SAĞLIK - 05 Aralık 2023 Salı 09:54

Gençlerde ‘estetik' çılgınlığı!

A
A
A

Dişlerde estetik uygulamalara talebin arttığı belirtilirken uzmanlar işlemlerin ehil ellerde yaptırılması konusunda uyarıyor. Diş Hekimi Zeynep Bulut, “Maalesef estetik çılgınlığını hepimiz görüyoruz, özellikle sosyal medya, kişilerin birbirine kıyas yapması dolayısıyla çok fazla estetik beklenti var. Diplomasız kişiler bu uygulamaları maalesef sırf para kazanmak için hastalara veriyor. Çok yanlış yaşlarda yapılıyor, özellikle gençlerimizde çok fazla talep var. Hollywood gülüşü dediğimiz bir gülüşü, tamamen tebeşir beyazı, hiç önermediğimiz renkleri tercih ediyorlar. Ellerinde fotoğraflar internet görüntüsüyle doktorlarına başvuruyorlar” dedi.

Son yıllarda tüm dünyada estetik işlemlere ilginin giderek arttığı ifade edilirken kişilerin dişlerinde de birçok uygulamayı talep ederek doktorların kapısını çaldığı belirtiliyor. Bu çerçevede Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Diş Hekimi Zeynep Bulut ve Başhekim Yardımcısı Dr. Arif Çilingir de açıklamalarda bulundu. Hekimler, sosyal medya ve kişilerin başka kişilerle yaptığı karşılaştırmalar sonrası özellikle gençlerden diş estetiği yönünde yoğun talepler olduğunu belirtti. Ellerinde fotoğraflarla gelen kişilerin Hollywood gülüşü, tebeşir beyazı dişler gibi istekleri olduğu anlatılırken işlemlerin ehil ellerde yapılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Gençlerde ‘estetik' çılgınlığı!

“Diplomasız kişiler maalesef sırf para kazanmak için yapıyor”

İşlemlerin kişilerin ağız yapısına uygun olup olmadığının büyük önem taşıdığını aktaran Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Diş Hekimi Zeynep Bulut, “Özellikle sosyal meydanın ve kişilerin birbirine kıyas yapma endişesi dolayısıyla çok fazla estetik beklenti var. Bu taleplere güzel cevaplar da veriliyor ama burada önemli olan tıbbi gerekçe. Gerekçe oluşmadığı sürece sadece estetik amaçlı uygulamalardan biraz kaçınmamız ya da iyi incelememiz gerekiyor. Sadece estetik de olabilir ama bunun yan etkilerini düşünmemiz gerekir. Bazen öyle bir estetik uygulamayla karşılaşıyoruz ki hepimiz televizyonlarda, çevremizde görüyoruz. Yapılan diş, kesinlikle yüzüne uymuyor, konuşmasını değiştirmiş, çiğnemesinde çok zorluk oluşturuyor. İşlemin altındaki müdahale edilen dişlere zarar verebiliyor, enfeksiyona, çekime kadar giden sonuçlar maalesef ortaya çıkabiliyor. Maalesef estetik çılgınlığını hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz. Talep doğrultusunda da ehli olmayan, hatta diplomasız kişiler bu uygulamaları maalesef sırf para kazanmak için hastalara veriyorlar” şeklinde konuştu.

"Ellerinde fotoğraflar Hollywood gülüşü, tebeşir beyazı dişler istiyorlar"

Kişiye uygun olmayan bir tedavi sonrası oluşabilecek problemlere dikkat çeken Diş Hekimi Bulut sözlerine şöyle devam etti:

“Konuşması bozulabilir, dişlerin arasından farklı sesler çıktığını duyarız, estetik olarak yine tamamen dudak, çene, yüz boyutlarına uygun olmayan bir tedavi uygulandığı zaman o kişinin psikolojisini de çok bozacak. İşlemi psikolojik olarak yaptırıyor ama tam tersine psikolojisini daha kötü etkileyecek bir sonuca kadar gidiyor. Haberlerde bazen rastlıyoruz ‘Bir diş yaptırmaya gitti ama tüm dişini kaybetti’ gibi. Yaş itibariyle de çok yanlış yaşlarda yapılıyor, özellikle gençlerimizde çok fazla talep var. Hollywood gülüşü dediğimiz bir gülüşü fotoğraflarla ellerinde getiriyorlar. Renk olarak tamamen tebeşir beyazı, hiç önermediğimiz renkleri tercih ediyorlar. Büyüklük olarak ön dişlerim uzun, biraz belirgin olsun, ellerinde fotoğraflar veya internet görüntüsüyle doktorlarına başvuruyorlar. İnsanlar işlemler hastalar uyutularak yapıldığı zaman ‘Çocuğum rahatsız olmadan, güzel bir şekilde tedavisini yaptıracak’ diye düşünüyor, çok fazla bir talep var ama biliyoruz ki genel anestezinin doğal bir riski var. Bu riski göze alabileceğimiz bir gerekçe olmalı”

Gençlerde ‘estetik' çılgınlığı!

“Geri dönüşümsüz sonuçlara neden olabiliyor”

"Son yıllarda estetik anlamında hastalarımızın beklentisi çok yükseldi" diyen Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekim Yardımcısı Diş Hekimi Arif Çilingir, “Lamina ve diş beyazlatma da tamamıyla estetik uygulamalar içerisinde yer alan işlemler. Burada önemli olan şey; bu işlemlerin gerçekten hasta için gerekli olup olmadığıdır. Lamina dediğimiz diş tedavileri her hastaya uygulanabilecek tedaviler değildir. Mutlaka bu işlemler ehil olan yerlerde, hastanelerde veya diş kliniklerinde kesinlikle hekim olan kişilerce yapılmalı çünkü maalesef günümüzde bunlar da var. Hijyen kurallarına uyulmadığında bulaşıcı hastalıklardan tutun da birçok problem beraberinde gelebilir. Hastanın çene yapısının bozulmasına ve ileride hiç geri dönüşümsüz sonuçlara da neden olabiliyor. Kişi bir yerde yaptırmasa ‘farklı bir yere gidip orada yaptırırım nasılsa’ düşüncesi içerisine giriyor” ifadelerini kullandı.

“İnsanların bu anlamda bizi aşan talepleri olabiliyor”

Vatandaşlar tarafından talep edilen diş beyazlatma işlemine yönelik konuşan Diş Hekimi Çilingir, “Diş beyazlatma seans seans yapılan bir işlemdir, her seferinde daha beyaz olacağını düşünerek ‘Bir seans daha, bir seans daha yapalım’ denildiğinde beyazlatmada kullanılan ajanların bu sefer negatif etkilerini görmeye başlarız. Bu da dişlere kalıcı zararlar verir, hiç umulmadık sonuçlara ne yazık ki neden olabiliyor. Yanlış yapılan bir tedavinin kötü etkileri olabiliyor, hasta da ağız açmada kısıtlılık, eklem problemleri gibi birçok problem ortaya çıkabiliyor, bunlar için gerçekten çok dikkatli olmak gerekiyor. İnsanların bu anlamda bizi aşan talepleri olabiliyor, bunları hastalara düzgün bir şekilde söylemek gerekiyor, hayır, senin dişin böyle bir dişe sahip olmaya uygun değil diye söylenmediği takdirde bu konuyla ilgili günümüzde birçok dava da ne yazık ki görüyoruz. Uyutularak diş tedavilerinin yapılması günümüzde baya popülerleşen bir yöntem, birçok kurum bu işlemleri yapıyor. Mutlaka ve mutlaka genel anesteziyle bunu yaptırmak istediğini ileten hastalar oluyor, onlar da ama çok küçük bir azınlık. Gereken durumlarda bu uygulamayı yapıyoruz ama öncelikle bunu yapmamak adına gereken her şeyi yapmamız lazım, ısrarlı uyutularak talebi yanlış. Günümüzde merdiven altı olarak tabir edilen yerlerde bu tarz işlemlerin kesinlikle yapılmamasını öneriyorum, kendi sağlıkları için bunu mutlaka tavsiye ediyorum" diye konuştu.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Bunlar bizi asla yıldıramaz, yıldırması da mümkün değildir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kendisine yönelik fiziki saldırı girişimiyle ilgili, "Kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir" dedi. Bursa’da vatandaşların talep ve önerilerini dinlemek, sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin, son durağı Yıldırım ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin tüm yönetim kadrosu ile birlikte ilçeye çıkarma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gün boyunca toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldi. İlerleyen saatlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey ile görüşmek istediği öne sürülen kişi, saldırı girişiminde bulundu. Yumrukla başkana saldırmak isteyen kişi, polis ve zabıta ekipleri tarafından etkisiz hale getirildi. Yumrukla saldırmak isteyen kişi gözaltına alındı. Saldırı sonrası mahalleden ayrılmayan Bozbey, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Saldırı girişiminde bulunan şahsı tanıdıklarını kaydeden Bozbey, "Bugün Başkan Bozbey Burada projesi kapsamında Değirmenönü semt pazarında hep beraber güzel güne güzel başladık. Sabahtan kaymakamımızı ziyaret ettim. Yine bu bölgede yapılacak olan işlerimizi, hizmetlerimizi kaymakamımızla paylaştık. Ardından Yıldırım Belediye Başkanımızı ziyaret ettim. Onunla yine Yıldırım’ın durumunu, gelecekle ilgili projelerimizi paylaştık. Ardından muhtarlarımızla bir araya geldik ve muhtarlarımızın sorunlarını, eleştirilerini, önerilerini aldık. Sonrasında da yani sizlerle buluşmaya geldik. Burada da günü sizlerle paylaşırken maalesef menfur bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. İlçe başkanımızla birlikte aynen bulunduğumuz ortamda sizlere, hemşehrilerimize hitap ederken, hemşehrilerimizle hem geçmişi hem geleceği paylaşırken, özellikle bölgemizde yaptığımız hizmetleri paylaşırken menfur bir saldırı, kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir. Özellikle şunu söylemek istiyorum muhtarımız, hemşehrilerimiz çok üzüldü, farkındayım. Gerçekten hepsinin farkındayım. Ben de üzülüyorum. Ancak şunu hemşehrilerimiz bilsin ki bu bölge insanı da Bursalının her biri de bizim için kıymetlidir, bizim için değerlidir. Bugün, hiçbir hemşehrimizin böyle bir hakarete, böyle bir olaya tanık olmasını asla istemem. Çünkü insanız, insan olan ve insanlık düşüncesi olan her bir kişi birbirine sarılır. Tartışabilir, varsa sıkıntısı onu dile getirebilir. Eleştirisi varsa eleştirisini dile getirebilir. Konuşabilir. Ancak fiziki müdahaleye gelince bu insanlık dışına çıkmak demektir. Biz asla, asla insanlık dışına çıkan kişileri asla tasvip etmiyoruz ve onların bir daha böyle bir duruma gelmesine de asla izin vermemeliyiz" dedi. "Bildiğimiz, tanıdığımız bir kimlik, daha önceki vukuatlarını da biliyoruz. Onun için bunları emniyetimizle paylaştık. İlgililerle görüştük" ifadelerini kullanan Bozbey, "İzniniz olursa yine bir hastane ziyaretimiz olacak. Bende bir şey yok ama yine de bir tetkik yapalım diyorlar. Çünkü darbeden kaynaklı sağ tarafta herhalde farkında değilim ama kaçarken mi oldu, bir şey mi oldu, o anda farkında değiliz. Bu sebepten kaynaklı izninizi isteyeceğim. Ancak şunu söyleyeyim. Bizi bu tür olayların yıldırması mümkün değil. Ben bu kentte 20 sene Nilüfer’de, iki seneye yakında burada, 22 sene sizlerle birlikte, sizlerin yanında, pazarda, çarşıda, kahvede sürekli beraber olduk. Beraber çok şey paylaştık. Ben hemşehrilerimin hizmetinde, hemşehrilerimin karşısında dik duran, onun sorunlarını hemşehrilerimle birlikte, onların sorunlarını kendine dert edinen ve çözüm konusunda proje üreten o anlayışta biriyim. Onun için bizi bu olayların yıldırması asla mümkün değil. Tam tersine bizi daha fazla hizmet etmeye, daha fazla işlerimizi, hizmetlerimizi vatandaşımıza götürmeye teşvik eder" diye konuştu. Basın açıklamasında CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, saldırıya uğrayan Bozbey’i yalnız bırakmadı.
Malatya İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) Bayram Kızılaslan Araştırma Laboratuvarı Ek Binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Recep Bentli, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, İBTAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdoğan, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, törene katılamayan hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mesajını okudu. Mesajında Kızılaslan şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi bünyesinde tamamlanan İBTAM’ın araştırma laboratuvarının açılışında sizlerle birlikte olmayı çok isterdim ancak iş yoğunluğum ve hava muhalefeti nedeniyle aranızda bulunamadım. Bu vesileyle mazeretimi saygıyla arz ediyor, anlayışınıza sığınıyorum. Bilimsel üretimin gelişmesi, nitelikli insan kaynağı kadar bunu destekleyen modern altyapı araştırma imkanları ile mümkündür. Bu laboratuvarın araştırmacılarımıza, öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağına, üniversitemizin araştırma geliştirme kapasitesini daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan, başta üniversite yönetimimiz olmak üzere tüm akademik idari kadroya, teknik ekiplere ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Laboratuvarımızın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasının, burada yapılacak çalışmaların değerli sonuçlar üretmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum." Törende ilk olarak konuşan İnönü Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mütevazı kişiliğine dikkat çekti. Kızılaslan’a teşekkür eden Kızılay, "Bugün açılışını yaptığımız bu yer sıradan bir öğrenci laboratuvarı değil; tümüyle ileri düzey bir araştırma laboratuvarıdır. Burası İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (İBTAM) bir devamı niteliğindedir. Bu kıymetli eseri üniversitemize, şehrimize ve bilim dünyasına kazandırdığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Tesisle bilimsel üretkenlik artacaktır" Rektör Akpolat, deprem sonrası Fen Edebiyat Fakültesinin araştırma bloklarının yıkılmasıyla yaşanan bilimsel altyapı kaybına değindi. Bu yeni tesisin üniversitenin "Araştırma Üniversitesi" olma hedefi için hayati önem taşıdığını söyleyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Deprem bölgesinde umutlarımızın tükendiği anda Bayram Kızılaslan bizlere kapılarını açtı. Fen Edebiyat Fakültemizin 7 bloğunun yıkılmasıyla araştırma altyapımız yerle bir olmuştu. Bu 2 bin 400 metrekarelik modern binada fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarından yaklaşık 50 öğretim üyemiz 14 laboratuvar ve 14 ofiste bilimsel üretkenliklerini artıracaklar. Bu tesis hocalarımızın deprem sonrası hissettikleri akademik mutsuzluğu tamamen giderecektir." Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er de üniversite-şehir entegrasyonuna vurgu yaparak belediye olarak bilimsel projelere tam destek verdiklerini belirtti. Malatya’nın yeniden inşa sürecine ilişkin bilgiler paylaşan Er, "Malatya hızla toparlanıyor. Önümüzdeki yaza yepyeni bir şehirle buluşacağız. Üniversitelerimiz bizim göz bebeğimizdir. Sadece öğrenci yetiştirmekle kalmamalı; şehirle ve sanayiyle entegre çalışarak kente katkı sunmalıdırlar. Belediye olarak üniversitelerimizle sürekli irtibat halindeyiz ve hocalarımızın Malatya’nın geleceği için hazırlayacağı her türlü projeye kapımız sonuna kadar açıktır" diye konuştu. "Bilimsel yapıyı güçlendirmek gerekiyor" Törenin kapanış konuşmasını yapan Malatya Valisi Seddar Yavuz ise bilimin ve teknolojinin önemine değindi. Malatya’nın deprem sonrası toparlanma hızında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı: "Hür, bağımsız ve onurlu yaşamak istiyorsanız dünyayla rekabet etmeniz, bunun için de bilimsel yapınızı güçlendirmeniz gerekir. Ar-Ge, inovasyon ve dijital çağa yatırım yapmalıyız; aksi takdirde sanayi devrimini kaçırmaktan daha feci bir duruma düşeriz. Malatya, deprem bölgeleri içerisinde en geriden gelip en öne geçen şehirdir. Artık Malatya markasını parlatmaya ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle nezaketi ve zarafetiyle örnek olan hayırseverimiz Bayram Kızılaslan’a teşekkür ediyorum." Konuşmaların akabinde protokol üyeleri merkezin açılışını gerçekleştirdi.
Ankara Bakan Güler: "Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanlığında düzenlenen "Madalya Tevcih, Başarılı Birlik ve Personelin Ödüllendirilmesi Töreni"ne katıldı. Törende Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Bakan Yardımcıları Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı, Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birliklerde görevli personel de yer aldı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, törendeki konuşmasında, "Kahraman personelimizin ortaya koyduğu emeği, gösterdiği fedakârlığı ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirmesini taltif ettiğimiz bu özel törende sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle görevlerini üstün bir hizmet aşkı ve sorumluluk bilinciyle ifa eden tüm personelimizi ve birliklerimizi canıgönülden kutluyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz büyük ve güçlü Türkiye vizyonunun güvenlik alanındaki en sağlam dayanağıdır. Bu vizyonumuz, yüksek teknolojiye odaklanan operasyonel kabiliyetleri gelişmiş ve her şart altında görevini eksiksiz yerine getiren güçlü, etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmayı esas almaktadır. Bakanlık olarak bu anlayışla ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini artırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Çok şükür çabalarımızın neticelerini de sahada açıkça müşahede ediyoruz" dedi. Mehmetçiklerin gayretiyle terörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Bakan Güler, "Nitekim Kara Kuvvetlerimiz terörle mücadeleden sınır güvenliğine uzanan geniş bir görev alanında ortaya koyduğu emsalsiz mücadeleyle asil milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmaktadır. Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızda, deniz yetki alanlarımızda ve açık denizlerde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumakta, uluslararası sularda dünya barışına müstesna katkılar sağlamaktadır. Hava Kuvvetlerimiz ise Gök Vatanımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadele operasyonlarına ve insani yardım faaliyetlerine kadar üstlendiği pek çok vazifeyi üstün bir başarıyla yerine getirmektedir. Ayrıca kara, deniz ve hava unsurlarımızın müşterek harekât anlayışı içinde uyum ve koordinasyonla görev yapması da Türk ordusunun üstün niteliklerinin en bariz yansımasıdır. Şüphesiz ki ordumuzun bu caydırıcı gücü, en başta terör örgütleriyle mücadelede kendisini göstermiş, kahraman Mehmetçik emsalsiz gayretleriyle terörü bitirme noktasına getirmiştir" diye konuştu. "Samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz" PKK ve iltisaklı grupların fesih kararı kapsamında Suriye dahil bulundukları bölgelerde terör faaliyetlerini durdurmaları gerektiğini vurgulayan Bakan Güler, "Bunun sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci başlatılmıştır. Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İcra ettiğimiz tüm faaliyetlerde büyük bir adanmışlıkla vazifelerini icra eden personelimizin tamamı, elbette ki her türlü takdire layıktır. Ancak aralarında temayüz ederek bugün ödül almaya hak kazanan silah ve mesai arkadaşlarımız da başarılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tamamını temsil etmektedirler. Kahraman ordumuz, sizler gibi personelimizin taşıdığı bu ulvi ruhla güçlüdür. Sizlerin yüksek aidiyet duygusu, adanmışlığı, disiplini ve başarıları ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekteki etkinliğini ve itibarını da yükseltmektedir" şeklinde konuştu. Ödüle layık görülen komutanları tebrik eden Bakan Güler, "Özellikle belirtmeliyim ki ödüle layık görülen silah ve mesai arkadaşlarım, Silahlı Kuvvetlerimizin dünya orduları arasındaki mümtaz yerini daha da ileriye taşıyabilmek için meslek hayatları boyunca özverili çalışmalar yürütmüş, taşıdıkları sorumluluğun gereğini her daim yerine getirmişlerdir. Bu gayretleri nedeniyle; Şeref Madalyası ile taltif edilen Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Hava Kuvvetler Komutanımız Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nu, Üstün Hizmet Madalyası ile taltif edilen; Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Metin Tokel’i, Genelkurmay İkinci Başkanımız Orgeneral Levent Ergün’ü, Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız’ı, 1’nci Ordu Komutanımız Orgeneral Bahtiyar Ersay’ı, Muharip Hava Kuvveti Komutanımız Orgeneral Rafet Dalkıran’ı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimizin başarı çıtasını daha yükseklere taşımak için büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak madalya ve ödül almaya layık görülen personel ve birliklerimizi de bir kez daha kutluyorum" ifadelerini kullandı. "Sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar" 2025 yılında askeriye içinden çıkan sporcuları tebrik eden Bakan Güler, "Bunların yanı sıra sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar. Nitekim Spor Gücü Komutanlığımız; 14’üncü Uluslararası Askeri Sporlar Konseyi (CISM) Şampiyonası’nda toplamda 63 rekor kırmış, bu kapsamda takım olarak 231 kupa, ferdî olarak ise 1.402 madalya kazanmış ve büyük bir başarıya imza atmıştır. Atış Takımımız ise ulusal ve uluslararası müsabakalarda 1 dünya rekoru ve 17 Türkiye rekoru kırmış, takım olarak 33 Kupa ve ferdî olarak 137 madalya kazanarak Türkiye Şampiyonlukları elde etmiştir. Kick Boks Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda ferdî olarak 150 madalya kazanmış, ayrıca Türkiye Şampiyonluğu elde etmiştir. Modern Pentatlon Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda 5 Dünya rekoru kırarken, takım olarak 6 kupa ve ferdî olarak da 50 madalya ile Türkiye Şampiyonlukları, ayrıca Ordulararası Dünya Şampiyonluğu elde etmiştir. Aynı şekilde Güreş, Okçuluk ve Deniz Pentatlon Takımlarımız da Dünya Şampiyonlukları kazanmışlardır. Tüm bunların yanı sıra Paraşüt, Satranç, Triatlon, Tırmanma, Yüzme, Yelken, Kürek ve Yat Takımlarımız da çeşitli ulusal ve uluslararası müsabakalarda şampiyonluklar ve dereceler elde etmişlerdir" dedi. Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirten Bakan Güler, şunları kaydetti: "Bugün ülkemizin güvenliği, asil milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için güçlü, hazırlıklı ve her şartta görevini yerine getirebilen bir orduyu muhafaza etmek en temel sorumluluğumuzdur. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Aziz Atatürk bu durumu, ’Zafer, zafer benimdir diyebilenin, başarı; başarılı olacağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir’ sözleriyle veciz bir şekilde ifade etmiştir. Asıl olan elde edilen başarıyı koruyabilmek ve onu daha da ileriye taşıyacak iradeyi diri tutabilmektir. Unutulmamalıdır ki şanlı ordumuzun gücü sahip olduğu imkânlarla birlikte bu imkânları en doğru şekilde kullanacak nitelikli personelinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede bugün ödüllendirilen siz kıymetli personelimizin ve birliklerimizin, gelecekte de bizlere daha nice gurur yaşatacağına yürekten inanıyorum. Sonuç olarak İstiklal Harbi’mizi yöneten ve bugün de ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörü olan Milli Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda; Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürecektir."