GENEL - 25 Şubat 2017 Cumartesi 08:44

(Özel Haber) Arıların en büyük düşmanı ‘Yalancı Bahar’

A
A
A
(Özel Haber) Arıların en büyük düşmanı ‘Yalancı Bahar’

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, dünyada ve Türkiye’de arı kolonilerinde kış kayıpları yaşandığını, bunun çeşitli nedenlerinin bulunmasının yanında en büyük problemin ise ‘Yalancı Bahar’ olduğunu belirtti.
Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen olayı, kışın ortasında havaların ısınması dolayısıyla, arıların dışarıya çıkarak polen ve nektar arayışına, yavru faaliyetlerine başlaması ve daha sonra da havanın soğuması ile kovanlarda toplu ölümler yaşanması olarak ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Oskay, NKÜ’de bal arılarıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını belirterek, bal arılarının gerek insan yaşamı için sağlıklı beslenmeyi sağlamaları açısından gerekse bitkilerde yaptığı tozlaşma nedeniyle çok önemli olduğunu söyledi.
Bal arılarının besin zincirinin önemli bir parçası olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Devrim Ozkay, "Eğer bal arıları yok olursa, bugün dünya üzerinde açlık yaşanabilir. O yüzden bal arılarını muhafaza etmemiz, korumamız, arıcılığı geliştirmemiz lazım" dedi.

"Yüksek miktarda kış kayıpları yaşıyoruz"
Arıcılığın bazı sorunlar ile karşı karşıya olduğunu aktaran Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, "Özellikle dünyada ve ülkemizde yaşanan kış kayıpları var, bu yılda bölgemizde ve ülkemizde yüksek miktarda kış kayıplarını yaşıyoruz. Bunların arkasında yatan nedenlere gelince, neden bu koloni kayıpları oluyor? Bir çok faktörün bir araya gelmesi ve arıların buna dayanamaması olayı. Bunlardan bir tanesi, sonbaharda iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık. Sonbaharda, bal arıları, doğadan aldıklarıyla yeni, genç popülasyonları, yavruları geliştirmek zorundalar. İşte doğadan eğer polen ve nektar gelmezse, ikisinin dengesi bozulursa, bu sefer arılar genç nüfus oluşturamıyor ve kışa giren yaşlı popülasyonlar kış ortasında yok olup gidiyor" ifadelerini kullandı.
Arıcıların kolonilerini koruyabilmek için dikkat etmeleri gereken noktalar olduğunu belirten Ozkay, "Arıcılarımız özellikle sonbaharda, kolonilerinin bakımlarını yaparken dikkat etmeleri lazım, yiyecek stoklarının tam olmasını sağlamaları lazım, hastalıklarla mücadele etmesi lazım, eğer bunlara dikkat edersek arıcılıkta koloni kayıplarının yaşanmayacağını düşünüyorum. Bunun yanında, etraftaki tarım ürünlerine uygulanan kimyasal zehirlerin de arıları öldürdüğünü biliyoruz, buna da dikkat edilmesi gerekiyor" diye konuştu.

"Yerli arı ‘Yalancı Bahara’ inanmaz"
Arıcıların en büyük korkularından birinin de ‘Yalancı Bahar’ olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Devrim Oskay, "Bir de ‘Yalancı Bahar’ denen bir olay var, kışın ortasında havalar birden güzelleşiyor, sıcaklık artınca bu sefer arılar aktif hale geliyor, dışarıya çıkıp nektar ve polen aramaya başlıyor. Nektar ve polen getirmek için uçmaya başlıyor, uçma faaliyeti arıların ömrünü kısaltıyor. O nedenle biz bu dönemlerde arıların kovandan çıkmamasını tercih ediyoruz. Tabi bunu nasıl sağlarız? Eğer bulunduğumuz bölgenin arısıyla çalışırsak, yerli arı bunu bilir, yani kışın ortasında yaşanan baharın yalancı olduğunu, etrafta çiçek ve polen bulunmadığını bildiği için kovandan dışarıya çıkmıyor. Ama farklı bir bölge ya da ülkeden gelen koloni varsa onlar bu durumu bilmediği için uçmaya başlıyorlar, yavru faaliyetlerine başlıyorlar. Arkasından da soğuk vurduğu zaman, koloni, yavrulu alanı ısıtamadığı için yavru üşümeleri ve arkasından yavru hastalıkları dediğimiz Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı, Avrupa yavru çürüklüğü hastalığı ortaya çıkıyor ve bunlar nedeniyle koloni kayıpları yaşanıyor” dedi.
Arıların ‘Yalancı Bahar’ tabir edilen zamanlarda dışarı çıkmaması için de üreticilerin bazı önlemler almaları gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Özkay, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:
"Üretici, eğer o bölgenin arısıyla çalışmıyorsa, bu sefer bal ve polen stoğu olan arılar bu havalarda dışarı çıkmıyor, bunun dışında kolonide bir açlık olayı varsa, stoklar yeterli miktarda değilse, arı da dışarı çıkıp yiyecek bulma davranışı gerçekleşiyor. İşte arıcılarımız bunun önüne geçmek için o kışın ortasındaki güzel günlerde arılara şeker şurubu vermesi lazım. Şeker şurubu ile beslendiği zaman arı verilen o besinle kendi stoklarını oluşturmaya çalışacaktır. O şurubunda iki birim pancar şekeri bir birim su olarak hazırlanması lazım, bala yakın bir kıvamda olması gerekir. İkinci beslenme olayı da içeride yavru faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için polen gerekli, arıcılarımız o zaman da baharda topladıkları ve difrizde sakladıkları polenler ile kek yaparak veya arı sağlığına uygun ham maddelerden yapılmış ikame polen yemlemesiyle arılarını yemlemeleri gerekiyor."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Başkan Zeyrek halk ekmek için kolları sıvadı Manisalılara verdiği sözleri bir bir yerine getiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek, Halk Ekmek Projesi için kolları sıvadı. Başkan Zeyrek, bu kapsamda Çerkezköy Belediyesinin halk ekmek fabrikasına teknik gezi gerçekleştirdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek; Başkan Danışmanı Atilla Efendioğlu, Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Özgen Nama ve beraberindeki heyetle birlikte Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ı ziyaret etti. Manisa’da vatandaşları ucuz ekmekle buluşturmak istediklerini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, “İBB Halk Ekmek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanımız Özgen Nama, sizlerin Çerkezköy’de modern bir Halk Ekmek fabrikası kurduğunuzu söyledi. Biz de hem Çerkezköy Halk Ekmek fabrikanızı görmek hem de sizden fabrikanın kurulum süreci hakkında bilgi almak için ziyarette bulunmak istedik” dedi. Çerkezköy Belediye Başkanı Akay’dan halk ekmek sunumu Ziyaretten mutluluk duyduğunu ifade eden Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, Çerkezköy Halk Ekmek A.Ş. ile ilgili kısa bir sunum yaptı. İlk olarak İstanbul ve Eskişehir’de Halk Ekmek tesislerine inceleme ziyaretlerinde bulunduklarını kaydeden Başkan Akay, “Sağlıklı, kaliteli ve ucuz ekmek üretmek hedefiyle yola çıkılan halk ekmek fırınımızın gerekli Ar-Ge çalışmaları yaptıktan sonra toplam inşaat alanı 2 bin 560 metrekare olan ekmek üretim tesisimizin yer seçimini yaptık. Proje aşamasında İstanbul Halk Ekmek ve Eskişehir Halk Ekmek tesislerinde incelemeler gerçekleştirdik. Proje çalışmalarımız neticesinde 100-120 bin ekmek üretim kapasiteli 2 adet yarı otomatik tünel fırın koyulabilecek, yan ürünler üretilebilecek bir tesisin projesini ortaya çıkardık” dedi. Halk Ekmek Fabrikasında incelemelerde bulunuldu Halk Ekmek fabrikasının ihalesinin 31 Mayıs 2022 tarihinde yapıldığını belirten Başkan Akay, “Bugün 2 vardiyada 42 personelle, günlük 38 bin adet ekmek üreterek kentimiz genelinde 15 farklı noktada tasarımı tamamen Belediyemize ait olan Halk Ekmek büfelerimizde vatandaşlarımızı ucuz ve sağlıklı ekmek ile buluşturmaya devam ediyoruz. İhtiyaç halinde Halk Ekmek fabrikamızda, günlük 50 bin adet ekmek üretimi yapabilecek konumdayız.” Başkan Akay’ın konuşmasının ardından Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Mimar Ferdi Zeyrek ve beraberindekiler, Halk Ekmek Fabrikası’nda incelemelerde bulundu.
Tekirdağ Kreşte şiddet davasında 3. duruşma yapıldı Tekirdağ Çerkezköy Organize Bölge Müdürlüğü bünyesinde bulunan Özel ÇOSB Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde 2022 Aralık ayında meydana gelen kreşteki çocuklara yönelik şiddet olayı sonrası 4 kişinin yargılandığı soruşturmayı takiben açılan davada kreş müdürü ve öğretmenlerinin yargılandığı Çerkezköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki 3. duruşma saat yapıldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin de katıldığı duruşmaya kreşte eğitim gören ve şiddete maruz kaldığı iddia edilen çocukların anne ve babaları ile avukatlarının yanı sıra 4 kişinin sanık olarak yargılandığı duruşmaya sanıklar T.K., E.Y. ve S.M. katıldı. Müştekiler şikayetlerinin devam ettiğini, çocuklarına kötü muamelede bulundukları için ÇOSB yöneticilerinden ve kreş idarecilerinden davacı ve şikayetçi olduklarını bir kez daha yinelerken, sanık E.Y., ifadesinde ÇOSB yöneticilerinin talimatıyla 2022 yılı Ağustos ayının ilk iki haftasında izlenen görüntülerde çocukların el bağlama olaylarının görünmediğini, oysa dosya kapsamında emniyet yetkilileri tarafından izlenen o yılki görüntülerin geriye dönük 3 aylık görüntüler olduğunu, bağlanma olaylarının bu görüntülerde ortaya çıktığını, kendisinin izlediği hızlandırılmış görüntülerde el bağlama gibi bir eyleme rastlamadığı için suç ihtarına yönelik yapacağı bir eylem olmadığını söylerken, avukatı da “Bu durumda müvekkilimin tek başına suçu ihbar etme yetkisi yoktur. Yapacağı tek iş üstüne bildirmektir. Bu kişiler M.Ö. ve F. T.’dir. Bu kişilerin aynı zamanda ÇOSB hukuk departmanı yetkililerine ihbar etme yetkisi vardır. Müvekkilimin tek başına ihbarda bulunma ve karar verme yetkisi yoktur. Müvekkilim de bunu yapmıştır. Olaylar sonrası Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişleri kreşe gelerek Fazlı Tan’dan şikayete konu görüntüleri alıp izlemişler ve suç unsuru bir şeye rastlamamışlardır” dedi. Müvekkilinin beraatini talep etti Sanık B.Y.’nin avukatı da önceki beyanları tekrar ettiklerini, müvekkilini bir sonrası celseye hazır edeceğini belirterek müvekkilinin dinlenmesini talep etti. Sanık T.K.’dE önceki savunmasını tekrarlayarak “Suçsuzum beraatımı isterim” derken, T.K’nin avukatı da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün genelgesi ile çocuk bakım ve kuruluşlarında güvenlik kameralarının izlenmesinden müdürlerin sorumlu olduğunu, müvekkilinin görev tanımında böyle bir sorumluluk olmadığı gibi kendisine böyle bir talimat da verilmediğini ifade ederek müvekkilinin beraatini talep etti. Görüntülerin duruşmada izlenmesini talep ettiler Müştekiler de M.Ö. ve F.T. hakkında suç duyurusundan bulunulmasını ve olaya ilişkin görüntülerin duruşmada izlenmesini talep ederken, müşteki avukatları bu olayı yaşayan çocuklara psikolojik rapor alınmasını talep etti. Tanık N.K.“Olay günü eşimin yanına çocuğumuzu almaya gittiğimizde eşim bana ‘birkaç dakika bekle, bir şey almaya çalışıyorum’ dedi. Sorduğumda ‘bahçe tarafını izle’ dedi. B.Y. çocukları sıraya koyarken silkeleyerek sıraya koyuyordu. Çocuklara bağırıyordu. Yanına yaklaşarak 30-40 saniye kadar görüntü almaya çalıştım. Çok kısa bir görüntü aldım. Sonra biz çocuğumuzu almak için okula gittik. Bahçede böyle bir durumla karşılaştığımızı B. öğretmene bildirdik. Kendisi de T. Beye olayı anlattı. T. bey de hem öğretmenin yanına hem de bizim yanımıza gelerek iki taraf ile de konuştu. Çocuğu alıp eve döndükten sonra B. öğretmen bana mesaj atarak görüntü almışsınız, görüntüleri alabilir miyim dedi. Bende görüntüleri öğretmene gönderdim. Ertesi gün eşim E. hanıma ulaştı. Eser hanım ile telefonda görüşmüşler. Aynı gün ben de işi bırakarak çocuğumu kreşten aldım” dedi. “Şu anda elimizde herhangi bir görüntü yok” N.K. eşi E.K. ise olayın ardından öğrencilerin velilerinin kendilerine ulaştığını belirterek “Ne gördünüz diye sordular. Biz de olaya anlattığımız şekilde dahil olduğumuzu bildirdik. Ertesi gün E. hanım ile telefonda görüştük. Aradığımda bana kameraları incelediğini, böyle bir görüntü olmadığını söyledi. Eşim olay anındaki görüntüleri çekiyordu sonra sildi. Şu anda elimizde herhangi bir görüntü yoktur” dedi. 1 Kasım’a ertelendi Mahkeme heyeti, M.Ö. ve F.T. hakkında suç duyurusunda bulunulması talebinin Çerkezköy OSB Kreş ve Gündüz Bakımevi yönetiminde kimlerin bulunduğunun tespiti için ilgili kurumlara yazı yazılarak, gelecek cevap üzerine değerlendirilmesine, dosyadaki cd görüntülerinin iddianameye konu olan kısımlarının alınarak tespit edilmesi ve cd’ye aktarılması, gelecek celse cd’nin duruşma aşamasında mahkeme huzurunda izlenilmesine, dosyaya konu eylemlerin çocukların psikolojisi hususunda olumsuz etki yaratıp yaratmadığı ile ilgili rapor tanzimi için işlem yapılmasına, B.K.’nin tanık olarak dinlenmesi için işlem yapılmasına karar vererek duruşmayı 1 Kasım 2024 saat 11.00’e erteledi. (ŞK-
Aydın Didim Belediyesi’nden yeni temizlik hamlesi Aydın’ın Didim ilçesinde belediye tarafından yeni bir temizlik hareketi başlatılırken, her hafta Cuma günü bir mahallede sokak temizliği gerçekleştirilecek. Didim Belediye Başkanı seçilen Hatice Gençay, Didim’in daha temiz ve sokakların daha güzel görünmesi adına başlattığı sokak temizliğinin ilki Efeler Mahallesi’nde gerçekleştirildi. “Didim hepimizin evi, pırıl pırıl olacak her yeri” sloganıyla başlatılan çalışmalar kapsamında Efeler Mahallesi’nde sokaklar temizlendi. Etkinliğe Belediye Başkanı Hatice Gençay’ın yanı sıra CHP’li bazı meclis üyeleri, Mahalle Muhtarı Mehmet Emin Öztürk, CHP İlçe Kadın kolları başkanı Gülru Pere Uzman ve ilçe yöneticiler, belediyedeki bazı birim müdürleri, temizlik işleri personelleri ile bazı duyarlı vatandaşlar katıldı. Başkan Gençay, meclis üyeleri ile etkinliğe katılanlar ellerinde süpürge ve çöp arabalarıyla sokakları temizlerken, diğer yandan belediye süpürme aracı da sokakları yıkayarak temizledi. Etkinliği fark eden bir çok vatandaş evlerinin pencere ve balkonlardan Başkan Gençay’a teşekkür edip, bundan sonraki etkinliklere katılacakları mesajını verdi. Başkan Gençay etkinliği her hafta başka bir mahallede ve Cuma günleri yapılacağını kaydederek “Temiz bir Didim olsun istiyoruz. Herkes kapısının önünü temizlesin. Herkes kapısının önünü temizlediği zaman ortalığın daha güzel olacağını ve temizliğinde insanlara daha iyi enerji vereceğine inanıyoruz. O nedenle sokaklarımıza indik, sokaklarımız tertemiz olacak. Didim halkına da bu konuda çok güveniyorum, inanıyorum. Hep beraber bütün sokakların temizleneceğine de inanıyorum. Her cuma günü bir mahallemizi temizliyor. Ben de katılacağım. Temizlik yapacağız. Mahallelilerimizle beraber bunu yapacağız” dedi. Yaz sezonunun başlaması dolayısıyla ilçeye gelen yazlıkçılar ve tatilcilere de çağrı yapan Başkan Gençay “Özellikle onlara bir çağrım olacak. Geldikleri yerde ne kadar hassaslarsa bu konuda Didim’e geldiklerinde de aynı hassasiyeti göstermelerini istiyoruz. Temizlik konusunda bize destek olmalarını istiyoruz.” dedi.