YEREL HABERLER - 22 Nisan 2017 Cumartesi 13:51

Çocuklar kitapla buluştu

A
A
A
Çocuklar kitapla buluştu

Beykoz Belediyesi tarafından düzenlenen Beykoz Çocuk Kitapları Fuarı’nın bu yıl üçüncüsü açıldı.

Beykoz Belediyesi tarafından düzenlenen Beykoz Çocuk Kitapları Fuarı’nın bu yıl üçüncüsü açıldı. 75 yayınevinin katıldığı fuarın onur yazarı Gülten Dayıoğlu, “Emeğim yerini buluyor, çocuk kitapla buluşuyor” dedi.


Beykoz Belediyesi’nin bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Çocuk Kitap Fuarı’na ilgi yoğun oldu. Beykoz sahilindeki 2 bin 100 metrekarelik kapalı alanda açılışı yapılan fuara Beykoz KaymakamıAhmet Katırcı,İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, fuarın onur yazarı Gülten Dayıoğlu ile çok sayıda öğrenci katıldı.


Fuar açılışında konuşan Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, “Çocuklar adına mutlu olduğumu söyleyebilirim. Türkiye’de tek Çocuk kitap fuarı burası. Bu yıl 3’ncüsünü yapıyoruz. Ciddi bir katılım var. 75 yayınevimiz, 75 yazarımızla ile birlikte 9 günü dolu dolu geçireceğiz. Bu süre içerisinde 50 bini aşan bir öğrenci ziyaretini bekliyoruz. Beykoz Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışmayla çocuklarımız ciddi bir katılım gösterecekler. YazarımızGülten Dayıoğlu’nu dediği gibi‘Kitap, çocukların beyinlerine hitap eden bir ekmek gibidir’ demişti. Vücudumuzu ekmekle, beynimizi kitaplarla besliyoruz. Dolayısıyla bu çocukların beynine hitap eden bir etkinlik. Bundan da mutluluk duyuyoruz” dedi.


Fuara Onur Yazarı olarak katılan Gülten Dayıoğlu, “Kitap, yazar ve çocuk okur buluşması gerçek bir şenlik benim gözümde. Aylarca evimde kapanıyorum günde 7-8 saat çalışıp. O verdiğim emeği sahibine ulaştıramazsam ne anlamı var. O nedenle emeğim yerini buluyor, çocuk kitapla buluşuyor. Çok memnun oluyorum” şeklinde konuştu.


22-30 Nisan tarihleri arasında, 3’üncü Beykoz Çocuk Kitapları Fuarı’na bu yıl önde gelen 75 çocuk kitapları yayıncısı katılıyor. Gülten Dayıoğlu başta olmak üzere, Şermin Çarkacı, Erol Erdoğan, İrfan Gürkan Çelebi, Melih Tuğtağ ve Bestami Yazgan fuar süresince söyleşiler gerçekleştirecekler. 3’üncü Beykoz Çocuk Kitapları Fuarı’nda bu yıl söyleşi ve imza etkinlikleriyle toplam 75 yazar ağırlanacak.



Çocuklar eğlenerek öğrenecekler


Bu yıl fuarda “Geleceğe Yön Verenler” başlığı altında, bilimin her sahasında keşif ve icatlarıyla insanlığa katkıda bulunan önemli şahsiyetlerden birkaçını tiyatral etkinliklerle canlandıralacak. Fuara gelen çocuklara, İbni Sina, Ali Kuşçu, Piri Reis, Einstein, Newton ve Gutenberg’in aralarında gezerken görecekler ve onların hangi alanlarda nasıl önemli işler yaptıklarını kendilerine sorarak öğrenecekler. Ayrıca fuar süresince her gün masalcı abla, palyaço ve kukla gösterileriyle eğlenecekler.


3. Beykoz Çocuk Kitapları Fuarı süresince gerçekleştirilen150 etkinlikle çocukları ve ebeveynlerini ağırlanacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Engelli izciler çevreyi kirletenleri trampet ve darbuka çalarak protesto etti Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşların akınına uğrayan Büyükçekmece Sahili’nde baş gösteren çevre kirliliğine rağmen ilçe halkı farkındalık oluşturan önemli bir etkinliğe imza attı. Büyükçekmece Belediyesi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Büyükçekmece Sahili Temizleme Etkinliği’ne Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, öğrenciler ve çevreye duyarlı vatandaşlar katıldı. Çevreyi kirletenleri trampet çalarak protesto ettiler Sıcaklıkların artmasıyla birlikte İstanbul’un en yoğun ilgi gören Büyükçekmece Sahili’nde vatandaşların çevreye bıraktığı atıklar Belediyeyi ve ilçe halkını harekete geçirdi. Özellikle hafta sonlarında oluşan çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, sahile bırakılan yiyecek atıkları gönüllüler tarafından tek tek toplandı. Büyükçekmece Sahili Zabıta Noktası’ndan başlayarak sahil hattı boyunca sürdürülen temizlik çalışmasında, özellikle hafta sonları artan ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle kıyı şeridinde biriken plastik, cam ve çeşitli evsel atıklar temizlendi. Katılımcılar sahil boyunca yürüyerek çevreye bırakılan çöpleri toplarken hem doğal yaşamın korunmasına katkı sundu hem de çevre bilincinin artırılması adına örnek bir dayanışma sergiledi. Etkinliğe katılan Büyükçekmece Gökkuşağı Engelli İzci Kulübü üyeleri de, trampet ve darbuka çalarak çevreyi kirletenleri protesto etti. "Çevreyi korumak hepimizin ortak sorumluluğu" Etkinliğe katılan Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, emeği geçen herkese teşekkür ederek şöyle konuştu: ‘’Çevreyi korumak yalnızca belediyelerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün burada ortaya koyduğumuz dayanışma ve çevre duyarlılığı bizlere umut veriyor. Büyükçekmece Belediyesi olarak geri dönüşüm, sıfır atık ve çevre projelerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz."
İzmir Tarihi Elektrik Fabrikası, İzmir’in inovasyon ve teknoloji üssüne dönüşüyor Konak ilçesi Umurbey Mahallesi’nde, liman bölgesinin hemen arkasında konumlanan ve 10 bin 720 metrekarelik geniş bir alana yayılan İzmir Tarihi Elektrik Fabrikası, kentin geleceğine yön verecek vizyon projelerden biri olarak yeniden hayat bulmaya hazırlanıyor. İzmir Valiliği’ne tahsis edilen tarihi yapı, sahip olduğu endüstriyel mirası koruyarak, İzmir’in inovasyon, girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin yeni merkezi haline getirilecek. İzmir Valiliğince gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarıyla yapının özgün mimari kimliği titizlikle korunacak; tarihi tuğla cepheler, geniş pencere aksları ve çelik taşıyıcı sistem aslına uygun biçimde yaşatılacak. Tarihi dokunun modern ihtiyaçlarla buluşacağı projede; açık ofis alanları, cam bölmeli toplantı odaları, ortak çalışma alanları, asma kat platformları ve çok amaçlı fonksiyonel bölümler yer alacak. Peyzaj, çevre düzenlemesi ve modern ışıklandırma uygulamalarıyla desteklenecek proje, bölgeye estetik ve dinamik bir kimlik de kazandıracak. İzmir’in üretken gücünü ve yenilikçi vizyonunu yansıtacak merkezde; yazılım geliştiricilerden yapay zekâ ve oyun teknolojileri alanında çalışan ekiplere, dijital tasarım stüdyolarından yenilikçi endüstrilere, teknoloji odaklı startup’lardan Ar-Ge ekiplerine kadar birçok paydaş aynı çatı altında buluşacak. Genç girişimciler, inovatif fikirlerini geliştirebilecekleri çağdaş çalışma alanlarına erişirken; iş birliklerini artıran, bilgi paylaşımını teşvik eden ve yeni nesil üretim kültürünü destekleyen dinamik bir ekosistem oluşacak. Proje ile geleceğin şekillendiği güçlü bir yaşam ve üretim alanı oluşturmayı hedeflediklerini belirten İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, "Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan Tarihi Elektrik Fabrikasının yeniden işlevlendirilmesiyle birlikte, bir taraftan İzmir’in endüstriyel mirası korunurken diğer taraftan uzun yıllardır atıl durumda bulunan alan, yüksek katma değer üreten bir teknoloji merkezine dönüşecek." dedi. Vali Elban, bu önemli dönüşümün İzmir’in teknoloji ve inovasyon alanındaki yükselişine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, "Tarihi Elektrik Fabrikası yalnızca restore edilen bir yapı değil; gençlerin ürettiği, girişimcilerin büyüdüğü, yenilikçi fikirlerin geliştiği ve geleceğin teknolojilerinin şekillendiği bir çekim merkezi olacak. İzmir’i teknoloji, yazılım ve yenilikçi endüstriler alanında bölgesel ölçekte güçlü bir merkez haline getirecek bu proje, kentimizin girişimcilik potansiyelini daha ileriye taşıyacak. Aynı zamanda yüksek katma değer üreten teknoloji odaklı yatırımların artmasına, nitelikli istihdamın güçlenmesine ve bölgesel ekonomik hareketliliğin desteklenmesine katkı sağlayacak. Üretim, inovasyon ve girişimcilik ekseninde oluşacak bu yeni ekosistem, yalnızca İzmir ekonomisine değil, ülkemizin kalkınma hedeflerine ve teknoloji odaklı büyüme vizyonuna da önemli katkılar sunacaktır." ifadelerini kullandı.
Kırşehir Tapu mağduru vatandaşlar 19 yıldır çözüm bekliyor Kırşehir’de 2007 yılında dönemin belediye başkanı tarafından işçi ve memur alacaklarına karşılık verildiği öne sürülen arazilerde ev ve hobi bahçesi yapan vatandaşlar, yıllardır tapularını alamadıklarını belirterek çözüm istedi. İddiaya göre, 1971 yılında meradan kadastro çalışması yapılan ve daha sonra belediyeye devredilen alanda 1983 yılında parselasyon işlemleri gerçekleştirildi. Aradan geçen süreçte bazı belediye çalışanları ile vatandaşlara verilen arsalar üzerinde yapılaşma oluşurken, hak sahipleri yaklaşık 18 yıldır tapu sorununun çözülmesini bekliyor. Bölgede yaşayan Doğan Karaoluk, evinin belediye ruhsatlı olduğunu ancak tapusunu alamadığını söyledi. Vatandaşların hizmet beklediğini ifade eden Karaoluk, "Benim evim belediye ruhsatlı ama tapumu alamıyorum. İnsanlar hizmet bekliyor fakat önceliğimiz tapumuzu almak" dedi. Kadir Dedebağlı ise yıllardır belirsizlik yaşadıklarını belirterek, "İyi kötü yatırım yaptık. Başımıza bir şey gelse, satacak olsak arsayı satamıyoruz, kimse yüzüne bakmıyor. 19 sene oldu. Ömrümüz kaldı mı o kadar, çocuklarımıza ne devredeceğiz?" diye konuştu. Şenol Yılmaz da belediye personeli olduğunu ve söz konusu arazilerin alacaklarına karşılık kendilerine verildiğini ifade ederek, "Madem mera arazisi, neden bize verdiniz?" sözleriyle yaşanan duruma tepki gösterdi. Tapu bekleyen vatandaşlar, yıllardır devam eden sorunun çözülmesini ve mağduriyetlerinin giderilmesini istedi. Kuşdilli Mahallesi Muhtarı İlhami Öztürk, bölgede vatandaşlarla bir araya gelerek sorunların çözümleri noktasında kamu da inceleme işlemlerinin devam ettiğini belirtti.
Ankara CHP’de Adaylık Borsası’nın tüm şifreleri çözüldü: "Siyah çanta, 6. kat ve 1 milyon euro" iddiası Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek, dün gece verdiği 8 sayfalık ek ifadesiyle CHP Genel Merkezi’nde kurulan "Adaylık Borsası"nın işleyiş şemasını en ince ayrıntısına kadar deşifre etti. Veli Ağbaba’nın "Özgür Özel’in talimatıyla" kendisinden "30 milyon TL" istediğini belirten oğul Böcek, o günkü kurla 900 bin küsur Euroya denk geldiği, bunun üzerine Ağbaba’nın "1 milyon Euro’ya tamamla getir" dediğini söylediği ileri sürüldü. İfade; liyakatin yerini alan "Euro" tarifesini, X-Ray cihazlarından kaçırılan servetleri ve Genel Merkez’in 6. katındaki esrarengiz teslimatları gün yüzüne çıkardı. "30 milyon TL"den "1 milyon Euro"ya: kritik pazarlık Gökhan Böcek’in mahkemeye sunduğu ek ifade, Muhittin Böcek’in CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı ilan edilme sürecine dair yeni detayları ortaya çıkardı. Oğul Böcek, CHP’li Veli Ağbaba’nın kendisini internet tabanlı bir uygulama üzerinden aradığını, görüşmede "Özgür Özel’in talimatıyla" hareket edildiğinin söylendiğini ve babası Muhittin Böcek’in adaylığı için partiye 30 milyon TL verilmesinin istendiğini söyledi. İfadenin en çarpıcı noktası ise kur hesabı oldu. Böcek, Antalya’da esnaf ve iş insanlarından topladığı 30 milyon TL’nin o günkü kurla yaklaşık 900 bin küsur Euro ettiğini belirterek durumu Ağbaba’ya ilettiğini söyledi. İddiaya göre bu noktada pazarlık farklı bir boyuta taşındı ve Ağbaba tarafından "1 milyon Euro’ya tamamla getir" talebi ile karşılaşıldı. Bu görüşmenin Ocak 2024’ün ilk günlerinde gerçekleştiği belirtilirken, Böcek bu talebi babasına aktardığını ve "gereğini yap" yanıtını aldığını ifade etti. Para esnaftan toplandı, euroya çevrildi Böcek ifadesinde, seçim sürecinde Antalya’daki bazı iş insanları ve esnafların kendisine destek vermek istediklerini söylediğini, bu nedenle para toplama sürecine girdiğini anlattı. Paraların Euro ve Dolar cinsinden verildiğini, ancak taşınmasının daha kolay olması nedeniyle özellikle Euro talep ettiğini belirtti. Toplanan paraların bir süre evde muhafaza edildiğini, talep edilen miktarın TL karşılığına ulaşıldığında ise Ankara’ya götürülmek üzere hazırlandığını ifade etti. Siyah çanta, x-ray ve şüpheli teslim İfadenin en dikkat çeken bölümü paranın taşınması ve teslim süreci oldu. Böcek, 100, 200 ve 500 Euro’luk banknotlardan oluşan yaklaşık 1 milyon Euroyu siyah bir çantaya koyduğunu, bu çantayı özellikle ucuz ve dikkat çekmeyecek şekilde seçtiğini anlattı. Çantada yalnızca paralar ve bir iPad bulunduğunu belirten Böcek, havaalanında X-Ray kontrolünden geçtiğini, görevliye sadece iPad’i gösterdiğini ve paranın aynı çanta içinde taşındığını söyledi. Ankara’ya ulaştıktan sonra CHP Genel Merkezi’ne gittiğini anlatan Böcek, girişte arama yapılmadığını, kimlik sorulmadığını ve kayıt alınmadığını öne sürdü. Danışmadan "6. kata bekleniyorsun" denildiğini, burada takım elbiseli ve parti rozetli bir yetkili tarafından karşılandığını ifade etti. "1 milyon Euroyu getirdim" telefonu Böcek’in ifadesine göre, parayı teslim etmeden önce teyit amacıyla Veli Ağbaba ile telefon görüşmesi yapıldı. Şahsın telefonu açarak Ağbaba ile görüştüğünü, ardından telefonu kendisine verdiğini söyleyen Böcek, ekranda ismi gördüğünü ve sesinden tanıdığını belirtti. Telefonda "1 milyon Euroyu getirdim, bu kişiye bırakacağım" dediğini, karşılığında "evet" cevabını aldığını söyledi. Bunun üzerine parayı kendisini yönlendirdikleri kişiye teslim ettiğini ifade etti. Böcek, bu kişiyi daha sonra hiç görmediğini, sadece eşkalini hatırladığını ve gerekirse teşhis edebileceğini de dile getirdi. İkinci para talebi: "7-8 milyon TL" İfade yalnızca bu olayla sınırlı kalmadı. Böcek, seçim süreci devam ederken ikinci bir para talebiyle daha karşılaştığını öne sürdü. İddiaya göre, yapılan bir görüşmede "seçim çalışmaları için nakit paraya ihtiyaç olduğu" belirtilerek kendisinden destek istendi. Böcek, ne kadar gerektiğini sorduğunda "7-8 milyon TL nakit olursa iyi olur" cevabını aldığını, bu durumu babasına ilettiğini ve yine "yardımcı ol" cevabını aldığını iddia etti.
Erzurum Durmuş: "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, ülkenin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdamın; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesi olduğunu ifade etti. Kayıt dışı istihdamın aynı zamanda sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirildiğini vurgulayan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı istihdam vurgusu Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybını yaşamamaları adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiğinin tespit edildiğini hatırlatan Durmuş, "İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi: Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. Muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır" şeklinde konuştu. "Rehberlik odaklı bir yaklaşım" Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığını hatırlatan Durmuş, " Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, ortaya çıkardığı anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu manada işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. İşte başvuru yapılacak adresler Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte ortaya çıkardığı çok yönlü tahribatlar olduğunu anlatan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, , sözlerine şöyle devam etti, "Bu durumda haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir. Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için: www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabili. 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini: ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" "Ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılmalı" Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşıdığını dile getiren Durmuş, "Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" dedi.