EĞİTİM - 22 Nisan 2017 Cumartesi 13:22

"Hz. Peygamberi sanatla anlatmak" sempozyumu

A
A
A
"Hz. Peygamberi sanatla anlatmak" sempozyumu

"Hz.

"Hz. Peygamberi sanatla anlatmak” başlıklı sempozyumun 2.gününün ev sahipliğini Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi yaptı.


Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen sempozyumun 2.gününün ev sahipliğini FSMVÜ yaptı. “Hz. Peygamberi sanatla anlatmak” başlıklı sempozyumun 2. günü de 1. günde olduğu gibi geniş değerlendirme ve yorumlarla dolu dolu geçti.


Edebi eserlerde hazreti peygamberin tasavvurunun tartışıldığı panel de çocuk kitaplarından roman ve şiirlere kadar bütün edebi eserler ele alındı. Hazreti peygamberi doğru anlama ve anlatma başlıklarının da konuşulduğu panel Peygamber hayatlarını konu alan eserlere rehberlik edecek içeriği ile katılımcılardan yoğun ilgi gördü.


“Sanatı, Hazreti Peygamber teması etrafında sorguluyoruz”


Peygamber temasının modern sanatlardaki ifadelerinin bu sempozyum vesilesiyle tartışmaya açıldığını dile getiren Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M.Fatih Andı, “Bu alanda münhasıran, tematik yapılmış sanırım ilk sempozyumlardan birisi. Konusu itibari ile çok dikkat çekici, Çünkü Hazreti Peygamberi bugüne kadar büyük kitlelere insanlara nasıl anlatacağımıza dair farklı farklı fikirler ileri sürüldü,farklı vesilelerle ve farklı imkanlarla nasıl aktarabileceğimize dair görüşler dile getirildi ancak, özellikle sanatın üzerinden Hazreti Peygamberimizin nasıl anlatılacağına dair çok daha dikkat çekici bir sempozyum olsa gerek. Bu sempozyumu dikkat çekici yapan bir başka özellik ise bugünün modern toplumunda muhatap olduğumuz modern sanatlar karşısında, modern sanatların imkanları, teknikleri, kazanımları ve yayılabilirlik alanları göz önünde bulundurularak Hazreti Peygamber’in anlatılıp anlatılamayacağı,eğer anlatılabilecek ise nereye kadar sınırsız bir anlatma imkanına sahip olup olmayacağımız gibi çok hayati temel,muhatap olduğumuz sanat algılarını sorgulayıcı, birazda eleştirel bakıcı bir sempozyum olması. Ben bu sempozyumu en çok eleştirel olması ve günün içerisin ki sanatı, Hazreti peygamber teması etrafında sorgulayıcı olması açısından önemsiyorum ve değerli buluyorum” şeklinde konuştu.


“Romanlar Hazreti peygamberi anlatamaz”


Roman dili ile Hazreti Peygamberi anlatmanın mümkün olamayacağını vurgulayan M.Fatih Andı; “Hazreti Peygamberi sanatı bir imkan bir araç olarak kullanarak anlatmak elbette mümkündür. Fakat sanatın her bir dalının, her bir tekniğinin Peygamberimizi anlatması konusunda sıkıntılar oluşmuştur çünkü Hazreti peygamberi tanımamız, hayatını bilmemiz, kendi hayatımızla bitiştirmemiz ve kendi hayatımız için örnek almamız bizim için bir ibadet bir emir hatta yaratıcımızın bir emridir. Hazreti Peygamber’in mübarekliğini muhteremliğini, onun şahsiyetini,hayatını ve öğrettiklerini bilmemizin bizim için farz oluşu, sanatın sınırsız olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorununu da dile getiriyor.Bu sempozyumda ben başta olmak üzere ısrarla vurguladığımız modern romanın Hazreti peygamberi anlatamayacağı. Anlatmaması gerektiği halde anlatırsa mutlak şekilde çarpıtacağı, dönüştüreceği sahih bir Peygamber algısını kurmaca bir dünyanın çarpıtılmış bir peygamberi algısına dönüştüreceği fikrinde bir ittifak hasıl oldu. Örneğin benzer şekilde bugünlerin çok da ilgi odağı olmuş bir konu olarak, sinemanın Hazreti Peygamber’in suretini veya Hazreti Peygamber’in varlığını temele alarak bir sinema filmi çekilemeyeceği, sinemada bu şekilde anlatılamayacağı, gerek ‘Çağrı’ filmi gerek ise İranlı yönetmen Mecidi’nin filmi göz önünde bulundurulduğunda sinemanın da bir modern sanat İmkanı olarak peygamberi doğrudan gösterme doğrudan temsil imkanı, anlatıp anlatılamayacağı fikri de tartışıldı. Tıpkı heykel ,resim, karikatür gibi sinemanın ve modern bir tür olarak romanın da Peygamberden uzak durması gerekliliği çok dikkate değer bir konuydu. Bu sempozyumun en önemli temalarından birinin de Hazreti Peygamber’in hayatını romanlaştırmış olan romancılarımızda gereken hassasiyeti, oluşturmak olduğunu düşünüyorum. Bu konu son zamanlarda yoğun bir şekilde Mecidi’nin filmi ile gündeme geldi. Hazreti peygamberi dijital teknolojinin ve sinema sanatının imkanları ile anlatma çabası ve Hazreti Peygamber’i anlatan onlarca roman söz konusu. Yıldan yıla kutlu doğum haftaları başlığının getirdiği popüler kültür, maalesef anlatımların ucuzlatıcılığını artıyor. Bunu büyük bir tehlike olarak görüyorum. Roman ile Hazreti Peygamber’in anlatılmaması gerektiğini, o kurmaca dünyanın trajikleştiriciliğinin, parçalanmış insanı anlatmasının, tamamlanmamış insanı anlatmasının, yüceden uzak duracak bir dünyayı anlatmasının, bir yazarın tasavvurunun kitleye dayatmasının, Hazreti Peygamber’i anlatanlar için tehlikeli sularda dolaşmak olacağını düşünüyorum. Hazreti peygamberi anlatan romanlar yekununun çok berbat bir şekilde popüler bir söylemi, ucuz bir anlatım düzeyini yakaladığını düşünüyorum. Bu da peygamberini seven bir Müslüman olarak beni çok rahatsız ediyor. Umarım bu sempozyum bu konuda bir hassasiyet oluşturur” dedi.


“Daha uzun bir süre bu konunun, teorik temelleri ve uygulamalarını tartışmalı”


Bu tartışmaların ve sempozyum konuşmalarının sanat konusunda gereken sorgulamaların ilk adımı olduğuna ve bu yolda ilerlenmesi gerekliliğine dikkat çeken Sakarya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Daşcıoğlu; “Hazreti Peygamberi geleneksel olarak anlatan sanatlar ve edebiyat birikimleri var. Bir peygamber edebiyatından söz edebiliriz. Fakat modern çağda bunun kesintiye uğradığı görülüyor. Bu Sempozyum vesilesiyle geleneği ne kadar dönüştürebiliriz, modern hayatın imkânları içerisinde Hazreti Peygamberi sanata ne kadar aktarabiliriz sorularını tartışalım ve konuşalım istedik. Gerçekten de iki gündür konuşmacılardan ve dinleyicilerden aldığımız izlenim buna büyük bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Görsel sanatlarda Hazreti Peygamberin temsilinin, mümkün olup olmadığı tartışıldı. Bunun yansıtmacı bir kuramla değil fakat başka araçlarla yapılabileceği düşünülüyor. İki gündür roman türü üzerinden, yayınlanmış örneklere bakılarak ciddi bir tartışma sürüyor. Roman türü içerisinde Hazreti Peygamberin bir karakter olarak kullanılıp kullanılmayacağı, bu sempozyumun en önemli tartışma konularından biri haline geldi. Daha uzun bir süre bu konunun, teorik temellerini ve uygulamalarını tartışmamız, konuşmamız lazım. Konuşmaya başlamış olmak bile çok değerli benim açımdan, dolayısıyla bu sempozyumun bu konuşmaların başlangıcını oluşturmak gibi bir özelliği olacak ve Hazreti Peygamber’in entelektüel hayatımızdaki yeri düşünülmeye başlanacak. İnsanlar kendi hayatlarında, düşünce hayatlarında ve estetik algılarında Hazreti Peygamberle ilgili bir alan açmaya çalışacak. Günümüzün sanat, edebiyat faaliyetleri için büyük bir kaynak olarak Hazreti Peygamberin hayatı, vazifesi, işlevleri nasıl bir besin kaynağı oluşturabilir sorgulamaları ile gündem oluşturma imkânı olacak” ifadelerini kullandı.


“İsabetli davetlerde bulunduğumuzu görüyoruz”


Sempozyumun içeriğine ve konuşmacı davetine büyük önem gösterildiğini dile getiren Yılmaz Daşcıoğlu, “Geçen yıl Hazreti peygamberi anlatan filmler yayınlandı. Bu filmlerden yola çıkarak düşünelim, konuşalım istedik ve samimi kaygılarla bu sempozyum fikri olgunlaştı. Birkaç ay önce de fiiliyata aktardık. Konuşmacılarımızın tamamını, kim neyi söyleyebilir neyi konuşabilir diye belirleyerek biz davet ettik yani bir ilana çıkıp ya da duyuru yoluyla talep almadık. İsabetli davetlerde bulunduğumuzu görüyoruz. İki gün içerisinde birçok oturum ve bir panel gerçekleştirdik. Konuşmacılarımız dolu dolu, konuya özel vurgu yapan teorik cephesini, uygulamalarını tartışan ve önerilerde bulunan konuşmalar yaptılar. Bu sempozyumun sanat hayatımıza ve kültürümüze bir katkı sağlamasını ümit ederim” dedi.


“Romanlar Hazreti Peygamberi kutsal varlık olmaktan çıkarıyor”


Modern türlerindeki ifade şeklinin doğru olmayan bir peygamber tasavvuru çizdiğini dile getiren Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Mesut Koçak, “Modern dünya yazarları içerisindeki roman türlerinde Hazreti Peygamberin anlatılması noktasında özellikle Türk edebiyatının son 30 yılına bakmamız gerekiyor. Bu romanların, romanın felsefi kurgusal dayatması nedeniyle Hazreti Peygamberin, romanların mantık ve mantalitesine uygun bir şekilde fantastikleştirildiği, romantikleştirildiği ve trajikleştirildiği bir peygamber tasavvuru çizildiğini görüyoruz. Benim kanaatim itibari ile söylüyorum genel olarak baktığımız zaman modern bir tür olan roman, görselleştirmeyi, tasviri ve diyaloglaştırmayı öngörür, şiirden ya da bizim diğer klasik türlerimizden temelde ayrılır. Romanlar bu özellikleri ile, Peygamberi kutsal varlık kimliğinden uzaklaştıran, onu bizim yaşadığımız hayata dahil eden bir yaklaşım gösterir” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında fındıkta kahverengi kokarcaya karşı bilimsel iş birliği Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ile Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında, bölge tarımının önemli ürünlerinden biri olan fındık üretimini tehdit eden kahverengi kokarca zararlısına yönelik kapsamlı bir bilimsel araştırma projesi için protokol imzalandı. "Zonguldak İli Fındık Bahçelerinde Kahverengi Kokarcanın (Halyomorpha Halys) Zararlılık Dönemlerinin ve Rakımın Zarar Şiddeti Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi Bilimsel Araştırma Projesi Protokolü" başlığını taşıyan çalışma, hem akademik bilgi üretimini hem de tarımsal uygulamaları güçlendirmeyi hedefliyor. Rektörlük makamında gerçekleştirilen imza töreninde protokol, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ile Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü Nihat Ağan tarafından imza altına alındı. Üniversite ile kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendiren bu önemli adımın, Zonguldak’ta fındık üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlaması bekleniyor. Proje kapsamında Zonguldak ilinde farklı rakım seviyelerinde bulunan fındık bahçelerinde kahverengi kokarcanın zarar dönemleri ve zarar şiddeti aylık periyotlar hâlinde bilimsel yöntemlerle belirlenecek. Fındık üretiminde hem kalite hem de kantite kayıplarına yol açan bu zararlıya karşı etkili mücadele stratejileri geliştirilmesi amaçlanıyor. Elde edilecek veriler doğrultusunda mücadele planlaması yapılması, uygun ilaçlama takviminin hazırlanması ve üretim süreçlerinde kullanılan girdilerin azaltılması hedefleniyor. Böylece hem üretim maliyetlerinin düşürülmesi hem de daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim modelinin ortaya konulması planlanıyor. Söz konusu proje ile yalnızca zararlıya karşı mücadele yöntemleri geliştirilmesi değil, aynı zamanda bölge tarımına bilimsel veriye dayalı bir yönetim yaklaşımının kazandırılması da amaçlanıyor. Akademik bilgi ile sahadaki uygulamaları buluşturan proje, üniversite-kamu iş birliğinin tarımsal kalkınmaya katkısını da ortaya koyacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığını, aynı zamanda bulundukları bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayan önemli akademik kurumları olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi: "Zonguldak’ımızın önemli tarımsal ürünlerinden biri olan fındık üretiminde son yıllarda ciddi kayıplara neden olan kahverengi kokarca zararlısına karşı bilimsel temelli çalışmalar yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Üniversite olarak bilgi ve araştırma kapasitemizi bölgesel ihtiyaçlarla buluşturmayı öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, hem üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne katkı sağlayacak hem de bilimsel veriler ışığında daha etkili mücadele yöntemlerinin geliştirilmesine imkân tanıyacaktır. Gerçekleştirilecek araştırma ile farklı rakım seviyelerindeki fındık bahçelerinde zararlının etkilerinin detaylı şekilde ortaya konulması, mücadele dönemlerinin doğru belirlenmesi ve üretim süreçlerinde daha bilinçli uygulamaların hayata geçirilmesi mümkün olacaktır. Böylece hem verim hem de kalite açısından daha güçlü bir üretim yapısına ulaşılmasına katkı sunulacaktır. Üniversitemiz ile kamu kurumlarımız arasında kurulan bu tür iş birliklerinin, bölgesel kalkınmaya ve tarımsal sürdürülebilirliğe önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta İl Tarım ve Orman Müdürümüz Nihat Ağan olmak üzere akademisyenlerimize ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerine teşekkür ediyor, imzalanan protokolün Zonguldak’ımıza, üreticilerimize ve ülke tarımına hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Kastamonu Teknik destek programının 1. dönem başarılı orojeleri açıklandı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı 1. dönem kapsamında başarılı bulunan 5 proje, KUZKA tarafından desteklenmeye hak kazandı. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUZKA) "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" kapsamında birinci dönemde desteklenecek başarılı projeler açıklandı. KUZKA tarafından 9 Şubat tarihinde ilan edilen "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" kapsamında birinci dönem başvurusu alınan projelerden toplamda 5 proje desteklenmeye hak kazandı. Program kapsamında KUZKA, TR82 Bölgesi’nde yer alan Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerinde yerel ürünlerin ticarileştirilmesine, markalaştırılmasına ve KOBİ’lerin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sunacak projelere, danışmanlık desteği sağlayacak. Desteklenmeye hak kazanan projelerin başvuru sahipleri ile Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı arasında destek sözleşmelerinin yakın zamanda imzalanarak, projelerin uygulama süreçlerinin başlaması planlanıyor. Proje başvuruları 31 Aralık’a kadar devam edecek KUZKA "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" 2026 yılı 31 Aralık son gününe kadar proje başvuruları için açık tutulacak. İki aylık (Mart-Nisan, Mayıs-Haziran, Temmuz-Ağustos, Eylül-Ekim ve Kasım-Aralık) dönemler şeklinde projelerin kabul edildiği programda, dönem sonlarında değerlendirme süreçleri tamamlanarak başarılı projeler ilan ediliyor.