- 01 Kasım 2017 Çarşamba 15:38

Türk mühendislerden yerli ve milli ağ güvenliği ve log kayıt sistemi

A
A
A
Türk mühendislerden yerli ve milli ağ güvenliği ve log kayıt sistemi

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Göller Bölgesi Teknokent’te faaliyet gösteren bir şirket, geliştirdiği yerli ve milli ağ güvenliği, log kayıt sistemi ve cihaz sayesinde bilişim suçlarında genelden özele tespit imkanı sağlıyor.

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Göller Bölgesi Teknokent’te faaliyet gösteren bir şirket, geliştirdiği yerli ve milli ağ güvenliği, log kayıt sistemi ve cihaz sayesinde bilişim suçlarında genelden özele tespit imkanı sağlıyor.


Türk mühendisler tarafından geliştirilen yerli sistem sayesinde, özellikle ortak kullanım alanlarında yer alan internet hatları üzerinden Bylock gibi terör örgütlerinin şifreli haberleşme programlarının kim tarafından, hangi zaman diliminde indirildiği kolayca tespit ediliyor. TÜBİTAK ile eş zamanlı olarak loglama sistemi ile kayda geçen sistem, kamu kurumları, ortak internet sağlanan toplu yaşam alanları ve umuma açık bölgelerde yoğun ilgi görüyor.



Sistem 5651 sayılı yasaya uygun TÜBİTAK zaman damgası ile kayıt yapıyor


XLog adı verilen cihaz ve sistemin yerli Türk mühendisleri tarafından geliştirildiğini, yazılımının da yüzde 100 yerli olduğunu belirten Arjeta Bilişim isimli firmanın Genel Müdürü Dorukhan Altınay, "Şu anda geliştirmiş olduğumuz projenin adı XLog Ağ Güvenlik ve Loglama sistemi. Bu sistem, 5651 Sayılı Kanuna göre, internet kayıtlarının loglarını tutan bir sistemdir. Bu yasanın gereklerini karşıladığımız sistemde, TÜBİTAK Zaman Damgası ile internet kayıtları loglanmakta ve imzalanmaktadır. Bu da 5651 Sayılı Kanunda istendiği gibi, loglarda eş zamanlı olarak yapılan kayıtlar kurumların kendi sisteminde kalırken, bir kopyası da TÜBİTAK’a gönderiliyor. Biz de bu sistemi buna göre geliştiriyoruz" dedi.


Sistemin başlıca özelliği olan log tutmanın yanı sıra ek olarak kişi ve kurumlara uygun şekilde uyarlanabildiğini ifade eden Arjeta Bilişim Genel Müdürü Dorukhan Altınay, "Sistemin özelliklerine ek olarak geliştirdiğimiz özellikler de var. Firewall dediğimiz özellikle sistem güvenliğini sağlıyoruz. Aynı zamanda WPN özelliğimiz de var, bununla birlikte birden fazla lokasyonu tek bir networkmüş gibi çalıştırıyoruz. İçerik filtreleme özelliğimizle de istenmeyen internet siteleri sistemde engellenebiliyor. Bandwidth özelliği ile interneti, toplu internet sağlayıcıları için eşit olarak ya da istenilen şekilde bölebiliyoruz. İnternet altyapısının yeterli olmadığı noktalarda birden fazla modemi tek noktada birleştirerek tek noktada daha hızlı internet sağlayabiliyoruz. Sistem, apartlar, yurtlar, kafeler, restoranlar, devlet kurumları gibi her alanda sistemimiz kullanılmaktadır. Wifi yayını bulunan her alanda sistem rahatlıkla entegre edilebilir" diye konuştu.



Memura özel kota sistemiyle iş performansı yükseltme


Genel Müdür Altınay ayrıca, sistemin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma saatleri içerisindeki performansı da yükselttiğine işaret ederek, "Sistemimize şu anda özellikle devlet kurumlardan yoğun talep geliyor. Özellikle kamu kurumlarında ciddi anlamda sosyal medya kullanımından dolayı duyulan rahatsız ve işlerin aksaması durumları önümüze çıkabiliyor. Bu sosyal medya kullanımları dolayısıyla çalışanların çok verimli çalışamadığı zamanlar olabiliyor. Bu konuyla ilgili sistemden engel koyabilmenin yanı sıra biz bir kota sistemi geliştirdik. Her çalışan başına belli bir kota belirliyoruz, memurumuzun mesai saati içerisinde işini yapmasına yetecek kadar bir kota tanımlıyoruz. Bu kota ile birlikte sosyal medya-internetten müzik dileme-film izleme durumları olursa, kota dolduğu zaman sistem çalışmayı durduruyor ve sistem yöneticisine bu konuyla alakalı açıklama yapma durumları oluyor" şeklinde konuştu.



"Alakasız kişilerin Bylock mağduriyetlerini önlüyor"


Sistemin, son dönemde özellikle FETÖ üyeleri tarafından şifreli haberleşme aracı olarak kullanılan Bylock ve diğer sıkıntılı programların internet hat sahipleri ve kamu kurum yetkilisi izni dışında indirilmesi ile bu yolla oluşabilecek mağduriyetleri engellemek adına da tam bir çözüm aracı olduğunu kaydeden Altınay, "Sistemimiz aynı zamanda özellikle son günlerde gündemi ciddi şekilde yoğunlaştıran Bylock gibi terör örgütlerinin haberleşmek maksadıyla kullandıkları çeşitli programlar var biliyorsunuz. Bu Bylock’un farklı kişi ya da kurumlara ait noktalardan indirilmesi ve kullanımı sonucu, durumla alakası olmayan kurum amirleri veyahut internet hat sahipleri çok ciddi sıkıntıda kalıyorlar. Çünkü, internet logları bazında baktığımızda, servis sağlayıcılar sadece internetin ana sahibinin yaptığı işlemleri görebiliyor. İç networkteki işlemleri kimin yaptığını ayrıca göremiyorlar. Bundan dolayı tamamen mesuliyet, internet sahibi veya kurum amirine kalıyor. Biz bunun engellenmesi açısından cihazımızı iç networkte konumlandırdığımızda, ’Hangi kişi, nereye girmiş, hangi zaman diliminde, hangi uygulamayı indirmiş’ bunun tespitini yapabiliyoruz. Özellikle son dönemde ortaya çıkan Bylock gibi programlardan alakasız kişiler için doğan mağduriyetlerin giderilmesi açısından bu cihaz ve sistem tam bir çözümdür" ifadelerini kullandı.


Altınay, "Bilişim suçlarında terör örgütlerinin haberleşmek amacıyla kullandıkları programları indirenlerin yanı sıra bizim sistemimiz, terör örgütlerine ait veya çocuk pornosu gibi zararlı internet sitelerine giren kişiler ile devlet büyüklerine yorum olarak hakaret eden kişilerin belirlenebilmesini ve engellenebilmesini sağlıyor. Bunun yanında yine sistemde tanımlı olmayan bir siteye giriş yapıldıysa veya tespiti isteniyorsa, sistemimiz tam bir çözüm aracıdır" dedi.


Özellikle Türkiye’de son dönemde büyük bir çıkış yakalanan yerli ve millilik alanında da bu sistemin büyük bir önem taşıdığını anlatan Altınay, sistemin Türkiye’de kayıt tutarak dış kaynaklara bilgi teslimi yapmanın önüne geçtiğini savundu.


Altınay, "Piyasada bizim cihazımızın alternatifi olan sistemler, genelde hep yabancı menşeli firmalar tarafından üretilmiş markalardır. Bunları kurumlarımızda ya da ortak internet kullanım alanlarında konumlandırdığımızda, biz bu internet kullanımında tutulan bilgilerimizi bu firma ve ülkelere teslim etmiş oluyoruz. Bütün bu cihaz ve sistemleri biz, tamamen yerli ve milli olarak geliştirdik. Bu cihazımız tamamen Türk Mühendisleri tarafından geliştiriliyor. Milliliğimiz gereği de biz kendi serverlarımızda tuttuğumuz kayıtların da yine Türkiye’de kendi sunucu ve sistemlerimizde kalmasını sağlıyoruz. Biz, yalnızca kendi markamız için değil, bu tür kullanımlarda kurumlara veya ortak kullanım alanı işletenlere her zaman yerli ürün kullanmalarını öneriyoruz. Bizim sistemimiz de bunu sağlayarak, kayıt ve logları dış kaynaklara teslim edilmemeyi sağlıyor" açıklamasında bulundu.


Türkiye genelinde birçok önemli referans ve iş ortağı bulunan firma, önümüzdeki dönemde bu sistemi geliştirerek yerli ve milli bilişim alanında emin adımlarla ilerlemek istiyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim alanındaki projelerden birisi olan Fatih Projesi hakkında, "Şu anda muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi. Fatih Projesi’nden dolayı hükümeti yerden yere vurdular" dedi. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen GençTek, bilişim teknolojileri alanında çalışmalar yürüten öğrenci ve danışman öğretmenlerin desteklendiği genç bilişim ekosistemi olarak biliniyor. ‘Sektörün Yeni Liderleri’ sloganıyla yürütülen bu çalışma ile öğrencilerin iletişim ve iş birliği becerilerinin geliştirilmesi, sektörel farkındalık kazanmaları ve üretim süreçlerine katılmalarının amaçlandığı belirtildi. 2025-2026 eğitim öğretim yılı için Yapay Zeka Destekli Programlama, Siber Güvenlik, Oyun Tasarımı, Havacılık Sistemleri, e-Spor, E-Ticaret, Eğitim Teknolojileri, Dijital Sanatlar, Açık Kaynak, Bilişim Hukuku ve Güvenli İnternet, Dijital Yürüyüş STEM gibi 15 ayrı temanın belirlendiği ve GençTek ekipleri İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda söz konusu temalar kapsamında çalışmalar yapmak üzere 54 ilde bir araya gelindiği açıklandı. Fatih Projesi ile 60 binin üzerindeki okula fiber internet altyapısı Bu kapsamda Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde ‘GençTek Akran Öğrenme Modeli ve Genç Bilişim Ekosistemi’ 2. Ankara Zirvesi’ düzenlendi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, il koordinatörleri, çalışma grubu temsilcileri, danışman öğretmenler, öğrenciler katılım sağladı. Yaygınlaştırılması planlanan illerin de dahil edilmesiyle 63 ilden bin 200 katılımcıyla gerçekleştirilecek olan zirvede; illerde yürütülen çalışmaların paylaşılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması; bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren öğrenci ve danışman öğretmenlerin sektörel farkındalık kazanmaları ve yeni dönem stratejilerinin belirlenmesinin hedefleneceği vurgulandı. Burada açıklamalarda bulunan Tekin, muhalefetin 2011 yılından itibaren en çok eleştirdiği politikalardan birisinin Fatih Projesi olduğunu belirtti. Bakan Tekin, Fatih Projesi ile birlikte 60 binin üzerindeki okullarda birçok fiber internet altyapısı sağladıklarını dile getirdi. "Muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi" Eğitim alanında geliştirilen Fatih Projesi ile birlikte, birçok okula internet götürdüklerinin altını çizen Tekin, "Şu anda muhalefetin en çok eleştirdiği projelerden bir tanesi Fatih Projesi’ydi. Fatih Projesi’nden dolayı hükümeti yerden yere vurdular. Bugüne kadar Fatih Projesi kapsamında 60 binin üzerindeki okulumuza, birçoğu fiber olmak üzere internet altyapısı götürdük. Bu okullarımızın büyük çoğunluğuna internet erişim hizmeti sunduk. Bu okullarımızın içinde yaklaşık 60 bin sınıfta etkileşimli tahta dediğimiz akıllı tahtalar var ve gençlerimiz, bu imkanlarla dünyanın en büyük eğitim içerik ortamlarından bir tanesi olan Eğitim Bilişim Ağı’na (EBA) erişip istedikleri her türlü uygulamayı ve eğitimi rahatlıkla izleyebilecek bir ortama kavuşturmuş durumdayız" diye konuştu. "Bunu şu anda dünyada birçok mekanizma takdir ediyor" Fatih Projesi’ni dünya üzerindeki birçok ülkenin takdir ettiğini ve bu proje ile Türkiye’nin dünyaya yön verdiğini dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu şu anda dünyada birçok mekanizma takdir ediyor. Türkiye için dünyada neredeyse tek ülkeye tanımlaması yapılıyor. Bugüne kadar bütün bunları yaparken Fatih Projesi’nden en temel beklentimiz bu anlattıklarımız değildi. Bunları yaparak Türkiye’de yazılım gibi konularda bir sektörün oluşmasını, ‘çocuklarımızın ve gençlerimizin bu konuda küçük yaşlardan itibaren üreten pozisyonda olması için neler yapabiliriz’ sorusuydu. Bu anlamda şu an içinde bulunduğumuz gibi etkinliklerin yapılması ve Türkiye’de dünyaya yön verebilecek bir sektörün ortaya çıkması için biz bir altyapı çalışması olarak düşündük. Bugün geldiğimiz noktada gerek TEKNOFEST’lerle gerek robot yarışmalarımızla gerekse de yaptığımız benzeri etkinliklerimizle, dünyada eğitim içeriklerinden sağlık ve tarım uygulamalarına kadar birçok alanında benzeri etkinlikler yapan genç arkadaşlarımız var" şeklinde konuştu.
İstanbul ING, yapay zekâ ve veri odaklı yatırımlarla dijital altyapısını güçlendiriyor ING Türkiye, Yapay Zekâ Dönüşüm Programı ile yazılım geliştirme yaşam döngüsünü uçtan uca yapay zekâ destekli hale getirirken, Yeni Nesil Data Programı’yla da veri odaklı kültürü güçlendirerek yapay zekâ destekli karar süreçlerini hızlandırıyor. ING Türkiye, yapay zekâ ve veri odaklı dönüşüm programlarıyla dijital altyapısını güçlendirerek hem müşterilerinin hem de çalışanlarının deneyimini daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda ING, Yapay Zekâ Dönüşüm Programı ile yazılım geliştirme yaşam döngüsünü ve bankacılık süreçlerini yapay zekâ destekli hale getirirken, Yeni Nesil Data Programı’yla da veri odaklı kültürü güçlendirerek yapay zekâ destekli karar süreçlerini hızlandırıyor. Veri odaklı karar alma kültürü güçleniyor, yapay zekâ ile hız ve verimlilik artıyor ING Türkiye, yapay zekâyı yazılım geliştirme sürecinin merkezinde konumlandırıyor. ING’nin kurum içinde geliştirmekte olduğu ajan tabanlı yapay zekâ ile desteklenen orkestrasyon yapısı; ihtiyaç analizinden yazılım geliştirmeye, test ve devreye alma süreçlerinden operasyonel izlemeye kadar pek çok adımı daha akıllı ve otomatik hale getiriyor. Teknoloji ekipleri için sanal bir çalışma arkadaşı gibi konumlanan yapay zekâ, görev atamadan kodlama ve test otomasyonuna, değişim yönetiminden kök sebep analizlerine kadar süreçleri 7/24 destekleyerek hizmet kalitesinin sürekliliğine ve verimliliğine katkı sağlamayı amaçlıyor. ING Türkiye, veri odaklı karar alma kültürünü güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Yeni Nesil Data Programı ile veri ve analitik alanındaki dönüşümünü bütünsel bir yaklaşımla ele alıyor. Yeni Nesil Data Programı; veri yönetiminden raporlamaya, veri platformlarından yapay zekâ uygulamalarına kadar tüm alanlarda kurumsal standartları güçlendirmeyi, sürdürülebilirliği sağlamayı ve veri değer zincirini kurum genelinde olgunlaştırmayı amaçlıyor. Program, ölçeklenebilir ve gerçek zamanlı veri akışını destekleyen küresel bir veri ve analitik platformu üzerine inşa edilirken; içgörü üretimini hızlandırıyor, karar destek mekanizmalarını güçlendiriyor ve operasyonel verimliliği artırıyor. Aynı zamanda, banka genelinde veri ve analitik yetkinlikleri ileri seviyeye taşıyan; güvenli, ölçeklenebilir ve kurumsal düzeyde etkin bir üretken yapay zekâ platformu da bu dönüşümün temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. "Veri ve yapay zekayı stratejik bir yetkinlik olarak ele alıyoruz" Veri ve yapay zekayı stratejik bir yetkinlik olarak ele aldıklarını aktaran ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem İltemir Carino, "Yapay zekâ ve veri odaklı yatırımlarımızla, hem müşterilerimizin değişen beklentilerine yanıt vermeyi hem de geleceğin bankacılığına yönelik güçlü bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu dönüşüm, karar süreçlerinden yazılım geliştirmeye kadar pek çok alanda hız ve verimlilik sağlarken, müşterilerimize sunduğumuz dijital deneyimin kalitesini de sürdürülebilir şekilde artırmamıza olanak sağlıyor. Bu sayede birçok kritik işi daha hızlı ve pürüzsüz bir şekilde hayata geçirebiliyoruz. Bu kapsamda, bankamızı geleceğe hazırlayacak temel bileşenlerden biri olarak gördüğümüz ajan tabanlı yapay zekâ ile desteklenen orkestrasyon yapısını kurum içinde kendi mühendislerimizle geliştirme kararı aldık ve çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Ayrıca, dönüşümün bir parçası olarak, müşterilerimize en iyi deneyimi sunma hedefiyle mobil bankacılık deneyimini yeniden tasarlayarak geliştirdik; ek olarak yatırım hizmetlerinde birçok yeni fonksiyonu devreye alarak daha bütüncül bir deneyim sunmaya başladık. Bu yeniliklerle ING Mobil’i her kullanıcı için erişilebilir, güvenilir ve geleceğin dijital finans ihtiyaçlarına yanıt veren kapsamlı bir dijital platform haline getirmeye devam edeceğiz" dedi.
Kayseri Kayseri’de 12 ilçede günlük kişi başı 666 gram çöp üretiliyor Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı’nda konuşan Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen, 12 ilçeden atık toplama merkezine gelen atıkların kişi başı günlük 666 gram olduğunu söyledi. Sıfır Atık Vakfı tarafından koordine edilen COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalışayı Kayseri’de düzenlendi. Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen çalıştay, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Mehmet Fatih Namık Öztürk, "Yapılacak olan çalıştayın amacı il düzeyinde sıfır atık, sıfır israf, sıfır kayıp iklim ve dönüşüm odaklı mevcut durumun değerlendirilmesi, ileri dönüşüm faaliyetlerinin incelenmesi, çevre sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Türkiye’nin kalkınabilir vizyonu doğrultusunda hazırlanacak olan bu çalışma yerelde yaşanan deneyimleri ulusa taşıma, mikro ölçekten makro ölçeğe geçme konusunda büyük bir başlangıç olacaktır" dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav da, "Bu çalıştayı doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir tarım için çok önemsiyor ve benimsiyoruz. Toprağımızı, suyumuzu ve havamızı koruyarak nesillerimize sağlıklı bir gelecek bırakmak en büyük amaçlarımızdan biri. Bu çerçevede 16 ilçe müdürlüğümüzde sıfır atık projesini 2019 yönetmeliği çıktığından bu yana uyguluyoruz. Personellerimizi de bu proje kapsamında eğitimler veriyoruz. Tarım sektöründeki en büyük amacımız atıkların azaltılarak geri dönüşüme teşvik edecek çalışmalar ve projeler yapıyoruz" diye konuştu. ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan da, "Sıfır atık meselesi 2017 yılında Emine Erdoğan tarafından gündeme alınan ve 2022 yılında BM’de Sıfır Atık Günü olarak kabul edilen bir gün haline dönmüştür. O günden bugüne kadar da destekler ile bu anlayış kurumlarda ve özel sektörde yayılmaya başlamıştır. Burada olmak bizim için ayrı bir gurur. Çünkü üniversitemiz akademik başarılarının yanında dünyada 66’ıncı, Türkiye’de 3’üncü çevreci üniversite. Geçen sene üniversiteler arasında yapılan tespitte de Türkiye’nin spor dostu kampüsü seçildi. Bu temada sizleri burada misafir etmek de bizim için ayrı bir gurur" ifadelerini kullandı. "Atık miktarını azaltmaz gerekir" Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Türkmen de, "Günlük olarak tüm ilçelerimizden gelen çöplerin miktarı yaklaşık 1 ton. 1.5 milyon nüfusun 1 milyon 250 bini şehri merkezinde yaşıyor. Diğer kalanlar ise ilçelerde yaşıyor. Bu ilçelerin içerisinden 4’ü hariç diğer ilçelerin çöpleri de buraya transfer ediliyor. Buraya gelen atıkların miktarı kişi başı 666 gram miktarında. Katık atık evlerde üretildiğinde kendi içerisinde organik, yemek, bitki ve diğer ambalaj atıklarından oluşur. Bu atığın miktarını bizim kaynakta azaltmamız gerekir. Bahçesi olan yerlerde ayrıştırarak ve öğüterek çöpün miktarını azaltabiliriz" şeklinde konuştu. Vali Yardımcısı Mehmet Türköz de, sıfır atığın önemine değinerek, çalıştayın Kayseri’de düzenlenmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkanı Çebi, ilçedeki yatırımları yerinde inceledi Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapımı devam eden projeler ile ilçeye kazandırılan Adnan Özyalçıner Çocuk Kütüphanesi’nde incelemelerde bulundu. İncelemeler kapsamında Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi içinde açılacak olan Kafe K’yı gezen Başkan Çebi, gençlerin ve vatandaşların bir araya gelebileceği sosyal alanların sayısının artırılmasının önemine dikkat çekti. Başkan Çebi’nin diğer durağı ise kapasitesi artırılan Yusuf Ahıskalı Kütüphanesi oldu. Yapılan düzenlemelerle birlikte kütüphanenin oturma kapasitesi 42’den 154’e çıkarılırken, daha fazla kitapsevere konforlu hizmet vermesi hedefleniyor. Başkan Çebi, ilçenin 11’inci kütüphanesi olarak minik okurlara kapılarını açan Adnan Özyalçıner Çocuk Kütüphanesi’nde de çocuklarla bir araya geldi. Çebi: Sosyalleşen, öğrenen ve üreten bir kent hedefliyoruz Küçükçekmece’de kültür ve eğitim alanındaki yatırımları kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Başkan Çebi, "Gençlerimizin, çocuklarımızın ve tüm hemşehrilerimizin nitelikli, erişilebilir ve çağdaş mekanlarda vakit geçirmesi bizim için çok önemli. Hayata geçirdiğimiz projelerle sadece fiziki alanlar oluşturmuyor, aynı zamanda sosyalleşen, öğrenen ve üreten bir kent kültürünü güçlendiriyoruz. Bu yönde çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu.