SPOR - 23 Ağustos 2019 Cuma 16:13

Samsunspor ile Genk arasında iş birliği

A
A
A
Samsunspor ile Genk arasında iş birliği

Yılport Samsunspor, Belçika’nın Genk Kulübü ile iş birliği yaptı.

Yılport Samsunspor, Belçika’nın Genk Kulübü ile iş birliği yaptı.


Yılport Samsunspor Genel Menajeri Mustafa Aztopal, Teknik Menajer Yücel Uyar, Genk Kulübü’nden gelen antrenörler ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek iş birliği protokolü ile ilgili kamuoyunu bilgilendirdi. Nuri Asan Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Yılport Samsunspor Genel Menajeri Mustafa Aztopal, “Ekim 2018’den beri görüşmelere başladığımız Genk Akademisi ile iş birliği konusu şu an itibarıyla hayata geçirilmiş bulunuyor. Genk Kulübü’nden 3 kişilik bir ekip Samsun’a geldi. Şu an yanımda Koen Daerden, Jozef Daerden ve Leopold Peters var. Jozef, Genk tarafından belirlenen bu işin proje lideri. Koen tüm akademinin başındaki direktör. Leopold ise yıllardır Genk akademilerinde ve A takımlarında yer alan kaleci antrenörü. Çok kısaca bahsetmek gerekirse, Genk ile olan iş birliğinin esas amacı; Samsunspor kendi akademi modelini oluşturacak ve bu modeli oluştururken dünyada bunu harekete geçirmiş örnek bir kulüp olan Genk ile iş birliği içerisinde olacak. Herkesin, her ülkenin, her şehrin kendine ait dinamikleri var. Bu dinamikleri birleştirip bizim için oluşturulabilecek en doğru modeli oluşturacağız. Buradaki amaç nedir? Baktığınız zaman Genk Kulübü’ne bize 2 gün önce bir sunum yaptılar. Orada da çok net ortada. 2000 senesinden itibaren bu atılım başlamış akademi tarafında ve 19 senede ortaya bazı gerçekler çıkmış. O gerçeklerin en başında şu geliyor; 2000 yılından 2019 senesine kadar her sezonda A takımda ortalamada en az 10 tane Genk Akademisi’nden yetişmiş oyuncu var. Yani tamamen fabrikadan üretip A takıma kazandırıyorsunuz. Böylelikle bütçeniz son derece dengeli oluyor. Büyük paralar harcamıyorsunuz. Aksine böylesine başarılı bir akademiden yetiştirdiğiniz oyuncuları ülke içinde ve yurt dışında satarak çok büyük bir ekonomi elde ediyorsunuz. Bu çok doğru ve örnek bir model. Birebir belki tüm çalışma sistemini almayacağız ama, iş tarafındaki kısmını kesinlikle örnek almalıyız diye düşünüyorum. Çok basit bir örnek vermek gerekirse şuan Belçika Milli Takımlarındaki tüm yaş kategorilerinde, U9’dan U21’e kadar düşünün ve A Milli Takım olarak düşünün, en basit örnek olarak veriyorum. Tüm kaleciler Genk’in altyapısındaki kaleciler. Bu bile başlı başına bariz bir örnek. Hatta geçen gün Peters ile konuşuyorduk. 2018 Dünya Kupası’nda Belçika Milli Takımı’nda 3 tane kaleci var ve üçü de onun yetiştirdiği kaleciler. Dolayısıyla ortada tecrübeyle sabitlenmiş çok güzel bir örnek var” dedi.


Mustafa Aztopal konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Bu çalışmanın ilk ayağıydı. Bildiğiniz gibi 10 aylık bir çalışma olacak. Bu seferki biraz daha gözlem. Nasıl idman sistemleri uygulanıyor, yıllık nasıl bir program yapılmış ve hangi yaş kategorileri kaçar kişilik ekiplerden oluşuyor, kaç tane antrenör ile çalışıyor gibi bir çok gözlemi bir arada bulunduruyorlar. Hatta bugün öğleden sonra bir toplantı yapacağız. Bu hafta gözlem haftasıydı. Bundan sonraki süreç içerisinde her ay artık daha çok interaktif olacak, daha çok işin içine girecekler, daha çok sahada olacaklar, daha çok pratiğin içinde olacaklar. Her yaş kategorisinin antrenörü mutlaka buraya gelecek. 3 ayrı yaş kategorisinin 3 ayrı direktörü var. Onlar mutlaka burada olacak. Ayrıca altyapı scouting ekiplerinden, kaleci antrenörlerinden, fizyoterapistlerinden doktorlarına kadar ekibin içerisindeki bu işin birleştirici tüm unsurları 10 ay boyunca Samsun’a gelecek. Yine söylüyorum; bizim Samsunspor Akademisi olarak tek bir amacımız var. Her oyuncu grubundan biz de milli takımların her yaş kategorisine oyuncu göndermek durumundayız. Bu oyuncuları yaşları uygun olduğu zaman A takıma kazandırmak zorundayız. En çok yetenekli olanları mutlaka ihraç etmek zorundayız. Bu işin iş kısmından bahsediyorum. Biz bunları yapabilecek kapasitedeyiz. Ona yönelik bir yönetimimiz var, ona yönelik profesyonel bir ekibimiz var. Elbette bunun en önemli kısmı tesisleşme. Bu tesisleşme ile ilgili kısımların da yakın vadede çözüleceğini ümit ediyorum. İşin o kısmı da tamamlandığında, tamamen odaklanabileceğimiz bir noktada olacağız.”


Teknik Menajer Yücel Uyar, “Bu projede Samsunspor ne kazanır? Ben o tarafına bakıyorum. Bir kere bu proje Samsunspor’u diğer takımlardan ayıracak bir proje. Yani Samsunspor bir farkındalık oluşturuyor. Önemli oyuncular üreten bir takımla işbirliği yapıyor. Her şeyi bildiğini söylüyorsan hiçbir şeyi bilmiyorsun demektir. Einstein’ın bir sözü var; ‘Aynı şeyleri yaparak farklı şeyleri beklemek aptalların işidir.’ Biz bilgilerimize güveniyoruz ama reel bir gerçek var. Samsun oyuncu potansiyeli son derece yüksek bir şehir. Yetenek bulmak çok sorun değil. Önemli olan yetenekleri kullanabilecekleri şekilde geliştirmek. Bu takım bunları nasıl yapıyor. Türkiye’de yetenekli oyuncular neden kayboluyor? Genk neden bunları kaybetmiyor? Bu ayrıntıları yakalayabileceğimizi umut ediyorum. Ben Samsunspor’un 2007-2008-2009 doğumlu oyuncularının maçlarını seyrediyorum. İnanılmaz oyuncular var. Doğuştan yetenekli. Ama bakıyorsunuz U15-U16-U17-U19 derken çocuk kaybolup gidiyor. Biz bunları en iyi şekilde antrene edip, beslenme, dinlenme, antrenman gibi bileşenleri doğru şekilde yaptığımızda çok geçmeden Samsunspor kendi oyuncu havuzundan, Samsunlu oyuncularla bir yere gelecektir diye düşünüyorum. Çok zor değil. Ama bu ortamı oluşturmak önemli. Bu ortam nedir? Tabii öncelikle sağlıklı bir çalıştırma ortamı gerekiyor. Başkanımız İsmail Uyanık’ın ve Yıldırım Holding’in önemli çalışmaları var. Tesisleşme son derece önemli. İyi antrenman, iyi beslenme, iyi dinlenme, iyi eğitim, bunları bir araya getirebildiğimizde iyi oyuncular üretebiliriz. Aksi takdirde oyuncular yetenekleriyle bir yere kadar gelebiliyor. Samsun gerçekten potansiyel bir şehir. Özellikle küçük yaş gruplarını seyrediyorsanız. Her yaş grubunda 1-2 tane üstün yetenekli oyuncu var. Bizim hedefimiz en kısa sürede Samsunspor’a Samsunlu oyuncular yetiştirmek, maliyeti düşük oyuncular üretmek ve Mustafa’nın dediği gibi milli takıma ve sonrasında yurt dışına ihraç etmek. Bunlar zor değil. Bizi bu proje diğer takımlardan şu şekilde öne çıkaracak. Biz bundan sonra Genk iş birliği projesi ile Türkiye’nin en yetenekleri oyuncularını Samsunspor’da toplayabileceğiz. Düşünün sizin torununuz oğlunuz var. Gönül rahatlığıyla buraya getirebileceksiniz. Çünkü Samsunspor onlara yatırım yapacak. Bu gerçekten heyecanlandıran bir proje. Bilgi neredeyse gidip almak zorundayız. Ben 12 sene federasyonda çalıştım, Avrupa’nın bütün ülkelerini gördüm. Ama gittik 3-5 gün ziyaret ettik. Neler yapıyorlar baktık. Ama şimdi tamamen işbirliği yapıyoruz. Onlar bize katkı sağlayacak. Biz gideceğiz, onlar gelecek. Bizim yapamadığımız neler var. Burada hiç kompleksimiz yok. Hiç gocunmuyoruz. Bilgi paylaşılırsa güzeldir, paylaşmazsan sadece sende kalır ve çöp olur. Hayırlı olsun diyorum. Çok güzel bir proje olacak. Daha bu ilk buluşma. Değerlendirmelerini alacağız. Neleri eksik yapıyoruz? Neleri daha iyi yapabiliriz? Onlarda olup bizde olmayan neler var? Bize ne tavsiyeleri var? Hangi model oyuncular buradan yetişir bunlara çalışacağız. İnşallah Samsunspor için hayırlı bir proje olacak” diye konuştu.


Koen Daerden, Samsun halkına ve Samsunspor’a teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi:


“Çok misafirperverler ve bizi çok sıcak şekilde karşıladılar. Daha sonra bu projeye başlarken Samsun ile ilgili düşüncelerimiz çok genişti. Bizi neler bekliyor, nasıl bir seviye bekliyor gibi çok fazla soru vardı. Bu bir hafta içerisinde bu sorularımıza cevap bulduk. Çok işimiz var ve bu yüzden Belçika’ya döndüğümüzde ekibimizle beraber oturup tekrar toplantılar yapıp, Samsunspor ile iletişimde kalıp altyapıyı nasıl daha iyi noktaya getirebiliriz diye çalışmalar yapacağız. Bu proje için motivasyonumuz çok yüksek. Samsunspor ile çalışmayı çok istiyoruz.”


Jozef Daeroen ise, “Proje kelimesini çok duyduk. Projeyi ikiye ayırabiliriz. Birincisi A Takım ve ikincisi de altyapı. A Takım ne kadar iyiyse ne kadar yüksekte futbol oynuyorsa bu ister istemez otomatikman altyapıya da yansıyacak. Bizim bilgimizi Genk’de yaşadıklarımızı ve tecrübelerimizi Samsunspor’a da aktarmak istiyoruz. Bunun bir senelik bir proje olmadığının farkındayız. Bir sene sonra bu proje tamam bitti iyi futbolcular yetiştirdik hiçbir zaman diyemeyiz. Bu sabrı gösteren Samsunspor ailesine de çok teşekkür ediyorum. Bize çok iyi hissettirdiler. Bu proje 5 sene 10 sene sürebilecek diye söylemeleri bizi rahatlatıyor. Çünkü çok kısa zamanda iyi sonuçlar alabiliriz ama çok daha iyi sonuçları da ileriki zamanda alabiliriz. Biz hazırız bütün tecrübelerimizle. Tüm tecrübelerimi kullanarak bu projede kendimi komple Samsunspor için vermek istiyorum” dedi.


Leopold Peters de, “Benim gözüme batan Samsunsporlu futbolcuların oyunu çok sevdiği ve çok disiplinli şekilde antrenmanlarda çalıştığı. Kendim yarım saatte olsa sahada olup kalecilere biraz idman verdim. O idmanda bile çocukların ne kadar istekli olduğunu ve ne kadar öğrenmek istediğini çok iyi hissettim. Takımdan ve futbolculardan pozitif enerji aldım, iyi bir hissiyatla Belçika’ya geri dönüyorum” ifadelerini kullandı.


Gazetecilerin sorularını cevaplayan Koen Daerden şunları söyledi:


“İlk kez kulüp olarak Türkiye’ye gelip altyapıyla ilgili durumları gördük. Bizim Genk’deki başarı hikayemizi Samsunspor ile birlikte devam ettirmek istiyoruz. Özellikle buradaki Türk kültürüne ve yaşam tarzına saygı duyarak bu projeyi ilerletmek istiyoruz. Daha bir hafta oldu burada bulunalı. Bizim vizyonumuzu taşıyan bu kulüpte bayağı insanlar var, başkan olsun, Mustafa Bey olsun, Yücel bey olsun. Onlarla henüz toplantı yapmadık detayları ilk onlara aktarmak istiyorum. Altyapıda kesinlikle iyi şeyler gördük, ışık gördük. Ama en önemli konu hatta tesisleşmeden de, A takımın yükselmesinden de daha önemli olan konu kulübün içinde en önemli pozisyonlardaki insanların bizimle aynı düşüncede olması. Bizi gerçekten çok motive ediyor bu projede devam etmek için. Çünkü biz 17-18 sene önce aynı böyle başladık. Kulüpte birkaç insandık, küçük bir gruptuk. Biz artık bu kulüpte birkaç şeyi değiştirmeliyiz diye düşünmüştük. Çünkü alt yapıdan futbolcu yetiştirmek istiyorduk. Aynı şeyleri şuan Samsunspor’da da görüyoruz. Bu bizim için çok sevindirici ve bu projeyi de devam ettirmek için bu en büyük motivasyon oldu. Belçika 12 milyon nüfuslu bir ülke. Aşağı yukarı yüzde 10’u Samsun diyebiliriz. Samsun’da biz ne kadar futbolun yaşandığını ne kadar çocuklarda yaşadığını hissediyoruz. Ne kadar tutkulu oynadıklarını görüyoruz. Dışarda dolaştığımızda insanların bizimle konuştukları bu şehrin futbolu yaşadığını hissettirdi. Bu bizim için ekstra bir motivasyon. Böyle bir yere gelip de böyle bir projeyi ilerletmek bizi sevindiriyor.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yeni yüzyılın yeni hastalığı: "Parlayan nesneler sendromu" uyarısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların "Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)" ya da İngilizce adıyla "Shiny Object Syndrome (SOS)" tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. "Beynimizi esir alıyor" Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin "Parlayan Nesneler Sendromu" olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, "İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor" dedi. Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, "Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor" diye konuştu. "Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli" Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Başkan Yeğin’den Sancaktepe’de yıkılan anıta ilişkin açıklama: "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki anıtın yıkılmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan ve tepki çeken görüntüler üzerine açıklama yaptı. Yeğin, "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Bir art niyet olduğuna inanmak istemiyorum ama eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" dedi. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki döner kavşakta üzerinde Osmanlı tuğrası ile Selçuklu armasının yer aldığı anıtın kaldırılma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anıtın kaldırılması sırasında yıkılması ve görüntülerin kamuoyunda büyük tepki çekmesi üzerine açıklamalarda bulunan Yeğin, anıtın yalnızca yerinden taşınmak istendiğini ancak uygulama aşamasında hatalar yapıldığını belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir" Anıtın kaldırılma gerekçelerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlatan Başkan Yeğin, şu ifadelere yer verdi: "Son 3-4 gündür özellikle Pazartesi gününden itibaren Sancaktepe’de ortaya çıkan görüntü, belediyemizin çalışmasıyla ilgili bir durumdur. Pazartesi günü sabah saatlerinde arkadaşlarımız tarafından Sancaktepe’nin Abdurrahmangazi Mahallesi’nde bulunan bir döner kavşak ortasındaki anıtla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu anıt 2014 yılında yine belediyemiz tarafından yapılan üzerinde Selçuklu arması, Osmanlı tuğrası, belediyemizin logosu ve en üstünde de Ay-Yıldızımızın olduğu bir projeydi. Göreve geldikten sonra bu anıtın sökülmesi talimatını ben verdim. Amacım bu anıtın oradan kaldırılıp, yine belediyemize ait başka bir alanda, yeni yaptığımız bir parkta kullanılmasını sağlamaktı. Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Ancak nihayetinde insanız ve insanlarla çalışıyoruz, hatalar ve eksikler olabilir." "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Uygulama aşamasında yaşanan aksaklıkları açıklayan Yeğin, "Ne yazık ki ben şehir dışındayken, arkadaşlarımız verilen talimatı yanlış uygulamışlar. Bugün ilgili birimlerden tutanaklar ve ifadeler alındı. Olayın neden bu hale geldiğini sorguluyoruz. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Arkadaşlarımız ’Üzerindeki tuğraları, Selçuklu yıldızını aldık ama diğerlerine boyumuz yetmedi, makine yoktu. O yüzden devirmek zorunda kaldık’ gibi savunmalar yaptılar. O profesyonel çekimler neden yapıldı, nerelere servis edildi? Bunların hepsini inceleyeceğiz. Sanki bu eser 1453’te İstanbul fethedildiğinde yapılmış tarihi bir eser, sanki Ayasofya’nın bir parçası veya Alparslan’dan, Atatürk’ten bir emanet gibi davranılıyor. Bu 10 yıl önce yapılmış bir yapı. Madem bu kadar değer veriyorsunuz, neden 10 yıldır bir kez bile bakımını yapmadınız? Anıt çürümüş durumda" dedi. "Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" Kavşaktaki yeni düzenleme hakkında bilgi veren Yeğin, kamuoyuna yansıyanın aksine alana Türk bayrağı dikilme projesinin aylar öncesinden planlandığını vurgulayarak, "Biz ömrünü tamamlamış o yapının yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olan 36 metre yüksekliğinde bir Türk bayrağı dikeceğiz. ’Tepki gösterdik diye bayrak dikecekler’ diyorlar. 36 metrelik bayrak direği bakkalda satılmıyor, üretimi aylar sürüyor. Biz 19 Mayıs’a yetiştirebilmek için aylar öncesinden girişimlerde bulunduk. Şu an kepçe operatöründen ilgili müdüre kadar herkes hakkında bir soruşturma süreci devam ediyor. Ben art niyet olduğuna inanmak istemiyorum, bir ihmal veya iş bilmezlik olduğunu düşünmek istiyorum. Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" ifadelerini kullandı. "Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz" Belediye binasındaki Selçuklu logosunun ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılmasına ilişkin de konuşan Başkan Yeğin, şunları aktardı: "Belediye binasındaki Selçuklu logosu ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılması meselesine gelince de evet ben kapattım. Üzerine ’Sancaktepe için çalışıyoruz’ pankartı astırdım. Çünkü o odalarda yıllarca rüşvet pazarlıkları yapıldı, hırsızlık yapıldı. Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz. O ahlaksız düzenin en küçük kırıntıları bu belediyeden temizlendiği gün o pankartları oradan kaldıracağım. O binada hiçbir hırsızın ve arsızın kalmadığı gün, Allah’ın o güzel ismini tekrar açacağım ki herkes bu binada artık namusuyla çalışan insanlar olduğunu görsün."
Aydın Nazilli’de erken teşhis için kanser taraması çağrısı Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belediye personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi anlatılırken, eğitim sonunda uygun katılımcılara kolon kanseri tarama kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından Nazilli Belediyesi personeline yönelik bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde KETEM Birimi Hekimi Dr. Sümeyye Topçu tarafından ’Kanserden Korunma Yolları’ konusunda bilgi verildi. Program kapsamında Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Sosyal Çalışmacı Burcu Adıgüzel ve Çocuk Gelişimci Rabia Balbakan da Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde kendi alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise belediye personelleri sorularına yanıt buldu. Eğitim sonunda Gaitada Gizli Kan (GGK) testi kapsamında kolon kanseri taraması için uygun olan katılımcılara Ebe Sultan Keyik tarafından GGK kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, desteklerinden dolayı Nazilli Belediyesi’ne teşekkür etti. Yetkililer ayrıca vatandaşları düzenli kanser taramalarına davet ederek, 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi çektirmesi, 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması ve 50-70 yaş arası kadın ile erkeklerin 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi yaptırması gerektiğini hatırlattı. Vatandaşların aile hekimleri ve KETEM birimlerine başvurabilecekleri belirtildi.
İzmir Patronun köpeği dehşet saçtı: Vücuduna 80 dikiş atılan kadın koruma ölümden döndü İzmir’in Bornova ilçesinde patronuna ait köpeğin saldırısıyla ağır yaralanan kadın koruma, adeta dehşeti yaşadı. Vücudunda 80 dikiş bulunan ve kafa derisinin bir kısmını kaybeden talihsiz kadın, kendisine verilen tedavi sözlerinin tutulmadığını iddia ederek patronu hakkında suç duyurusunda bulundu. Olay, 20 Ağustos 2025’te, ünlü boya ve yalıtım teknolojileri firması sahibi K.K.’nin Bornova ilçesindeki evinde meydana geldi. İş adamı K.K.’nin yakın koruması ve şoförü olarak görev yaptığını belirten emekli trafik polisi Ümran Merttürk, görev tanımında olmamasına rağmen patronunun talimatıyla çiçekleri sulamak ve Amerikan Akita cinsi köpeği beslemek için konuta gitti. Burada mamasını verdiği anda köpeğin saldırısına uğrayan kadın, kanlar içerisinde aldı. Yüzünden, kafasından ve vücudunun bir çok yerinden yaralanan kadın, çığlık çığlığa yardım istedi. Merttürk’ün çığlıklarına koşan çevre sakinlerinin köpeği oyalamasıyla Ümran Merttürk, şans eseri ölümden döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, burada yoğun bakımda tedavi altına alındı. Köpek saldırısının ardından kafa derisi yüzülen ve bir çok kemiği kırılan kadının vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldi. Merttürk ilerleyen zamanlarda kendisine sahip çıkılmadığı ve tedavi masraflarının bile giderilmediği gerekçesiyle eski patronu K.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. "Ayağımın kırıldığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Ümran Merttürk, saldırının aniden başladığını ifade ederek, "Mama torbasından mamayı alıp kaba koydum. Köpek mamayı yemeye başladığı an aniden dönerek önce sağ ayağıma saldırdı. Çok güçlü bir köpek olduğu için ayağımı tutup sallamaya başladı; ayağımın kırıldığı ilk saldırı buydu. Köpeği itmeye çalıştığım esnada bu kez sol ayağıma saldırdı ve aynı şekilde sallamaya devam etti. Dengemi kaybedip yere düştüm. Yere düştüğümde karnımdan ısırdı. Kendimi korumak amacıyla ellerimle yüzümü kapattığımda beni kollarımdan da ısırdı. Yerden kalkmaya çalışırken başımdan ve saçlı derimden yaralandım" ifadelerini kullandı. "Alt ve üst çenesini ellerimle sıkıca tuttum" Ölümle burun buruna geldiği 10 dakikalık mücadeleyi anlatan Merttürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüzümden çok fazla kan akmaya başladı ancak bir şekilde ayağa kalkmayı başarıp köpeği bacaklarımın arasına aldım. Görebildiğim kadarıyla sol elimle köpeğin alt çenesini, sağ elimle de üst çenesini sıkıca tuttum. Sabahın erken saatleri olduğu için etrafta kimse yoktu. Köpeği zapt etmeye çalışırken sol başparmağımın kırıldığını hissettim. Bu şekilde avazım çıktığı kadar ’Yardım edin’ diye bağırdım. Yaklaşık 5 dakika bağırdım; mücadelem toplamda 8-10 dakika sürdü. Bahçe kapısının üzerine çıkmış 4-5 kişi gördüm. Köpeği tutarken o yöne döndüğümde çene baskısına daha fazla dayanamadım, köpek elimden kurtulup onlara yöneldi. O sırada içeri atlayan bir şahıs ‘Abla hemen dışarı çık’ dedi ve onunla birlikte kendimi dışarı attım." "Onu öderiz, bunu ödemeyiz tavrıyla karşılaştım" Hastanede kendisine verilen sözlerin tutulmadığını iddia eden kadın, "Yoğun bakıma kaldırıldığım gün eski patronum ve ailesi ziyaretime gelip tüm tedavi masraflarımın karşılanacağını söylediler, ben de inandım. İlerleyen süreçte ayağımdaki ciddi sorunlar için yapılan ameliyatları karşıladılar ancak vücudumun diğer bölgelerindeki hasarlar göz ardı edildi. Kırılan sol başparmağım sakat kaldı, yüzümde kötü izler oluştu ve kafa derimdeki yaralanma nedeniyle kalıcı kellik oluştu. Şirket asistanı Emel Hanım, yalnızca ayağımın tedavisinin karşılanacağını, fizik tedavi dahil diğer masrafların ödenmeyeceğini söyledi. Kendi cebimden yaptığım hastane ödemelerine rağmen geri dönüş sağlamadılar" dedi. "Ruhen öldüm, sadece nefes alıyorum" Psikolojik olarak çöktüğünü ifade eden Merttürk, "3,5 ay yatalak kaldım, bakımımla 75 yaşındaki annem ilgilendi. Annem üzülmesin diye olayı başta ‘cam patladı’ diye anlatmıştık. Yalnız bırakıldığımı anladığım gün anneme tüm gerçekleri anlattım ve şikâyetçi olmaya karar verdim. Yaşadığım sadece fiziksel bir hasar değil; o gün ölümle burun buruna geldim ve ruhen öldüm, şu an sadece nefes alıyorum. Çok ciddi psikolojik travma yaşıyorum" diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Mağdur kadın avukatı Taner Kavalcı aracılığıyla, iş insanı K.K. ve ilgili şirket yetkilileri hakkında İzmir Adliyesine giderek suç duyurusunda bulundu.