YEREL HABERLER - 29 Aralık 2015 Salı 10:39

Nevvar Salih İşgören Hastanesi'ne 112 Acil İstasyonu

A
A
A
Nevvar Salih İşgören Hastanesi'ne 112 Acil İstasyonu

Türkiye’nin en önemli butik hastanelerinden biri olarak kabul edilen Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi’ne 112 acil yardım istasyonu kurulması amacıyla İzmir Valiliğinde protokol imzalandı. Nevvar Salih İşgören Vakfı ile İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği arasında imzalanan protokol törenine katılan AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, “Bu hizmetten milletimizin bir an önce yararlanmasını temenni ediyorum” dedi.
İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın makamında düzenlenen protokol törenine AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın yanı sıra Nevvar Salih İşgören Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Şener, Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Mustafa Ökmen, Başkan Yardımcısı Erol Urgun, Genel Koordinatör Berna Günaydın Şahin, İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Behzat Özkan ve Vakıf Hukuk Müşaviri Avukat Maksut Karaosman katıldı.
“BİR TELEFON SONRASI HİZMETE KOŞULABİLECEK”
Nevvar Salih İşgören Vakfı’nın kuruluşundan beri vakfettiği kaynaklarla birlikte önemli hizmetleri sunarak geliştirmeye devam ettiğini belirten İzmir Valisi Mustafa Toprak, “Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi’nin bünyesinde insanlarımızın bir telefonu sonrasında hizmetine koşabilecek, çağrıya cevap verebilecek modern tek katlı prefabrik 112 Acil Yardım İstasyonu’nun yapılmasıyla ilgili protokolü imzaladık. 112 Acil Yardım İstasyonu’nun hayırlı ve uğurlu olmasını bu protokolle birlikte en kısa zamanda inşaatının bitirilerek vatandaşlarımızın istifadesine sunulmasını diliyorum” dedi.
“VAKIF YÖNETİCİLERİ KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYOR”
Merhum Salih İşgören ile Nevvar İşgören’e rahmet dileyen ve katkılarından dolayı her zaman kendilerine minnettar olacaklarını ifade eden Vali Toprak, şöyle devam etti: “Geçmişte Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi’nin anahtar teslimini nasıl yaptılarsa bu mesuliyeti devam ettirerek oranın ihtiyaçlarına da vakıf yöneticileri katkı sağlamaya devam ediyor. Genel Sekreterimiz de sunulan bu imkanlarla birlikte devletimizin vermiş olduğu imkanlar ve orada çalışanlar aracılığıyla bu güzel hizmeti daha da taçlandırmak üzere adeta vatandaşımızın bir hizmetkarı olarak katkı sağlamaya devam ediyorlar. Kendilerine de çok teşekkür ediyorum.”
“HİZMETLERİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Nevvar Salih İşgören Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ökmen de “Güzel İzmirimize eğitim, sağlık, sosyal sorumluluk çerçevesinde hizmetlerimize kamu yararı çerçevesinde devam edeceğiz. Bu protokolün de bu vesileyle hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Şener ise, “Eğitim ve sağlık yatırımlarını çok önemsiyoruz” diye konuştu.
İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Behzat Özkan vatırımın hayırlı olmasını dilerken, Türkiye’de vakıf geleneğinin tarihi bir öneme sahip olduğunu belirten AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ da “Hizmetten bir an önce milletimizin istifade etmesini temenni ediyorum. Duyarlılıklarından dolayı hem vakıf yöneticilerimize hem Sayın Valimiz Mustafa Toprak’a ve genel sekreterimize teşekkür ediyorum” dedi.
2013 yılında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı törenle hizmete giren , 10 bin metrekare kapalı, 7 bin 500 metrekare açık alana sahip olan 30 poliklinik ve 6 ameliyathanesi bulunan hastane 23 milyon liraya mal olmuştu. Nevvar Salih İşgören Vakfı’nın bağışlarıyla yapılan hastaneye 112 acil servisinin yanı sıra yine vakıf tarafından patoloji laboratuvarı, fizik tedavi ünitesi ve yemekhane yapılması amacıyla fizibilite çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Bu arada yine tören sırasında İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Behzat Özkan, Nevvar Salih İşgören Vakfı’ndan Gaziemir’e bir de semt polikliniği yaptırılmasını talep etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın tarihe meydan okuyan 1500 yıllık değirmeni Sakarya’nın Erenler ilçesinde 6 kuşaktır aynı aile tarafından işletilen yaklaşık bin 500 yıllık tarihi su değirmeni, sadece doğal üretimiyle değil, öğütme bedelinin nakit yerine un veya buğdayla ödendiği asırlık hak usulü sistemiyle de Anadolu’nun köklü geleneklerini günümüze taşıyor. Değirmendere Mahallesi’nde bulunan tarihi yapıda, 3 kilometre mesafeden su kanallarıyla getirilen suyun gücüyle dönen dev taşların arasında mısır ve buğday geleneksel yöntemlerle öğütülüyor. Fabrikasyon üretime direnerek doğallığını koruyan değirmende, unun kalitesini artırmak için yaklaşık 300 kilogram ağırlığındaki taşlara 3 ayda bir el işçiliğiyle bakım yapılıyor. Anadolu’nun eski geleneği "hak" sistemi sürüyor Değirmende ödeme yöntemi olarak nakdin yanı sıra Anadolu’nun eski geleneklerinden olan "hak" sistemi de uygulanmaya devam ediyor. Vatandaşlar, öğüttükleri ürünün karşılığında dilerlerse belirli bir miktar un veya buğdayı değirmenciye emek bedeli olarak bırakabiliyor. Güncel rakamlara göre 15 kilogramlık bir teneke mısırın öğütme bedeli ise 75 lira olarak uygulanıyor. "Biz işletiyoruz" Değirmenin 6. kuşak işletmecisi Menderes Satıroğlu, Rumlardan kaldığı bilinen tarihi yapıyı 40 yıldır çalıştırdığını anlattı. Değirmenin 1920’li yılların sonunda dedesi tarafından devralındığını belirten Satıroğlu, "1925-1930 yıllarında dedem burayı devraldı. Ondan da bize geçti. Şimdi de biz işletiyoruz. Değirmenin dışını da biraz yeniledik. Zaman içinde yapının ahşap olan zeminini betonla yeniledik. Burası su ve taş değirmeni olduğu için unun lezzeti ve kalitesi normalden çok daha güzel oluyor" dedi. "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz" Eşine 20 yıldır yardım eden Sevgi Satıroğlu ise bir çuval mısırı yaklaşık bir saatte un haline getirebildiklerini aktararak, "Bin 500 yıldır dönen bu değirmene sahip çıkıyoruz. Su değirmeni her zaman bulunmadığı için müşterilerimiz çok memnun. Geleneksel üretimin tadını bilenler özellikle burayı tercih ediyor" diye konuştu.
Trabzon Başkan Genç’ten İran’ın Trabzon Başkonsolosluğu’na taziye ziyareti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İranlılar ve İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’ye taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarette Başkonsolos Naser Mohebati’ye başsağlığı dileklerini ileten Başkan Genç, "Amerika ve İsrail’in saldırılarını en başından bu yana kesinlikle kabul edilemez buluyoruz, şiddet ve nefretle kınıyoruz. Bölgenin jeostratejik konumu maalesef tarihten bu yana emperyal güçlerin odağı olmuştur. Türkiye, İran ve Gürcistan bu kadim coğrafyanın halklarıdır. Bu toprakların hukukunu korumaya kararlılıkla devam edeceğiz. Yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduk. Bu haksız ve hukuksuz saldırıların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başından itibaren diplomatik girişimlerde bulunduğunu da vurgulayan Başkan Genç, "Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların yaşanmaması ve bölgede barışın sağlanması adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur. Ne yazık ki bugün uluslararası hukukun ciddi şekilde zedelendiğini görüyoruz. Türkiye olarak bölgede barışın, istikrarın ve bağımsız devletlerin egemenliğinin korunmasını önemsiyoruz. Şu ana kadar binin üzerinde İranlı kardeşimizin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzmüştür. Ali Hamaney ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, kardeş İran halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda Başkan Genç, Ali Hamaney ve savaşta ölen İranlılar için açılan taziye defterini imzaladı.
Eskişehir Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi. Kaygı bozukluğu ve panik atak Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu. Belirtiler neler? Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı: "Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü" Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.