DÜNYA - 17 Aralık 2011 Cumartesi 10:42

ADANASPOR SÜPER LİG`İ İSTİYOR

A
A
A
ADANASPOR SÜPER LİG`İ İSTİYOR

Bank Asya 1. Lig’de mücadele eden Adanaspor’da tüm hesaplar ’şampiyonluk’ üzerine yapılıyor. Bank Asya’da kaldıkları her yılın, kendilerine mali açıdan büyük bir külfet getirdiğini savunan Adanaspor Başkanı Bayram Akgül, Süper Lig’e yükselmeleri halinde hem önemli bir bütçeye sahip olacaklarını, hem de kulübün kendi kendini çevirmeye başlayacağını söyledi.
6 yıldan bu yana kulüp başkanlığı görevini üstlendiğini hatırlatan Akgül, dönem dönem masrafların karşılanması ve yeni yatırımların hayata geçirilebilmesi noktasında cebinden para harcamak zorunda kaldığını dile getirdi. Bank Asya 1. Lig’de kaldıkları her yılın, kulübe mali açıdan ciddi bir külfet getirdiğini kaydeden Akgül, "Eğer Süper Lig’e çıkabilirsek üzerimizden büyük bir yük kalkacak. O zaman 20-22 milyon TL’lik bir bütçeye sahip olacağız. Böylelikle hem daha güçlü bir mali yapıya sahip olacağız,
hem de kulüp kendi kendini çevirecek. Durum böyleyken bir takım çevrelerin; ’Bayram Akgül, kulübü Süper Lig’e çıkartmak istemiyor’ şeklindeki açıklamalarına da bir anlam veremiyorum. Böyle bir şey olabilir mi?" diye konuştu.
"ADANASPOR SATILIK BİR EMTİYA DEĞİL"
Kulübün satılacağı yönündeki iddialara da açıklık getiren Bayram Akgül, hiçbir zaman "kulübü satacağız" diye ortaya çıkmadıklarını, böylesi bir durumun da söz konusu olamayacağının altını çizdi. Adanaspor’un satılık bir emtiya olmadığını vurgulayan Akgül, açıklamasını da şöyle sürdürdü:
"Adanaspor’u istediğiniz zaman alıp satamazsınız. Adanaspor büyük bir camia. Ancak son aylarda basın yoluyla benim bu işi yapamadığım çok fazla dillendirildi. Ben de Tevriz Dura’yı arayarak, ’Bu işi benden iyi yapabilecek varsa buyurun arasın’ dedim. Bunun üzerine bahse konu olan kişilerin avukatları beni aradı, görüşmek istedi ben de avukatlarımla görüştürdüm. Ancak karşı taraf çok gayri ciddi geldi. Bu konuda burada kapandı."
"TÜRKİYE’DE BORCU OLMAYAN TEK KULÜP ADANASPOR’DUR"
Adanaspor’da kendisinden başka 6 yıl üst üstte başkanlık yapan bir başka isim daha olmadığına dikkat çeken Akgül, göreve geldikleri ilk yıl şampiyon olarak Bank Asya 1. Lig’e taşıdıklarını, sonraki 2 yıldaysa averajla Süper Lig kapısından döndüklerini hatırlattı. Geçtiğimiz sezon çok kötü bir dönem yaşadıklarını dile getiren Akgül, "Nasıl ki, ilk 4 yıldaki başarı benimse, geçen sezonki başarısızlıkta benimdir. Ama şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye’de borcu olmayan tek kulüp Adanaspor’dur. Bunu yanında
Beşiktaş’tan da Ersan Adem Gülüm’ün transferi nedeniyle yaklaşık 3.5 milyon TL’lik bir alacağımız var" şeklinde konuştu.
"BANA KÜFÜR EDENLERİ CİDDİYE ALMIYORUM ONLAR ÇAPULCU"
Taraftarlarla ilgili açıklamalarda da bulunan Bayram Akgül, "Geçtiğimiz yıl bir yürüyüş yaptık ama çıkıp da beni Adanaspor taraftarlarını protesto ediyormuşum gibi gösterdiler. Kendilerini Adanaspor’un taraftar grubu gibi gösteren kişiler, bize çok ciddi sıkıntılar oluşturdu. Deplasmana gideriz bu adamlarla problem yaşarız, gittiğimiz yerde kavga ederler ceza yeriz, gittiğimiz şehirle aramız açılır. Geliriz Adana’da küfür kafir, koltuk kırarlar Federasyon’a ceza öderiz. Bazı kesimler de bunu kullanmaya
kalktı. Bunu yapan en fazla 100 kişilik bir grup. Bana küfür ediyorlar ama ben üstüme alınmıyorum. Küfür eden kendine eder, ben onları ciddiye bile almıyorum onlar çapulcu gruplar" ifadesini kullandı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Elazığ Ramazan soflarının vazgeçilmezi ’Badem Şekerine’ yoğun talep Elazığ’da her Ramazan olduğu gibi bu yıl da kentin ’beyaz altını’ olarak dillendirilen bademin, şeker yolculuğu başladı. Ramazan ayından standart düzeyde yapılan badem şekeri 11 ayın sultanının gelmesiyle rekor üretime geçiyor. Osmanlı döneminde yapıldığı bilinen, Elazığ’da Ramazan ayında hemen her eve giren, yurt dışına da gönderilen badem şekeri, bu yıl da birçok işletmede yapılmaya başlandı. Yılın 11 ayında çok az üretimi olan ve kentte ’beyaz altın’ olarak dillendirilen badem şekerinin üretimi, Ramazan ayında ise rekor kırıyor. Günlük üretim ve tüketimi yaklaşık 5 kat artan badem şekeri için ustalar tatlı bir telaş içine giriyor. Kilogramı 500 liradan alıcı bulan ve ağırlıklı olarak yerli bademle hazırlanan kentin ’beyaz altını’ 3 saatte hazır hale geliyor. Badem, 1 saat boyunca kavrulmasının ardından 2 saat de özel kazanda şekerleniyor. Vatandaşlar, iftardan sonra çayın yanında kan şekerini düzenlediğini belirttikleri badem şekerine rağbet gösteriyor. Tüm İslam aleminin Ramazan ayını kutlayan badem şekeri ustası Coşkun Ceylan, "Badem şekeri, Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Özellikle Elazığ’da normal zamanlarda da talep oluyor ama Ramazan aylarında sofraların olmazsa olmazı oluyor. Orucunu açan mutlaka çayın yanında badem şekerini içiyor. Normalde badem şekerinin en lezzetlisi şekeri az olandır. Çayın yanında o damak tadını oluşturmalıdır. Normal zamanlarda 150-200 kilogram badem şekeri satarken, Ramazan ayında 5 katına 750 kilogram civarında satış gerçekleştiriyoruz. Bu da insanların talepleri üzerine oluyor. Dışarıda yaşayan Elazığlı vatandaşlara da buradan çok gönderiyoruz. Badem şekeri soflardan sonra çayın vazgeçilmezidir. Fiyat, geçen sene badem ağaçlarına don vurmasından dolayı ister istemez badem fiyatlarını yükseltti. Geçen sene kilosunu 300 liraya verdiğimiz badem şekeri 500 liradan satılıyor" dedi.
Bursa Arena Anne-Baba Okulu’nda sertifika heyecanı Arena Eğitim Kurumları’nın, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği "Anne Baba Okulu" projesi, ikinci dönemini başarıyla tamamladı. 10 hafta boyunca uzman akademisyenlerden eğitim alan ebeveynler, Arena Okulları Beşevler Kampüsü’nde düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Törene BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Arena Eğitim Kurumları Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyyat Gökçe, Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, BUÜ Öğretim Üyesi Dr. İsmail Çimen kurum yöneticileri ve çok sayıda veli katıldı. Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, projenin hem kurum hem de toplum için taşıdığı değeri vurguladı. Eğitimin evdeki değişimle başladığına dikkat çeken Arslan, "Bugünkü tabloyu kelimelerle anlatmak mümkün değil; bizim için gerçekten çok anlamlı bir gün. 10 hafta boyunca hem Bursa’dan hem de çevre illerden çok değerli hocalarımız velilerimizle buluştu. Projemizdeki temel felsefe ’evi değiştirmekti’. İnanıyoruz ki evdeki ortamı dönüştürebilirsek, çocuklarımız hayata çok daha güçlü adapte olacaklardır. Kendi velilerimizle sınırlı kalmayıp, bu bilinçle Bursa genelinde öncü bir rol üstlenmek ve benzer çalışmalara model teşkil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki çevremiz güzelleşirse biz de güzelleşiriz. Bu toplumsal gelişim vizyonuyla hareket ederek, her yıl daha da güçlenen bu projeyi kentimiz için köklü bir geleneğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bu yolda bizden desteğini esirgemeyen, Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Çepni ve Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Feyyat Gökçe hocalarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise konuşmasında, projeyle üniversite-şehir iş birliğinin en güzel örneklerinden birinin sergilendiğini belirtti. Ebeveynlerin eğitimdeki rolüne değinen Çepni, "Anne Baba Okulu, iki yıllık süreçte kendi kültürünü ve sistemini oluşturmuş kıymetli bir proje. Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak topluma hizmet etme misyonumuz doğrultusunda, bu çalışmanın bilimsel tarafında yer almayı ve akademik bilgiyi sahaya indirmeyi önemsiyoruz. Velilerimizin ’tüm sorumluluk okulda olsun’ anlayışından uzaklaşarak okul ile aktif bir iş birliği içine girmesi, çocuklarımızın geleceği için en büyük kazanımdır. Bu modelin zamanla daha da zenginleşerek çok daha geniş kitlelere ulaşacağına kalpten inanıyorum" diye konuştu. Program süresince veliler; 21. yüzyılda ebeveynlik, dijital dünyada çocuk yetiştirme, akran zorbalığı, güvenli bağlanma ve etkili iletişim gibi kritik başlıkları ele aldı. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla gerçekleşen eğitimler, ebeveynlere çocuklarının gelişim süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara karşı bilimsel ve pratik çözüm yolları sundu. Tören, protokol üyelerinin velilere sertifikalarını takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.