GENEL - 12 Aralık 2011 Pazartesi 15:57

SUYU BİTEN YUVACIK BARAJINA SAPANCA GÖLÜNDEN SU

A
A
A
SUYU BİTEN YUVACIK BARAJINA SAPANCA GÖLÜNDEN SU

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Yuvacık Barajı’ndaki su seviyesinin iniº periyodunun devam etmesi nedeniyle Sapanca Gölü’nden arıtma tesislerine su takviyesine başlandığını açıkladı.
Yuvacık Barajı’nda mevsim ºartları nedeniyle su seviyesinin giderek azalmas? üzerine Kocaeli Büyükºehir Belediyesi taraf?ndan oluºturulan B plan? hayata geçirildi. Konuyla ilgili olarak belediye hizmet binas?ndaki makam odas?nda bas?n mensuplar?yla bir araya gelen Baºkan Karaosmano?lu, "Yuvacık Barajı’na Sapanca Gölü’nden su takviyesi baºl?yor’’ dedi. Basın açıklamasında Genel Sekreter Ersin Yazıcı, Başkan Danışmanı Ömer Polat ve İSU Genel Müdürü İlhan Bayram da hazır bulundu.
Sapanca Yuvacık Su İletim Hattı’ndan Yuvacık Barajı arıtma tesislerine bugünden itibaren su verilmeye başlanacağını açıklayan Başkan Karaosmanoğlu, şöyle konuştu: "Bugün itibariyle Yuvacık Barajı’ndaki su miktarı 13,8 milyon metreküpe kadar düşmüştür. Şehrin günlük su tüketim miktarı son 24 saat itibariyle 327 bin metreküp, baraj gölüne giren su miktarı geçen haftaki yağışlara rağmen 246 bin metreküptür. Barajdaki su miktarı iniş periyodundadır. Geçen sene bugün itibariyle barajdaki su miktarı 35
milyon metreküp iken, bu yıl 21,2 milyon metreküp daha az durumdadır." Bu sene sonbahar yağışlarının önceki yıllara göre daha az miktarda gerçekleştiğini anlatan Karaosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Meteoroloji’den aldığımız hava tahminlerine göre bu hafta yağış beklenmemektedir.’’
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü’nce, barajdaki su durumu ve önümüzdeki günlerin yağış durumu değerlendirilmesi sonucunda bugün itibariyle Sapanca hattından Yuvacık Barajı arıtma tesisine su verilmesine karar verildiğini söyleyen Karaosmanoğlu, sözlerine şöyle devam etti; ’’Barajdan 2005 yılında 462 bin 455 aboneye 121 milyon 704 bin metreküp su veren İSU Genel Müdürlüğü, bugün itibariyle 560 bin aboneye 113 milyon metreküp su verir hale gelmiştir. 2006 yılı sonunda şehrimize 113
milyon metreküp su verilmesine rağmen 17 gün dönüşümlü su verilmek zorunda kalınmıştı."
Göreve geldikleri günden bu yana yeni depolar, yeni şebekeler, yeni isale hatlarıyla kaçak-kayıp oranını düşürerek, daha çok aboneye su teminini sağladıklarını anlatan Karaosmanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "2004’te göreve geldiğimizde su kaçak-kayıp oranımız yüzde 72 idi. Bu oranı yüzde 35’lere kadar indirdik. Hedefimiz ilk aºamada bunu yüzde 25’e, ardından yüzde 20’ye indirmektir. Bugünden itibaren B planımızı devreye sokuyoruz. Suyun kalitesinde kesinlikle bir değişiklik olmayacak. 15 gündür
zaten bunun üzerinde çalışıyorduk. Genel müdürümüz Bayram’a ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum.’’
2005 y?l?ndan bu yana ?SU’nun abone sayısının 100 bin arttığını hatırlatan ve bu yılın sonunda barajdan çekilen su miktarının 118 milyon metreküpü bulacağını söyleyen Başkan Karaosmanoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Halkımızın temiz su ihtiyacını karşılamak adına çalışıyoruz. Belediyeciliğin bir numaralı hizmeti su ve kanalizasyon hizmetleridir. İSU bizim gözbebeğimizdir. Kandıra’daki Namazgah Barajı’nın temelini de bahar aylarında atmayı planlıyoruz. Yuvacık Barajı’nda ise kış aylarında
yağışların artmasıyla su seviyesinin yükselmesini bekliyoruz."
Su seviyesi yükselinde Sapanca Gölü’nden su almayı durduracaklarını anlatan Karaosmanoğlu, "Sonuçta bu maliyeti olan bir işlem ancak bunu vatandaşımıza yansıtmayacağız. Sapanca Gölü’nden bugünden itibaren günde 2 pompayla 120 bin metreküp su arıtma tesisine pompalanacak. Şu anda barajda 10 günlük su seviyesi mevcut. Suyun kalitesini düşürmeden halkımıza temiz ve içilebilir su vermeye devam edeceğiz. Eğer bu hatta yatırım yapmasaydık, B planımız olmasaydı bugün sıkıntı çekebilirdik. Şimdi çeşmesini
açtığında vatandaşımızın suyu akmaya devam edecek" dedi.
İSU olarak vatandaşa verdikleri suyun sağlıklı, kaliteli ve içilebilir su olduğunu anlatan Karaosmanoğlu, şöyle konuştu: "Ben evde de, belediyede de suyumu musluktan içiyorum. Vatandaşımız tereddüt etmeden suyu çeşmeden içebilir. Suyumuz son derece sağlıklıdır.’’
Öte yandan Sapanca Yuvacık iletim hattı, herhangi bir tehlikeye karşı 10 ay gibi kısa bir zamanda süratle tamamlandı ve 22 kilometre çelik hat döşenerek, Sapanca Gölü yedek baraj haline getirildi. Her an ihtiyaç olunacakmış gibi canlı tutulan bu hat, son bir haftadır barajdaki su seviyesi dikkate alınarak arıtmaya aktarılacak hale getirildi. İSU Yönetim Kurulu’nda alınan karar ve arıtma tesisi yöneticileri ile yapılan ortak çalışmayla su kalitesinde bir fark olmayacak şekilde arıtma yapılması, şehirde
su sıkıntısı çekilmemesi için baraj gölündeki su miktarı muhafaza edilerek Sapanca Gölü’nden çekilecek su ile dengeleme yapılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda Sapanca Gölü’ndeki Seka su pompa binasındaki pompalarla çekilen su, Balaban’daki terfi istasyonuna pompalanmaya baºland?. Sapanca Gölü’nden gelen su, Balaban’daki terfi istasyonundan Yuvacık Barajı’nın arıtma tesislerine cazibeyle iletiliyor ve buradan da arıtılarak şebekeye veriliyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.