EKONOMİ - 20 Eylül 2017 Çarşamba 08:54

Kemah Tuzuna talep artıyor

A
A
A
Kemah Tuzuna talep artıyor

Türkiye’nin önemli tuz kaynaklarından biri konumunda bulunan ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin tuz ihtiyacına cevap veren Erzincan’ın Kemah İlçesindeki tuz ocaklarında, havaların sıcak gitmesi sebebiyle üretimde artış yaşanırken, Kemah tuzuna olan talep de giderek artıyor.

Türkiye’nin önemli tuz kaynaklarından biri konumunda bulunan ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin tuz ihtiyacına cevap veren Erzincan’ın Kemah İlçesindeki tuz ocaklarında, havaların sıcak gitmesi sebebiyle üretimde artış yaşanırken, Kemah tuzuna olan talep de giderek artıyor.


Erzincan’ın Kemah ilçesinde doğal yöntemlerle çıkarılan Kemah tuzunda, iklim şartlarının elverişli olması nedeniyle bu yıl üretimde artış yaşanıyor. Kemah tuzu, kendine özgü tadı, berrak rengi ve sertliğiyle tercih edilirken, tuz madeni yetkilileri Kemah tuzunun sahtesine karşı uyarıyor.


Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin, tuz madenini ziyaret ederek işletmeci Metin Tanrıkulu’ndan bilgi aldı.


Kemah’ta bulunan ve yıllık bin tonu aşan üretimiyle bölgenin kayatuzu ihtiyacını karşılayan tuz madeni hakkında bilgi veren işletmeci Metin Tanrıkulu, üretimi artırmaya çalıştıklarını söyledi. Tanrıkulu açıklamasında “Yıllık bin tonun üzerinde üretim yapılan tuz ocağımızın tarihi Osmanlı dönemine dayanıyor. Erzincan’a 55, Kemah ilçesine ise 5 kilometre uzaklıkta bulunan Kömür köyü civarında Osmanlı döneminde kurulan ve Fransızlar tarafından yapılan 100 metre uzunluğundaki tünelden memba olarak borular vasıtasıyla havuzlara taşınan su, havuzlarda dinlendirildikten sonra tuz haline dönüşüyor. Burada 2 gün dinlendirilen ortalama 27 derecedeki su, daha sonra tuz haline dönüşüyor. Bir havuzdan ortalama 250 kilogram tuzun elde ediyoruz. Ocakta, 20 personel çalışıyor. Tuz İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından işletildikten sonra özelleştirilen tuz ocağını, 2000 yılından bu yana biz işletiyoruz. Yılda ortalama 6 ay faaliyet gösteren tuz ocağımız, Erzincan ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin tuz ihtiyacını karşılıyor” diye konuştu.


Evliya Çelebi tarafından yazılan Seyahatname’de de adı geçen Kömür Köyü Tuz Ocağı’nda istihdam edilen işçiler evlerinin geçimini buradan sağladıklarını söylediler.


Tuz ocağında güneş ışınlarının yardımı ile buharlaşan suyun ardından havuzlar içerisinde kalan tuzların işçiler yardımı ile toplandığını açıklayan işletmeci Metin Tanrıkulu, "Memba olarak üretilen tuz, kaya tuzuna oranla daha ilgi görüyor. Özellikle salamura için tercih edilen Kemahtuzu insanların tercihi oluyor. Bu bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar tuzlaya gelerek özel paketler halinde hazırlanan tuzları alıyor." diye konuştu.


Berrak rengi, tadı ve sertliğiyle tanınan Kemahtuzunun ünü Erzincan ve ve Doğu Anadolu Bölgesi ’ni aşarken, üreticiler ise farklı yörelere ait tuzların Kemahtuzu adı altında satıldığını söyleyerek, tepki gösteriyor. Tuz işletmesinin sahibi Metin Tanrıkulu, değişik illerden çıkarılarak Kemah tuzu adı altında satılan tuzların kalitesinin Kemah tuzunu tutmadığını söyledi.


Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin, tuzlada yaptığı açıklamada, Kemah tuzunun asırlardan bu yana sofralara, yemeklere lezzet kattığını ifade ederek, “Kemah tuzu Erzincan’ın marka ürünlerinden biri olmuştur. Atalarımızdan bize miras kalan bir değerdir. Metin Tanrıkulu bu işletmeyi daha da modernize ederek üretimini her geçen gün artırmakta ve bu değeri ülkemizin diğer bölgelerine pazarlamaktadır. Kendisine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Ersoy, Yunan mevkidaşı ile "Romeo ve Juliet" oyununu izledi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni, William Shakespeare’in unutulmaz eseri "Romeo ve Juliet" oyununun Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) gösteriminde bir araya geldi. Oyun, Türkiye’den Devlet Tiyatroları ve Yunanistan’dan Atina Konser Salonu Megaron ve Yorgos Lykiardopoulos kültürel organizasyonu Lykofos ortak projesiyle Ege’nin her iki yakasında tiyatro severlerle buluşuyor. Yunanistan ve Türkiye’den sanat kurumları ile sanatçıları bir araya getiren proje, iki ulus arasında köprü kurmayı hedefliyor. Dün İstanbul’da ilk gösterimi yapılan ve 28 Nisan’a kadar sahnelenmeye devam edecek esere ilişkin AKM’de gerçekleştirilen basın toplantısında Bakan Mehmet Ersoy, Bakan Lina Mendoni ile verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi. Basın toplantısında konuşan Bakan Ersoy, "Bugün değerli mevkidaşım, Yunanistan Kültür Bakanı Sayın Lina Mendoni ve beraberindeki heyeti misafir ettik. Verimli bir görüşme gerçekleştirdik; değerlendirmelerde bulunduk. Şimdi ise çok güzel bir sanat birlikteliği vesilesiyle buradayız. Devlet Tiyatrolarımız ile Pire Belediye Tiyatrosunun ortak bir proje çerçevesinde sahneye koyduğu Romeo ve Juliet oyununun İstanbul galasını izleyeceğiz” dedi. "Sanatın evrenselliği insanlık için daima ortak bir çatı olmuş; en güzel, en anlamlı birlikteliklere ev sahipliği yapmıştır" diyen Ersoy, sözlerine şöyle devam etti: “Bizler de buna sahip çıkmanın, katkı ve değer sunmanın gayretindeyiz. İnanıyorum ki bu proje sadece bir başlangıç olacak, önümüzdeki dönemlerde sanatın diğer alanlarına da yayılacaktır. Romeo ve Juliet, Shakespeare’in eşsiz kaleminden çıkmış ölümsüz bir klasik. Bizler ise bu eseri, sanatçılarımızın kendi kültürel ve tarihsel geçmişlerinden ilham alarak yeniden yorumladıkları bir temsille sahneye taşıyoruz. Oyundaki aileler kendi aralarında anadillerinde konuşurken bir araya geldiklerinde, bildikleri tek ortak dil olan İngilizce ile iletişim kuracaklar. Bu yaklaşım, farklı dillerin ve kültürlerin etkileşimiyle insan doğasının derinliklerine inerek evrensel duyguları keşfetmeyi amaçlamaktadır. Esere günümüz dünyasından açılan bu çağdaş bakış açısı ve yeni yorum vesilesiyle Türkiye ve Yunanistan’ın köklü kültürel mirasını da bir araya getirmiş ve iki ülke arasında derinleşen kültürel diyaloğu sembolize etmiş olacağız. Provalar 18 Şubat’ta, Yunanistan’da başlamıştı. Yönetmen Lefteris Giovanidis’in rejisiyle sahneye taşınan eser, Türkiye’de sanatseverlerle buluşmasının ardından Mayıs ayında, Atina’da perdelerini açacak ve iki ülkede toplamda 13 temsil gerçekleştirilecek. Ayrıca 17-27 Mayıs 2024 tarihleri arasında, Antalya’da düzenlenecek olan 14’üncü ‘Devlet Tiyatroları Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nde yer almasını da planlıyoruz. Yine yaz aylarında ve önümüzdeki tiyatro sezonunda Türkiye’nin ve Yunanistan’ın farklı şehirlerinde sahnelenmesi, Avrupa’daki prestijli tiyatro festivallerine katılımı söz konusu olacak. Türkiye ve Yunanistan arasındaki kültürel ilişkilerin geliştirilerek daha ileri boyuta taşınması adına bundan sonra da Yunanistan’ın ilgili kurum ve kuruluşlarıyla eşgüdüm ve iş birliği içerisinde çalışmaktan memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim. Sayın Bakan’a, Pire Belediye Tiyatrosunun ve Devlet Tiyatrolarımızın çok değerli sanatçılarına ve Sayın Lefteris Giovanidisi’in şahsında, sahne arkasında bu esere emek veren bütün ekibe teşekkür ediyorum. Sanatseverleri bu özgün ve özel temsili izlemeye davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum” dedi. Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni ise eserin sahneye konulma sürecinden bahsederek, Türk- Yunan ilişkileri bakımından oyunun İstanbul’da izleyicilerle buluşmasından dolayı mutluluk duyduklarını ifade etti. Romeo ve Juliet’in en güzel aşk hikayesi, aynı zamanda da bir drama olduğunu belirten Mendoni, "Bu oyun bir başlangıç olabilir. İki toplumun kültürel bağlarımızı daha da yüksek hale getirebiliriz. Sadece devlet düzeyinde değil, özel kuruluşlar arasında da ortak projelerin ve ikili işbirliklerinin olduğunu öğrenmekten mutluluk duyuyoruz. Yakın zamanda sizleri Atina’ya 16 Mayıs’ta sahnelenecek oyuna da bekliyorum. Eminim oyun, Atina’da da çok iyi karşılanacak" diye konuştu. Bakan Ersoy ve Mendoni, ortak basın toplantısının ardından AKM Tiyatro Salonu’nda sahne alan "Romeo ve Juliet" oyununu birlikte takip etti.