GÜNDEM - 21 Ekim 2014 Salı 10:43

'Yabancı düşmanlığı tehlikeli boyutlara çıkabilir'

A
A
A
'Yabancı düşmanlığı tehlikeli boyutlara çıkabilir'

Türkiye’nin, Suriyeli sığınmacılar için acil bir şekilde göçmenlik yasası çıkarması gerektiğini belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Levent, yasanın çıkmaması durumunda yabancı düşmanlığının tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini söyledi.

Tüm şiddetiyle devam eden savaş nedeniyle Suriye’yi terk etmek zorunda kalan sığınmacılar, başta Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine göç ediyor. Türkiye’nin sınır illerinde yoğunlaşmalarının yanı sıra farklı şehirlere de yayılan Suriyeli sığınmacılar, hayatlarını devam ettirebilmek için çeşitli işlerde çalışıyor. Sokaklarda yaşayan, işveren için ucuz iş gücü anlamına gelen ve ikinci eş olarak tercih edilen sığınmacıların misafirlik süreleri uzadıkça toplumda ortaya çıkan öfke tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. Ülkelerine dönüp dönmeyeceği merak edilen sığınmacılara karşı tepkiler zaman zaman toplumsal lince de dönüşebiliyor. Sığınmacıların, barınma ihtiyaçlarını genellikle sağlıksız ortamlarda karşılamalarından dolayı hastalık riski taşıdıkları ve başta hırsızlık olmak üzere çeşitli güvenlik sorunlarına yol açabilecekleri düşüncesi ev sahibi ülkenin vatandaşları arasında her geçen gün yaygınlaşıyor. Ayrıca vatandaşların eşlerini ve işlerini kaybetme korkusunu da hissetmeleriyle ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve ötekileştirme gibi tepkiler ortaya çıkıyor.

“MİSAFİRPERVERLİK LAFTA KALIYOR”
Kitlesel ve hazırlıksız karşılanan göç dalgasının yabancı düşmanlığını tehlikeli boyutlara gelecek şekilde tetiklediğini belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Haluk Levent, Türkiye’nin ilk ve acil olarak göçmenlik yasası çıkarması ve bu yasanın gereklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’deki yabancı düşmanlığının yaygınlaştığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Levent, “Çok kültürlülük esastır ve bunda çok büyük fayda vardır. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri Osmanlı dönemindeki çok kültürlü yapıyı cumhuriyetin kurulmasıyla beraber kaybetmesidir. Bunun da ortaya çıkardığı bir yabancı düşmanlığı var. Her ne kadar çok misafirperver olduğumuzu söylesek de bunlar genelde lafta kalıyor” diye konuştu.

Sığınmacılara insan haklarına yakışır biçimde bir yaşam sağlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent, “Sığınmacılarına öncelikle mültecilik statüsü tanınmalı. Böylece ülke içerisinde seyahat edebilir ve normal bir vatandaşın haklarının önemli bir kısmına sahip olabilirler. Bunun için de göçmenlik yasasının çıkarılması, yasa çerçevesinde gerekenlerin yapılması, ülkemize mecbur kaldıkları için gelenlerin insanca yaşayabilir hale getirilmesi ve temel insan haklarının sağlanması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

“TÜRKİYE BM’NİN TEKLİFİNİ REDDETTİ”
Türkiye’nin göçle olan ilişkisinin Suriye ile başlamadığını belirten Prof. Dr. Haluk Levent, uzun yıllardır Türkiye’yi geçiş ülkesi olarak kullanıp Avrupa’ya geçmeye çalışan geniş bir kitlenin olduğunu ve Avrupa’ya gitmeyi başaramayanların ise Türkiye’ye yerleşmeye karar verdiğini söyledi. Türkiye’nin geçiş ülkesi olma vasfından kalıcı misafir kabul eden ülke haline gelmesinin ardından Birleşmiş Milletler’in göçmenlik yasası çıkarılması konusunda baskı yaptığını ifade eden Haluk Levent, “Yoğun göçün yaşandığı ülkeler göçmenlik yasası çıkarır ancak Türkiye böyle bir yasa çıkartmadı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği yoğun bir göçün olacağını öngörmüş ve Türkiye’ye bu göçe karşı yardım teklifi etmişti. Ancak Türkiye bu yardımı reddetti ve uluslararası kurumların olaya müdahil olmasını istemedi. Bu nedenle Türkiye’nin ‘yardım etmiyorsunuz’ demeye hakkı yok. Zamanında birlikte mücadele etme teklifini kabul edilseydi, bu duruma düşmeyecektik” dedi.

“BİRLİKTE YAŞAMANIN ALTYAPISINI OLUŞTURMALIYIZ”
Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüp dönmeyeceği konusunda bölgedeki kuraklık sorununun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent, “Küresel iklim değişikliğinin Suriye’deki yansıması olağanüstü bir kuraklık şeklinde gerçekleşti ve açlık ortaya çıktı. Bunun etkisiyle insanlar kuzeye doğru göç etmeye başladı. Bu da savaşa yol açan nedenlerden biri. Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüp dönmeyeceği konusunu tartışırken kuraklık sorununu göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Uzun süreli kuraklığın ardından da orada insanların yaşayabileceği bir altyapı kalmadı. Barış gelse ve silahlar sussa bile kısa vadede geri dönüş şansları olduğuna düşünmüyorum. Birlikte yaşamanın altyapısını oluşturmalıyız” ifadelerini kullandı.

MİSAFİR YERİNE MÜLTECİ
Uluslararası İlişkileri Bölümü Arş. Gör. Emre Eren Korkmaz ise Türkiye’deki insanların mültecilere ilk olarak sempatiyle yaklaşmalarına rağmen sürecin uzaması ve gelenlerin yasal bir statüsünün olmamasından kaynaklanan toplumsal huzursuzlukların ortaya çıktığını söyledi. Meselenin ‘misafirlik’ tanımından çıkarılması gerektiğini altını çizen Emre Eren Korkmaz, “Misafir çok muğlak bir tanım. Bunun karşısında daha yasal bağlayıcılığı olan mülteci ifadesinin kullanılması gerekiyor. Sığınmacıların çalışması gerekiyor ama yasal statüleri olmadığı için başta tekstil ve inşaat gibi sektörlerde düşük ücretlerle kaçak işler yapıyorlar. Dolayısıyla insanlar, mültecileri ekonomik anlamda tehdit olarak görmeye başlıyorlar. Çünkü her koşulu kabul eden zor durumdaki insanlarla rekabete giriyorlar. İnsanların barınma ve sağlık sorunları, salgın tehditleri ve güvenlik sorunları olabiliyor. Bunların hepsi de insanlarda tepkiyi ortaya çıkarıyor” şeklinde konuştu..

BANU EZBER

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Lokanta ve kafelerde KDV oranında değişiklik Resmi Gazete’de Lokanta ve kafelerde yüzde 8 olan KDV, yüzde 10’a, yüzde 18 olan KDV’nin, yüzde 20’ye çıkarılmasına ilişkin tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı. Katma Deper Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğe göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 26 Nisan 2014 tarihli Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde yer alan ’yüzde 8’ ibarelerinin ’yüzde 10’, ’yüzde 18’ ibarelerinin ’yüzde 20’ olarak değiştirilmesine karar verildi. Buna göre, lokantaların hizmetlerini, et, su, meyve suyu gibi gıda malzemesi satışı göstererek yüzde 10 yerine yüzde 1 KDV ile faturalandırmasının önüne geçilecek. Hizmet sunan lokanta, kafe, pastane gibi işletmeler kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin edilerek buralarda sattıkları ürünler için yüzde 10 oranında KDV hesaplayacak. Bu işletmelerin telefonla veya internet üzerinden sipariş suretiyle adrese gönderme, gel-al gibi yöntemlerle yaptıkları tüm satışlar da aynı kapsamda değerlendirilecek. Öte yandan, yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik işyeri ruhsatı bulunmadığı halde müşterilerine masa, oturma yeri, tezgah gibi servis yapılabilen alanlarda yiyecek ve içecek hizmetleri sunanların bu yerlerde yaptıkları satışlar da bu kapsamda olacak. Tebliğin yayımını izleyen ayın başında yürürlüğe gireceği belirtilirken hükümlerinin Hazine ve Maliye Bakanınca yürütüleceği belirlendi.
Bitlis Ahlat’ta ‘Tarihe Damga Vuranlar Haluk Dursun’ anma programı düzenlendi Eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun vefatının 5. yılında Bitlis’in Ahlat ilçesinde anıldı. Ahlat ilçesinde Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun anısına “Tarihe Damga Vuranlar Haluk Dursun” anma programı düzenlendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın katkılarıyla Anadolu Kültür ve Tarih Birliği Derneği tarafından düzenlenen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra konuşma yapan Bitlis Valisi Erol Karaömeroğlu, “Haluk Dursun’un hatırasına sahip çıkan bu anlamlı program dolayısıyla sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün ülkemizin yetiştirmiş olduğu mümtaz bir ismi anmak üzere buradayız. Prof.Dr.Haluk Dursun’u ebedi aleme uğurlayalı tam 5 yıl oldu. Van Erciş’te kendi aracıyla seyir halindeyken meydana gelen elim bir trafik kazası sonucu maalesef hocamızı 19 Ağustos 2019 tarihinde kaybettik. Kültür birikimi ve hitabetiyle araştırmayı, bildiğini ve gördüğünü meraklısına aktarmayı seven, hayatını görevine adayan bir bilim insanıydı. Ahmet hocamızı bir kez daha rahmetle, özlemle, şükranla yad ediyorum. Değerli ailesine, dostlarına, mesai arkadaşlarına tekrar başsağlığı diliyorum. Rabbim Haluk hocamızdan razı olsun, mekanı ali olsun. Bu anlamlı buluşmanın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Ardından konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, “Gerçekten bir ideal, ülkü ve niyet uğruna yola koyulanlardandı Haluk hoca ve bugün bizi burada bir araya getirdi. Bunu da yaparken bir mekan ve bellek ilişkisi kurmaya yönelik en önemli noktalardan birinde Ahlat’ta bizleri buluşturdu. Gerçekten nereden geldik nereye doğru yürüyeceğiz duygusunu bize pekiştirebilecek bir noktada bir araya gelmiş olduk” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy’da, “Ahlatın maneviyatıyla gençliğin enerjisini bir araya getiren bu tarihi ve bu mukaddes şehirde Kubbet-ül İslam’da sizlerle beraber olmaktan tarihe adanmış, adanmış olduğu bir ülküsünde yol yürürken rahmeti rahmana kavuşmuş değerlerimizi anma vesilesiyle sizlerle olmaktan bende kıvanç duyuyorum. Ahlat’ı anlamak, tanımak ve bu değerler etrafında dertlenen Ahmet Haluk Dursun profili, şahsiyetleri, onun etrafında neşet etmiş yetiştirmiş olduğu gençlerin yeniden filizlenmesine iklim oluşturmaktır. Bizim muradımız ve mefkuremiz budur. Siyasetten de, devlet hayatından da anladığımızda budur, bu olmalıdır. Bu sebepten dolayı bugün bu saatte bu salonu dolduran her bir arkadaşım bu atmosferin bir parçası olmuştur. Bu programın hayat bulmasında dertlenerek Ahmet Haluk Dursun hocanın derdini kendine dert ederek yola çıkıp kamu imkanlarıyla bu iş yürümüyorsa milletle yürüyebiliriz, dernekleşiriz diyerek devletimizin kapısını çalarız diyerek yolculuğa başladı. Bugünün anlamını bir bütün halinde program bitene kadar hissedip yaşayalım” şeklinde konuştu. Bitlis Eren Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Ferit İzci ise, “Bizim medeniyetlerimiz başka medeniyetlere benzemez. Bizim medeniyetlerimiz işte böyle şahsiyetler ve gençler üzerine inşa edilmiş ilelebet varlığını devam ettirecek medeniyetlerdir. Başka medeniyetlerin hayal bile edemeyecekleri zirvelere çıkmış olan ecdadın nesilleriyiz. Hayatını bu şekilde mücadeleyle geçiren başta sayın Ahmet hocamız olmak üzere bu ülkede ve coğrafyada yetişmiş değerlerli şahsiyetlere huzurlarınızda saygıyla ve minnet duyuyorum” dedi. Düzenlenen program hakkında gazetecilere açıklamada bulunan Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Derneği Başkanı Doğan Güngör, “Kültür ve Turizm Bakan yardımcısıyken çok sevdiği Ahlat’ı ziyaretinin hemen sonrasında geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybeden Prof.Dr.Ahmet Haluk Dursun hocayı anmak, Ahlat’ı anlatmak ve gençlerle hemhal olmka için buradayız. Dernek olarak hocamızı anmak üzere yaptığımız ikinci program. İlkini Çanakkale’de yine tarihimizin müstesna mekanlarından birinde, bugünde Ahlat’ta yaptık” dedi. Anma programına katılan Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un kızı Nilay Dursun’da duygularını şöyle ifade etti; “Babamın hayatının son yıllarında özellikle çok önem verdiği Anadolu Tarih ve Kültür Birliği projesinin yaşatılıyor olabildiğini görmek gerçekten çok mutluluk verici. Yıllar önce babamın vefatından sonra tanıştığım bu değerli ekiple 5.yılında da bu tarz etkinliklerle bir araya gelmeyi sürdürüyoruz. Babamı anmayı, onun öğretilerini, gençlere aktarmaya çalıştığı bilgileri bir arada tekrar hatırlayarak belki yeni kitlelere aktarmaya çalışıyoruz. Bu gerçekten çok önemli. Dolayısıyla bu etkinliklerde desteği olan herkese çok teşekkür ediyorum.” İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü son sınıf öğrencisi Kenan Toprak Çatkın’da, “Ahlat’a ikinci gelişim. Bundan önce de bir program aracılığıyla gelmiştim. Haluk hoca bizde çok önemli ve derin etkiler bıraktı. Zaten bu etkileri panelimizde de anlatacağız” dedi. Yapılan konuşmaların ardından program Anadolu Kültür ve Tarih Birliği Derneği Musiki Grubunun Haluk Dursun’un sevdiği müzikleri seslendirmesiyle devam etti. Arından Ahmet Haluk Dursun hocayla anısı olan çeşitli üniversite öğrencilerin paneli ve BEÜ öğretim üyesi Doç.Dr.Hasan Buğrul’un Ahlat’taki tarihi mezar taşları üzerindeki övgü içerikli yazılar adlı sunumuyla program sona erdi. Anma programı sonunda toplu hatıra fotoğrafı çektirildi. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi konferans salonunda düzenlenen anma programına Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, Bitlis İl Emniyet Müdürü Ortaç Şekeroğlu, Bitlis İl jandarma komutanı Tuğgeneral Eyüp Subaşı, bazı kurum amirleri, çok sayıda akademisyen, yazar, eğitimci ve öğrenci katıldı. Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un kaza sonucu vefatı 2019 yılında Malazgirt Zaferi’nin 948. yıl dönümü etkinlikleri öncesi Ahlat’ta gezi ve incelemelerde buluna merhum Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, buradaki incelemeleri sonrası kara yoluyla Van’a hareket etmişti. Dursun’un içinde bulunduğu araç, Erciş’in Bayramlı Mahallesi yakınlarında kaza yapmış, kazada Ahmet Haluk Dursun hayatını kaybetmişti.
Antalya Otomobil su kanalına uçtu: Öldüğü düşünülen sürücünün yüzerek kaçtığı ortaya çıktı Antalya’da kontrolden çıkıp su kanalına uçan otomobildeki sürücü, kanaldan yüzerek çıkıp olay yerinden kaçtı. Aracın yaklaşık 1 buçuk ay önce satışını yapıp devrinin henüz alınmadığını belirten ruhsat sahibi kadın ise olay yerine geldiğindeki ilk sözü, “Allah’tan içinde kimse yok” oldu. Kazanın görgü şahidi bir genç ise, “Sürücü çok paniklemişti, yüzerek kanaldan çıktı, ardından kaçtı” dedi. Kaza, saat 22.00 sıralarında Kepez ilçesine bağlı Göksu Mahallesi’ndeki Nene Hatun Caddesi ile İbn-i Sinan Sokak kesişiminde meydana geldi. Henüz sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 16 LUB 73 plakalı otomobilin önce kaldırıma çarpıp ardından su kanalına uçtuğunu görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarın ardından olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Belirtilen adrese gelen itfaiye ekipleri, araçta yaptıkları kontrolde herhangi bir kişinin olmadığını tespit etti. Bunun üzerine görgü şahitlerinin ifadesine başvuran polis, sürücünün araçtan çıktıktan sonra yüzerek kanaldan çıktığını ve ardından panikleyerek kaçtığını belirledi. Trafik polisinin araç plakasından yaptığı sorgulamada, aracın Gülfer Hanedar adına kayıtlı olduğu belirlendi. “Arabayı sattım, parasını aldım ama devrini almadı” Ekiplerin haber vermesiyle kaza yerine gelen Hanedar, aracı Halil isminde bir galerice yaklaşık 1 buçuk ay önce sattığını, parasını almasına rağmen karşı tarafın devrini henüz üzerine almadığını söyledi. Gazetecilere de açıklamada bulunan Hanedar, “Arabayı satmıştım, parasını aldım ancak devrini henüz üzerine almadı. Kaza olunca beni aradılar. Allah’tan içinde kimse yok, ona sevindik. Galericiye satmıştım. Onun sürüp sürmediği de belli değil, ulaşamıyorum da” diye konuştu. Kazayı görenlerden Musa Kont isimli genç ise “Araba aniden fren yaptı ve kanala uçtuktan sonra sürücü yüzerek çıktı. Adam çok panik yapıyordu, sakinleştirmeye çalıştık ama kaçtı gitti” dedi. Polis ekipleri sürücüyü bulmak için çalışma başlatırken, araç çekiciyle su kanalından çıkartılarak otoparka götürüldü.