ASAYİŞ - 09 Aralık 2011 Cuma 17:07

İDDİANAMEYE GÖRE EMRE ŞAKA YAPMIŞ

A
A
A
İDDİANAMEYE GÖRE EMRE ŞAKA YAPMIŞ

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan ve iddianamenin hazırlanmasıyla hakkında takipsizlik kararı verilen Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu hakkında verilen takipsizlik kararına Belözoğlu’nun rakip takım oyuncusuna attığı mesaj’ın şaka amaçlı olduğu şu ifadelerle iddianamede yer aldı;
"İddianamede Fenerbahçe’li futbolcu Emre Belözoğlu’nun, Ankaragücü maçından önce, Ankaragücü’nde oynayan ve kendisi gibi Ahmet Bulut’un menajerliğini yaptığı Kaan Söylemezgiller isimli futbolcuya, arkadaşı Ekrem Okumuş’un cep telefonundan mesaj çekerek "kendisini Fenerbahçe’ye aldıracağını" söyleyerek "oynanacak müsabakada kendisini fazla zorlamaması" talebinin şaka amaçlı yapıldığı, Emre Belözoğlu’nun anılan futbolcunun Fenerbahçe’ye transferini gerçekleştirecek konumda olmadığı, böyle bir sıfat, yetki
ve gücünün bulunmadığı, mesajın şaka amaçlı gönderildiği aşikar şekilde anlaşıldığından; adı geçen şahıslar hakkında; suçun unsurları oluşmadığından takipsizlik kararı verildi."
ŞİKE İDDİANAMESİNDE YER ALAN SUÇLAMLAR
Şike iddianamesinde Aziz Yıldırım’ın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık, şike yapmak ve teşvik primi vermek" suçlarından 59 yıldan 156 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Yıldırım’ın suçlandığı maçlar şunlar:
"- 21 Şubat 2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 26 Şubat 2011 günü oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa maçında şike yapılması
- 6 Mart 2011 günü oynanan Bursaspor-İBB spor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 7 Mart 2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında şike yapılması
- 20 Mart 2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 9 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması
- 17 Nisan 2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 22 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 1 Mayıs 2011 günü oynanan İBB Spor-Fenerbahçe maçında şike yapılması
- 8 Mayıs 2011 günü oynanan Karabük -Fenerbahçe maçında şike yapılması
- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçında şike yapılması
- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Trabzonspor-İ.B.B Spor maçında teşvik pirimi verilmesi
- 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması"
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun "Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne üye olmak, nitelikli dolandırıcılık, şike yapmak ve teşvik primi vermek" suçlarından 50 yıldan 135 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede Ekşioğlu Aziz Yıldırım’ın suçlandığı maçlardan Karabük Fenerbahçe maçı dışında kalan maçlarla suçlanıyor.
İddianamede Eskişehir Sporun eski Teknik Direktörü Bülent Uygun’un, Aziz Yıldırım’ın liderliğindeki suç örgütüne üye olmak ve nitelikli dolandırıcılık, şike yapmak ve teşvik primi vermek" suçlarından 15,5 yıldan 40 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Uygun’un suçlandığı maçlar ise şunlar;
"- 9 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması.
- 22 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi.
- 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması."
İddianamede Fenerbahçeli yönetici Şekip Mosturoğlu’nun "Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne üye olmak, şike yapmak ve teşvik primi vermek" suçlarından 23 yıldan 58 yıla kadar hapsi istenirken Musturoğlunun suçlandığı maçlar ise şunlar;
"- 9 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması.
- 22 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi.
- 8 Mayıs 2011 günü oynanan Karabük -Fenerbahçe maçında şike yapılması.
- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçında şike yapılması."
Şike iddianamesinde TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşsağ’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulüp başkanı olduğu ve Federasyon başkanlığı adaylığı sürecinde Aziz Yıldırım liderliğinde şike ve teşvik pirimi faaliyetlerinde bulunan suç örgütüneYıldırım’ın desteğini alabilmek adına, bilerek ve isteyerek yardım ettiği öne sürülüyor. Gümüşdağ’ın, bu bağlamda Sivasspor ve Fenerbahçe futbol takımlarının İBB spor ile yaptığı futbol müsabakalarında; başkanı olduğu takımın maçı kaybetmesi yönünde girişimlerde
bulunmaktan çekinmediği ifade ediliyor. İddianamede, Gümüşdağ’ın Fenerbahçe-İBB maçında yapılan şike eylemine iştirak etmek ve örgüt içindeki hiyerarşik yapıya katılmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçlarından 8,5 yıldan 21 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
İddianamede yurt dışına transfer olan Emnanuel Emenıke’nin 8 Mayıs 2011 günü oynanan Karabük - Fenerbahçe maçında şike yapılması suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapsi isteniyor. Bursasporlu Futbolcu Gökçek Vederson’un 17 Nisan 2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor maçında teşvik primi verilmesi eyleminden dolayı 2,5 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İBB’li futbolcu İbrahim Akın’ın "şike yapmak ve teşvik primi vermek" suçlarından 12,5 yıldan 30 yıla kadar hapsi isteniyor. Akın suçlandığı maçlar ise şunlar;
"- 1 Mart 2011 günü oynanan İBB Spor-Fenerbahçe maçında şike yapılması.
- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Trabzonspor-İ.B.B Spor maçında teşvik pirimi verilmesi.
- 11 Mayıs 2011 günü oynanan Beşiktaş-İ.B.B Spor kupa final maçında şike yapılması."
Futbolcu İskender Alın’ın "şike vermek ve teşvik primi vermek" suçlarından 7,5 yıldan 18 yıla kadar hapsi istendi. Alın şu maçlardan suçlanıyor:
"- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Trabzonspor-İ.B.B Spor maçında teşvik pirimi verilmesi.
- 11 Mayıs 2011 günü oynanan Beşiktaş-İ.B.B Spor kupa final maçında şike yapılması."
Sivasspor kalecisi Korcan Çelikay’ın 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike ya ıldırım’ın liderliğindeki suç örgütüpmak suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz’ın Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne üye olmak ve 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike yapmak" suçlarından 8,5 yıldan 21 yıla kadar hapsi talep edildi.
Şike iddianamesinde Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’in teşvik primi verilmesine teşebbüs suçundan 8 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Şener’in suçlandığı iki maç şöyle:
"- 15 Mayıs 2011 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçında teşvik primi verilmesi girişimi.
- 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında teşvik primi verilmesi girişimi."
Galatasaraylı futbolcu Sercan Yıldırım’ın, Bursaspor’da olduğu dönemde 17 Nisan 2011 günü oynanan Trabzonspor-Bursaspor maçında teşvik pirimi verilmesi suçundan 2,5 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İDDİANAMEDE SERDAL ADALI, BEŞİKTAŞ-İBB SPOR KUPA FİNALİ MAÇINDA ŞİKE YAPMAKTAN SUÇLANIYOR
BJK Asbaşkanı Serdal Adalı’nın 11 Mayıs 2011’de oynanan Beşiktaş - İBB Spor kupa finali maçında şike yapmak suçundan 7,5 yıldan 18 yıla kadar hapsi istendi.Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu’nun 11 Mayıs 2011 günü oynanan Beşiktaş-İ.B.B Spor kupa final maçında şike yapmak suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapsi talep edildi.
Gençlerbirliği Kalecisi Serdar Kulbilge’nin, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıldan 14 yıla kadar hapsi isteniyor. Kulbilge şu maçlardan suçlanıyor:
"- 7 Mart 2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında şike yapılması.
- 20 Mart 2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi."
Eskişehirli futbolcu Sezer Öztürk’ün 22 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi suçundan 2,5 yıldan 6 yıla kadar hapsi istendi. Eskişehirsporlu futbolcu Ümit Karan’ın "nitelikli dolandırıcılık ve teşvik primi vermek" suçlarından 4,5 yıldan 13 yıla kadar hapsi istendi.
Karan’ın suçlandığı maçlar ise şunlar,
"-9 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması
- 22 Nisan 2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor maçında teşvik pirimi verilmesi" ile suçlanıyor.
İddianamede Futbolcu Mehmet Yıldız’ın ise 22 Mayıs 2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike yapılması suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapsi isteniyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Metruk evde yalnız yaşayan yaşlı adam yaşam mücadelesi veriyor Eskişehir’de sol ayağı sakat olan ve metruk haldeki evde yalnız başına yaşam mücadelesi veren 64 yaşındaki Celal Ağır için komşularının yardım talebi sonuçsuz kaldı. Yaşlı adam evinin önünde çaresizce yardım bekliyor. Tepebaşı İlçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Asuman Sokak’ta ikamet eden Celal Ağır, geçtiğimiz aylarda damacana su alırken dengesini kaybedip yere düştü. Ambulansla hastaneye kaldırılan Ağır’ın sol ayağında sakatlık meydana geldi. Şu anda çatısı içeriye doğru çökük, metruk haldeki bir müstakil evde tek başına yaşam mücadelesi veren yaşlı adam, sakatlığı sebebiyle kendi ihtiyaçlarını göremez hale geldi. Komşuları ve hayırseverlerin destek olmaya çalıştığı Ağır, hem evi hem de tedavisi için yetkililerden yardım istedi. Öte yandan komşularının yetkililere Celal amcanın durumunu ilettiği ancak hiçbir yetkilinin gelmediği iddia edildi. "Ayağım yüzünden bakkala bile gidemiyorum" Emekli olmadan önce elektrikçilik yaptığını söyleyen Celal Ağır, "5-6 tane kardeş var ama fayda yok. ’Para var’ desen geliyorlar, parasızsan yok. Benim aylığım var, yetiyordu. Sağlamken hem yürüyerek hem de bisikletle istediğim yere gidiyordum. Şu anda yürüyemiyorum, evim kötü durumda. Şimdilerde bakkala bile gidemiyorum. Ayağım düzelse yürüsem, yardıma da gerek yok. Evin dağınık durumu düzeltirse iyi olur. Bir de tedavi olmak istiyorum. Hiçbir yere derdimi anlatamadım" dedi. Öte yandan, Ağır, evinin camlarının birkaç kez taş atılması suretiyle kırıldığını, televizyonu ve elektrikli motosikletinin çalındığını ancak sakatlığı sebebiyle hiçbir şey yapamadığını belirtti.
Bursa Marmara’nın denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin denizkestanesi avcılığına açılmasına tepki göstererek, Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük balıkçıyı değil birkaç ihracatçıyı ihya edeceğini vurguladı. Sarı, Marmara Denizi’nde 13 Şubat 2026-15 Nisan 2026 arasında denizkestanesi avcılığının serbest bırakılmasının yanlış olduğunu belirterek, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini aktardı. Marmara’da denizkestanesi avcılığının küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak satan birkaç ihracatçıyı ihya edeceğine dikkati çeken Sarı, şunları kaydetti: "Marmara Denizi’nde 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketi sonrasında yanlış bir kararla tam üreme zamanında, yani denizkestanesi yumurtaları olgunlaşmışken denizkestanesi avcılığı serbest bırakılmıştı. Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu’nun hazırladığı rapor ve kamuoyunda yükselen tepkiler sonrasında üreme dönemi biterken, yani ihracatçılar gerekli ürünü Marmara’dan topladıktan sonra durdurulmuştu. Anlaşılan aynı lobi işbaşında. Marmara Denizi, 15 Nisan 2026’ya kadar denizkestanesi avcılığına açıldı. Tarihe dikkat edilirse avcılığın tam da denizkestanelerinin havyarının olgunlaştığı döneme denk geldiği görülecektir." "Çare aşırı avcılığı azaltmaktır" Marmara Denizi kıyılarında aşırı denizkestanesi artışına ilişkin bilimsel bir bulgu olmadığını vurgulayan Sarı, "Tam tersine 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanarak ilgili birimlerle paylaşılan bilimsel raporda kıyısal alanda müsilaj sonrası artış gösteren makro alg artışının kontrolü için denizkestanelerinin hayati önemde olduğu ve avlanmaması gerektiği belirtilmektedir." ifadesini kullandı. Denizkestanesi popülasyonunun deniz ekosisteminin bütünsel bir yaklaşımla yönetilip yönetilmediğinin en net göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarı, şöyle devam etti: "Eğer ortamda kirlilik varsa algler artarak ortamdaki azot ve fosforu tüketmeye çalışır. Alg artışı, onların üzerinden beslenen denizkestanesi gibi türlerin çoğalmasına neden olur. Denizkestanesinin popülasyonunu kontrol eden mırmır, karagöz, çipura gibi türler aşırı avlanıyorsa bu sefer denizkestaneleri artış göstererek ortamda baskın olur ve bütün makro algleri tüketerek kıyısal alanı çöle döndürür. Bu durumda çare denizkestanesi avcılığını artırmak değil, aşırı avcılığı azaltmak, denizi ekosistem esaslı olarak yönetmektir." "Denizkestanesi birkaç kişiyi ihya edecektir" Prof. Dr. Sarı,  Marmara Denizi’nde neredeyse bütün balık türleri üzerinde aşırı avcılık yapıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Müsilaj ve aşırı avcılık yüzünden küçük ölçekli balıkçılık can çekişmektedir. Yoğun müsilaj yaşanan 2021-2022 ve 2024-2025 avcılık sezonlarında Marmara Denizi’ndeki küçük ölçekli balıkçıların av kaybı yüzde 90’ları bulmuştur. Eğer gerekçe bu kayıpların telafisi ise denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması küçük ölçekli balıkçıyı değil, denizkestanesini taze ve havyarlı olarak çoğunlukla Japonya, Fransa gibi ülkelere ihraç eden birkaç kişiyi ihya edecektir. Balıkçılık yönetimi bir bilim dalıdır. Günübirlik talepler, siyasi baskılar veya çıkarlar düşünülerek alınacak her karar deniz ekosisteminde geri dönüşü zor sonuçlar doğurur." "Deniz deneme-yanılma veya oyun alanı değildir" Denizkestanesi avcılığını Marmara’da serbest bırakan karar alınırken yıllardır bu alanda çalışan bilim insanlarına sorulmadığını, görüş alınmadığını aktaran Sarı, şöyle devam etti: "Bilim araç değil, yol göstericidir. İşinize geldiğinde bilime başvururken, işinize gelmediğinde bilim yokmuş gibi davranmak ancak günü kurtarmaya yarar. Deniz, birilerinin deneme-yanılma veya oyun alanı, çıkar gruplarının sömürü odağı, balıkçıların malı-mülkü değildir. Deniz, insanın da içinde bulunduğu biyosferin kalbidir. Ona uygun, bütünsel olarak yönetilmelidir. Marmara’da denizkestanesi avcılığının serbest bırakılması yanlıştır ve derhal bu karar geri alınmalıdır. Deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesi isteniyorsa çare ekosistem esaslı, bilim temelli balıkçılık yönetimidir. Marmara’nın şırı avcılığın önlenmesine, endüstriyel balıkçılığın sınırlandırılmasına ve acilen kritik bölgelerde deniz koruma alanları oluşturulmasına ihtiyacı vardır."
Bursa Bursa’da AK Parti Teşkilatı vefa iftarında buluştu AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından "Teşkilat Vefa İftarı" programı düzenlendi. Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar programı, partinin il ve ilçe teşkilat mensuplarını bir araya getirdi. İftar programına il ve ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapıldı. "Bursa teşkilatımız omurgadır" Programda konuşan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti teşkilatının sahada emek veren büyük bir yapı olduğuna dikkat çekti. Gürkan, "Bu dava rahat zamanların değil, zor zamanların davasıdır. Alkışla değil, emekle büyümüştür. Mahalle başkanlarımızdan sandık görevlilerimize kadar gecesini gündüzüne katan tüm dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. İsmi bilinmeyen ama yükü taşıyan sessiz kahramanlarımız olmasaydı, bugün bu tablo mümkün olmazdı" dedi. Bursa teşkilatının AK Parti için özel bir yere sahip olduğunu belirten Gürkan, "Biz masa başında değil, sahada siyaset yapan bir teşkilatız. Sosyal medyada değil, gönüllerde trend olmaya talibiz. Allah’a şükür gücümüz teşkilattır. 2025 yılı sonu itibarıyla Bursa’da 407 bin 543 üyeye ulaşmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz" AK Parti Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş ise, kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkür ederek, "Sahada, büyüklerimizle omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz. İnşallah ziyaret ettiğimiz her hanede biriktirdiğimiz umutla, Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı seçeceğiz. Güçlü teşkilat yapımızla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Bu salonda tarihimizin izlerini görüyorum" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da, AK Parti kadrolarının Türk siyasi tarihinde önemli dönüşümlere imza attığını söyleyerek, "Bu kadro, ‘olmaz’ denilenleri başaran, ‘yapılamaz’ denilenleri yapan bir kadrodur. Bu salonda sadece bugünün değil, tarihimizin de izlerini görüyorum. Bizler demokratik zeminde, hukuk içinde kalarak mücadele ettik. Millet iradesini esas aldık ve milletle birlikte iktidar olduk" dedi. Program, duaların ardından iftar yemeğiyle sona erdi.