için bıraktı. Çocuklarını büyüten Seval Bahadır Koç, 10 yıl önce farklı bir şeyler öğrenmek için Halk Eğitim Merkezi’ne gitti. Merkezde Kastamonu’nun coğrafi işaretli sanatı olan taş baskıyla tanışan Seval Bahadır Koç, çok sevdiği bu sanatı mesleği haline getirdi. Önce evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Seval Bahadır Koç, taş baskı sanatıyla masa örtüsünden kıyafete, çantadan çeyizlik ürünlere kadar çeşitli ürünler yapmaya başladı. Kısa süre sonra eve sığmayan sanatını daha profesyonel hale getirmek isteyen kadın girişimci, Tarihi Yakup Ağa Külliyesi’nin karşısındaki eski sübyan mektebinde atölye açtı. Yıllardır atölyesinde asırlardır devam eden taş baskı geleneğini yaşatan Seval Bahadır Koç, bir yandan da farklı şehirlerden gelen kadınlara taş baskı sanatını öğreterek meslek sahibi olmalarını sağlıyor. "Kursun ardından bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim" Taş baskı sanatıyla tanışma hikayesini anlatan Seval Bahadır Koç, "Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı bir kursa katıldım. Kursun ardından da bu işi meslek olarak yapmaya karar verdim. Önce evimde küçük bir atölye kurdum. Malzemeleri yavaş yavaş temin ettim. Daha sonra dükkan kadar malzeme birikince dükkan açtım. Dükkanımda satışlarımı ve imalatımı yapıyorum. Şehir dışında gelenlere de bu sanatı tanıtmaya çalışıyorum" dedi. "Baskı yapmak çok hoşuma gitti" ? Çocukları için mesleğini bıraktığını ve şimdiki işini çok sevdiğini dile getiren Seval Bahadır Koç, "Aslında ben memur olarak atanmıştım, oğlumu büyütmek için mesleğe başlamadım. Daha sonra çocuklar büyüyünce bir meşgale aradım kendim için. Tesadüfen Halk Eğitim Merkezinin açtığı kursa katıldı. O zaman taş baskı ilgimi çekmemişti. Ama baskı yapmak çok hoşuma gitti. Ayrı bir terapi. Baskıyı yaparken üretim moduna giriyorsunuz. Bir örtü yaparken kafanızda ikinci örtüyü tasarlıyorsunuz. Çok zevkli bir iş. Onun için dedim ki ben bu işi ileride sürdürebilirim. O şekilde başladım, şimdi de çok memnunum. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olduğu için birilerine aktarmak, bir yerlerde yapıldığını görmek çok iyi bir şey" diye konuştu. "Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor" Çok sayıda ilden kursiyerlerin geldiğini kaydeden Koç, "Kursiyerlerim var. Özel kurslar veriyorum. Değişik illerden kursiyerler geliyor. Öğrendikten sonra gidip memleketlerinde bu işi yapıyorlar, dükkanı olanlar var. Bir şeylerle vesile olmak mutluluk veriyor. Hem bir kadının emekçi olup para kazanması beni mutlu ediyor hem de Kastamonu’nun bir kültürünü başka şehirlere tanıtmak sevindiriyor" şeklinde konuştu. "Bine yakın kalıbım var" Sanatla ilgili bilgi veren Koç, yaptığı desenlerin kullandığı boya sebebiyle asla silinmediğini kaydederek, "Kalıpların her biri farklı bir desendir. Bir yerde çiçek deseni ya da geometrik bir desen gördüğümüzde hemen onun kalıbını yaptırıyoruz. Gördüğümüz her şeyin kalıbını yaptırmak zorunda hissediyorum. Şu an ne kadar kalıbım olduğunun sayısını bilmiyorum. Belki bine yakın kalıbım vardır. Çok kullandığım kalıplarımı göz önünde tutuyorum. Az kullandığım kalıplarımı ise kaldırıyorum, lazım olduğunda tekrar alıyorum. Bir örtüyü yapmam yarım saat, bir buçuk saat arasında tutuyor" ifadelerini kullandı.
Ankara ATO Başkanı Baran’dan vergi reformu çağrısı: "Sistemin bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için, üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, yazılı bir açıklama yaparak, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni değerlendirdi. Baran, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen teklif içerisinde üretim, ihracat, teknoloji yatırımları ve yabancı sermayeyi teşvik eden olumlu başlıklar bulunduğunu kaydederek "Üretimi ve yatırımı teşvik eden her adımı değerli buluyoruz. Özellikle sanayi sicil belgesine sahip üretici firmalara sağlanan kurumlar vergisi indirimini olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz" dedi. Döviz ve altın girişini teşvik eden, varlık barışı dahil olmak üzere teklif içinde yer alan düzenlemelerin, etkisinin sınırlı ve kısa vadeli kalmaması için öncelikli olarak atılması gereken adımın vergi sisteminin bütüncül bakış açısıyla ele alınması olacağının altını çizen Baran, vergi sisteminin sürekli ve parça parça değişikliklerle yönetilmesinin hem mükellef hem de kamu açısından sürdürülebilir olmadığını söyledi. Vergide ivedi olarak bütünsel bir reforma ihtiyaç duyulduğunu belirten Baran, "Vergi sisteminde yapılan her yeni düzenleme, sistemin başka bir alanında yeni bir başka ihtiyacın ortaya çıkmasına neden oluyor. Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için, üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" diye konuştu. Baran, iş dünyasının yatırım planlarını günlük ya da yıllık değil uzun vadeli yaptığını hatırlatarak, sürekli değişen vergi düzenlemelerinin öngörülebilirliği zayıflattığını kaydetti. Vergide tek oran Türkiye’de halen yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanunu’nun 60 yılı aşkın süre önce hazırlandığını ve yıllar içinde çok sayıda değişikliğe uğradığını belirten Baran, bu durumun hem yatırım kararlarını zorlaştırdığını hem de mükellefler üzerinde ciddi bir uyum maliyeti oluşturduğunu söyledi. Baran, sık değişen mevzuatın vergi sisteminde öngörülebilirliği azalttığını kaydetti. Baran, yaklaşık 20 yıl önce önemli bir reform niteliği taşıyan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile kurumlar vergisi oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürüldüğünü ve Türkiye’nin bu sayede vergide rekabetçi ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı. Aradan geçen süreçte yapılan çok sayıdaki düzenleme nedeniyle sistemin yamalı bohçaya dönüştüğünü ifade eden Baran, bugün yüzde 18 ile yüzde 30 arasında değişen farklı oranların uygulandığı karmaşık bir yapının ortaya çıktığını söyledi. Dijitalleşmedeki kolaylıklar mükellefe de yansıtılmalı Vergi Usul Kanunu’nun da günün ekonomik gerçeklerine cevap vermekte zorlandığını ifade eden Baran, mevzuatta hala kağıt ortamındaki vergi sisteminin izlerinin bulunduğunu belirtti. Dijitalleşen ekonomi ve değişen ticaret yapısına dikkat çeken Baran, "Çağdaş vergi sistemlerinin temel unsurlarından biri olan mükellef haklarının daha güçlü bir şekilde mevzuata ve idari uygulamalara yansıtılması gerekiyor" dedi. E-haciz uygulamaları Kamu alacaklarının tahsiline ilişkin 6183 sayılı Kanun’un uygulamada mükellefler açısından önemli sorunlara yol açtığını belirten Baran, kamu alacakları nedeniyle borç tutarının üzerinde tüm banka hesaplarına uygulanan e-haciz işlemlerinin işletmelerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirebildiğini söyledi. KDV sistemi sadeleşmeli KDV sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Baran, uzun süredir devreden KDV sorununun iş dünyasının finansman yükünü artırdığını belirterek, "Birden çok oranda kullanılan, alışta ve satışta farklı oranlarda uygulanan KDV sistemi sadeleşmeli, iade süreçleri hızlanmalı ve işletmelerin üzerinde finansman baskısı oluşturan uygulamalar gözden geçirilmeli" dedi. Sade, güven veren, anlaşılır ve uygulanabilir bir yapı Vergi sisteminde sadeleşmenin önemine dikkat çeken Baran, mükellef haklarını esas alan, kayıt dışılıkla mücadelede güven veren, anlaşılır, uygulanabilir ve uyum maliyeti düşük bir yapının kritik önemde olduğunu belirtti. Baran, "Vergi sistemini, temel amacı yalnızca gelir toplamak olan bir yapı olarak düşünmekten ve böyle inşa etmekten vazgeçmeliyiz. Vergi sistemi üretimi destekleyen, yatırımı artıran, istihdamı koruyan ve rekabet gücünü yükselten bir yapı olarak yeniden inşa edilmelidir. Vergi tabanını genişleten, kayıt dışılığı azaltan, dolaylı vergilerin yükünü hafifleten, vergiye uyumlu mükellefi gözeten, aflara son veren kapsamlı bir reforma ihtiyaç var. Parçalı değişiklikler vergi ödeyenlere de devlete de uzun vadede fayda sağlamıyor. Ekonominin tüm çarklarını uyum içinde döndürmenin ve refah toplumuna gitmenin yolu vergide adaletten ve kapsayıcılıktan geçmektedir. Bilhassa kurumlar vergisinde yapılması öngörülen indirimin daha kapsayıcı olarak tüm mükellefleri ve faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tek oranlı bir sisteme dönüştürülmesi, vergi tekniği açısından zorunlu olanlar dışında tüm indirim, istisna ve muafiyetlerin kaldırılması en uygun adım olacaktır" diye konuştu. Reform sürecinde iş dünyası ile istişare Baran, reform sürecinde iş dünyasının görüş ve beklentilerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, kamu ile özel sektör arasında güçlü istişare mekanizmalarının, örneğin bir vergi reform komisyonunun oluşturulmasının Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağını kaydetti.