YEREL HABERLER - 05 Aralık 2011 Pazartesi 17:49

ZİL BU KEZ AKADEMİSYENLER İÇİN ÇALDI…

A
A
A
ZİL BU KEZ AKADEMİSYENLER İÇİN ÇALDI…

Türkiye’deki çeşitli üniversitelerinde yıllarca öğrenci yetiştiren akademisyenler Çine Arıcılık Müzesi tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen ‘Apiterapi’ seminerinde bu kez öğrenci oldular ve Romanya’dan gelen ‘Apiterapi’ uzmanı meslektaşları Dr. Crirtina Mateescu ve Dr. Stefan Stangaciu’yu ilgiyle dinlediler.
ADÜ eski Rektörü Prof. Dr. Şükrü Boylu, Trakya Üniversitesinden Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu,9 Eylül Üniversitesinden Hakan Durmuş, Muğla Üniversitesi’nden Ali İhsan Öztürk, Ege Üniversitesinden Banu Yücel, ADÜ’den Aytül Uçak gibi çok sayıda akademisyenin yanı sıra Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeki Altın ve Yönetim Kurulu üyelerinin katıldığı seminer Arıcılıkta Türkiye’nin ilk ihtisas müzesi olan Çine Arıcılık Müzesi’nde 10 Aralık 2011 tarihine kadar devam edecek.
Polen, bal, arı sütü, arı zehri, arı ekmeği gibi çeşitli arı ürünlerini kullanarak insan sağlığı için bağışıklık sistemlerinin desteklenmesi ve kimi hastalıklarda da tedavi amaçlı kullanılması olarak tanımlanan ‘Apiterapi’ nin Türkiye’de tanınması için eğitim seminerinin sponsorluğunu üstlenen Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği eski Başkanı Kadir Kılıç ”Anadolu pek çok bitkinin gen merkezi, bal üretiminde dünyada 2.sıradayız. Çin’den Avrupa’ya pek çok ülkede birbiri ardına ‘Apiterapi’ merkezleri açılırken, ancak bizler arı ürünleri potansiyelimizden yeterince faydalanamıyoruz” dedi.
‘Apiterapi’ disiplininin Dünya’da en fazla tanınan uzmanlarından biri olan Romanyalı Dr. Cristina Mateescu, gördüğü ilgiden memnun kaldığını ancak, dünya’nın önemli arıcılık merkezlerinden biri olan Türkiye’de ‘Apiterapi ’ nin bu zamana kadar tanınmamasını ve kullanılmamasını anlamakta zorluk çektiğini ifade etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Necla Güngör Kıragası: "B Ligi’nde artık tecrübeliyiz, şimdi daha iyisini yapmak istiyoruz" Kadın A Milli Takım Teknik Direktörü Necla Kıragası, "B Ligi’nde artık tecrübeliyiz, şimdi daha iyisini yapmak istiyoruz" dedi. 2027 FIFA Kadınlar Dünya Kupası Avrupa Elemeleri B Ligi 2. Grup’ta mücadele eden Kadın A Milli Takım’da Teknik Direktör Necla Güngör Kıragası, hafta sonu başlayacak kampla ilgili değerlendirmede bulundu. Malta ve Kuzey İrlanda maçlarıyla yeni bir serüvenin başlangıcını yapacaklarını ifade eden Kıragası, "Bu maçlar için çok heyecanlıyız. Her turnuvayı yeni bir başlangıç olarak görüyor ve oyunumuzu pozitif yönde geliştirmeye odaklanıyoruz. Turnuva boyunca oyunun her anında yüksek seviye motivasyonla iyi bir futbol çıkarmak istiyoruz. Çünkü artık bu tecrübeye sahibiz. Kolay olmayan bir gruptayız ancak maksimum düzeyde çalışıp iyi sonuçlar alarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "İyi tanıdığımız Pendik Stadı’nda gruplara güzel bir sonuçla başlamayı hedefliyoruz" Kadın A Milli Takımın, son iki sezondur B Ligi’ndeki yerini koruduğunu ve bunun çok kıymetli olduğunu ifade eden Necla Güngör Kıragası, "Üçüncü sezonumuzda da bu istikrarı sürdürmek ve oyunumuzun üzerine koyarak daha da yukarıya çıkmak istiyoruz. Bunun için bizler uzun bir süredir teknik heyetimizle birlikte çalışmalarımızı yapıyoruz. Rakiplerimizi analiz ediyoruz. Oyuncularımızı en iyi şekilde bu zorlu maçlara hazırlamak istiyoruz. Takımımız ile Avrupa Şampiyonası için play-off oynamıştık. Şimdi Dünya Kupası’na giden yolda yine iyi işlere imza atmayı hedefliyoruz. Artık çok iyi tanıdığımız, iyi bildiğimiz Pendik Stadı’nda; Malta karşısında iyi bir sonuç alıp Kuzey İrlanda deplasmanına moralli gitmek istiyoruz. Umarım bu yolda tüm güzellikler bizimle olur" diye konuştu.
Denizli İzciler doğayla buluştu Denizli’de beş farklı okulun izci üniteleri, geleneksel Başkarcı dağ yürüyüşünde bir araya geldi. Yaklaşık 10 kilometrelik parkurda yürüyen izciler, artan su debisine rağmen izci teknikleriyle dereleri aşarak hem doğayla bütünleşti hem de dayanışma ruhunu pekiştirdi. Denizli’de Orhan Abalıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi, Gülay Kaynak Sarıkaya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Servergazi İmam Hatip Ortaokulu ve Nermin Osman Akça Ortaokulu izci üniteleri, geleneksel hale gelen Başkarcı dağ yürüyüşü etkinliğinde buluştu. Denizli İzcileri Spor Kulübü öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte 8 izci lideri ve 90 izci yer aldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan yürüyüşte izciler, yaklaşık 10 kilometrelik zorlu parkuru disiplinli bir şekilde tamamladı. Son günlerde etkili olan yoğun yağmur ve kar yağışları nedeniyle bölgedeki derelerin su seviyesi önemli ölçüde arttı. Özellikle Kestane Deresi boyunca ilerleyen izciler, coşkun sularla karşılaştı. Ancak izcilik eğitimlerinde edindikleri düğüm teknikleri, ip hatları oluşturma ve güvenli geçiş yöntemleri sayesinde parkuru sorunsuz şekilde tamamladı. 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi Ocakbaşı İzci Lideri Namık Kemal Aydoğan, etkinliğin yalnızca bir yürüyüş olmadığını vurgulayarak, izciliğin gençlerin karakter gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Aydoğan, "Bu tür faaliyetler gençlerimize dayanıklılık, liderlik ve sorumluluk bilinci kazandırıyor. Zorlu hava şartlarına rağmen ekip ruhuyla hareket eden tüm izcilerimizi tebrik ediyorum" dedi. Etkinlik boyunca güvenlik önlemleri titizlikle uygulanırken, liderler parkur boyunca grupları kontrollü şekilde yönlendirdi.
İstanbul Uzmanından iftar sofraları için sağlıklı beslenme önerileri Ramazan’da iftarda yapılan beslenme hatalarının kan şekeri dengesizliğine ve mide sorunlarına neden olabileceğine dikkat çeken Diyetisyen Şeyma Dinç, "Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyecekler, şeker oranı yüksek tatlılar, gazlı içecekler ve çok tuzlu besinlerden uzak durulmalıdır. Bu tür besinler kan şekeri dengesizliğine ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir" dedi. İstinye Üniversitesi Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Diyetisyen Şeyma Dinç, Ramazan ayında uzun süren açlığın ardından yapılan iftarın büyük önem taşıdığını belirterek, doğru besin seçimi ve tüketim sırasının sindirim sistemi ve kilo kontrolü açısından belirleyici olduğunu söyledi. "İftarda tüketilebilecek besinler" Ramazan ayında iftar öğününün içeriğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dyt. Dinç, "Izgara, haşlama veya fırında pişirilmiş et, tavuk ya da balık gibi protein kaynakları iftarda mutlaka yer almalıdır. Vitamin, mineral ve lif açısından zengin sebze yemekleri ile salatalar bu öğüne eklenmelidir. Yoğurt ve ayran gibi süt ürünleri sindirimi destekleyici özellikleri nedeniyle tercih edilebilir. Hurma gibi kan şekerini dengeli şekilde yükselten besinler de iftarda tüketilebilir. Aşırı yağlı ve kızartılmış yiyecekler, şeker oranı yüksek tatlılar, gazlı içecekler ve çok tuzlu besinlerden uzak durulmalıdır. Bu tür besinler kan şekeri dengesizliğine ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir" diye konuştu. "İftara su ve çorba içerek başlayın" İftarda besin tüketim sırasının önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Dinç, "İftara önce su içilerek, ardından hafif bir çorba tüketilerek başlanmalıdır. Çorba sonrası kısa bir ara verilmesi sindirimi olumlu etkiler. Daha sonra ana yemekle birlikte lif kaynağı olan sebze yemeği ya da bol salata tüketilmelidir. Tatlı ise ana yemekten 1-2 saat sonra yenmelidir" dedi. "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edin" İftardan sonraki süreçte hafif beslenmenin önemine değinen Dyt. Dinç, "Bu dönemde ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Şerbetli tatlılar yerine meyve veya az şekerli sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Yoğurt, kuruyemiş veya tam tahıllı küçük atıştırmalıklar uygun ara öğün seçenekleri olabilir. Ayrıca sıvı alımı sürdürülmeli, şekerli ve gazlı içeceklerle fazla kafein sınırlandırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "Tok tutan besinler" Tok tutma süresi uzun olan besinlerin genellikle protein, lif ve sağlıklı yağ içeriği yüksek gıdalar olduğunu belirten Dyt. Dinç, "Yumurta, peynir, kırmızı et, tavuk, balık ve kurubaklagiller protein açısından zengindir. Tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, sebze ve meyveler lif içeriği yüksek besinlerdir. Zeytin, avokado, ceviz, badem ve fındık ise sağlıklı yağ kaynakları arasında yer alır" ifadelerini kullandı. "Sahur ve iftar menüsü" Kişiye göre değişmekle birlikte örnek bir menü paylaşan Dinç, şu önerilerde bulundu: "Sahur: 1-2 adet yumurta Beyaz peynir veya lor peyniri 5-6 adet zeytin 2 tam ceviz Bol yeşillik, domates, salatalık 1-2 dilim tam buğday ekmeği İftar: 1 bardak su ve 1 adet hurma 1 kâse çorba 5-10 dakika aradan sonra; ızgara, fırın veya haşlama et, tavuk ya da balık Zeytinyağlı sebze yemeği veya bol salata 3-4 yemek kaşığı bulgur pilavı veya makarna 1 kase yoğurt veya cacık." "Ramazan’da sağlıklı beslenme önerileri" Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Dinç, "Protein ağırlıklı beslenilmeli, tam buğday ekmeği, yulaf ve bulgur gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Tuzlu ve çok baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalı, basit şeker ve paketli gıdalar sınırlandırılmalıdır. Kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yöntemleri kullanılmalı ve gün içinde yeterli su içilmelidir" dedi. "Ramazan’da sık yapılan beslenme hataları" Ramazan ayında yapılan yanlışlara da değinen Dyt. Dinç, "Sahuru atlamak, iftarda hızlı ve aşırı miktarda yemek yemek, çok baharatlı ve tuzlu besinler tüketmek ve yetersiz sıvı almak en sık yapılan beslenme hataları arasındadır" diye konuştu. Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin, gün boyu aç kalan vücudun ihtiyaç duyduğu besin ögelerinin doğru şekilde alınmasını sağladığını belirten Dyt. Dinç, "Sebze, protein ve yeterli sıvı alımını içeren bilinçli bir beslenme düzeni hem Ramazan süresince hem de uzun vadede sağlığın korunmasına ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar" diye konuştu.
Hakkari Yüksekova’da kültür sanat buluşması: Hakkari halayı ile Ege’nin zeybeği buluştu Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde düzenlenen halk oyunları kursu, halay ve zeybeği bir araya getirerek kültürel bir köprü kuruyor. Pizok TOKİ İlk ve Ortaokulu öğrencileri, kendi yörelerine ait halayların ardından Ege’nin simgesi zeybek oyununu öğrenerek kültürel bir köprü kuruyor. Yüksekova Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kursta, 20 öğrenciden oluşan grup, bölgenin kadim halk dansı olan Hakkari halayının ritmini, Ege yöresine ait zeybeğin asaletiyle harmanlıyor. Okul bahçesi ve koridorları, bir yanda davul zurna eşliğindeki halayların coşkusuyla, diğer yanda ise zeybek figürlerinin vakur duruşuyla renkleniyor. "Doğu’nun ritmi, Ege’nin vakur duruşuyla buluştu" Halk oyunları eğitmeni Ceren Kocataş, eğitimin sadece figür öğretmekten ibaret olmadığını, Anadolu’nun farklı renklerini çocukların dünyasına taşıdıklarını ifade etti. Kocataş, projenin içeriğine dair şu açıklamada bulundu: "Buradaki temel amacımız, çocuklarımıza Anadolu’nun bir bütün olduğunu hissettirmek. Yüksekova’nın enerjik ve birleştirici halayını bilen evlatlarımıza, şimdi de Ege’nin, Muğla’nın o asil Zeybek oyununu öğretiyoruz. Bir yanda omuz omuza durulan halayımız, diğer yanda tek başına devleşen zeybeğimiz var. Öğrencilerimiz koridorlarda halay çekerken, bahçede zeybek diz vuruyor. Bu çeşitlilik onlara müthiş bir özgüven ve kültürel derinlik kazandırıyor." "Okulun her köşesi sahneye dönüştü" Eğitmenleri eşliğinde hummalı bir hazırlık sürecine giren öğrenciler, 20 kişilik bir kadroyla hem eğleniyor hem de öğreniyor. Sınıf içindeki teorik eğitimleri, okul koridorlarındaki ritim çalışmaları ve bahçedeki büyük provalar takip ediyor. Hakkari’nin dağları arasında yükselen Ege ezgileri, hem veliler hem de çevre sakinleri tarafından ilgiyle karşılanıyor. Kursun sonunda öğrencilerin hem Hakkari hem de Muğla yöresine ait oyunlardan oluşan karma bir gösteriyle izleyici karşısına çıkması hedefleniyor.
Hakkari Yüksekova’da Ramazan hazırlığı: 3 kız kardeşten tandır başında tatlı mesaisi Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yaşayan üç kız kardeş, 11 ayın sultanı için imece usulüyle tandır başına geçerek sahur sofralarının vazgeçilmezi olan yöresel çörek ve lavaşları hazırladı. Yüksekova’da dondurucu soğuklara rağmen yakılan tandırlar, bu kez Ramazan ayının bereketi ve dayanışma ruhu için duman verdi. Beşatlı köyünde bir araya gelen üç kız kardeş, aile büyüklerinden miras kalan gelenekleri yaşatarak sahur hazırlıklarını tamamladı. Beşatlı köyünde yaşayan Neriman Erci, Zennure On ve Elif Yiğit, 30 günlük sahur ihtiyacını karşılamak amacıyla sabahın ilk ışıklarıyla kolları sıvadı. Evlerinde dualar eşliğinde yoğurdukları hamurları köyün ortak kullanımındaki tandıra taşıyan kardeşler, gün boyu süren hummalı bir çalışma sergiledi. İki ayrı ailenin ihtiyacı için hazırlanan yüzlerce çörek ve lavaş, geleneksel yöntemlerle tek tek pişirildi. Kültürlerini yaşatmanın mutluluğunu yaşayan Zennure On, Ramazan hazırlığının bir birliktelik simgesi olduğunu belirtti. On, "Önce lavaş ekmeklerimizi, ardından yöresel çöreklerimizi hazırladık. Üç kardeş omuz omuza vererek unumuzu eledik, hamurumuzu yoğurduk. Tandır başında çalışmak zahmetli olsa da bu bizim köklü geleneğimizdir. Ramazan özel ve temiz bir ay; Allah herkesin ibadetlerini kabul etsin" dedi. Neriman Erci ise Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak, "30 güne yetecek şekilde planlamamızı yaptık. Çöreklerimizi atalarımızdan gördüğümüz usullerle hazırladık. Bu heyecanı kardeşlerimle paylaşmak paha biçilemez. Allah her eve bereket nasip eylesin" diye konuştu.