GÜNDEM - 12 Mayıs 2021 Çarşamba 16:34

Bakan Kasapoğlu: 'Engelli vatandaşlarımızın pek çok başarının altında imzasının olduğunu görüyoruz'

A
A
A
Bakan Kasapoğlu: 'Engelli vatandaşlarımızın pek çok başarının altında imzasının olduğunu görüyoruz'

Engelliler Haftası kapsamında engelli bireylerle bir araya gelen Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, "Engelli vatandaşlarımızın pek çok başarının altında imzasının olduğunu görüyoruz" dedi.

Bakan Kasapoğlu, Engelliler Haftası kapsamında engelli vatandaşlarla bir araya geldi. Gençlik ve Spor Bakanlığı binasında gerçekleşen buluşmada Bakan Kasapoğlu engelli bireyler için yapılan çalışmalardan bahsederek gelen misafirleri ile sohbet etti.
Bakan Kasapoğlu, Filistin'de zulüm gören Müslümanların bir an evvel zafere kavuşması için dua ederek konuşmasına başladı.

"Engelli vatandaşlarımızın pek çok başarının altında imzasının olduğunu görüyoruz"

Engelli bireylerin başarılarıyla övünç kaynağı olduğunu belirten Kasapoğlu, "Doğru eğitim programları ve sosyalleşme desteği ile engelli vatandaşlarımızın pek çok başarının altında imzasının olduğunu görüyoruz. Sanattan spora, spordan eğitime, iş dünyasına hayatın her alanında başarı hikayesi yazan bireylerimiz var. Bu ayrı bir övünç kaynağıdır. Ben bu çerçevede tüm zorluklara rağmen yılmadan, yorulmadan inancını, heyecanı kaybetmeden mücadele eden tüm vatandaşlarımızı bu vesile ile önemli bir motivasyon kaynağı oldukları için ayrıca saygı duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

"Onları güçlendirecek, onlara destek olacak projeleri geliştirmekte bize verilen önemli bir görev"

Engelli vatandaşlar için her kurumun çalışması gerektiğine dikkat çeken Bakan Kasapoğlu, "Engelli vatandaşlarımız için hayatı kolaylaştırmak bu anlamda onları güçlendirecek, onlara destek olacak projeleri geliştirmekte bize verilen önemli bir görev. Bu çerçevede her alanda erişebilirliği sağlamakta da kendimizi sorumlu gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Devlet olarak, hükümet olarak bu alanda sorumluluğumuzu en iyi şekilde hissetmekle birlikte sivil toplumun, özel sektörün bu alandaki tüm kurumların özel bir eşgüdüm taşıması gerektiğini ifade etmek istiyorum" ifadelerini kaydetti.

"Son 19 yılda her alanda engelleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları başarılı bir şekilde yürütüyoruz"
Bakanlık olarak bu alanda çok ilerleme kaydettiklerini ve daha da çalışacaklarını söyleyen Kasapoğlu şunları kaydetti:

"Sosyal devlet olmak fırsat eşitliğini sağlama kısmında da ayrı bir misyonu hepimize yüklüyor. Engelli hakları bu anlamda önemli bir alan. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde son 19 yılda her alanda engelleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları başarılı bir şekilde yürüttüğümüzü bunun çıtasını her geçen gün bunun çıtasını daha da yukarıya çıkarttığımızı da ifade etmek istiyorum. Bakanlık olarak bu çerçevede bu hassasiyeti bu çerçeve yeni açılımları gerçekleştireceğimizi söylemek istiyorum."

"Her alanda toplumsal farkındalığı sağlamak, toplumsal farkındalığı güçlendirmede apayrı bir çalışma yapıyoruz"

Engelli bireylerin birçok konuda gençlere ilham kaynağı olduğunu ifade eden Kasapoğlu, "Gençlerimiz bizim en büyük umudumuz. Bununla birlikte sporcularımız. Her birinin yarınlara güçlü bir şekilde hazırlanması ve her birinin Türkiye’yi uluslararası alanda temsil etmesi. Bu çerçevede pek çok gayretimiz var. Bu çerçevede hem sporcularımızı hem de engelli bireylerimizin spor yapması, spor tesislerine erişimi ve profesyonel spora katılmaları ciddi önem arz ediyor. Bu alanda toplumsal farkındalığı sağlamak, toplumsal farkındalığı güçlendirmede apayrı bir çalışma yapıyoruz. Sizlerin gençlere ilham vermesinin yanında onlara rol model olma yolunda dünya literatürüne farklı başarılarla altın harflerle, rekorlarla, madalyalarla bunu taçlandırması apayrı bir gurur. Ben inanıyorum ki 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları'nda da milletimizin gönlü, gözü ve kulağı sporcularla beraber olacak" diye konuştu.

Engelli bireylere erken safhada yardım etmenin önemine vurgu yapan Bakan Kasapoğlu, "Engelli bireylerimizin erken yaşlardan itibaren bu alanda gelişimini sağlamak, kendi ilgilerine yeteneklerine göre yönlendirme ve destekleme çalışmalarımıza hız kesmeden hızlı bir şekilde ediyoruz. Destek ve teşvik mekanizmalarını geliştirmeye devam ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımızla işbirliği içerisindeyiz" değerlendirmesini yaptı.

Ömer Faruk Karataş - Bayram Türüdü
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Pancar deposunda sinema ve lezzet yolculuğu Nilüfer Belediyesi’nin akademik ve kültürel birikimi harmanladığı "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliği, Şubat ayında "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla sinema ve yemek ilişkisini ele aldı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" buluşmalarının beşincisi "Boran Geldi Kış Geldi Safa Geldi Hoş Geldi Sinemalarda" temasıyla gerçekleştirildi. Yemek ile müzik ilişkisini ele alan etkinlikte, bu ay sinemanın büyüleyici dünyası ve lezzet kültürü konuşuldu. Prof. Dr. İlkay Kanık’ın konuk olduğu programda, katılımcılar Bursa’nın sinema tarihinden Yeşilçam mutfağına uzanan geniş bir yelpazede bir yolculuğa çıktı. Etkinlik, sinema kültürünün ayrılmaz parçaları olan Uludağ Gazozu ve patlamış mısır ikramıyla başladı. Bursa’nın sinema geçmişine vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, 1923 yılında Türk kadınlarının ilk kez rol aldığı "Ateşten Gömlek" filminin Bursa’da gösterilen ilk film olduğunu, ayrıca ilk sesli Türk filmi olan İstanbul Sokakları’nın da Muhsin Ertuğrul tarafından yine Bursa’da çekildiğini hatırlattı. Prof. Dr. İlkay Kanık ise konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sinemaya verdiği öneme dikkati çekti. Atatürk’ün bir sinema senaryosu yazdığını ve sinemanın bir milletin çağdaşlaşmasındaki gücüne inandığını belirten Kanık, Yeşilçam’ın doğuşuna giden yolun bu vizyonla açıldığını ifade etti. Kanık, "Türkiye’de ilk film gösterimi 1897 yılında yapılmıştır ve o günden bugüne film sektörü çok yol kat etmiştir. Türk filmlerinde yemekler ve çeşitli lezzetler hep ön plana çıkmıştır" dedi. Ses ve lezzet eşleştirmesi Etkinlikte katılımcılara dinledikleri müzikler ile tattıkları lezzetler arasındaki duygusal bağı keşfetmeleri için anketler de dağıtıldı. Ratatuy, Neşeli Günler, Tosun Paşa, Muhsin Bey ve Chocolat gibi filmlerden kesitler paylaşılırken; aynı anda filmlerde yer alan çiğ köfte, kuru fasulye, boza ve çikolata gibi yiyecekler ile sahneler ve lezzet eşleştirmeleri gerçekleştirildi. Etkinliğin sonunda Bursa’da çekilen Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? filmi üzerinden gölge oyunu, semai kahvehaneleri ve bozahaneler eşliğinde eski Bursa’nın canlı kültürü ele alındı. Prof. Dr. İlkay Kanık, bu tür anlatıların toplumsal dönüşümü yansıttığını belirterek, "Filmlerde kurulan sofralar, pazarlar ve yemekler ile dönemin ve bölgenin canlılığı ve kültürü bize yansıtılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliği, önümüzdeki aylarda farklı temalarla devam edecek.
Isparta Üç çocuk annesi, taksi şoförlüğüyle hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor Isparta’da yapan üç çocuk annesi Hacer Topal, 3 yıldır sürdürdüğü taksicilik mesleğinde hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. Şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getiren Topal, "İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum" dedi. Isparta’da yaşayan üç çocuk annesi 39 yaşındaki Hacer Topal, yaklaşık 3 yıldır taksi şoförlüğü yapıyor. Aslen Sivaslı olan ve 10 yıldır kentte yaşamını sürdüren Topal, direksiyon başında ekmeğini kazanıyor. Gece gündüz demeden çalışan Topal, mesleğini severek sürdürdüğünü ifade ederken kadınların istedikleri takdirde her mesleği başarabileceğini gösteriyor. "Direksiyon benim ekmeğim oldu" Yaklaşık 10 yıldır Isparta’da yaşadığını belirten Hacer Topal, şoförlüğün önce bir heves, ardından tutkuya dönüştüğünü dile getirdi. Topal, "Ben okuyamadım, aslında çok istemiştim ama şartlar el vermedi. Arabayı kullanmak nasıl bir duygu diye merak ederek başladım. İlk başta heves gibiydi ama sonra tutkuya dönüştü. Şimdi ise mesleğim oldu ve gurur duyuyorum. Direksiyon benim ekmeğim. Ondan para kazanıyorum. Üç çocuğum var, bir ev geçindiriyorum. Isparta’da iş imkanları zaten kısıtlı. Ekonomik şartlar belli. Arabanın yakıtı, vergisi, sanayi masrafları derken kazandığımızın çoğu giderlere gidiyor ama yine de çalışmak zorundayım" dedi. "Taksime abi diye binip ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar" Kadın taksici olarak zaman zaman şaşkınlıkla karşılandığını belirten Topal, yaşanan ilginç anları da, "Arabaya binen yolcular genelde ‘Merhaba abi’ diyor. Sonra dönüp beni görünce ‘Abla sen miydin?’ diye şaşırıyorlar. Tebrik eden de çok, fotoğraf çektirmek isteyen de. Video çekip paylaşanlar oluyor. Bazen trafikte sıkıştıranlar oluyor ama ben kurallara uyarak yoluma devam ediyorum. Bir gece mesaisinde iki yolcu binmişti. Beni görünce şaşırdılar. Öndeki Kevser Suresi’ni okumaya başladı, arkadaki tekbir getiriyordu. O anı hiç unutamıyorum, hâlâ aklıma geldikçe gülüyorum" sözleriyle paylaştı. "Kadınlar korkmasın, direksiyon başına geçsinler" Kadınların hem evde hem iş hayatında büyük sorumluluk taşıdığını vurgulayan Topal, kadınlara da çağrıda bulunarak, "Bir kadın hem anne, hem çalışan, hem öğretmen, hem de evin direği oluyor. Ülkemizde kadın olmak kolay değil ama imkânsız da değil. Ehliyeti olup korkan kadınlar varsa kesinlikle tavsiye ediyorum. Direksiyon başına geçsinler, kendi ekmeklerini kazansınlar. Ben çocuklarımın okuması için mücadele ediyorum. Onlar sevdikleri mesleği yapsın istiyorum. Eğer bir gün direksiyon başına geçmek isterlerse ona da saygı duyarım. Yeter ki severek yapsınlar" ifadelerini kullandı.
Burdur Babasından öğrendiği ayakkabı tamirciliğini 40 yıldır sürdürüyor Burdur’un Gölhisar ilçesinde 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan usta, babasından öğrendiği mesleği yarım asra yaklaşan tecrübesiyle sürdürüyor. Kaybolmaya yüz tutan meslekler arasında yer alan ayakkabı tamirciliği, Burdur’un Gölhisar ilçesinde iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bu ustalardan biri olan Ali Şakar (55), küçük yaşlarda babasının yanında çırak olarak başladığı mesleğini 40 yıldır aralıksız sürdürüyor. Değişen tüketim alışkanlıkları ve hazır ürün kullanımının artmasıyla birlikte tamir kültürünün zayıflarken Şakar, en büyük sıkıntının çırak yetişmemesi olduğunu ifade etti. Mesleğin gelecek nesillere aktarma konusunda kaygılı olduğunu belirten Şakar, gençler bu işi yapmak istemediğinden ve kendisinden sonra bu işi yapacak kimsenin olmadığını söyledi. "Bizi üzen nokta bu mesleğin kaybolacak olması" İlkokula giderken boş zamanlarında babasının yanına gelerek ayakkabı tamirciliğini öğrendiğini anlatan Ali Şakar, "40-45 senedir bu işi yapıyorum. Babamdan öğrendiğim gibi yıllardır bu mesleği sürdürüyorum. Ayakkabı tamiri, boyaması, valiz, çanta gibi tüm eşyaların tamirini yapıyoruz. İlçemizde de bu mesleği yapan 2 kişi kaldık. Bir tanesi Armutlu Mahallesi’nde, merkezde de biz varız. Başka da kimse kalmadı. Çırak da zaten bulunmuyor. Artık herkes hazıra yöneldi. Bizi üzen nokta da bu mesleğin kaybolacak olması. Ben mesleği babamın yanında, ilkokulu okurken öğrendim. Ama şimdi gençlerden hevesli kimse yok" dedi.