EKONOMİ - 20 Eylül 2017 Çarşamba 11:42

KOSGEB’den imalatçı KOBİ’lere büyük destek

A
A
A
KOSGEB’den imalatçı KOBİ’lere büyük destek

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Samsun İl Müdürü Ahmet Dursunoğlu, KOBİ Gelişim Destek Programı (KOBİGEL) 2017 Çağrısına İmalatçı KOBİ’lerin 20 Ekim’e kadar başvurulabileceğini bildirerek, KOBİ’lere program kapsamında verilecek desteğin toplam tutarının 500 milyon lira olduğunu söyledi.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Samsun İl Müdürü Ahmet Dursunoğlu, KOBİ Gelişim Destek Programı (KOBİGEL) 2017 Çağrısına İmalatçı KOBİ’lerin 20 Ekim’e kadar başvurulabileceğini bildirerek, KOBİ’lere program kapsamında verilecek desteğin toplam tutarının 500 milyon lira olduğunu söyledi.


KOSGEB Samsun İl Müdürü Ahmet Dursunoğlu, KOBİGEL 2017 çağrısına imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerin 20 Ekim’e kadar başvurabileceğini bildirerek, “300 bin lirası geri ödemesiz ve 700 bin lirası geri ödemeli olmak üzere işletme başına destek 1 milyon lira olarak belirlendi" dedi.


Proje sunacak işletmelerin KOSGEB veri tabanına kayıtlı ve aktif olmaları gerektiğini vurgulayan Ahmet Dursunoğlu, “Çağrıya 4. Sanayi Devrimi’ne hazırlık, üretimde nesnelerin interneti uygulamaları, orta yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracattaki ağırlığının arttırılması, katma değeri yüksek üretim yapısına geçiş, ihracat kapasitesinin arttırılması ve yeni pazarlara açılım, mikro ölçekli işletmelerde tasarım, mühendislik imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve ölçek büyütme, bilişim teknolojisi alt yapısının güçlendirilmesi, enerji verimliliğinin arttırılması ve yeşil üretime geçiş başlığı altında sunulan projeler kabul edilecek. Bilanço usulünde defter tutmak kaydıyla orta yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerdeki KOBİ’lerin tümü destek programına başvuru yapabilecek. Orta düşük ve düşük teknolojili sektörlerdeki KOBİ’lerde ise 2016 yılı net satış hasılatının en az 300 bin lira ve yıllık ortalama çalışan sayısının en az 3 olması şartı aranacak. Ayrıca işletmelerin proje bütçe tekliflerinin, 2016 yılı net satış hasılatını aşmaması gerekecek" diye konuştu.


Destek programına 20 Ekim’e kadar elektronik ortamdan başvurulabileceğini ifade eden Dursunoğlu, şunları söyledi:


“Destek programına, 20 Ekim’e kadar ’www.kosgeb.gov.tr’ adresinden elektronik ortamda başvuru yapılabilecek. Program çerçevesinde, personel, yazılım ve hizmet alımının yanında makine-teçhizat giderlerine (kalıp dahil) 150 bin liraya kadar hibe ve ilave olarak 600 bin liraya kadar faizsiz geri ödemeli destek sunulabilecek. Toplam proje bütçesinin KDV hariç rakamlar üzerinden yüzde 60 oranında destek sağlanacak. Başvurular, değerlendirme ve karar kurulları tarafından incelenecek. 100 puan üzerinden yapılacak değerlendirmede eşik puan değerini geçenler 2. değerlendirme safhasına alınacak ve nihai puanlama yapılacak. Nihai puanlama sonucunda uygun bulunan projeler sıralamaya tabi tutulacak ve bütçe imkanları dahilinde en yüksek puandan başlamak üzere desteklenecek. İşletme sahibinin veya yüzde 50’den fazla hisseli ortağının kadın girişimci olması, orta yüksek veya yüksek teknolojili sektörde faaliyet gösterilmesi, işletmenin KOSGEB veya diğer kamu kurumlarından aldığı proje desteğinin, çağrı ilan tarihinden geriye son 3 yıllık süre içinde başarılı tamamlanmış olması şartlarını sağlayan KOBİ’lerin projelerine, toplamda yüzde 10’a kadar ilave puan verilecek. Detaylı bilgi için işletmeler müdürlüğümüze doğrudan başvuru yapsınlar ve bilgiyi doğrudan müdürlüğümüzden temin etsinler. Bu fırsatın gereğince değerlendirilmesi için mesai arkadaşlarımızla birlikte kendilerine gerekli her türlü desteği sağlayacağız.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ihtiyaçlarını fabrika gibi çalışan kendi atölyelerimizde üretiyoruz" Atölyelerinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında bir yılda 32 milyon TL tasarruf sağlayan Kocasinan Belediyesi, ‘kendi kendine yeten belediye’ anlayışıyla bünyesindeki atölyelerin adeta büyük bir fabrika gibi çalışmasıyla dikkat çekiyor. Üretimin kalbinin burada attığını ifade eden Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Atölyelerimiz, sanayi sitesindeki verimlilikle çalışarak ilçenin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda büyük bir tasarruf sağlayarak ekonomiye de önemli katkı sunuyor" dedi. Belediye bünyesindeki Park ve Bahçeler Şefliği ile Makine İkmal Bakım ve Onarım Merkezi’nde elektrik, boya, marangoz, kaynak, yağlama ve motor bölümlerinin bulunduğu alanın önemine değinen Başkan Çolakbayrakdar, birçok atölyenin bir arada bulunduğu bakım merkezi ile çalışmaların daha hızlı, daha kaliteli, daha verimli ve daha ekonomik hâle getirildiğini söyledi. Tesisin büyük bir sanayi sitesi gibi çalıştığına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Kocasinan bölgesinde yaşayan vatandaşlarımıza en iyi hizmeti verebilmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu çerçevede atölyelerimizde belediyemizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Aynı zamanda da bazı ürünlerin üretimini yapıyoruz. Özellikle burada istihdam sağlayarak ülkemize hizmet ediyoruz. Elektrik, boya, marangoz, kaynak, yıkama, yağlama ve motor atölyeleriyle araçların bakımını yapıyoruz. Araç gereç ve iş makinelerinin periyodik bakım ve onarımlarını gerçekleştiriyoruz. Atölyemizde, park ve bahçelerde, kamusal alanlarda kullanılmak üzere oturma bankları, kamelyalar ve daha birçok ürünü onarıp yeniliyoruz. Ayrıca çöp konteynerlerinin yerine yenilerini koyup, tamiri ve bakımı mümkün olan çöp konteynerlerini atölyemizde tamir edip boyayarak yeniden kullanıma sunuyoruz. Bunun yanı sıra araçların yağ, fren ve şanzıman bakımları, kaporta tamiratı, boya işlemleri, arızalı olanların motor yenileme işlemleri ile yazlık ve kışlık lastiklerin değişimine kadar tüm aşamalar tesislerimizde yapılıyor. Böylelikle önemli ölçüde tasarruf sağlıyor ve belediyemizin ihtiyaçlarını karşılayarak ekonomiye büyük katkı sunuyoruz. Bu vesileyle titiz ve özverili bir şekilde çalışan işçilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Çolakbayrakdar, Kayserililere en iyi hizmeti vermek için çalışmaları artırarak devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
Gaziantep Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Işıkay, "Epilepsi, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen nörolojik bir hastalık olup, özellikle çocuklar arasında yaygın bir sağlık sorunu teşkil etmektedir. Epilepsi, beyin hücrelerinin anormal ve kontrolsüz elektriksel aktiviteleri sonucu nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bu nöbetler, farklı şekillerde kendini gösterir ve çeşitli belirtilerle seyredebilir" dedi. Epilepsi hastalığını anlatan Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Epilepsi, beyin hücrelerinin ani ve düzensiz elektriksel aktivitesi nedeniyle nöbetlerin meydana geldiği bir hastalıktır. Nöbetler; vücudun çeşitli bölgelerinde kasılmalar, bilinç kaybı, ani hareketler ve duyu değişiklikleri gibi farklı semptomlarla kendini gösterebilir. Epilepsi, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çocukluk döneminde daha sık görülür" ifadelerini kullandı. "Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Çocuklarda epilepsi belirtileri, yaşa, nöbet türüne ve nöbetlerin şiddetine göre farklılık gösterebilir. Genel Nöbetler (Grand Mal): Vücutta yaygın kasılmalar, bilinç kaybı ve gözlerde kasılma görülür. Auralar veya Basit Nöbetler. Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır. Absans Nöbetleri. Kısa süreli dalma, boş bakma ve çevreyle ilişkinin kesilmesiyle karakterizedir" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda nöbetlerin genellikle 3-5 yaş arasında başladığını, ancak bazı epilepsi türlerinin doğuştan da görülebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sedat Işıkay, doğru tanının tedavinin başarısında kritik rol oynadığını vurgulayarak, "Epilepsiye neden olan faktörler arasında genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kafa travmaları, beyin enfeksiyonları ve beyin yapısındaki anormallikler yer almaktadır. Bazı vakalarda ise epilepsinin nedeni kesin olarak belirlenememektedir" ifadelerine yer verdi. "Epilepsi tanısı ve tedavi süreci" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, tedavide düzenli ilaç kullanımının büyük önem taşıdığını belirterek, "Epilepsi tanısı için ayrıntılı hasta öyküsü alınır, nörolojik muayene yapılır ve EEG testi ile beyin dalgaları değerlendirilir. Gerekli durumlarda MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Çocuklarda epilepsi tedavisinde en sık başvurulan yöntem antiepileptik ilaçlardır. Her çocuk farklıdır ve tedavi planı çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. İlaçların doğru dozda ve düzenli kullanılması, nöbetlerin kontrol altına alınmasında belirleyici rol oynar. Bazı özel durumlarda cerrahi tedavi veya özel diyet uygulamaları da gündeme gelebilir. Bu kararlar uzman hekimler tarafından verilir. Nöbet anında sakin kalmak, çocuğun başını korumak ve çevresindeki tehlikeli nesneleri uzaklaştırmak büyük önem taşır. Ailelerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması, ilaç tedavisine uyum sağlaması ve çocuğun sosyal hayatını desteklemesi gerekir. Çocuklarda epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile başarılı bir şekilde yönetilebilir. Bu süreç uzmanlık gerektirir ve ailelerin hekimleriyle iş birliği içinde hareket etmeleri son derece önemlidir. Çocukların nörolojik sağlığı, onların geleceği için büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
İstanbul "Kıdem tazminatı yalnızca parasal alacak değil, sosyal bir haktır" İş sözleşmesinin sona erdiği her durumda kıdem tazminatı doğduğu yönündeki yaygın kanaat, uygulamada ciddi yanılgılara yol açıyor. Kıdem tazminatıyla ilgili bilinmesi gereken noktalara değinen Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, "Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır" dedi İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, "Kıdem tazminatı, her iş ilişkisinin sona ermesinde kendiliğinden doğan bir hak değildir. Bu hak, kanunda öngörülen belirli şartların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Dolayısıyla asıl bilinmesi gereken soru şudur: Kıdem tazminatı hangi hallerde ve hangi şartlar altında doğmaktadır? İş yargısında görülen uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün kıdem tazminatı taleplerine dayanması, bu kurumun işçi açısından taşıdığı hayatî önemi açıkça ortaya koymaktadır. Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır" dedi. Ön şart: ‘İşçi’ olmak "Kıdem tazminatı, her türlü çalışmanın doğal sonucu olarak kendiliğinden doğan bir hak değildir" diyerek sözlerine devam eden Karatepe, "Bu haktan yararlanabilmek için, kişinin öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ‘işçi’ sıfatına sahip olması ve geçerli bir iş sözleşmesine dayanarak çalışıyor olması gerekir. Dolayısıyla serbest meslek faaliyeti yürütenler, bağımsız çalışanlar ya da kanunda işçi tanımı dışında kalan kişiler kıdem tazminatı rejiminin dışında kalmaktadır. İş Kanunu’na göre iş sözleşmesi; işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği hukuki ilişkidir. Bu sözleşmenin varlığı, kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi bakımından temel ve vazgeçilmez şarttır. Bu noktada iş sözleşmesinin türü tam süreli, kısmi süreli, belirli ya da belirsiz süreli olması kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı açısından belirleyici değildir. Esas olan, taraflar arasında hukuken geçerli bir iş sözleşmesinin bulunması ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşmiş olmasıdır" ifadelerini kullandı. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte aynı işverene ait işyerinde en az bir yıllık kıdeme sahip olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, bir yıllık sürenin hesabında, iş sözleşmesinin imzalandığı tarih değil, işçinin fiilen işe başladığı tarihin esas alındığını belirtti. Kartepe, "Kıdem, iş sözleşmesi yürürlükte kaldığı sürece işlemeye devam eder. Fiilî çalışmanın çeşitli nedenlerle geçici olarak kesintiye uğradığı durumlarda sözleşme askıda kalabilmekte; ancak sözleşme varlığını koruduğu sürece, kural olarak kıdem süresinin işlemesi de devam etmektedir. Bir yıllık kıdem şartı, kıdem tazminatı hakkının doğumu bakımından asgari ve zorunlu bir şarttır. Bu sürenin sağlanmamış olması hâlinde, işveren açısından kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmasından söz edilemez" dedi. Son olarak Kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Karatepe, "Her işten ayrılış kıdem tazminatı sonucunu doğurmaz. Bu hakkın doğumu, esas itibarıyla 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir" diye konuştu.
İstanbul Cadde ortasında yarış yapan araç çarpıp kaçtı, mağdur 2 yıldır adalet bekliyor Kartal’da 2023 yılında yarış yapan iki araçtan birinin çarpması sonucu ağır yaralanan Yavuz Sazak, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz duruma geldi. Süreç nedeniyle maddi manevi mağdur olduğunu dile getiren Sazak, "Onca kamera olmasına rağmen bana çarpan kişiler hala bulunamadı. İşimi kaybettim, borçlarım arttı ve icralık oldum" dedi. Olay, 2023 yılında Kartal Esentepe Mahallesi’nde saat 01.30 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, iki aracın cadde üzerinde yarış yaptığı sırada; servisten indikten sonra arkadaşlarıyla birlikte evine doğru yürüyen Yavuz Sazak’a yarış yapan araçlardan biri çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere savrulan Sazak’ın kolu kırılırken, belinde ve ayaklarında da çeşitli hasarlar oluştu. Kazaya karışan sürücüler olay yerinden kaçarken, sürücülerin kimlikleri bugüne kadar tespit edilemedi. Kazada ağır yaralanan Yavuz Sazak ise hastaneden rapor alarak yaklaşık 6 ay boyunca tedavi gördü. Ancak Sazak bu süreçte işten çıkarılırken, maddi manevi zarara uğradı. "2 seneden beri uğraşıyorum, olayın aydınlatılmasını istiyorum" Geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale geldiğini ve bu süreçte işten çıkarıldığını belirten Sazak, maddi ve manevi olarak büyük mağduriyet yaşadığını söyledi. Sazak, kaza sürecini ve sonrasını, "Gece saat 01.30 civarında servisten inip 3 arkadaşımla birlikte yürüdüğüm noktada 2 arabanın yarışması sonucu araç bana çarpıp kaçtı. Önündeki 2 araçla birlikte devam etti; arkasındaki araç da ona çarptı. Onlar kaçarken ben burada yaralıydım. Kolum kırıldı, belim zedelendi. Apar topar hastaneye gittik ve ardından suç duyurusunda bulunup şikayetçi olduk. 2 seneden beri uğraşıyorum, olayın aydınlatılmasını istiyorum" sözleriyle anlattı. "İşten çıkarıldım, psikolojim bozuldu, borçlarım arttı ve icralık oldum" Onca sokak ve işletme kamerası olmasına rağmen bana çarpan kişiler hala bulunamadı. 6 ay tedavi gördüm, son süreçte birkaç ay raporlu olduğum zaman işten çıkarıldım. İşten çıkarıldığımda psikolojim bozuldu. Borçlarım arttı ve icralık oldum. Hem fiziki olarak hem de maddi manevi zarardayım. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum, suçlular bulunsun" şeklinde konuştu.
Gaziantep Dr. Kalli: "İnsülin direnci obeziteyi tetikliyor" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Kalli, insülin direnci hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Kalli, "İnsülin direnci, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezitenin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor" dedi. Dr. Kalli, insülin direncini; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin pankreas tarafından üretilen insüline yeterince yanıt verememesi sonucu kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bir metabolik bozukluk olarak tanımladı. İnsülin direncinin ilk sinyallerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Dr. Kalli, sık yaşanan tatlı krizleri, yemek sonrası uyku hali, kilo vermede zorlanma, yemekten sonra kan şekerinin ani düşmesine bağlı el titremesi ve terleme ile bel çevresinde giderek artan genişlemenin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını ifade etti. "Metabolik sağlık, yaşam kalitesinin temelidir" İnsülin direncini yalnızca geçici olarak baskılamanın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kalli, tedavinin temelinde vücudun doğal dengesini yeniden kurmanın yattığını söyledi. "İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, düzenli egzersiz, fiziksel aktivitenin artırılması ve uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşır. Beslenme planı; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenmelidir" dedi. "Zamanında müdahale önemli" İnsülin direncinin başka hastalıkların gelişimini de tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Kalli, erken tanı ve zamanında müdahale ile bu durumun kontrol altına alınabileceğini belirtti. Bu sayede tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. "İnsülin direnci testi" İnsülin direncinin tespitinde önemli bir gösterge olan HOMA-IR değerinin, vücudun insüline karşı duyarlılığını ölçen önemli bir parametre olduğunu ifade eden Dr. Kalli, normal şartlarda bu değerin 2.5’in altında olması gerektiğini, 2.5’in üzerindeki değerlerin metabolik sorunlara işaret edebileceğini söyledi. Stres ve uyku düzeni de etkili Dr. Kalli, insülin direncinin gelişmesinde; yüksek trigliserit düzeyleri, aşırı kilo, stres, fiziksel aktivite yetersizliği, polikistik over sendromu ve uyku bozukluklarının önemli rol oynadığını belirtti.
Kocaeli Körfezli kick boksçulardan şampiyona öncesi güç birliği Körfez’de kick boks eğitimi veren iki spor kulübü, Türkiye Şampiyonası hazırlıkları kapsamında ortak antrenman düzenledi. Körfez Belediyesi Körfez Gençlerbirliği Spor Kulübü ile Körfez Uzakdoğu Spor Kulübü sporcuları, tecrübe paylaşımı ve kondisyon artırımı amacıyla bir araya geldi. Sporcuların teknik ve taktik kapasitelerini geliştirmeyi hedefleyen ortak çalışmada, kick boksun temel taşları olan denge, koordinasyon ve hızlı karar verme yetileri üzerinde duruldu. Yetkin antrenörler eşliğinde gerçekleşen antrenmanda, sporcuların şampiyona öncesi eksiklerini görme fırsatı bulduğu belirtildi. "Hızın stratejiyle buluştuğu bir spor" Körfez Gençlerbirliği Kick Boks Antrenörü Musab Yaman, yaptığı açıklamada, ortak antrenmanın sporcular için çok verimli geçtiğini söyledi. Tecrübeli antrenör Aşkın Kahveci ile iki takımın sporcularını birlikte değerlendirme fırsatı bulduklarını aktaran Yaman, şunları kaydetti: "Bilindiği gibi yüksek kondisyon gerektiren kick boks, belirli kurallar ve teknik bilgiler ile yapılmaktadır. Her savunma ve dövüş sporunun hareketleri ve teknikleri olduğu gibi kick boksun da kendine özgü hareketleri ve teknikleri vardır. Kickboks, hızın stratejiyle, gücün ise hassasiyetle buluştuğu bir spordur. Hızlı vuruşlar, hızlı ayak hareketleri ve hızlı tepkiler verilmesi gerekir. Ayrıca en önemli noktalardan biri de kick boksta denge ve koordinasyon çok önemlidir. Biz antrenmanlarımızda bunlara göre çalışmalar yaptırıyoruz. Bugün burada ortak çalışma yaptık. Aşkın Kahveci hocamıza ve sporcularına misafirperverliliklerinden dolayı çok teşekkür ederiz."