ASAYİŞ - 31 Aralık 2020 Perşembe 15:56

Esen ailesi yılın son günü dehşeti yaşadı

A
A
A
Esen ailesi yılın son günü dehşeti yaşadı

Muğla'nın Menteşe ilçesinde geçimini hayvancılıkla sağlayan Sevim-Suat Esen çiftinin ağılına giren sokak köpekleri, yılın son günü dehşet saçtı. Ağıldaki 63 koyun ve kuzu sokak köpekleri tarafından telef edildi.

Sabah ağıla gelen aile, büyük umutlarla besledikleri koyun ve kuzulardan 63 başının köpeklerin saldırısı sonucu telef olduğunu görünce ne yapacağını şaşırdı. Ağır yaralı olan kuzuları ile kameralar karşısına geçip açıklama yapan Sevim Esen, "Bunlar da hayvan ve bunlar da can taşıyor. Köpeğe bir şey olduğunda 'hayvan hakkı' diye bağıranlar benim biberonla büyüttüğüm bu kuzular da can taşımıyor mu" diye sitem etti.
Olay, Muğla'nın Menteşe ilçesi Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Suat-Sevim Esen çiftine ait ağılda meydana geldi. Geçimini hayvancılıkla sağlayan Esen ailesinin 63 küçükbaş hayvanı sokak köpekleri tarafından telef edildi. Sahipsiz köpeklerin aynı ağıla üçüncü kez girdiği ve yarısı hamile olan koyun ve henüz yeni doğmuş yavru kuzuları telef ettiği öğrenildi. Olayın yetkililere bildirilmesinin ardından bölgeye Muğla Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüğü ekipleri ile Menteşe Belediyesi'ne bağlı ekipler yönlendirildi.

Hayvanları telef olan Suat Esen, "50 senedir hayvancılık yapıyorum. Başıma böyle bir şey ilk kez geliyor. Bundan 3-4 gün önce 8 hayvanımı parçaladılar. Ondan 3 gün sonra 3 gebe koyunumu öldürdüler. Bugün de 50 kadar öldü" dedi.

Daha sonra bölgeye gelen Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak, "Bu sabah çok üzücü bir haberle karşılaştık. Suat Esen abimizin ağılında çok ürkütücü bir manzara var karşımızda. Ağıla giren başıboş sokak köpekleri tarafından hayvanları telef edilmiş durumda. Müdürlük olarak gerekli tespitleri yapıyoruz. Valimiz ve bakanımızın katkılarıyla üreticimizi mağdur ettirmeyeceğiz" diye konuştu.

Saylak, "Zevk için alınan evcil hayvanların daha sonra sokağa bırakılması ve bunların yiyecek bulamaması sonucu bu hayvanların ağıl ve sürülere dalması sıkça karılaşır olduğumuz bir tablo ortaya koyuyor. Bu da üzüntü verici sonuçlar doğuruyor. Hem üreticimiz mağdur oluyor, ürün ve mal kaybı meydana geliyor. Mal canın yongası. Lütfen çocuklarınızı mutlu etmek için aldığınız evcil hayvanları sokağa bırakmayın. Sahiplendiyseniz sonuna kadar sizlerle kalsın. Güvenlik kameralarından buraya girenin bir köpek olduğunu tespit etti arkadaşlarımız. Üreticimizin yaralarını saracağız. Her türlü desteği vereceğiz" diye konuştu.
Suat Esen'in eşi Sevim Esen ise, "Bazen televizyonlarda görüyoruz. Köpeğe bir şey olduğunda hayvan hakları diye bağırıyorlar. Ben bu kuzuyu biberonla büyüttüm. Komşudan süt aldım geldim. Bu kadınlar bir buraya gelip hayvan haklarını görsünler. Bakamayacağınız köpeği almayın" diye konuştu.

Yaşanan vahim olayın ardından Muğla Valisi Orhan Tavlı'nın talimatları ile yılbaşı sonrası mağdur aileye 40 adet koyun verileceği belirtildi.

Mustafa Altar Zeyhan
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Egzersiz DNA’yı genç tutuyor: Hücresel yaşlanma yavaşlıyor Bilim dünyasından gelen çarpıcı veriler, düzenli egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığına değil, doğrudan hücresel yaşlanma sürecine de etki ettiğini ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan tıbbi araştırmalarda, fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiği, hatta bazı biyolojik yaş göstergelerinde kısmi gerileme sağlayabildiği belirlendi. "Samsun’da en çok kitap yazan doktor" olarak bilinen Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, egzersizin bağışıklık sisteminden beyin sağlığına, kilo kontrolünden DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerine kadar geniş etkilerini ele aldığı 27’nci kitabını yayımladı. Çok sayıda bilimsel çalışmaya atıf yapılan "Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci" isimli eserde, sağlıklı yaşamın bilinçli ve sürdürülebilir bir süreç olduğuna dikkat çekildi. Egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığını güçlendirmekle kalmadığını vurgulayan Dinççağ, 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiğinin ve kısmen tersine çevirebildiğinin gösterildiğini belirterek, "Hücresel düzeyde yaşlanma belirteçlerinde olumlu değişmeler görüldü" dedi. Düzenli fiziksel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Dinççağ, Alzheimer hastalığı ile ilişkili protein birikiminin egzersiz yapan kişilerde daha az olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Egzersizin hem bedensel hem de zihinsel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Dinççağ, hareketli yaşam tarzının demans riskini azaltmada potansiyel koruyucu rol oynayabileceğini dile getirdi. "İnsanın karşılaştığı birçok hastalığın nedeni hareketsiz yaşam" Hareketsiz yaşamın, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirten Dinççağ, sedanter hayat tarzının obezite, tip 2 diyabet, osteopeni ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığını söyledi. Egzersizin bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkisi bulunduğunu ifade eden Dinççağ, hormonal denge, kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyleri, tansiyon ve damar iç yüzey sağlığı üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu kaydetti. "Egzersiz, parasız ve etkili bir tedavi yöntemi" Fiziksel aktivitenin aynı zamanda moral ve motivasyon açısından güçlü bir destek sunduğunu dile getiren Dinççağ, son 10 yılda yapılan çok sayıda bilimsel araştırmanın egzersizin "parasız ama etkili bir tedavi yöntemi" olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Prestijli tıp dergilerinde yayımlanan makalelerin, düzenli egzersizin yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki belirgin katkılarını doğruladığını söyledi. "Süreci pes etmeden yönetmek başarıyı getirecek" ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında paylaşılan ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden birinde yayımlanan verileri hatırlatan Dinççağ, egzersizin ölüm riskini yüzde 37, yeni ya da tekrarlayan tümör riskini ise yüzde 28 oranında azalttığının bildirildiğini aktardı. Bu sonuçların, fiziksel aktivitenin yalnızca koruyucu değil, tedaviye destekleyici bir unsur olduğunu da gösterdiğini vurguladı. Kilo verme sürecinin kısa vadede sonuç alınacak bir durum olmadığını belirten Dinççağ, özellikle fazla kilolu ve obez bireylerin hayatlarında birden fazla kez diyet ve spor denemelerine rağmen istedikleri sonuca ulaşamadıklarının görüldüğünü söyledi. Bu durumun zaman zaman hayal kırıklığı ve küskünlük oluşturduğunu ifade eden Dinççağ, "Kilo verme çabası bir süreçtir. Bu süreci bilerek ve isteyerek, pes etmeden yönetmek başarıyı getirecektir" diye konuştu. "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" Egzersiz yapmanın da kuralları olduğunu belirten Dinççağ, öncelikle niyet ve gönüllülüğün önemli olduğunu kaydetti. Uygun giysi ve ayakkabı seçiminin bile egzersizin sürdürülebilirliği açısından etkili olduğunu vurgulayan Dinççağ, ısınma hareketleri ile başlayan, en az 30-40 dakika süren ve soğuma egzersizleri ile tamamlanan programların tercih edilmesi gerektiğini anlattı. Son yıllarda yapılan çalışmalarda ağırlık çalışması, esneme ve yürüyüş gibi farklı aktivitelerin erken ölüm riskini yüzde 19 oranında azalttığının ortaya konulduğunu aktaran Dinççağ, egzersiz miktarı kadar çeşitliliğinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Orta ve yüksek yoğunlukta yapılan egzersizin beynin biyolojik yaşını düşürdüğünü ve adeta "gençlik aşısı" etkisi oluşturduğunu söyleyen Dinççağ, günde fazladan 20 dakikalık fiziksel aktivitenin tip 2 diyabet, felç, zatürre ve kolon polipleri gibi ciddi rahatsızlıklarda hastaneye yatış riskini kayda değer oranda azalttığının bildirildiğini söyledi. Egzersizin sadece kas ve kalp sağlığını değil, DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerini de etkilediğini yineleyen Dinççağ, bilinçli ve düzenli hareketin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirterek, "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.