YEREL HABERLER - 17 Temmuz 2013 Çarşamba 10:00

MTSO`NUN YENİ DÖNEM HEDEFLERİ

A
A
A
MTSO`NUN YENİ DÖNEM HEDEFLERİ

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, yeni dönemdeki hedeflerinin yüksek teknolojili üretim ve hizmet olacağını söyledi.
Aşut, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, MTSO`nun demokrasinin omurgası olduğunu belirterek, mayıs ayında demokrasinin ve çok sesliliğin en güzel örneğini verdiklerini kaydetti. Mayıs`taki seçimler sonucunda meclisi ve yeni yönetim kurulunu oluşturduklarını hatırlatan Aşut, "Özellikle meclisimizin ve yönetim kurulumuzun Mersin`i tam anlamıyla temsil etmesi; bölen ve ayrıştıran basit siyasi ve etnik ayrımları aşarak iş dünyamızın hepimizin ortak paydası olan Mersin için kucaklaşması gücümüze güç kattı. Bu anlamda tüm Mersin iş dünyasına bu örnek davranışından ve olgunluğundan dolayı şükranlarımı sunuyorum. Bu makamların bizlere verilen bir emanet olduğunun bilinci ile yeni dönemde Mersin`e ve ülkemize hizmet etmeye devam edeceğiz" dedi.
`YENİ DÖNEMDE HEDEF YÜKSEK TEKNOLOJİ`
Yeni dönemde hedeflerinin yüksek teknolojili üretim ve hizmet olacağını vurgulayan Aşut, Mersin olarak bu günlere düşük ve orta teknolojili üretimle geldiklerini, gerek sanayi gerek tarım gerekse lojistikte orta teknolojili bir üretim ve hizmet anlayışı ile Türkiye`nin ve bölgenin en önemli ekonomik güçlerinden biri olduklarını ifade etti. Ancak, artık önümüzde değişen bir dünya olduğunu dile getiren Aşut, şöyle devam etti; "Artık düşük ve orta teknolojilerin değil katma değer yaratan ve ICT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri)`nin kullanımına dayanan yüksek teknolojili üretimin yükseldiği bir dünya var. Artık dünyanın en zengin firmaları petrol firmaları veya bankalar değil. Artık, dünyanın en büyük firmaları sadece iyi bir fikri ileri teknoloji ile kullanıma sokan ve odağında genç beyinlerin olduğu firmalar. Bir gencin tasarladığı facebook 50 tane petrol firmasından daha zengin. Google`ın yıllık geliri bir çok ülkenin yıllık gelirinden yüksek. Samsung`un ödediği vergi Güney Kore`nin toplam vergi tahsilatının neredeye yüzde 15`i kadar. Mersin olarak artık işin hamallığını yapmak istemiyoruz. Odamızın ve Mersin Üniversitesi`nin öncülüğünde kurduğumuz Teknopark ile Mersin`de yüksek teknolojili üretimin adımlarını attık. Ne mutlu ki artık Mersin Teknoparkta 60 firmamız bilişim, medikal ve elektronik alanlarında ar-ge çalışmaları yapıyorlar. Fikirler ürünlere dönüşüyor. Daha önemlisi akademisyenler girişimcilerle buluşuyor. Hatta bir çok akademisyen burada
girişimci oluyor. İstediğimiz şey de buydu. Bilim insanlarının tezleri raflarda örümcek bağlamamalı, ürüne ve ülkenin zenginliğine dönüşmelidir" diye konuştu.
Silikon Vadisi`nin bilgi ve iletişim teknolojilerinde yarattığı devrimin benzerinin, 3-D (üç boyutlu) yazıcı teknolojisi ile imalat sanayinde yaşandığına dikkat çeken Aşut, imalat sanayinde rönesans denilen bu gelişmeyle üretimin hem kolaylaştığını hem de maliyetlerin azaldığını belirtti. Her ne kadar sanayi alanında başlamış gibi görünse de 3-D yazıcıların medikal sektöründen kuyumculuğa, ayakkabı imalatından elektrikli ev aletleri üretimine, her tür otomobil yedek parçasından tüm sanayi imalatına kadar çok çeşitli alanları kapsayan bir gelişme olduğunu vurgulayan Aşut, "Son 300 yıllık tarihimizde ekonomi, eğitim ve bilimsel anlamda her gelişmeyi 50 veya 100 yıl geriden takip ettik. İşte 300 yıllık geri kalmışlığımız telafi edecek bir fırsat 3-D yazıcı teknolojisi ve ICT teknolojileri ile önümüzde duruyor. Bu sefer millet olarak bu dönüşümü ıska geçmemeliyiz. Gelişmiş ülkeler `top down` denen yukarıdan aşağıya sanayi politikalarını bırakıyorlar. Ekonomide tabanın sesine daha çok kulak verilmeli ve desteklenmeli. Devlet desteği olmasaydı ABD 3-D yazıcıyı icat edemezdi. Gelişmiş imalat sanayi araştırma enstitüleri ve bunların özel sektörle bağlantıları geliştirilmeli. Devlet ve yerel yönetimler bu işlere daha çok fon ayırmalı. MTSO olarak Çukurova Kalkınma Ajansı`ndan aldığımızı hibe ve kendi öz kaynaklarımızdan aktardığımız fonlarla Tırmıl Sanayi Sitemize kurduğumuz `MTSO Tedarik Zinciri Test ve Ar-Ge Laboratuarı` bu iş birliğinin bir rol-modeli olmalıdır" ifadelerini kullandı.
`İKİNCİ BİR RİS-MERSİN PROJESİ YOLDA`
MTSO olarak 2005 yılında başladıkları ve tüm ülkeye örnek olan `Bölgesel Yenilikçilik Stratejisi` olan RİS-Mersin Projesi`yle Mersin`in ekonomik anlamda bir yol haritasına kavuştuğunu hatırlatan Aşut, şöyle devam etti; "Bu güne kadar yaptığımız her şey bu plana göre yapılmış şeylerdi. Öncelikle güçlü yanlarımızı ve avantajlarımızı belirlemiş ve bizim için bir geleceği olmayan hiçbir şeye zamana ve para ayırmamaya karara vermiştik. Bunun sonunda 4 ana sektöre odaklandık. Tarım-gıda, lojistik, turizm ve sanayi. Tüm sektörlerimizde ortak aklı oluşturacak platformları oluşturduk ve sektörün `özel ve kamu` tüm paydaşlarını bir araya getirdik. Bu gün Mersin sanayisi küresel krizlere rağmen, bölgesinde bir ateş çemberi oluşturan siyasi ve ekonomik sıkıntılara rağmen sanayi üretiminde, sanayi ihracatında, özellikle de orta üstü ve yüksek teknolojili sanayi üretiminde artış gösteriyorsa, bunun arkasında bu planlı çalışmaları aramak gerekir. Tarımsal üretimde Türkiye lideri isek, lojistikte İstanbul`dan sonra en büyük merkez isek, turizmde kurvaziyer gibi bir açılımla İzmir`den sonra ikinci kent isek bunun arkasında Mersin`in `RİS-Mersin` ile başlayan ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası`nın her noktada sekreteryasını ve takibini yaptığı bu planlı çalışmaları aramak gerekir. Ancak, RİS-Mersin görevini yapmıştır. Değişen dünyaya uyum sağlamak ve Ris`in odak noktası olan yenilikçiliği devam ettirmek için yeni bir RİS-Mersin gerekiyor. İşte MTSO olarak, birinci RİS-Mersin projemizle sektörlerimizi, platformlarımızı oluşturmuş, sektörel eğitimlerimizi tamamlamış ve bir yol haritası hazırlamıştık. Kamu ve özel sektör bir masa etrafında oturmayı öğrenmiştik. Artık, ikinci RİS-Mersin projesi ile hedefimiz tüm sektörlerimizdeki `yüksek teknolojili üretim ve hizmeti` oluşturmak olacaktır. Dünya `Üçüncü Sanayi Devrimi`ni yaşıyor. Yani temelinde bilgi, bilim, ar-ge ve özellikle ICT yani bilgi ve iletişim teknolojileri olan bir devrim. Mersin olarak bunu ıskalamak istemiyoruz. İkisi özel biri devlet üniversitemizin bilgi bankasını kullanarak, yeni nesil genç ve kadın girişimciler yaratarak bu yeni dünyayı yakalamayı hedefliyoruz."
`MERSİN ARTIK ÇİVİ DEОİL ÇEKİÇ OLACAKTIR"
MTSO olarak her zaman dünyayı iyi takip ettiklerini, gelişmeleri iyi okuduklarını savunan Şerafettin Aşut, bu noktada Mersin Ticaret ve Sanayi Odası`nın uluslararası oluşumlarda aktif olarak yer almasının ve dünyaya açık bir kent olmasının öneminin büyük olduğunu söyledi. Mersin`in artık kendisine biçilen elbiseleri giyen bir kent olmadığını ifade eden Aşut, "Mersin, pasif ve dünya ekonomisinin kırıntıları ile yaşayan bir kent de değildir. Mersin, MTSO olarak, 22 ülke ve 220 ticaret ve sanayi odasının oluşturduğu Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME)`nin bir önceki dönem Sanayi Komisyonu Başkanı, bu dönem de ise Lojistik Komisyonu Başkanıdır. Önümüzdeki dönem inşallah Turizm Komisyonu Başkanlığını da alacağız. MTSO, DEİK`İn yönetim kurulundadır. Mersin iş dünyası ağlayan ve sürekli talep eden bir camia olmamış ve her zaman girişimciliğin en güzel örneklerini vermiştir. Mersin, Türkiye`nin vergi tahsilatında 6. büyük kentidir. Vergi vermek bir kriterse, Mersin Türkiye`nin altıncı büyük kentidir. Mersin olarak, MTSO olarak ülkemize, kentimize ve insanımıza veren kent olmaktan, kentimizin ve ülkemizin zenginliğinin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Yapılan hiçbir şeyi yeterli görmemek ve her zaman `daha iyisi vardır` felsefesi ile yeni dönemde de hizmetlerimize gönüllülük esası ile devam edeceğiz. Mersin iş dünyası olarak kentimizin ve Türkiye`nin zenginliğinin, kardeşliğinin, demokrasi ve insan haklarının en büyük destekçisi olacağız. İnsanı odak alan her projede MTSO olacaktır. Mersin, artık çivi değil çekiç olacaktır" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,50 arttı Aralık ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,50 arttı, aylık yüzde 1,17 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Aralık ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, inşaat maliyet endeksi, Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,17 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,50 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,22 arttı, işçilik endeksi yüzde 1,06 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 21,47 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,67 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 24,55 arttı, aylık yüzde 1,52 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,52 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,55 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,79 arttı, işçilik endeksi yüzde 1,01 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 21,70 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,16 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,37 arttı, aylık yüzde 0,03 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,03 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,37 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,53 azaldı, işçilik endeksi yüzde 1,20 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 20,75 arttı, işçilik endeksi yüzde 32,51 arttı.
Mersin Akdeniz Belediyesi seralarda bitki üretimini arttırdı Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi, ilçedeki park ve yeşil alanların daha estetik, sürdürülebilir ve ekonomik şekilde düzenlenmesi amacıyla fidanlık alanında kurduğu seralarda bitki üretim ve çoğaltma çalışmalarını yoğunlaştırdı. Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, peyzaj düzenlemelerinde kullanılacak birçok süs bitkisi belediyenin kendi imkanlarıyla üretiliyor. Çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, yeşil alanlarda üretimi önceleyen bir model uyguladıklarını belirterek, ilçedeki park, refüj ve sosyal alanlarda kullanılan süs bitkilerinin büyük bölümünün artık belediyenin kendi seralarında üretildiğini söyledi. Şener, bu sayede hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de sürdürülebilir bir üretim modelinin hayata geçirildiğini ifade etti. Belediyenin kendi üretimi olan bitkilerle çevreci ve ekonomik bir model oluşturduğunu vurgulayan Şener, seralarda gerçekleştirilen üretim sayesinde dışarıdan bitki alım maliyetlerinin önemli ölçüde azaltıldığını, önümüzdeki süreçte bitki çeşitliliğini artırarak ilçenin dört bir yanında daha yeşil ve estetik alanlar oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Fidanlık alanında kurulu modern seralarda özellikle gül ve şeflera türlerinde çelikle çoğaltma çalışmaları sürdürülüyor. Belediyeye ait anaç bitkilerden alınan sağlıklı çelikler, üretim sürecinin ilk aşaması olarak seralara taşınıyor. Bitkilerin köklenme başarısını artırmak amacıyla sıcaklık, nem ve ışık dengesi kontrol altında tutulan özel üretim alanları kullanılıyor. Üretim sürecinde çelikler uygun uzunluklarda hazırlanarak hastalıklara karşı kontrol ediliyor. Ardından torf, perlit ve organik materyallerden oluşan özel toprak karışımıyla hazırlanan tavalara dikiliyor. Yaklaşık 3 ila 5 hafta süren köklenme sürecinde sera içi sıcaklık 20-25 derece, nem oranı ise yüzde 70-80 seviyelerinde tutuluyor. Köklenmesini tamamlayan bitkiler ikinci aşamada şaşırtma seralarına alınıyor. Saksılanarak gelişimlerini sürdüren bitkiler, 4 ila 6 haftalık adaptasyon sürecinin ardından dış ortam koşullarına dayanıklı hale getirilerek park ve yeşil alanlarda kullanılmaya hazır hale getiriliyor.
Muğla 104 metrelik ‘Su Uçkun Şelalesi’ doğaseverlerin yeni gözdesi Muğla’nın Dalaman ilçesine bağlı Elcik Mahallesi’nde bulunan ve Türkiye’nin en yüksek ikinci şelalesi olarak adlandırılan ‘Su Uçkun Şelalesi’, 104 metrelik yüksekliğiyle doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Dalaman ilçe merkezine 34 kilometre uzaklıkta olan, bölge insanının bildiği, doğaseverlerin ilk defa keşfettiği şelale yoğun yağışlarda 200 metre yüksekliğe sahip dik ve sarp dağın ortasından akarak vadiye karışıyor. Kış aylarında etkili olan yoğun yağışların ardından daha gür akan şelale, hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Doğal yapısı, sarp kayalıkların arasından süzülüp gelen ve etkileyici manzarasıyla öne çıkan Su Uçkun Şelalesi, özellikle mahalle sakinleri tarafından sosyal medyada sık sık yapılan paylaşımlar sonrası artan tanıtım çalışmalarıyla daha fazla insanın ilgisini çekmeye başladı. Elcik Mahallesi tarafından açılan sosyal medya hesaplarında sık sık paylaşılan şelale görüntüleri, bölgeye olan ilgiyi her geçen gün artırırken, şelaleyi yerinde görmek isteyen ziyaretçilerin sayısında da artış yaşanıyor. "Yurt içi ve yurt dışından ziyaretçi gelmeye başladı" Şelaleyi yöre halkı olarak yıllardır bildiklerini, her yıl yoğun yağışlarda şelalenin aktığını, Haziran aylarında ise suyunun kesildiğini belirten Elcik Mahalle Muhtarı Eyüp Ceylan, "Çok eskilere uzanan bir tarih. Tarihini biz de bilmiyoruz. Bu Torosların uzantısı bir dağımız. Orada böyle bir Cenabı Allah tarafından böyle bir şelale oluşmuş. Yağışlar olduğu zaman çok güzel oluyor. Ama yağışlar olmadığı zaman Nisan-Mayıs aylarında sularımız kesildiğinde şelale biter. Çok gelen giden var. Geçenlerde Denizli’den geldiler, Bursa’dan geldiler, İstanbul’dan dışarıdan geldiler. İki dış ülkeden geldiler. Yürüyüş yapıyorlar, iple atlıyorlar yukarıdan, iple indiler geçenlerde bu büyük yağışlarda" dedi. "Turizme kazandırılmalı" Dalaman’da oturan Emre Şahin, şelalenin Muğla’nın görünmeyen yüzü olduğunu, bu bölgenin turizme kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burası o kadar güzel bir yer ki Muğla’nın görünmeyen yüzü, yani daha doğrusu Dalaman’ın, Ortaca’nın, Muğla’nın görünmeyen yüzü. Böyle yerlerin turizme kazandırılmasını istiyoruz" dedi. "Şelale görmeye değermiş" Yakın arkadaşlarının tavsiyesi ve mahallenin sosyal medya hesabından Elcik Mahallesindeki şelaleyi gördüğünü belirten Ali Sarak, "Aslen Urfalıyım ama buranın güzelliğini görmeye değermiş. Biz de buraya geldik, burayı görmek için. Biz sosyal medyadan duyduk, bir de çok samimi arkadaşlarımız bize tavsiye etmişti. Böyle bir yeryüzü cennet varmış. Gerçekten de haksız çıkmamışlar. Baktığınızda şelalenin güzelliği, doğanın birbiriyle iç içe güzelliği, inan bizi de motive etti. Burası bence turizmde gelecekte parlak olacak bir yer. Çünkü kokusu, manzarası, şelalenin bir başka güzelliği zaten. Beğendik, çok da güzel" dedi.
Diyarbakır 43 yılda yüzlerce öğrenci yetiştirdi, çiçek ve alkışlarla emekli oldu Diyarbakır’da 43 yıllık öğretmen Mehmet Salih Bayğut, öğrencileri, eski öğrencileri, meslektaşlarının çiçek ve alkışları arasında emekliliğe ayrıldı. Nuri Zekiye Has Ortaokulunda öğretmen olan 43 yıllık eğitimci Mehmet Salih Bayğut, yaş haddinden dolayı emekli oldu. Bayğut, binlerce öğrenci mezun edip hayatlarına dokunurken, çoğu eski öğrencisiyken şimdi meslektaşı olanlarla okulda görev yaptı. Çevresinde yaptığı güzel çalışmalar ve iyiliklerle tanınan Salih hocanın emekli olmasında duygusal anlar yaşandı. Salih öğretmen, öğrenci ve meslektaşları tarafından uğurlanırken Bağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Kantar plaket takdim etti. Mehmet Salih Bayğut, 43 yıldır öğretmenlik yaptığını, bu sene yolun sonuna geldiğini söyledi. Binlerce insanı yetiştirdiğine değinen Bayğut, "Hepsini de öpüyorum. Buraya gelen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Hepsine teşekkür ediyorum. Çoğu yerde görev yaptım. Erzincan, burası, her tarafta görev yaptım" dedi. Sosyal bilgiler öğretmeni Yahya Kamçı ise 26 yıllık öğretmen olduğunu, Salih hocayla 25 yıldır çalıştığını ifade etti. Kamçı, "Emekli olması bizde çok duygusal iz bıraktı. Çünkü gece gündüz beraber çalışıyorduk. Gündüz akademik çalışmalar, gece de öğrencilerimizin ailelerini ziyaret ederek onlara bazı yardımlarda bulunuyorduk. Duygulandık, rabbim bundan sonraki hayatını güzelleştirsin. O bizim babamız, ağabeyimiz, büyüğümüz, öğretmenimiz idi. Öğrenciler de, kendisi de bayağı duygulandı. Kelimeler sarf edemiyoruz" şeklinde konuştu.