YEREL HABERLER - 01 Mart 2014 Cumartesi 17:08

Suriyeli Türkmenler İş Ve Eğitim İstiyor

A
A
A
Suriyeli Türkmenler İş Ve Eğitim İstiyor

İç savaş sebebiyle ülkelerini terk edip Türkiye’ye gelen Suriyeli Türkmenlerin sorunlarıyla ilgili olarak Türk Ocakları Osmaniye Şubesi önderliğinde, Osmaniye Arpacı Ali Güzel Ahlakı ve Milli Kültürü Yaşatma Derneği ile Suriye Türkmenleri Oğuz Boyları Derneği Gaziantep Temsilciliği’nin katılımlarıyla panel düzenlendi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Türkmen Muhammed Tab tarafından Kur’an-ı Kerim okundu. Ahmet Şekip Ersoy Kültür Merkezinde düzenlenen “Geçmişten Bugüne Suriye Türkmenleri” konulu panelin açış konuşmasını yapan Türk Ocakları Osmaniye Şubesi Başkanı Mehmet Çetinkaya; “Organizasyonda ortağımız olan derneklerimize, emeği geçen Türk Kızılayı Osmaniye Şubesi Başkanı İsmet İpek, Dünya Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Menderes Demir ve etkinliğimizi takip ederek kamuoyuna duyuran Haberde ÖNDER Gazetesi ve YENİSES Dergisi’ne teşekkür ediyoruz” dedi.
“TÜRKLÜĞÜMÜZÜ YAŞATMALIYIZ”
Türk Kızılayı Osmaniye Şubesi Başkanı İsmet İpek tarafından yönetilen panelde; Suriye Türkmen Gençlik Hareketi İstanbul Sorumlusu ve İTÜ Öğrencisi Enes Şubat Türkmenoğlu, Suriye Türkmenleri Oğuz Boyları Derneği Gaziantep Şubesi Başkanı Av. Semir Alou, Adana Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı Veysel Erdem Bozdoğangil ve Adana Türk Ocağı Eski Başkanı Halil Altıparmak birer konuşma yaptılar. Oturum Başkanı İsmet İpek, Suriye’nin 1084’te Kutalmış Oğlu Süleyman Han tarafından Antakya ve Çukurova ile birlikte fethedilerek Anadolu Selçuklu Devleti’ne dahil edildiğini, Fırat Nehrinde boğularak şehit olan Kutalmış Oğlu Süleyman Han’ın Caber Kalesi’ndeki, adına Mezar-ı Türki denilen türbesinin hala Türk Jandarması tarafından beklendiğini hatırlatarak, Türkiye genelindeki ve Osmaniye’deki Suriyeli misafirler hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi.
TÜRKÇE KONUŞUYORLAR VE HANEFİLER
Suriye Oğuz Boyları Derneği Başkanı Av. Semir Alou ise, “Şam, Hama, Humus, Halep ve Lazkiye şehirlerinde ve köylerindeki Suriye Türkmenlerinin çoğu Bayır Bucak Türkmeni ve Yörük’tür. Türkçeyi çok iyi konuşuyorlar. Hanefi mezhebine mensup ve ehli-sünnete uygun davranmaktadırlar. Dernek olarak, çok zor şartlarda hayatını sürdürmeye çalışan Suriyeli Türkmenlerin dertleriyle ilgileniyor ve sorunlarını çözmeye gayret ediyoruz” dedi.
TÜRKMENLERİN KİMLİK HAKLARI KORUNMALI
Konuşmacılardan Enes Şubat da, Suriyeli Türkmenlerin Türkiye’den ve Birleşmiş Milletler’den neler beklediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Sesimizin dünyaya duyurulmasını, Suriye’de oluşacak yeni devlet sisteminde kimlik ve haklarımızın yeni anayasa çerçevesinde korunmasını ve Suriye’yi oluşturan üç ana unsurdan (Arap, Türkmen, Kürt) biri olarak kabul edilmesini, eğitim hakkıyla diğer sosyal ve kültürel haklarımızın verilmesini ve Türkiye’nin daha aktif rol üstlenmesini bekliyoruz.”
ŞAM VE HALEP ADANA’DAN FARKSIZ
Suriye Türkmenlerini savaştan önce yerinde gördüğünü belirten Adana Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı Veysel Erdem Bozdoğangil ise; “Onlar Saddam Hüseyin’in, Hafız Esad’ın insafına terk edildi. Ankara Antlaşması’na göre var olan ‘azınlık hakları’ Türkiye Hükümetleri tarafından hiç bir zaman kullanılamadı. İstanbul ve Ankara’da Meclis Toplantılarına katıldığım Suriyeli Türkmenler sıcak ilgi bekliyorlar” diye konuştu.
TÜRKMEN GENÇLERİ MİSAFİR ETTİK
Adana Türk Ocağı Eski Başkanı Halil Altıparmak da, “Adana Aydınlar Ocağı ile birlikte Adana Eski Valisi İlhan Atış ve Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinin desteği, Tarsus ve Ceyhan Belediyeleri ile çevre ilçelerdeki belediyelerin katkılarıyla 5 sene boyunca Suriye, Irak ve İran’dan, Urfa/Karacadağ ve Karakeçili Türklerinden ortalama 40 öğrenci getirdik. Bir aya yakın sürelerle Türkçe ve kültür dersleri eğitimi verdik. Türkiye’nin dış Türklere özellikle Suriye ve Irak Türkmenlerine destek olması gerekiyor” mesajını verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de hızlı gelişen tür ağaçlandırmaları gözlem altında Orman Genel Müdürlüğü İzmit Kavak ve Hızlı Gelişen Orman Ağaçları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü ortak düzenlenen teknik personele ve İşletme Şeflerine yönelik, hızlı gelişen orman ağaç türleri, özellikle sahil çamı hakkında eğitim ve saha çalışması gerçekleştirildi. Eğitim, Balıkesir Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran başkanlığında, Bölge Müdür Yardımcısı Halil Karademir, Ağaçlandırma, Silvikültür, Orman İdaresi ve Planlama Şube Müdürleri, Etüt Proje Başmühendisi, Şube Müdürlüğü Mühendisleri ile Balıkesir, Bandırma, İvrindi ve Gönen Orman İşletme Müdürleri ve İlgili Orman İşletme Şeflerinin katılımıyla, büroda ve sahada gerçekleştirildi. Enstitü Müdürü Mustafa İşçioğlu ile Araştırma Başmühendisi Dr. Cemal Fidan ve Başmühendis Teoman Kahraman, tarafından eğitimin büro kısmında Araştırma Müdürlüğü çalışmaları, laboratuvar çalışmaları, toprak analizleri, iklime ve toprak yapısına göre dikim yapılacak türler ve dikim yapılan sahaların sürdürülebilirliği için yürütülmesi gereken teknik çalışmalar hakkında bilgiler verdiler. Saha çalışmalarında ise İvrindi Orman İşletme Müdürlüğündeki sahil çamı endüstriyel ağaçlandırma sahası, Bandırma Orman İşletme Müdürlüğündeki kızılçam endüstriyel ağaçlandırma sahasındaki mevcut sahil çamları, Gönen Orman İşletme Müdürlüğünde 2000 Yılı yangınından sonraki sahil çamı doğal gençlikleri, döl deneme sahasındaki ve tohum meşceresindeki ağaçların sürgün, boy ve çap gelişimleri, kök gelişimleri incelenerek ve toprak analizleri de açılan profillerle değerlendirildi. Eğitim neticesinde konuşma yapan Balıkesir Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran, araştırmacılarla müşterek yapılan bu gibi çalışmaların bir bilimsel ziyafet sofrası olduğunu, hep beraber istifade edildiğini belirtti. Araştırma Müdürü Mustafa İşçioğlu da enstitü olarak endüstriyel ağaçlandırmalarla ilgili her türlü desteğe hazır olduklarını ifade etti.
İstanbul Sarıyer’de 34 yıldır bitmeyen 27 katlı bina için yıkım kararı Sarıyer’de 34 yıldır kaba inşaat halinde bekleyen ve rezidansa dönüştürülmek istenen bina hakkında, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı çıkarılırken şantiyedeki tüm faaliyetler durduruldu. İddiaya göre, Hacıosman’da 34 yıldır kaba inşaat halinde duran binada kısa süre önce rezidansa dönüştürülmek üzere tamamlama inşaatına başlamıştı. Boğaz manzaralı 27 katlı kaba inşaat halinde duran bina için yapılan şikayetler üzerine belediye ekipleri inceleme başlattı. Korozyona uğrayan bina ile ilgili ekipler tarafından yapılan incelemeler sonucunda ’depreme dayanıksız’ denildi. Yıkım kararı verildiği öğrenilen bina için dün aralarında zabıtanın da olduğu belediye ekiplerinin incelemeye gittiği öğrenildi. Şimdilik tüm faaliyetleri belediye tarafından durdurulan binanın ne zaman yıkılacağı ise merak uyandırdı. Sarıyer’de 20 yıldır işletmecilik yapan Salim Akın, “Burası 1993 yılında inşaata başladığı söyleniyor ben de öyle biliyorum. 34 yıllık bir bina. İnşaatı zaman zaman durdu ve devam etti. En sonunda müteahhit duyduğumuza göre mal sahipleriyle anlaştılar. Binayı bitirip ortaklaşa satacaklardı. Zaman zaman belediyeden gelip gidenler oldu. İnşaatı durduruldu sonra tekrar geri başladı. Şükrü Genç’in son döneminde tekrar bir söylenti çıktı çürük diye. Bu binaya girip çıkarım bekçiler arkadaşım. Sürekli buraya gidip geliyorlardı. Binanın kolonlarının sağlamlığı bence yeni yapılan binadan daha sağlamdır. Binada yıkım olacağını zannetmiyorum. Dün çok kalabalık şekilde çevik kuvvet otobüsleri ve zabıtalar binayı yıkmaya geldiklerini duydum. Geldiğimde de kalabalığı gördüm. Ben burada yaklaşık 20 yıldır işletmeciyim gördüğüm kadarıyla bina sağlam” diye konuştu.
Denizli Akciğerindeki kötü huylu kitleden video yardımlı cerrahi yöntemiyle kurtuldu Denizli Devlet Hastanesi’nde tahlil ve tetkiklerini yaptırırken akciğerinde kötü huylu kitle tespit edilen kadın, Göğüs Cerrahi Kliniğinde ilk kez uygulanan Video Yardımlı Göğüs Cerrahisi (VATS) yöntemiyle ameliyat edilerek sağlığına kavuşturuldu. Akciğerinde kötü huylu kitle tespit edilen 69 yaşındaki Nazire K., yapılan tahlil ve tetkiklerden sonra Göğüs Cerrahi Kliniğinde görevli Op. Dr. Umut Kilimci ve Op. Dr. Yasin Ekinci tarafından ameliyata alındı. Denizli Devlet Hastanesi’nde ilk kez uygulanan VATS yöntemiyle hastanın tümörü içeren akciğer lobu çıkartıldı.1 gün yoğun bakımda, 3 günde serviste tedavisi devam eden hasta sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Denizli Devlet Hastanesi Göğüs Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Umut Kilimci, akciğer kanserinin erken evrede teşhis edildiğinde en başarılı tedavi yönteminin cerrahi yöntem olduğunu, gelişen teknoloji ve artan tecrübe ile birlikte akciğer kanseri ameliyatlarının güvenle yapılabildiğini söyledi ve Denizli Devlet Hastanesi’nde ilk kez uygulanan VATS yönteminden bahsetti. Kilimci, “VATS yöntemi göğüs cerrahisinde vücutta minimum düzeyde hasar oluşturması hedeflenerek küçük kesiler yoluyla yapılmaktadır. VATS hastaya klasik yöntem denilen iki kaburga arasının kesilip göğüs boşluğuna girildiği açık ameliyat girişimi uygulanmadan kamera sistemi ve özel olarak üretilen cerrahi aletlerin, göğüs boşluğuna sokulması ile gerçekleşen cerrahi bir yöntemdir. VATS yönteminde açık yöntemden farklı olarak kaburga arasına ekartör konulmadığı için doku ve sinir hasarı oluşmaz. Hastanın kaburga kemikleri zedelenmediği için kanama miktarı ve cerrahi sonrası ağrı daha az olur. Hastanın hastanede kalış süreci daha kısa olur. İyileşme süreci de daha kısa olacağı için günlük yaşantısına dönme süresi de kısalır. Göğüs kafesi açılmadığı için dış ortamla temas daha az olur. Bu da enfeksiyon riskinin azalmasını sağlar. Denizli Devlet Hastanesi’nde ilk kez VATS yöntemiyle akciğer kanseri operasyonunu başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz” dedi.