EKONOMİ - 06 Mayıs 2016 Cuma 14:39

Yörük: “Hedefimiz Kentsel Dönüşüm Projelerine Yoğunlaşmak”

A
A
A
Yörük: “Hedefimiz Kentsel Dönüşüm Projelerine Yoğunlaşmak”

Yöryapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Teoman Yörük, Türkiye nüfusunun yüzde 92’lik bölümü, 1’inci ve 2’nci derece deprem kuşağı üzerinde kurulmuş kentsel alanlarda yaşadığını söyledi.
Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut stoğu olduğunu belirten Yörsan ve Yöryapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Teoman Yörük, konut stoğunun yüzde 40 gibi önemli bir oranı riskli, yapı ömrünü tamamlamış, sağlıksız ve ruhsatsız yapılaşmadan meydana geldiğini söyleyerek, “Ülkemiz nüfusunun yüzde 92’lik bölümü, 1’inci ve 2’inci derece deprem kuşağı üzerinde kurulmuş kentsel alanlarda yaşıyor. Uzmanların verdiği rakamlara göre yüzölçümünün yüzde 90’ı deprem kuşağı içinde yer alan Türkiye’de, nüfusun yüzde 92’lik bölümünün 1. ve 2. derece deprem kuşağı üzerine kurulmuş kentsel alanlarda yaşadığı düşünüldüğünde, deprem riskine karşı dayanıklı yapılaşmanın önemi iyice ortaya çıkıyor” dedi.
Türkiye’de oturulamaz durumda 6,5 milyon konut var. Bu konutların kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde yenilenmesinin bir fırsat olduğunu dile getiren Yörük, “Düzensiz yapılaşma, düşük yapı kalitesi, plansız kentleşme, ulaşım ve altyapı alanlarının yetersizlikleri gibi sorunların giderilmesi için kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu söylüyor. Kentsel dönüşüm projelerinde deprem, rüzgar gibi tüm yatay kuvvetlere dayanıklı, su, ısı ve ses yalıtımlarının titizlikle tam olarak uygulandığı, imalatta kullanılan tüm malzemelerin kaliteli ve dayanıklı ürünlerden oluşan birinci sınıf işçilik uygulamaları ile günümüz koşullarına uygun konutlar inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Teoman Yörük sözlerine şu şekilde devam etti: “Kentsel dönüşüm projelerinde inşaatta kullanılan malzemelerin kalitesi ve yapılan tüm imalatların, işin ehli kişiler tarafından yapılması, uygulama sonrası yapılan imalatların korunması ve bakımlarının yapılması ciddi önem arz etmektedir. Dolayısıyla, günümüz teknolojisine uygun olarak ve her türlü yatay kuvvetlerin yüklerini minimize ederek hesaplanan ve projelendirilen; Mimari ve statik betonarme projelerin dışında inşaatta kullandığımız malzemelerin kalitesi, mukavemeti ve imalat esnasında yapılan işçilik kalitesinin önemine de dikkat çekmek isterim. Biz projelerimizde bu hususlara çok dikkat ediyoruz”.
“YÖRÜK: HEDEFİMİZ ÇOK BÜYÜK ÇAPLI MARKALI KONUT PROJELERİNE İMZA ATMAK”
Amaçlarının Yörsan’da olduğu gibi sektörde öncü firma olma olduğunu belirten Teoman Yörük, “Okul projemizle başlayan inşaat serüvenimizi kentsel dönüşüm projesi kapsamında anlaşacağımız yerlerle devam ettireceğiz. Adımları tek tek ve sağlam bir şekilde atmak istiyoruz. Adımıza yakışır işler yapmak için, gıda sektöründe yaptığımız gibi inşaat sektöründe de şimdiye kadar yapılmayan şeyleri yapacağız inşallah. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında ses getiren işler yaptıktan sonra çok büyük çaplı markalı konut projelerine imza atmayı planlıyoruz”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da o köyde ’İmece’ usulü sürüyor Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çömlekçi köyü’nde, geçmişten gelen bir etkinlik köy halkı tarafından modernleştirilerek daha sistemli bir hale getirildi. 2012 yılında, o dönemki kısıtlı imkânlarla başlatılan çalışma, yapılan AR-GE süreciyle birlikte geliştirilerek günümüze kadar taşındı. Pandemi yılı hariç her yıl düzenli olarak sürdürülen uygulamada, kurban kesen vatandaşların paylarından ayrılan etler ortak bir havuzda toplanıyor. Bu etler daha sonra köyde müsait olan kişiler tarafından kıyma haline getiriliyor ve ardından köfte yapım süreci gerçekleştiriliyor. Etkinlikte kadınlar ve erkekler birlikte yer alırken, süreç köyde toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir organizasyon haline geliyor. Çömlekçi Köyü’nde yaşadığını belirten Ali Osman ise, "Biz köyümüzde geçmiş atalarımızdan kalan bir etkinliği modernleştirerek daha iyi bir seviyeye getirmeye çalıştık. 2012 yılında ilk iki yıl hiç olmayan imkânlarla bu işe başladık, AR-GE çalışması yaptık. Pandemi yılı hariç her sene bunu geleneksel olarak yapmaya çalıştık. Kurban kesenler paylarından tüm köy halkına ikram edilebilecek şekilde bir havuzda topladık. Ve bütün köydeki müsait olan kişilerle bunları kıyma haline getirip, sonrasında ise köfte haline getirip kadınlar ve erkekler dahil olmak üzere bu etkinliği gerçekleştiriyoruz. Dünyada tek, Türkiye’de ilk biz yapıyoruz" diye konuştu. Köydeki kadınlar tarafından köfte haline getirilen kıymalar, daha sonra ise köy halkı olarak tüketildi. Köy halkı tarafından sahiplenilen bu uygulamanın, hem paylaşma kültürünü hem de köy içi dayanışmayı güçlendirdiği ifade edildi.
Konya Tatil sonrası sendromuna karşı uzmanlardan tavsiye Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinin ardından işe ve günlük yaşama dönüş sürecinde yaşanan isteksizlik, yorgunluk ve dikkat dağınıklığının doğal olduğunu belirten uzmanlar, tatil sonrası sendromu olarak adlandırılan bu süreçte motivasyonun harekete geçtikçe oluştuğunu, küçük adımlar atarak, yapılacaklar listesinde hedeflere odaklanıp adım adım ilerlemenin beynin ben tekrar üretkenim moduna geçmesine oldukça yardımcı olduğunu belirtiyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Travma Uygulama ve Araştırma Merkezinden Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam, uzun bayram tatillerinin ardından birçok kişinin yeniden çalışma düzenine uyum sağlamakta zorlandığını söyledi. Tatil sonrası yaşanan isteksizlik ve uyum güçlüğünün psikolojide "tatil sonrası sendromu" veya "tatil sonrası adaptasyon süreci" olarak tanımlandığını ifade eden Beyza İshakoğlu Alaçam, beynin tatil döneminde daha esnek bir düzene alıştığını anlattı. "Beyin bu hızlı geçişe bir anda adapte olamıyor ve direnç gösterebiliyor" Dokuz günlük uzun bir bayram tatilinin ardından yeniden normal hayata dönüş sürecini aktaran Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam, "Alarm sesiyle uyanmak, trafiğe girmek, iş kıyafetlerini giymek açık konuşmak gerekirse bu süreç pek çoğumuz için pek de kolay ilerlemeyecek. Bugünlerde birçok kişiden benzer cümleler duyarız; ‘hiç işe gidesim yok.’ Öncelikle iyi haber şu, yalnız değilsiniz. Aslında tembel veya yetersiz de değilsiniz. Çünkü psikolojide biz bu duruma tatil sonrası sendromu ya da tatil sonrası adaptasyon süreci diyoruz. Hissedilen o isteksizlik ve adaptasyon güçlüğü diyoruz. Aslında beynin rutin değişiminde verdiği oldukça doğal bir tepki. Tatilde beynimiz daha esnek bir düzene alışıyor. Uyku saatleri değişiyor, sorumluluklar azalıyor, sosyal hayat artıyor, haliyle beyin daha fazla rahatlama ve keyif hissi yaşamaya başlıyor. Tatil bittiğinde ise bir anda alarm sesleri, trafik, mailler, sorumluluklar, çocukların okul düzeni, o yoğun tempo geri geliyor. Beyin bu hızlı geçişe de bir anda adapte olamıyor ve kısa süreli bir direnç gösterebiliyor. O yüzden insanlar işe geri döndüklerinde dikkat dağınıklığı, isteksizlik, yorgunluk, hatta bazen kaygı ve mutsuzluk yaşayabiliyorlar" dedi. "Yapılacaklar listesinde hedeflere odaklanıp adım adım ilerlemek gerekir" Sendroma karşı yapılması gereken noktaları sıralayan Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam, "Buradaki en büyük hata tatilden döner dönmez kendimizden yüzde 100 performans beklemek. Oysa zihnimizin de belli bir adaptasyona ihtiyacı var. İlk birkaç günü ısınma süreci gibi görmek gerekiyor. Uyku düzenini toparlamak, küçük hedeflerle başlamak, ‘neden bu kadar isteksizim’ diye kendimizi suçlamamamız çok çok önemli. Çünkü aslında motivasyon bekleyince gelen bir şey değil, harekete geçtikçe oluşabilen bir şey. Küçük adımlar atmak, o yapılacaklar listesinde hedeflere odaklanıp adım adım ilerlemek beynin ben tekrar üretkenim moduna geçmesine oldukça yardımcı oluyor" şeklinde konuştu. "Ruh sağlığı sadece zor zamanlarda değil, günlük yaşamın içinde de korunmalı" Uyum sorunları günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemeye başladığında destek alınması gerektiğine dikkat çeken Beyza İshakoğlu Alaçam, "Bir de insanlardan şunu çok duyuyoruz; ‘Tatil çok güzeldi, gerçek hayata dönmek istemiyorum.’ Aslında burada mesele sadece tatilin güzelliği de değil, günlük hayatın ne kadar yorucu hale geldiği ile de ilgili. Çünkü modern yaşamda insanlar, hepimiz aslında sürekli bir şeylere yetişmeye, bir şeylere hazır hale gelmeye çalışıyoruz. Tatilde de biraz nefes alabilen zihnimiz tekrar o yoğun tempoya dönerken doğal olarak zorlanıyor. Ruh sağlığını sadece yılda bir yapılan tatillerle toparlamaya çalışmak yerine, çünkü bu çok sürdürülebilir değildir, insanların günlük yaşamlarında da kendilerine iyi gelen küçük alanlar oluşturmaları gerekiyor. Ne gibi; kısa molalar, sosyal temaslar, hobiler, dinlenme alanları oluşturmaları gerekiyor. Çünkü aslında ruh sağlığı sadece zor zamanlarda değil, günlük yaşamın içinde de korunmalı. Biz de travma uygulama ve araştırma merkezi olarak çocuk, ergen ve yetişkin alanında hem yüz yüze hem de online psikolojik destek hizmetleri veriyoruz. Eğer kişinin yaşadığı bu motivasyon kaybı, stres ya da uyum sorunları günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemeye başladıysa profesyonel destek alması süreci çok daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilmekte" diye konuştu.
Malatya Malatya’da Levent Vadisi yaza hazırlanıyor Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan ve 65 milyon yıllık jeolojik geçmişiyle dikkat çeken Levent Vadisi’nde yaz sezonu öncesi hazırlıklar sürüyor. Bölgede devam eden projeler kapsamında gençlik kampı, macera parkı, yöresel ürün satış alanları ve müze gibi yatırımların hayata geçirilmesi hedefleniyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için çalışmalar yürütülen Levent Vadisi’nde incelemelerde bulunan Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş, vadinin Türkiye’nin önemli doğa ve turizm destinasyonlarından biri olduğunu söyledi. Göreve geldikleri günden bu yana İnönü Üniversitesi ile birlikte Levent Vadisi ve çevresini kapsayan jeopark alanının UNESCO listesine dahil edilmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirten Ulutaş, bölgede Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli yaklaşık 150 milyon liralık yatırımın devam ettiğini ifade etti. Levent Vadisi’nin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, tarihi ve bilimsel yönleriyle de önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Ulutaş, "Gençlik kampı, macera parkı ve yöresel ürün satış alanlarını en kısa sürede hizmete açmayı planlıyoruz. Burası sadece Malatya’nın değil, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olacak" dedi. Vadide 28 kilometre uzunluğunda bir kanyon bulunduğunu ifade eden Ulutaş, proje tamamlandığında ziyaretçilere yönelik sosyal alanların yanı sıra bölgede bulunan fosillerin sergileneceği bir müzenin de hizmet vereceğini söyledi. Yaz boyunca çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacaklarını belirten Ulutaş, Levent Vadisi’nin doğa sporları, yürüyüş, tırmanış ve bilimsel çalışmalar için uygun bir alan olduğunu kaydetti. Ulutaş, 26-28 Haziran tarihlerinde düzenlenecek Motofest etkinliğiyle Türkiye’nin farklı şehirlerinden motosiklet tutkunlarını ağırlayacaklarını belirterek, festival kapsamında gerçekleştirilecek programlarla Levent Vadisi’nin tanıtımına katkı sunacaklarını söyledi.