ASAYİŞ - 01 Aralık 2011 Perşembe 09:16

110 BİN TL DEĞERİNDE KAÇAK EŞYA ELE GEÇİRİLDİ

A
A
A
110 BİN TL DEĞERİNDE KAÇAK EŞYA ELE GEÇİRİLDİ

Kilis’in Öncüpınar Sınır Kapısı’nda 3 ayrı kaçakçılık olayında ele geçirilen kaçak eşyaların değerinin 110 bin 830 TL olduğu bildirildi.
Öncüpınar Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerinin, yaptığı kontrollerde, Suriye’den Türkiye’ye giriş yapan İran uyruklu B.A.D. idaresindeki yolcu otobüsünde yaptığı aramada 130 kilo dökme çay,14 adet et çekme makinesi,11 adet oto yedek parça ele geçirildi. Yine Suriye’den Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen Türk vatandaşı D.K. idaresindeki ticari otomobilde yapılan aramada 950 paket sigara, ve Türk vatandaşı F.K. idaresindeki ticari otomobilde yapılan aramada bin 200 paket kaçak sigara ele geçirildi.
Kaçakçılık olayları ile ilgili olarak, 3 kişi ifadelerinin alınmasından sonra Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilirken, yakalanan kaçak eşyaların değerinin 110 bin 830 TL 27 kuruş olduğu bildirildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’a 27 milyar TL’lik yol yatırımı Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından Samsun’da sürdürülen yol projelerinin toplam bedeli 27 milyar 238 milyon 333 bin TL’ye ulaştı. Devam eden ve tamamlanma aşamasına gelen çalışmalarla kent genelinde ulaşım altyapısı baştan aşağı yenileniyor. Samsun’da, Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü’nün devam eden 10, kesin hesap aşamasında bulunan 3 olmak üzere toplam 13 yol yapım işi bulunuyor. En yüksek bütçeli yatırım ise 15 milyar TL proje bedeline sahip, 16,3 kilometre uzunluğundaki Batı Çevre Yolu oldu. İnşaatı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla başlatılan projenin 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Devam eden projeler arasında 2,5 milyar TL bedelli Çarşamba-Ayvacık İl Yolu’nda fiziki gerçekleşme oranı yüzde 88’e ulaştı. 1 milyar 190 milyon TL proje bedelli Samsun-Bafra arası ile Samsun Çevre Yolu BSK onarım işinin yüzde 66’sı tamamlandı. 400 milyon TL bedelli Çarşamba-Ayvacık-Taşova İl Yolu heyelan ıslahı işinde yüzde 85 fiziki gerçekleşme sağlandı. 2 milyar 226 milyon TL proje bedelli Havza-Vezirköprü Yolu’nda çalışmaların yüzde 68’i tamamlandı. 742 milyon TL bedelli Samsun Şehir Geçişi Yeşilkent Kavşağı işinde yüzde 90 seviyesine gelinirken, 2 milyar 495 milyon TL proje bedelli Samsun Şehir Hastanesi Yolu’nda yüzde 70 ilerleme kaydedildi. 980 milyon TL bedelli Çarşamba-Ayvacık Yolu heyelan ıslahı 2 projesi yüzde 86 oranında tamamlandı. 55 milyon TL proje bedelli Çarşamba–Salıpazarı Bağlantı Yolu’nda fiziki gerçekleşme yüzde 87 oldu. 700 milyon TL bedelli Karadeniz Sahil Yolu Terme grubu (Terme Anayol ve Karaboğaz) köprüleri yapım işinde ise çalışmalar yüzde 21 seviyesinde sürüyor. Öte yandan fiziki yapım süreci tamamlanan 65 milyon TL bedelli Terme-Ünye-Fatsa Devlet Yolu BSK onarımı, 752 milyon TL proje bedelli Ladik-Taşova Devlet Yolu ikmal işi ile 72 milyon TL bedelli Bekdiğin DDY Üstgeçit Köprüsü genişletmesi ve hemzemin kavşak düzenlemesi yapım işinin kesin hesap aşamasında bulunduğu bildirildi.
Diyarbakır Sevgililer Günü’nde 100’lardan başlayıp 7 bin liraya kadar çıkan çiçek hediyesi Diyarbakır’da 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla çiçekçiler hazırlıklarını tamamladı. Tek gül 100-150 TL, buketler ise 750 TL’den başlayıp 7 bin TL’ye kadar çıkıyor. 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle çiçekçiler sabahın erken saatlerinden itibaren müşterilerini beklemeye başladı. Kent genelinde vitrinler kırmızı güller ve özel tasarım hediyelikler ile süslendi. Fiyatlar ürünün türüne göre değişiklik gösteriyor. Tek gülün fiyatı 100 ile 150 TL arasında değişirken, buket fiyatları ortalama 750 TL’den başlayıp 7 bin TL’ye kadar yükseliyor. Çiçeklerin yanı sıra çikolatalı buketler, ayıcıklı hediyelikler, balonlar ve çeşitli hediyelik ürünler de raflarda yerini aldı. Esnaf, özellikle akşam saatlerinde yoğunluk yaşanmasını bekliyor. Çiçek satışı yapan Abdullah Akgül, çok yoğun olduklarını, vatandaşların son güne bıraktıklarını söyledi. Akgül, "Bütün çiçekleri hazırladık. Şu an müşteriler beğendikleri çiçeği alıp gidiyor. Normal şartlarda 50 ila 70 buket hazırlıyorduk. Sevgililer Günü için 200 buket hazırladık. Tüm hazırlıklarımız tamam müşterilerimizi bekliyoruz" dedi. En çok ilgi gören ürünlerin ise klasik gül buketleri olduğunu aktaran Akgül, "Vazo 41 adet gülümüz var, lale, gül, zambak karışımı buketlerimize de ilgi güzel. Vatandaşlarımız sadece çiçek almıyorlar. Ayıcıklı çikolatalarımız var, kutu güllerimiz var, zambak, nergis, kalpli balonlar ve daha birçok farklı hediyelikler ile bugüne hazırız. Geçen yıllara göre bu yıl daha iyi, daha güzel geçiyor. İnşallah böyle devam eder. Geçen yıl gülü 100 TL’den veriyorduk. Bu yıl da 100 TL’den veriyoruz. Zam yapmadık bu da haliyle işlerimize yansıdı. Buket fiyatları ise 750 TL’den başlıyor, 7 bin TL’ye kadar devam ediyor" diye konuştu.
Antalya Sevgililer Günü’nde eşinden gelen hayat Antalya’da yıllarca diyaliz tedavisi gören Fatma Aydın Dönmez, Sevgililer Günü’ne eşinin bağışladığı böbrekle giriyor. Dönmez, nakil sürecini anlatırken 8 yaşındaki kızlarının ameliyat öncesi kendisine, "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" diye sorduğunu belirterek, "Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı, saygısı hayatımın devam etmesini sağladı" dedi. Antalya’da yaşayan Fatma Aydın Dönmez’in yaşamını değiştiren süreç, bacak ağrısıyla başladı. Hastaneye başvuran Dönmez’e yapılan tahlillerde böbreklerinde rahatsızlık olduğu belirlendi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü’nde yapılan ileri tetkiklerin ardından Dönmez’e yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi süreci devam ederken hamile kalan Dönmez’in böbrek fonksiyonları hamilelik döneminde daha da geriledi. Doğumun ardından diyaliz tedavisine başlanan Dönmez, uzun yıllar makineye bağlı bir yaşam sürdürdü. Yıllarca umutla organ bağışı bekledi Nakil için geçen yılları anlatan Fatma Aydın Dönmez, diyalizle geçen sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu söyledi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Dönmez, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: "44 yaşındayım. Yaklaşık 9 yıllık evliyiz. İlk önce bacağımdaki ağrı nedeniyle hastaneye başvurdum. Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Yapılan tahlillerde böbreklerde ciddi sıkıntı olduğu söylendi. Acil nefrolojiye yönlendirildik. O bölüme girdikten sonra bir daha çıkamadım. Biopsiler, tahliller derken yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi altına alındım. Ardından hamilelik süreci başladı. Doğumla birlikte böbreklerim tamamen iflas etti. Diyaliz süreci başladı. Beş yıl boyunca organ bağışı bekledik ama ne yazık ki uygun organ bulunamadı." "Keşke bu fedakârlık gerekmeseydi" Uzun süre organ bağışı beklemelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirten Dönmez, eşinden yapılan naklin ardından sağlığına kavuştuğunu ancak yaşadığı duyguyu buruk bir sevinçle anlattı. Dönmez, "Eşim bu konuda hep çok ısrarcıydı. Biraz daha bekleyelim, belki organ bağışından bir haber gelir diyordum. Ama gelmeyince başka çaremiz kalmadı. Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı ve saygısı hayatımın devam etmesini sağladı. Ona minnettarım. Ama keşke bu fedakârlık gerekmeseydi. Keşke bir organ bağışıyla gerçekleşseydi. Ameliyata girerken beni uğurlaması bile benim için yeterliydi. Toprağa gidecek bir organın, başka bir bedende hayat bulması elbette çok daha anlamlı olurdu. Toplumda organ bağışı bilincinin artmasıyla bu farkındalığın güçleneceğine inanıyorum. Sevgi ise her şeyin en büyük gücü. Sevgi ve saygı, hayatın önünde gelen en kıymetli değerler. Eşim organını verse de vermese de ben onu her şeyden önce çok seven ve değer veren biriydim. Benim için o, rüyalarımın insanıydı" şeklinde konuştu. "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" Nakil sürecinin aile üzerindeki en ağır yükünün 8 yaşındaki kızları olduğunu ifade eden Dönmez, ameliyat öncesi yaşadıkları duygusal anları da şöyle paylaştı: "En zor olan çocuğumdu. Ameliyat öncesinde bana ‘Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?’ diye soruyordu. Benim için dua ediyordu. Ameliyatın ardından kızımın ‘Anne, artık iyileştin, sağlıklısın değil mi?’ dediğini duydum ve gözlerindeki sevincin ışığını gördüm. Onunla birlikte ben de mutlu oldum." "Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşırım" Eşinin sağlık mücadelesine tanıklık etmenin kendisi için çok zor olduğunu belirten Deniz Dönmez ise süreci şu sözlerle anlattı: "9 yıllık evliyiz. Aynı yerde çalışıyoruz, kendi emlak ofisimiz var. Süreç bizim için gerçekten çok zordu. Sevdiğiniz bir insanın gözünüzün önünde erimesi çok ağır bir duygu. Uzun süre organ naklini bekledik. Sonunda doktorlarımız ‘Sen verici olabilirsin’ dedi. Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşmam benim için çok doğal. Ancak herkes bu sürece aynı duyarlılıkla yaklaşmıyor. Oysa organ nakli, bir hayatı kurtarmak demek. Bir çocuğun annesine, bir eşin sevdiğine, bir ailenin babasına yeniden kavuşması İnsanlar bunun ne anlama geldiğini bilse, organ bağışına çok daha fazla destek verir diye düşünüyorum."
Gaziantep Hece hece başladı, 70’inden sonra Kur’an-ı Kerim’i öğrendi Gaziantep’te katıldığı kursta azmederek Kur’an-ı Kerim okumasını öğrenen ve en büyük hayalini gerçekleştiren 72 yaşındaki Mukaddes Tiryaki, azmiyle gençlere ve yaşıtlarına örnek oluyor. Şahinbey ilçesinde yaşayan, 3 çocuk ve 8 torun sahibi Mukaddes Tiryaki, çocukluğundan beri Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek istiyordu. Ancak imkanların ve şartların el vermemesinden dolayı bir türlü Kur’an-ı Kerim’i öğrenemeyen Mukaddes Tiryaki, yaşı ilerledikçe ve günlük yaşamın yoğunluğundan dolayı da bu arzusunu yerine getiremedi. Torunları yaşındaki kadınlarla Kur’an-ı Kerim eğitimi alıyor Şahinbey Belediyesi tarafından ilçenin 75.Yıl Mahallesi’nde Selçuklu Gençlik Merkezi’nde kadınlar için açılan Kur’an-ı Kerim kursuna komşusu olan arkadaşının tavsiyesiyle katılan Tiryaki, başlangıçta çok zorlansa da ilerleyen yaşına rağmen her gün düzenli olarak kursa devam etti. Torunları yaşındaki kadınlarla Kur’an-ı Kerim eğitimine başlayan Tiryaki, yıllar süren arzusunu 72 yaşında gerçekleştirmeyi başarmanın mutluluğunu yaşıyor. Yaklaşık bir yıllık eğitimin ardından Kur’an-ı Kerim’i okumaya başlayan Tiryaki, kursta kendisini daha da geliştirmeye devam ediyor ve kursunu hiç aksatmıyor. Büyük bir heyecanla elinde Kur’an-ı Kerim’i ile birlikte kursa gidip gelen Tiryaki‘nin azmi ve Kur’an-ı Kerim aşkı göz dolduruyor. Kur’an-ı Kerim öğrenmenin yaşının olmadığını gösteriyor Kur’an-ı Kerim öğrenmenin mutluluğunu yaşayan ve kurs eğitmeninin yanı sıra kurstaki kadınların da destekleri ile her gün Kuran-ı Kerim öğrenmek için derslere katılan Tiryaki, gösterdiği azim ve gayretle Kur’an-ı Kerim’i öğrenmenin yaşının olmadığını gösteriyor. Çocukluğundan bu yana Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenmenin hayalini kurduğunu belirten Tiryaki, yıllar sonra hayaline ulaşmanın sevincini yaşıyor. Kur’an-ı Kerim öğrenmenin mutluluğunu yaşayan Tiryaki, küçüklükten beri Kur’an-ı Kerim okumaya hevesli olduğunu ancak köyde daha önce kurs açılmadığı için öğrenemediğini söyledi. "Çocukken kursa gidemedik" Bir arkadaşının tavsiyesiyle kursa katıldığını ve başlangıçta çok zorlansa da sonunda Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendiğini söyleyen Tiryaki, "Çocukken köyde ikamet ediyorduk ve bir yere gidemiyorduk. Dedemizden öğrendiğimiz bir kaç duanın dışında başka bir şey bilmiyorduk. Sadece 2-3 tane dua ve sure biliyorduk. Her hangi bir kursa gidemedik. Şimdi de kursa başladım. Kur’an-ı Kerim’i öğrenmeye karar verdim. Kur’an-ı Kerim’i bu kursta öğrendim" dedi. "Çocukluktan beri Kur’an-ı Kerim öğrenmek içimde kaldı" Namazını kıldığını ve hac ibadetini de yerine getirdiğini belirten Tiryaki, "Çocukluğumdan beri bende herkes gibi Kur’an-ı Kerim okumayı istiyordum. Çocukluktan beri Kur’an-ı Kerim öğrenmek ve okumak içimde kaldı. Allah’a şükürler olsun bu kursa katıldım ve Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendim. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. Bizim dönemimizde hem bu tür kurslar yoktu hem de bu tür imkanlara sahip değildik. Rabbim nasip etti ve Kur’an-ı Kerim’i öğrendim" şeklinde konuştu. "Kur’an-ı Kerim okumayı çok seviyorum" Birçok kişinin Kur’an-ı Kerim öğrenmeye karşı isteksiz ve gayretsiz olduğu bir çağda 72 yaşında Kur’an okumayı öğrendiği için çok mutlu olduğunu belirten Tiryaki, "Kur’an-ı Kerim okumayı çok seviyorum. Kur’an-ı Kerim olmadan ben yaşayamam. Tek başıma da olsam sürekli Kur’an-ı Kerim okuyorum. Gece gündüz fark etmez her zaman Kur’an-ı Kerim okuyorum. Kur’an-ı Kerim benim yoldaşımdır. Rabbim bilmeyen herkese nasip etsin" ifadelerini kullandı. "Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeliyiz" Gençlere ve Kur’an-ı Kerim okumasını bilmeyen herkese Kur’an öğrenmeyi tavsiye eden Tiryaki, "Bu dünyadaki ömrümüz tamamlanacak ve sonunda hepimiz toprağın altına gireceğiz. Çocuklarımız bu dünyaları için okul okusun, üniversite okusun ve hayatlarını sürdürsünler ama Kur’an-ı Kerim’i de ahiretimiz için öğrenelim. Her insan Kur’an-ı Kerim’i öğrenmelidir. Rabbim inşallah gençlerimize de hidayet eder ve Kur’an-ı Kerim’i öğrenirler. Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeliyiz" dedi. Kursa katılan kadınlardan Semiye Çako ise Mukaddes Tiryaki’nin azmine ve gayretine imrendiklerini belirterek, herkesi kursa davet etti.
Kahramanmaraş 83’lük terzi, ilk günkü aşkla mesleğini sürdürüyor Kahramanmaraş’ta 12 yaşındayken terziliğe başlayan ve bu süreçte ünlü sanatçı Zeki Müren’in de terziliğini yapan 83 yaşındaki Mustafa Kekeç, mesleğini 71 yıldan bu yana ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde yaşayan Mustafa Kekeç (83), 12 yaşındayken terziliğe başladı. Bir süre İstanbul’da da çalışan Kekeç, 1961 yılında ünlü sanatçı Zeki Müren’inde terziliğini yaptı. İlerleyen yaşına rağmen Kekeç, Kahramanmaraş’ta 4 metrekarelik dükkanında hizmet vermeye devam ediyor. Terzi Mustafa Kekeç, "1942 doğumluyum. Dere Köprüsü’nün beri tarafında Mehmet Ali Usta diye bir terzi ustam vardı. 1955 yılında onun yanına çıraklığa gittim ve orada bir müddet çalıştım. Çalıştıktan sonra aşağı yukarı kalfa oldum ve çeşitli yerlerde çalıştım. Daha sonra 1960-1961 yılları arasında İstanbul’a gittim. İstanbul’da da tekstil işine devam ettim. Çeşitli yerlerde çalıştım" dedi. "Zeki Müren’e de kostüm diktim" Zeki Müren’e kostümünü diktiğini de anlatan Kekeç, "İstanbul’da bir ustanın yanında çalışırken ünlü sanatçı Zeki Müren için dikilen kostümün işçiliğini yaptım. Bir ara arkası kuyruklu bir elbise dikiyordum. İsmi kostüm müydü, şu an unuttum. O işi yaptım ve prova yapıldı. Sonra tekrar geri geldi. Ben o işi bitirdim. İş bittikten sonra ustalarla çalıştığımız yer farklıydı. Ustam beni çağırdı. ‘Acaba bu işte bir arıza mı vardı?’ diye şüphelendim ve gittim. Gördüm ki bu elbise Zeki Müren Bey’in elbisesiymiş, arkası kuyruklu bir elbise. Ustam, ‘Bu işçiliği bu çocuk mu yaptı?’ dedi. ‘Evet’ deyince bize teşekkür etti. O şekilde bir defa Zeki Müren’i görmüş oldum. Benim nazarımda çok mütevazı, olgun bir insandı" diye konuştu. "Gençler sanatkar olsun" Mustafa Kekeç, terzilik sayesinde 8 çocuk büyüttüğünü de anlatarak, "Bütün insanlara da diyorum ki sanatkar olun, gençler de sanatkar olsun. Ebeveynlere de diyorum ki çocuklarımızı herhangi bir sanata veriniz. Sanatkarlar ölür ama sanat ölmesin. Onun için rica ediyorum, herkes çocuklarını sanata versin" dedi. "Gençler genelde hazıra yöneliyor" Müşterilerden Mehmet Koyupekmez, "Mustafa amca sağ olsun, bizim işlerimizi görüyor. Allah kazancını bol eylesin. Gençler genelde hazıra yöneliyor. Biliyorsunuz, baba parasıyla geçindikleri için, ne diyeyim, pantolonun birini çıkarıp birini atıyorlar. Hacı abime de iş kalmıyor. Bizim gibi ihtiyarlar geldiği zaman Mustafa abinin hem yüzünü güldürüyor hem de muhabbet ediyoruz" dedi. "Mağazada tadilat yaptırmıyorum" Fatma Su İstekli ise, "Yaklaşık üç senedir burada yaşıyorum. Aynı zamanda Gaziantep’te okuyorum. Oradan alışveriş yaptığım zaman kesinlikle mağazada tadilat yaptırmıyorum, direkt Mustafa amcaya geliyorum. Hem çok uygun yapıyor hem çok kaliteli çalışıyor" diye konuştu.