YEREL HABERLER - 06 Aralık 2011 Salı 15:31

ORMAN İŞLETME PERSONELİNDEN KAN BAĞIŞI

A
A
A
ORMAN İŞLETME PERSONELİNDEN KAN BAĞIŞI

Kozan Orman İşletme Müdürlüğü personeli Kızılay’a kan bağışında bulundu.
Orman işletme Müdürü Atilla Özalp’in öncülük ettiği bağışta, kurumda çalışan teknik elemanlar ve aileleri gerekli formları doldurarak bağışta bulundular. Kan bağışının önemine değinen kurum personeli, verecekleri bir ünite kanın bir insan hayatını kurtaracağının bilincinde olduklarını belirttiler.
Orman İşletme Müdürü Özalp, duyarlılık göstererek bağışta bulunan personeline teşekkür etti. Kan bağışıyla kendi sağlıkları için de olumlu birer adım attıklarını söyleyen Özalp, Kızılay Kan merkezi personeline de çalışmalarında başarılar diledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı gençleri ağırlamaya devam ediyor Diyarbakır’ın Dicle İlçesindeki Kral Kızı Barajı yanındaki Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı hizmete girdiği mart ayından buyana birçok sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere ev sahibi yapıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olan Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampında her hafta düzenli olarak gençler konuk oluyor. Bu hafta Çermik ilçesinden kampa gelen 84 lise öğrencisi, burada sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılım sağlıyor. Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampında her hafta cuma günü başlayan program, pazartesi gününe kadar sürüyor. Desteklerinden dolayı başta Gençlik ve Spor Bakanı Doktor Osman Aşkın Bak olmak üzere Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu’na, Dicle Kaymakamı Mustafa Atış’a, Gençlik ve Spor İl Müdürü Cenk Öztekin’e teşekkür ettiğini belirten Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı Müdürü Abdulvahap Ürün, "Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı olarak gençlerimize hizmet vermeye devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı, gençlerin fiziksel, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sunmaya devam ediyor. 110 dönüm alan üzerine kurulu olan kamp, toplam 25 adet tek katlı binadan oluşmakta olup aynı anda 168 genci barındırma kapasitesine sahiptir. Modern altyapısı ve geniş imkanlarıyla dikkat çeken kamp, gençlere güvenli ve konforlu bir ortam sunmaktadır. Kamp bünyesinde futbol, basketbol ve voleybol sahaları, zipline parkuru, yüzme havuzu ve yürüyüş parkurları gibi birçok sportif ve sosyal etkinlik alanı bulunmaktadır. Düzenlenen eğitim, etkinlik ve faaliyetler alanında yetkin liderler tarafından verilmekte olup gençlerin kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağlamaktadır. Kampın 14. dönem programına Diyarbakır’ın Çermik ilçesinden gelen 84 öğrenci ile 6 lider olmak üzere, toplam 90 katılımcı iştirak etmiştir. Kamp süresince gerçekleştirilen faaliyetler sayesinde gençler hem eğlenmekte hem de sosyal dayanışma, takım ruhu ve sorumluluk bilinci kazanmaktadır. Dicle Selahaddin Eyyubi Gençlik Kampı, yıl boyunca düzenlenen programlarla gençlerin gelişimine katkı sunmaya devam etmektedir" dedi.
Diyarbakır Dünyada 5 binde bir görülüyor: Yemek borusu kapalı doğan bebek, ameliyat ile sağlığına kavuştu Dünyada 5 binde bir görülen doğum sonrası bebeklerde yemek borusunun kapalı olması durumu Diyarbakır’da yaşandı. Yeni doğan bir bebek, yemek borusunun kapalı olması üzerine hemen ameliyata alınarak sağlığına kavuştu. Diyarbakır Memorial Dicle Hastanesinde 5 binde bir görülen sağlık problemi yaşandı. Yeni doğan bebeğin yemek borusunun kapalı olduğunu fark eden çocuk cerrahisinden Op. Dr. Taner Kamacı bebeği hemen ameliyata alıp sağlığına kavuşturdu. Diyarbakır Memorial Dicle Hastanesinde görevli Op. Dr. Kamacı, hastanın yemek borusunun kapalı olarak dünyaya geldiğini söyledi. Op. Dr. Kamacı, "Bizim ’özofagus atrezisi’ dediğimiz bir rahatsızlıkla dünyaya geldi. 38 haftalık, 3 kilo 70 gram olarak zamanında doğmuş bir bebeğimiz. Yeni doğan tüm bebekler yemek borusu kapalı olabilir mi diye midesine bir hortum ilerletilerek yemek borusu kontrol edilir. Bu hastamıza yapılan muayenede hortumun mideye geçmemesi ve tükürüğünü yutamaması şikayetleri olması üzerine hasta bize haber verildi. Biz hastayı gördüğümüzde hortumu ilerletemedik ve çektiğimiz filmlerde de bebeğimizin yemek borusunun doğuştan kapalı olduğunu gördük ve özofagus atrezisi tanısını koyduk. Yemek borusunun kapalı olması yaklaşık 5 bin doğumda bir görülen nadir ve ağır konjenital anomalilerden bir tanesidir. Ağır bir hastalık. Farklı tipleri olmakla birlikte en sık görülen tipi, yemek borusunun üst ucunun kör sonlandığı ve alt ucunun ise mideden gelip nefes borusuna girdiği fistüllü tip atrezidir. Böylece yemek borusunun iki ucu birbiriyle birleşmemiş olur. Bizim hastamızda da bu tip vardı. Yani üst taraf kapalı, alt taraf nefes borusuna girmiş durumdaydı" dedi. Durumu tespit ettikten sonra aileyle konuştuğunu ve aile onayını aldıktan sonra bebeği ameliyata aldığını anlatan Op. Dr. Kamacı, şu ifadeleri kullandı: ’’Yaptığımız ameliyatta, mide tarafından gelip nefes borusuna giren yemek borusunun alt ucunu oradan ayırıp, üst ucunu serbestleştirerek iki ucu birbirine anastomoz edecek şekilde ameliyatı tamamladık. Bu ameliyat göğüs bölgesinden, sırta yakın bir alandan yapılan kesiyle gerçekleştirildi. Başarılı bir ameliyat geçti. Yaklaşık 4 saatlik bir ameliyatla bebeğimiz sağlığına kavuştu. Ameliyattan sonra hastamızı yoğun bakıma aldık ve yaklaşık bir aylık zorlu bir yoğun bakım süreci oldu. Yoğun bakım doktorlarımız ve hemşirelerimizin desteğiyle bu süreci de başarıyla tamamladık. Ardından hastamızı ağızdan beslenir şekilde, şifa ile taburcu ettik. Şu an hastamız bugün kontrolüne geldi. Kontrolünde her şey yolunda. Bebeğimiz sağlıklı. Bundan sonra kendisine sağlıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.’’ Anne Nazlıcan Çavdar ise gebelikte şüphelendiklerini ancak mide yapısı çok düzgün olduğu ve fistüllü olduğu için anne karnında kesin olarak anlaşılmadığını söyledi. Çavdar, "Bu da çok nadir görülen bir durum. Bu yüzden anne karnında fark edilmesi de çok zormuş. Biz de fark edemedik. Şüphelenildi ama mide yapısı düzgün denildiği için ihtimal elendi. Doğumdan sonra bebeği daha göremeden solunum sıkıntısı yaşadığı fark edilip aspire edilmek üzere alındı. Uyandığımda eşim haberi almıştı. Bu benim için büyük bir şok oldu çünkü beklemiyorduk. İhtimali tamamen elemiştik. Riskli bir ameliyattı, yaklaşık 5 saat sürüyor. Ameliyat başarılı geçse bile çocuğun anesteziyi kaldıramama ihtimali vardı. Bu benim için adeta bir kabustu ve şoka girmiştim. Süreç çok net hatırladığım bir süreç değil aslında. Ama en büyük şansımız Taner Hoca oldu. Alanının en iyilerinden biriymiş, hatta belki en iyisidir, bilemiyorum. Sonradan araştırdık. O süreçte çok şey yapamadık ama doğumun komplikasyonları göz önüne alındığında sağlıklı bir süreç olması adına iyi bir hastane seçmeye çalışmıştım. Öyle de oldu. Doğru yerde, doğru müdahale ve doğru zamanlama ile çok şükür hiçbir problem yaşanmadı. Bebeğimiz sağlıklı şekilde taburcu oldu. Şu an herhangi bir sağlık problemi yok. Sürecin getirdiği zorluklar var, onlar da bir süre daha devam edecek" şeklinde konuştu.
İzmir Bilimsel araştırma: 3 milyon mesajda "Nefretin Haritası" çizildi Türkiye’de son günlerde yaşanan okul saldırıları ve gençlik şiddeti dijital platformların etkisini yeniden gündeme taşıdı. Tartışmalar sürerken Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen çarpıcı bir bilimsel araştırma, dijital ortamlarda nefret söyleminin nasıl üretildiğini ve yayıldığını bilimsel verilerle ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Avrupa Konseyi Gençlik Araştırmacıları Platformu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim koordinatörlüğünde, içerisinde Yaşar Üniversitesi AB Mükemmeliyet Merkezi uzmanı Zeynep Elif Turgut’un da bulunduğu uluslararası bir ekiple yürütülen "Yapay Zeka Aracılığıyla Çevrimiçi Sosyal Ağlarda Kötü Niyetli Aktörlerin Profillenmesi ve Tespiti" başlıklı TÜBİTAK destekli proje kapsamında yapılan uluslararası çalışma, 3 milyondan fazla Telegram mesajını analiz ederek dijital nefretin nasıl üretildiğini gözler önüne serdi. Araştırma uluslararası saygın yayınlardan Londra merkezli Göç ve Çeşitlilik (Migration and Diversity) dergisinde yayınlandı. Bilinçli manipülasyon Araştırmaya göre, dijital platformlarda göçmen karşıtı söylemler tesadüfi değil; tiksinti, öfke ve korku gibi olumsuz duygular üzerinden bilinçli bir manipülasyonla inşa ediliyor. Türkiye, ABD ve Avrupa’dan 180 farklı Telegram grubunu içeren araştırmanın kapsamlı veri seti, sosyal medyanın göçmen karşıtı ağlar tarafından nasıl bir "duygusal laboratuvar" olarak kullanıldığını gösteriyor. Araştırmada kullanılan yapay zeka modelleri, mesajların satır aralarındaki duygusal kodları deşifre etti. Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, göçmen karşıtı mesajlarda tiksinti (yüzde 33,4), beklenti/kaygı (yüzde 33,2) ve öfke (yüzde 32,4) duygularının çoğu zaman iç içe kullanılarak mutlak hakimiyeti oldu. Manipülatif olarak kodlanan mesajlarda öfke duygusu, sıradan mesajlara oranla yüzde 10,4 daha fazla kullanılıyor. Dijital radikalleşme Özellikle Telegram’ın düşük moderasyon, anonimlik, kapalı ve homojen gruplar gibi özellikleri sayesinde "duygusal yankı odaları" oluşturduğu ve bu içeriklerin rastlantı değil, tasarlanmış olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim, "Çalışmamız gösteriyor ki çevrimiçi nefret söylemi çoğu zaman rastgele ortaya çıkan bireysel tepkiler değil. Aksine, belirli duyguları özellikle tetiklemek üzere tasarlanmış mesajlarla karşı karşıyayız. Korku, öfke ve tiksinme gibi duygular sistematik biçimde kullanılarak toplumsal kutuplaşma derinleştiriliyor. Türkiye’de son günlerde yaşanan okul saldırıları, gençlerin dijital ortamlarda maruz kaldığı içeriklerin etkisini net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu platformlar duygusal yönlendirme ve radikalleşme ortamları haline gelebiliyor." diye konuştu. Bu sorunu sadece içerik kaldırma politikalarıyla çözmek mümkün olmayacağını vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim, şu önerilerde bulundu: "Çevrimiçi ve dijital grupları tamamen kapatmak ya da geniş kapsamlı sansür uygulamaları kısa vadede çözüm gibi görünse de bu durum nefret söylemini ortadan kaldırmak yerine daha görünmez ve denetimi zor alanlara taşıyor. Kalıcı çözüm, dijital medya okuryazarlığının artırılmasına, gençlerin manipülatif içerikleri tanıyabilmesine ve eğitim kurumlarının gençlere eleştirel analiz becerisi kazandırmasına dayalı çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor."
Kocaeli Cedit Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çevre düzenlemesi devam ediyor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Cedit Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmaların yüzde 87’si tamamlandı. Projede konutlardaki ince işçilikler ile çevre düzenleme ve peyzaj çalışmaları sürüyor. İzmit Cedit Mahallesi’nde yürütülen kentsel dönüşüm projesinde 47 bloktan oluşan alandaki betonarme imalatlar tamamlandı. Projede kaba inşaatın yüzde 100 seviyesinde tamamlandığı, genel ilerleme oranının ise yüzde 87’ye ulaştığı bildirildi. Proje kapsamında yer alan 1.097 konut ve 1 ticaret merkezinde dış cephe kaplama ile boya işlemlerinin büyük bölümü tamamlandı. Konutların iç bölümlerinde ince işçilikler devam ederken, altyapı, çevre düzenleme ve peyzaj çalışmaları da eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Dar sokakları ve yapı stoku nedeniyle riskli alan ilan edilen bölgede yürütülen proje kapsamında eski yapıların yerine yeni konut alanları inşa ediliyor. Deprem yönetmeliğine uygun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı TOKİ ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde yürütülen proje kapsamında inşa edilen yapıların, güncel deprem yönetmeliğine uygun olarak yapıldığı belirtildi. Eski yapıların bulunduğu alanda, konutların yanı sıra cadde ve sosyal alan düzenlemelerine de yer verildi.