GÜNDEM - 12 Eylül 2016 Pazartesi 09:26

Yıldırım: Herkes kendi işine baksın

A
A
A
Yıldırım: Herkes kendi işine baksın

Başbakan Binali Yıldırım, ABD Türkiye Başkonsolosluğu’nun kayyum atamaları ile ilgili “Bu bölgelerde seçim yapılmasını umut ediyoruz” açıklamasını eleştirerek, “Herkes kendi işine baksın" dedi

Başbakan Binali Yıldırım bayram namazını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kıldı. Cami çıkında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başbakan Yıldırım, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutladı.

Bayramların kardeşliklerin zirveye çıktığı özel günler olduğunu söyleyen Yıldırım, “Bu bayram inşallah ülkemizin ve milletimizin kardeşliğine vesile olur. Ülkemizi huzursuz etmeye çalışan milletimizi ayrıştırmaya çalışanların da ıslah olmasına vesile olur. Bu vesile ile sınır boylarında, yurdun her köşesinde milletimizin rahat bir bayram geçirmesi için gece gündüz çalışan bütün güvenlik kuvvetlerimizi, askerimizi, polisimize Allah kolaylık versin. 15 Temmuz’dan sonra ilk bayramımızı yapıyoruz. Biraz buruğuz. Gerek FETÖ, gerek bölücü terör örgütünün yaptığı alçakça saldırılar vesilesi ile hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Mekanları cennet olsun. Milletim şunu bilsin ki hiçbir güç bu topraklarda hür ve bağımsız yaşamış bu milleti bölemeyecektir” diye konuştu.

Vatandaşlara trafik konusunda da uyarılarda bulunan Yıldırım, “Yolların kralı yok, kuralı var. Kaymak gibi yollar yaptık. Yolları böldük hayatları birleştirelim diye yaptık. Siz siz olun kurallara uyun, sevdiklerinizi üzmeyin. Sağ salim birbirinizle buluşun diyorum. Bütün milletime saygılarımızı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

BELEDİYELERE KAYYUM ATANMASI

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Başbakan Binali Yıldırım 28 Belediye’ye kayyum atanmasını değerlendirdi.

Belediyelerin vatandaşa en yakın yönetim birimleri olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Amaçları nedir yaşadıkları illerde vatandaşlardan aldıkları oyla yine vatandaşların işini görmektir. Şehrin dert babası olmaları gerekir. Ne yazık ki bazı belediyeler özellikle bölücü terör örgütünün adeta lojistik merkezi haline gelmiştir. Devletin kaynaklarını, milletin vergilerini şehrin güzelleşmesine harcayacaklarına öyle veya böyle bölücü terör örgütüne aktarmak gibi bir faaliyet içine girmişlerdir. Görevden alınan belediyelerin tamamında böyle bir durum söz konusudur. Bunlar yapılan soruşturmalarla ortaya konmuş gerçeklerdir. Dolayısıyla birilerinin Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye kalkmasını kabul etmek mümkün değildir. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde işlerin nasıl yapılacağı yasalarda, anayasada yer almaktadır. Bu yüzden yerel yönetimlerde görev alan belediye başkanları, meclis üyeleri bundan böyle devletin verdiği imkanları millet için harcarlarsa, onların endişe etmesine gerek yoktur. Her kim ki hukukun dışında bir şekilde herhangi bir terör örgütüne FETÖ olabilir veya bölücü terör örgütü olabilir veya yolsuzluk, kanunsuz işler yapabilir. Bunlar için yasalarımız neyi emrediyorsa onu yapmak bizim en temel görevimizdir. Bunu yapmazsak asıl sorun orada başlar” şeklinde konuştu.

“HERKES KENDİ İŞİNE BAKSIN”

Başbakan Binali Yıldırım ABD Türkiye Başkonsolosluğu’nun kayyum atamaları ile ilgili “Bu bölgelerde seçim yapılmasını umut ediyoruz” açıklamasını da eleştirerek, “Herkes kendi işine baksın. Biz ülkemizde kanunların kuralların nasıl işleyeceğini başkalarından öğrenecek değiliz. Türkiye bir hukuk devletidir. Türkiye’nin bu konuda ders almaya ihtiyacı yoktur” ifadelerini kullandı.

Suriye’de ateşkes sürecini de değerlendiren Yıldırım, şunları söyledi;

“Ümit ederiz ki bu varılan ateşkes kalıcı olur. Çünkü 6 yıla varan süre içerisinde bu anlamsız savaştan kimse kazanmamıştır. 600 bine yakın masum insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası yerini yurdunu terk etmiştir. Türkiye bütün mültecileri bağrına basmış ve onları kardeş bilerek beraber yaşamaya devam ekmiştir. Suriye’de Irak’ta bölgede barış artık bir keyfiyet değil mecburiyet haline gelmiştir. Bölge ile ilgili bütün ülkeleri çok daha vicdani ve hukuki sorumlulukları vardır. Hiçbir sebep insanı öldürmek için meşru olamaz. İnsanın görevi insanı yaşatmaktır. Özellikle Amerika ve Rusya başta olmak üzere bölgede faaliyet gösteren, bölgedeki terör örgütlerini yok etme adına bulunan ülkeler Türkiye’den dile getirdiği bu barış sürecinde daha aktif yol almaları icap etmektedir. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz diyoruz ki artık yeter 6 yıl oldu daha ne kadar insan ölecek. Gelin bu ateşkesi kalıcı hale getirelim ve sonunda da Suriye’de bütün grupların, bütün mezheplerin, bütün etnik farklılıkları temsil edileceği, Suriye’nin toprak bütünlüğünü asla ıskalamayan bir yönetim şeklini burada tesis edelim”

“BÖLGE TERÖRDEN TEMİZLENİNCEYE KADAR OPERASYON SÜRECEK”

Başbakan bir gazetecinin Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Fırat Kalkanı operasyonu iki tane önemli sebebi var. Bir tanesi Türkiye’nin güney sınırlarını emniyet altına almak. Türkiye’nin güney sınırlarından bir süredir DEAŞ terör örgütü ve diğer terör örgütleri sızmak suretiyle eylemler yapıyorlar. Gaziantep’te en son 54 masum insan ki bunun 29 tanesi 18’den küçük çocuk, canlı bomba eylemi ile büyük acı yaşadık. Bunun üzerine Fırat Kalkanı operasyonunu başlattık. Amaç DEAŞ gibi terör örgütlerini bölgeden uzaklaştırmak ve burayı gerçek sahiplerine teslime etmek. Dolayısıyla sınır güvenliğimiz yüzde yüz emniyet altına alınacak, vatandaşlarımızın canına malına yönelik her türlü tehdit tamamen ortadan kaldırılacak. Bunlar yüzde yüz sağlanıncaya kadar ve bölge terör örgütlerinden temizleninceye kadar Özgür Suriye Ordusu’na desteğimiz ve bölgeyi terörden temizleme faaliyeti devam edecektir”.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.