ÇEVRE - 29 Ağustos 2016 Pazartesi 11:55

Çukurova’yı zehirlemenin bedeli 42 TL

A
A
A
Çukurova’yı zehirlemenin bedeli 42 TL

Her yıl olduğu gibi bu yıl da anız Çukurova’nın kabusu oldu. Bilinçsiz çiftçilerin anız yakması Çukurova’yı yaşanmaz hale getirdi. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, çiftçinin kendi geleceğini yaktığını belirterek, bir yolcu uçağının piste inişini engelleyecek kadar tehlikeli boyutlara ulaşan anız yakımı sorununun yasakla değil, bilinçle çözülebileceğine dikkat çekti.
İkinci ürün yetiştiriciliği ile Haziran ayının ilk haftasında buğday hasadıyla birlikte tüm Çukurova’yı kara bulutlar kaplıyor. Kentin üzerine karabasan gibi çöken anız artıkları yaklaşık 10-12 gün sürüyor. Prof. Dr. İbrahim Ortaş, anız yakılmasının Çukurova’yı yaşanamaz duruma getirdiğini belirterek, çiftçinin sadece toprağını değil kendi geleceğini yaktığını söyledi. İkinci ürün mısır ekimi ile birlikte artan anız yakılması konusunda yapılan bütün uyarı ve cezai uygulamalara rağmen çiftçinin anız yakmaya devam ettiğini açıklayan Prof. Dr. Ortaş, çoğu çiftçinin bilinçli olarak anız yaktığını söyledi. Bilinçsiz çiftçilerin bazı durumlarda 42 TL’lik ceza işlem ücretini ödeyerek anız yakmaya devam ettiğini söyledi.
Anız yakılmasının önüne geçilmesi için neler yapılması gerekiyor?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş, “Kendi ellerimizle yakarak öldürdüğümüz topraklarımızın korunması için ne yapabiliriz? Ne yapmalıyız?” sorusunun cevabını da verdi. Prof. Dr. Ortaş öncelikle devletin, çiftçinin, bilim kuruluşlarının ve çiftçi birliklerinin yapacakları olduğunu belirterek yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:
“Devlet çiftçiye mazot ve ekipman desteği sağlamalı.”
“Anız yakılmasını önlemek adına çiftçilerin ’yasaklar’ yerine devlet tarafından uygulanması planlanan teşvikler ve çiftçilere konunun ciddiyetine ilişkin anlatımların yapılması daha ikna edici olacaktır. Topraktaki anızları karıştırıcı ekipmanlar açısından çiftçiye kredi desteklerinin verilmesi önemlidir. Çiftçiler için toprak işlemede karşılaştığı en ciddi sorunların başında petrol gideri geliyor. Kullanılan mazotun pahalı olması çiftçiyi kolay yoldan anız yakmaya yönelttiği için çiftçilere ucuz mazot desteğinin yapılması gerek.”
“Toprak işleme yöntemi değiştirilmeli”
“Buğday hasadı yapıldıktan sonra toprak nemini koruyorken zaman kaybetmeden toprağın sürülmesi işlemi daha kolay olabilir. Eğer doğrudan büyük sürüm yapılmayacaksa yüzeyde kalan anızların sapların toprağa karıştırılarak toprakla bütünleşmesi sağlanabilir.”
“Anız yakmak değil, anızı toprakta tutmamız gerek
“Çiftçilerin buğday ve mısır anızı yakmak yerine değişik tekniklerle anızları toplayıp samana dönüştürmelerinin buğday ve mısır geliri kadar ek gelir sağlayabilirler. Ayrıca hasattan sonra anızların geliştirilen ekipmanlar yardımıyla parçalanarak toprağa karıştırılması en doğru ve kullanılabilir bir yöntem olduğunu önerebiliriz. Anız yakılmasıyla biz topraklarımızı farkına varmadan elden çıkarmış oluyoruz. Anız yakma işlemiyle her ekimde bir önceki ekimden daha fazla gübre kullanmak zorunda kalıyoruz. Topraklarımızın kalitesi ve verimi düşüyor. ’Anız yakmak değil anızı toprakta tutmamız gerek’ anlayışı ile bilinçli bir çiftçiliği önerebiliriz.”
"Cezalar arttırılmalı; ancak çiftçi desteklenip eğitilmeli"
“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yayınladığı tebliğe göre, anız yakanlara dekar başına bu yıl 38 lira idari para cezası uygulanıyor. Anızların orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile yerleşim alanlarda yakılması halinde bu ceza 5 kat artırılıyor. Üreticilere, anız yakmanın yasak olduğu kesin bir dille anlatılmalı, yakılan anızlardan tarla sahibi sorumlu tutulmalı. Cezalar ağırlaştırılmalı. Böylece anız yangınlarına çare bulunabilir. Ayrıca üreticilerimizin toprağı yakmaması için önemli bir eğitim gayreti gösterilmeli. Teşvikler artırılmalıdır.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Yapay Zekâ Akademisi’ne 638 başvuru alındı Anadolu Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu tarafından yürütülen Yapay Zekâ Akademisi programı için başvurular tamamlandı. Programa toplam 638 kişi başvuruda bulundu. Yapay Zekâ Akademisi’ne yapılan başvuruların yüzde 84,9’unu öğrenciler, yüzde 15,1’ini ise akademisyenler ve öğretim elemanları oluşturdu. En çok başvuru yapan bölümler arasında Yazılım, Uygulama Geliştirme ve Çözümleme, İşletme ile İktisat bölümleri ilk üç sırada yer aldı. Ayrıca katılımcıların yüzde 98,4’ünün programa ayrılan zaman planına uyabildiği, yüzde 95,6’sının ise eğitimler için gerekli İngilizce yeterliliğine sahip olduğu belirlendi. Doç. Dr. Çelik: "Gösterilen yoğun ilgi bizleri ayrıca motive etti" Yapay Zekâ Akademisi’ne rekor sayıda gelen başvurulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Anadolu Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik, şunları söyledi: "Yapay zekâ artık hayatın her alanında yer alıyor. Bu nedenle öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin bu sürece ilgi göstermesi bizim için son derece değerli. Farklı fakülte ve bölümlerden gelen başvurular, üniversitemizde güçlü bir yapay zekâ farkındalığının oluştuğunu gösteriyor. Amacımız katılımcılara yalnızca bilgi aktarmak değil; yapay zekâyı doğru kullanan, üreten ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bireyler yetiştirmek. Bu kapsamda gösterilen yoğun ilgi bizleri ayrıca motive etti." Yapay Zekâ Akademisi, öğrenciler ile akademisyenleri gerçek problemler üzerinden bir araya getirerek bütüncül bir ürün geliştirme deneyimi sunuyor. Katılımcılar yalnızca teknolojik araçları öğrenmekle kalmayacak; problem tanımlama, çözüm geliştirme, test etme ve sunum aşamalarını kapsayan kapsamlı bir üretim sürecini de deneyimleyecek. Program kapsamında geliştirilen projelerin, uygun bulunması hâlinde ilgili birimler veya kurumlarla pilot uygulamalara dönüştürülmesi teşvik edilerek, gerçek hayatta karşılık bulan çözümler üretilmesi desteklenecek.