Son Dakika
|
Altı Avrupa ülkesi Ukrayna'ya asker gönderme seçeneğini reddetti
TFF, 108 teknik sorumluyu bahis nedeniyle PFDK’ya sevk etti
Camide çekilen görüntüler tepki toplamıştı, ifadesinin ardından serbest bırakıldı
Esenyurt’ta korkutan depo yangını: Dumanlar metrelerce yükseldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2026 senesi ülkemiz için bir reform yılı olacak"
Beşiktaş’ta Mert Günok ile yollar ayrıldı
Çanakkale’de 4 büyüklüğünde deprem
İsviçre'de 40 kişinin öldüğü barda 5 yıldır denetim yapılmadığı ortaya çıktı
Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı
ABD’nin kaçırdığı Venezuela Devlet Başkanı Maduro, mahkemeye getirildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi ajanları bir kadını vurarak öldürdü
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt: "El konulan gemi, sahte bayrak taşıdığı için vatansız kabul edildi"
Bakan Fidan, Malezya Başbakanı İbrahim ve Dışişleri Bakanı Hasan ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Malezya Başbakanı İbrahim’e "Cumhuriyet Nişanı"
BUDO’nun bazı seferleri iptal edildi
ABD, uluslararası sularda "Sophia" adlı petrol tankerine el koydu
Altı Avrupa ülkesi Ukrayna'ya asker gönderme seçeneğini reddetti
KÜLTÜR SANAT
Hollandalı piyanist Joep Beving İstanbul’da konser verecek
07 Ocak 2026 Çarşamba - 17:33:51
Minimalist müziğin uluslararası alanda en etkileyici temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Hollandalı besteci ve piyanist Joep Beving, Stagepass organizasyonuyla 24 Nisan’da İstanbul’da sahne alacak. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilecek konser, sanatçının değişim, belirsizlik ve yenilenme temalarına odaklandığı yeni albümü "Liminal"in turnesi kapsamında düzenleniyor. Müzikal yolculuğunda "karmaşık duygular için basit müzik" felsefesini benimseyen Hollandalı piyanistin konseri, dinleyiciyi eşikler ve içsel dönüşümler arasında sezgisel bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor. Küçük yaşlardan itibaren piyano eğitimi alan ancak konservatuvar eğitimini yarıda bırakarak kamu yönetimi alanında akademik kariyer yapan Beving için dönüm noktası, 2009 yılında büyükannesinden miras kalan piyano oldu. Bu piyanoyla kaydettiği bestelerini 2015 yılında "Solipsism" adlı ilk albümünde kendi imkanlarıyla yayımlayan sanatçı, kısa sürede dijital platformlarda milyonlarca dinlenme rakamına ulaştı. Yapı ile sezgi arasında salınan tarzıyla tanınan Beving, reflektif piyano çalışıyla uluslararası alanda geniş bir hayran kitlesi edindi. Sanatçının merakla beklenen İstanbul konserinin biletleri, etkinlik biletleme platformu Biletinial üzerinden satışa sunuldu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:06
Bursa Mehter takımı Paris’te sahne aldı
Fransa’nın başkenti Paris’te 01-04 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenen Anadolu Türk Kültür Festivali’ne katılan Bursa Mehter Takımı, performansıyla büyük beğeni topladı. FEST’İstanbul adıyla gerçekleştirilen festivalde Bursa Mehter Takımı, Bursa’yı ve Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Dört gün süren festival boyunca günde iki konser veren Bursa Mehter Takımı, seslendirdiği coşkulu marşlar ve kahramanlık türküleriyle hem Türk vatandaşlarının hem de Fransızların yoğun ilgisini çekti. Türk kültürünü yakından tanıtmak ve kültürlerarası etkileşimi artırmak amacıyla düzenlenen festival, Mehter Takımı’nın konseriyle başladı. Türk Kültür Merkezleri Federasyonu ile Türk derneklerinin girişimleriyle düzenlenen festivale, Türkiye’den çok sayıda geleneksel Türk el sanatları sanatçısı da katıldı. Festival süresince ziyaretçiler, Türk kültürüne ait birçok değeri yakından tanıma fırsatı buldu. Görevlerini başarıyla tamamlayan Bursa Mehter Takımı üyeleri, programın ardından Paris’in tarihi ve turistik noktalarını da gezme imkânı elde etti. Festivalin son gününde FEST’İstanbul Komitesi Başkanı Ali Kemal Gözeller, Bursa Mehter Takımı Başkanı Mesut Özkeser’e plaket takdim ederek, ilerleyen aylarda düzenlenecek festivaller için de davette bulundu. Bursa Mehter Takımı Başkanı Mesut Özkeser, "Fransa’da Mehter Takımımıza gösterilen ilgiden son derece memnun kaldık. Ekibimizi davet eden festival komitesi yetkililerine teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:41
Erzurum Kongre Binası ziyaretçilere kapatıldı
Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, deprem performansının yetersiz olduğu tespit edilen Erzurum Kongre Binası’nın, 6 Ocak 2026 tarihi itibarıyla geçici olarak ziyarete kapatıldığı ifade edildi. Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada, Milli Mücadele’nin önemli simgelerinden biri olan ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli Erzurum Kongre Binası, Kültür ve Turizm Bakanlığı. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne tahsisli olduğu, 2018 yılından bu yana Erzurum Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet verdiği belirtildi. Deprem performansı yetersiz bulundu Yapılan açıklamada, tarihsel ve kültürel mirasın önemli yapı taşlarından biri olan eserin, geçmişten günümüze farklı dönemlerde gerçekleştirilen bakım, onarım ve restorasyon çalışmalarıyla korunarak günümüze ulaştığı hatırlatılarak, "2025 yılı içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve ilgili kurumlar arasında sağlanan koordinasyon kapsamında yapılan teknik incelemelerde, yapıda yıllar içerisinde meydana gelen depremler nedeniyle yapısal sorunlar oluştuğu, taşıyıcı sisteminin ağır hasar aldığı, yapılan sismik ve yapısal analizler sonucunda binanın deprem performansının yetersiz olduğu tespit edilmiştir" denildi. Geçici olarak ziyarete kapatıldı Söz konusu açıklamada daha sonra şöyle devam edildi, "Bu doğrultuda, ziyaretçi ve çalışanların can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla Erzurum Resim ve Heykel Müzesi’nin ziyarete kapatılması ve binanın tahliyesine yönelik gerekli idari ve teknik süreçler başlatılmış ve müze 6 Ocak 2026 tarihi itibarıyla geçici olarak ziyarete kapatılmıştır. Yapının restorasyon ve güçlendirme çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülecek; çalışmaların tamamlanmasının ardından müze, aslına uygun şekilde korunarak çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda sergileme, erişilebilirlik ve ziyaretçi deneyimi standartları gözetilerek yeniden halkımızın ziyaretine açılacaktır"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:21
Çanakkale’de Türklerin Balkanlara geçişindeki ilk mezarlık keşfedildi
Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde Türklerin Balkanlara geçişindeki ilk mezarlık keşfedildi. Mezarlıkta yapılan incelemelerde 8 bin 731 adet mezarın var olduğu belirlendi. Eceabat ilçesi Küçükanafarta köyünde bulunan Küçükanafarta Tarihi Türk Mezarlığı’nda başlatılan çalışma esnasında; 100 dönüm olan alan üzerinde, Orta Asya Türk defin geleneğine benzer 8 bin 731 adet mezar tespit edildi. Mezarlıkta yapılan yaş analizi araştırması sonucunda, Türklüğün mührü, tapusu ve Türk tarihinin kapısı olan Ahlat gibi Küçükanafarta’nın da Türklerin Balkanlara açılan kapısı olduğu tespit edildi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca Devlet Arşivlerinde yapılan araştırmada köye ait en eski tarihli belgenin 1475 tarihli olması da bu tarihten önce bu bölgede yaşamın olduğunu gösterdi. Mezarlığın 1300’lü yıllardaki Rumeli’ye geçen ilk Türklere ait olduğunu tespit edildi Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, 8 bin 731 mezarın ortaya çıktığını belirterek, "Çanakkale Tarihi Alan’da bulunan Küçükanafarta köyündeki tarihi mezarlıkta Türk tarihi açısından çok önemli bir sayfa açılıyor. 8 bin 731 mezarın ortaya çıktığı bu tarihi mezarlıkta Rumeli’ye geçen ilk Türklerin mezarları, yani Gazi Süleyman Paşa’nın ve arkadaşlarının mezarları, akıncıların mezarları tespit edildi. Şu anda burada bulunduğumuz bu tarihi mezarlıkta gerçekten Türk tarihi açısından tapu senedi, Türk milletinin mührü olarak kabul edilecek mezarlık ve mezarlar ortaya çıktı. Buradaki mezarlıkta, Türkistan coğrafyasındaki defne benzer şekilde definler yapılmış. Anadolu’daki Türk varlığı için Ahlat Mezarlığı neyse Rumeli’deki, Balkanlar’daki ve Avrupa’daki Türk varlığı için Küçükanafarta Tarihi Mezarlığı o önemde ve mahiyette. Tarihi Alan Başkanlığı olarak buradaki mezarlığı tespit edikten sonra çalışmalarımıza başladık. Gerek sanat tarihçilerimizden gerek tarihçilerimizden gerek üniversitelerimizden bilgi, belge ve görüşlerini aldık. Buradaki definlerin, bu mezarlığın 1300’lü yıllardaki Rumeli’ye geçen ilk Türklere ait olduğunu tespit ettik. Çok heyecanlıyız. Gerçekten buradaki Türk milletinin mührü, Türk milletinin tapu senetleri hükmünde olan bu mezar taşları bizim için çok çok önem ifade etmekte" dedi. Türk varlığının da ortaya çıkmış olması tarihi bir vesika olarak çok önem ifade edecek Mezarlık alanında yapılan çalışmaların 4’te 3’ünün bittiğini belirten Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Şu ana kadar yapmış olduğumuz 100 dönümlük bu alandaki çalışmalarımızın 4’te 3’ünü Çanakkale Tarihi Alanı Başkanı olarak bitirmiş vaziyetteyiz. İnşallah yakın bir zamanda tamamını ihya edip buradaki Türk mezarlığını tamamlamış oluruz. Buradaki çalışmalarımızın sonuna geldiğimizde inşallah burası çok önemli bir ziyaret noktası olacak. Zaten Tarihi Alan’daki Çanakkale Savaşları’ndan sonraki şehitliklerimiz hepimizin malumu ve daha önceki tarihlerde 1300’lü yıllardaki buradaki Türk varlığının da ortaya çıkmış olması tarihi bir vesika olarak çok önem ifade edecek. O yüzden Tarihi Alan Başkanlığı olarak tarihimize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Buradaki her bir mezara göz bebeğimiz gibi bakıyoruz. Burası tamamlanıp, bittiği zaman da artık Türk vatanının Trakya topraklarında Ahlat gibi bir tarihi mezarlık ortaya çıkmış olacak. İnşallah sonuna yaklaştığımızda buradaki mezarlığı hep beraber ziyaret ederiz. Devlet erkanımızla birlikte, milletimizle birlikte buradaki Türk milletine ait tapu senetlerini, Türk milletine ait mühürleri hep beraber görmüş oluruz" ifadelerini kullandı. "Çok özel ve ihtimamlı bir çalışma içerisine girdik" Bölgede titiz bir çalışma yürüttüklerini belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihi Alan Başkanlığı olarak çok özel ve ihtimamlı bir çalışma içerisine girdik. Özellikle çok önemli tarihçilerimizden, dönemin otorite kabul edilecek tarihçileriyle görüştük. Onlardan raporlar aldık, çalışmalar yaptık. Mezar taşları üzerinde tahliller, karbon testleri yaptırdık. Bununla birlikte sanat tarihçileri buradaki mezar formlarını, mezar taşları yapılarını incelediler ve buradaki hem mezarlığın hem mezar taşı biçimlerinin Türkistan coğrafyası ile benzerlik gösterdiği ortaya çıktı. Zaten gördüğünüz gibi buradaki yüksek mezar taşları, balbal taşları gibi yükselmekte ve bizler için de bunlar çok önem ifade etmekte. Çanakkale Tarihi Alan Bölgesi’nde Ahlat Mezarlığı’na benzer bir tarihi Türk mezarlığı ortaya çıkmakta" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Kasım 2024 Cumartesi- 09:58
Nobel Barış Ödülü adayı yazardan Arapça barış psikolojisi
2
06 Ocak 2026 Salı- 16:01
Edirne’de ilginç manzara: Osmanlı dönemi kabri apartman bahçesinde kaldı
3
21 Ocak 2025 Salı- 15:07
Samsun kütüphaneleri 2024’te 1,3 milyon kişiyi ağırladı
4
05 Ocak 2026 Pazartesi- 11:38
Tavşanlı esnafının bereket sofrası kültürü
5
29 Aralık 2025 Pazartesi- 09:19
Fransızların 1922 petrol planı: Erzurum neden ilk hedef?
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:17
Kazıkbeli Savaşı anısına Honaz Dağı’na zirve tırmanışı
Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Kazıkbeli Savaşı Anma Etkinlikleri kapsamında Türkiye’nin 10 farklı ilinden gelen 105 dağcı, 2 bin 571 metre yüksekliğindeki Honaz Dağı zirvesine tırmandı. Etkinlikte, savaşın yaşandığı tarihi rota izlenerek geçmişin hatırası yaşatıldı. Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Pamukkale Arama Kurtarma Derneği (PAKDOS) liderliğinde Honaz Dağı’na anlamlı bir zirve tırmanışı gerçekleştirildi. Faaliyet, sporcuların Cumartesi günü Denizli Büyükşehir Belediyesi Cankurtaran Kamp Merkezi’nde kamp kurmasıyla başladı. Gençlik Hizmetleri ve Spor Dairesi Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Ümit Öztürk ve Türkiye Dağcılık Federasyonu Denizli İl Temsilcisi Ali Fuat Avcı tarafından karşılanan sporcular, teknik toplantının ardından dinlenmeye çekildi. Zirve yürüyüşü, Pazar sabahı saat 07.00’de başladı. Türkiye’nin 10 farklı ilinden gelen 105 dağcı, 2 bin 571 metre yüksekliğindeki Honaz Dağı zirvesine tırmandı. Yaklaşık 10,5 saat süren tırmanış, saat 17.30’da sorunsuz şekilde tamamlandı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:34
Demirci Halısı ICFE 2026 Fuarı’nda Dünya’ya tanıtılıyor
Manisa’nın Demirci ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen halı dokumacılığı geleneği, İstanbul’da düzenlenen ICFE 2026 Uluslararası Halı, Kilim, Zemin Kaplamaları ve Teknolojileri Fuarı’nda dünyaya tanıtılıyor. Dayanıklılığı, estetik desenleri ve el işçiliğiyle öne çıkan Demirci halıları, yerli ve yabancı sektör temsilcilerinden yoğun ilgi görüyor. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ICFE – International Carpet and Flooring Expo 2026’ya Demirci’de faaliyet gösteren 8 halı firması katılım sağladı. Özellikle cami ve otel halılarıyla Türkiye’nin dört bir yanında ve yurt dışında birçok tarihi ve modern yapıyı süsleyen Demirci halıları, fuarda geniş bir ürün yelpazesiyle sergileniyor. Demirci halıları; yanmaz özelliği, uzun ömürlü yapısı ve camilerin mimari dokusuna uygun özel ölçü ve desen çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Fuara Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra çok sayıda yabancı ülkeden sektör temsilcileri ve ziyaretçiler katılıyor. Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara ile Demirci Kaymakamı Fatih Bayram da fuarı ziyaret ederek Demircili firmaların stantlarını gezdi. Başkan Kara ve Kaymakam Bayram, firma yetkililerinden üretim süreçleri, ihracat faaliyetleri ve sektörün geleceğine ilişkin bilgiler aldı. Ziyaret sırasında değerlendirmelerde bulunan Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Demirci halısının sadece ticari bir ürün olmadığını vurgulayarak, "Demirci Halısı, asırlardır ilmek ilmek dokunan bir sanat eseridir. Bugün dünyaca ünlü tarihi mabetleri süsleyen, ülkemizin kültürünü ve estetik anlayışını uluslararası arenada temsil eden çok kıymetli bir değerdir. Demircili üreticilerimizin bu büyük fuarda yer alması bizler için gurur kaynağıdır" dedi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:06
BlackBox’ta yeni yılın yeni etkinlikleri
BlackBox’ta yeni yılın yeni etkinlikleri duyuruldu. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, öğrenme programlarının ana mekânı BlackBox’ta sanatın farklı renklerini buluşturan özel bir program sunmaya devam ediyor. Mimariden teknolojiye uzanan sohbetler BlackBox’ın yeni etkinliği "Yekta Kopan ile Ars Machina" Ocak’ta başlıyor. Her ay plastik sanatlar, müzik, tiyatro ve edebiyat dünyasından isimlerle bir araya gelinecek etkinliklerin 20 Ocak Salı 18.00’deki ilk konuğu Ecem Dilan Köse olacak. Sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ile "Görmenin Halleri" etkinliği ocak ayında insan üreticiliğinin iki farklı ifadesi olarak iç içe geçen müzik ve görsel sanatlara odaklanacak. 21 Ocak Çarşamba 18.00’deki "Sanatta Müzik" başlıklı etkinlikte görsel sanatların müzikten nasıl etkilendiği, melodilerin renkleri, müziğin sesi ve sanat eserlerinde yakalanan ritim konuşulacak. BlackBox’ın ocak ayındaki konuklarından biri de Türkiye’nin Mimaride Kültür Hafızaları: Seramik Panolar kitabının yazarı Nurdan Yılmaz Arslan olacak. Moderatörlüğünü mimar Seda Özen Bilgili’nin üstleneceği söyleşide, kamusal yapılarda yer alan ve mimariyle bütünleşen seramik panoların toplumun tarihsel ve estetik hafızasındaki yeri konuşulacak. Kent, kültür ve sanat Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin koleksiyonundaki kadın sanatçılara odaklanan "Kadınların Gözünden" seminerlerinin 13 Ocak Salı 18.00’de düzenlenecek etkinliğinde, Türkiye’nin ilk kazıma ve oyma gravür sanatçılarından Aliye Berger konuşulacak. Şakir Paşa Ailesi’nin bir üyesi olan ve Türk resim sanatının gelişimine önemli katkılar sunan Berger’in estetik bakış açısını Doç. Dr. Seda Yavuz anlatacak. BlackBox’ın bu ay başlayan etkinlik serilerinden biri de "19. Yüzyılda İstanbullu Olmak". Yazar ve çevirmen Saadet Özen’in anlatıcılığını üstlendiği etkinliklerin ilki, "Beyoğlu ve Suriçi’nde Kentsel Dönüşüm: Ne Kadar Benzer Ne kadar Farklı" başlığıyla 22 Ocak Perşembe 18.00’de düzenlenecek. Kentin sanatsal ve kültürel birikimini sanatçıların gözünden yansıtan İstanbul Hafızası buluşmaları yeni yılda devam ediyor. Kültür-sanat gazetecisi Bahar Çuhadar’ın moderatörlüğünde, İstanbul’da yaşayan, üreten ve eserleriyle şehre ilham veren sanatçıların ağırlandığı etkinliğin 27 Ocak Salı 18.00’deki konuğu başarılı oyuncu Esra Ruşan olacak. Sanat tarihi konuşmaları Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin süreli sergisinden hareketle hazırlanan "Yan Yana Konferansları", serginin odağındaki sanatçı çiftler Melahat-Eşref Üren ile Eren-Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun hayatları ve eserlerinin Türk sanat tarihindeki yansımaları ele alıyor. 9 Ocak Cuma 14.30’daki konferansta Eren Eyüboğlu’nun hayatını ve sanatını, serginin küratörlerinden Ömer Faruk Şerifoğlu anlatacak. Tarihi, sosyolojiyi, felsefeyi ve mitolojiyi heykeller üzerinden dinleyicilere anlatan Havva İşkan ile Çağlar Arasında Yolculuk konuşmaları bu ay Klasik heykel sanatının tohumlarının atıldığı 600 yıllık değişim zamanını inceleyecek. 14 Ocak Çarşamba 18.00’de başlayacak "Demir Çağı’na mı Girdik?" başlıklı etkinlikte, MÖ yaklaşık 1200’lerden itibaren Ege ve Akdeniz’de büyük değişimlere neden olan gelişmeler başat eserler üzerinden tartışılacak. "Ayşegül 20. Yüzyılda" başlıklı seminerlerde her ay farklı bir on yıllık dönemin en etkili sanat akımlarını ele alan sanat eleştirmeni ve yazar Ayşegül Sönmez, 18 Ocak Pazar 14.00’te Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’ndeki eserler ışığında 1950’li yılların sanat anlayışını anlatacak. Opera yönetmeni Figen Ayhan ile "Sanatın Başka Tarihi" konuşmaları, her bölümde dünya sanat tarihinin klasik dönemsel sınıflandırmasını takip ederek, sanatçının üretimleri aracılığıyla insana ve hayata bakışını tartışıyor. 25 Ocak Pazar 14.00’teki etkinlikte "Romantizm’de Aşk İksiri" konuşulacak. Türkiye’de sanat eğitiminin geçirdiği değişim BlackBox’ta masaya yatırılıyor. 29 Ocak Perşembe 14.30’da başlayacak "Tanzimattan Günümüze Türkiye’de Sanat Eğitimi" başlıklı konuşmada Prof. Dr. Aydın Ayan, Sanayi-i Nefise’den Güzel Sanatlar Akademisi’ne uzanan süreci anlatacak.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 13:16
Melis Fis, 1 yılda Türkiye’nin 81 ilinde sahne aldı
Türkiye müzik tarihinde ilklerden biri yaşandı. Genç yaşta sahne dili ve disiplinli çalışmasıyla öne çıkan Melis Fis, 1 yıl içinde Türkiye’nin 81 ilinin tamamında sahne aldı. ‘Meloturne 2025 Türkiye’ adıyla hayata geçirilen turne kapsamında Melis Fis ve ekibi, bir yıl boyunca Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan yoğun bir konser programı yürüttü. Büyük şehirlerin yüksek kapasiteli salonlarından, Anadolu sahnelerine kadar uzanan bu turne, Türkiye’de bugüne dek gerçekleştirilen en planlı ve en yaygın ülke turnelerinden biri olarak kayda geçti. Melis Fis’in müzikal yolculuğu sosyal medya platformlarında başladı. Piyano ve gitar eşliğinde yaptığı yorumlarla kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Bugün 5 milyonu aşkın takipçisiyle dijital dünyada güçlü bir karşılık bulan sanatçı, 2019 yılında yayımladığı ilk single’ı "Dur Diyemem" ile profesyonel müzik kariyerine adım attı. Serdar Ortaç, Ben Fero, Sefo gibi isimlerin şarkılarına getirdiği özgün cover’larla kitlesini büyüten Fis, kısa sürede kendi bestelerine yöneldi. Şan anadalında da eğitim alan sanatçı, müzikal çeşitliliğini her yeni projede daha da derinleştirdi. Times Meydanı’ndaki dijital ekranda 24 Kasım 2023’te yayımlanan ilk albümü "Melodram", pop, rock, rap ve latin türlerini bir araya getiren yapısıyla dikkat çekti. "Misket", "Gülü Sevdim Dikeni Battı", "Yat Kalk Dua Et", "Uyku Yok", "Bir Ömür Daha" ve "Nazar" gibi en çok dinlenen şarkılarıyla geniş kitlelere ulaşan Fis, 2023 yılında Spotify’ın kadın sanatçıları destekleyen EQUAL programı kapsamında Spotify EQUAL Türkiye kapak ismi oldu. Fis, bu çalışma kapsamında, 2023 yılında New York Times Meydanı’ndaki dijital ekranda yer alarak uluslararası görünürlük kazandı. Sahnenin ötesinde bir bağ Meloturne 2025, Fis için yalnızca sahnede geçen bir turne olmadı. Konserlerin ardından salonu hemen terk etmek yerine dinleyicileriyle bir araya gelmeyi tercih eden sanatçı, turne boyunca binlerce kişiyle birebir temas kurdu. Turneye özel hazırlanan "Meloturne" anahtarlıkları ise bu uzun yolculuğun kalıcı bir hatırası olarak dinleyicilere ulaştı. 81 ilde sahne alarak kırılan rekor, yalnızca sayısal bir başarı değil, Türkiye’de genç bir kadın sanatçının planlı çalışmayla, kararlılıkla ve sahici bir bağ kurarak ne denli geniş bir etki alanı oluşturabileceğinin de göstergesi oldu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:01
Yemeni ustaları tarih filmi ve dizileri sayesinde dünyaya açıldı
Hollywood filmlerinin yanı sıra son yıllarda tarih filmi ve dizilerinde kullanılan el yapımı yemeni ve çarıklar, yemeni üreticisinin yüzünü güldürüyor. Gaziantep’te deriden üretilen el emeği göz nuru yemeni ayakkabı ve çarıklar, dünyaca ünlü filmlerde ve yerli tarih dizilerinde kostüm olarak kullanılıyor. Anadolu’nun yöresel el dikimi deri ayakkabısı olan yemeni, yeni model ve renkleriyle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Rusya ve Finlandiya gibi ülkelere de ihraç ediliyor. Manda, sığır ve keçi derisinden üretilen yemeniler, asırlardır ustaların maharetli ellerinde büyük zahmetlerle hazırlanıyor. Osmanlı döneminin en önemli ve vazgeçilmez ayakkabılarından olan yemeniler, sağlıklı ve dayanıklı olması nedeniyle büyük talep görüyor. Unutulmaya yüz tutan meslekler arasına girdiği dönemde dünyaca ünlü Hollywood filmlerinin yanı sıra yerli tarih dizilerinde sık sık tercih edilmesiyle birlikte yeniden yaygınlaşan yemeniler, yurt içi ve yurt dışındaki dizi ile filmlerin kostümlerinde yer almayı başardı. Tamamen el işçiliğiyle üretilen yemeni ayakkabı modelleri hem geleneksel kültürü yaşatıyor hem de dünya sinemasının yanı sıra tarihi dizilere kostüm oluyor. Binlerce yıllık geleneksel el sanatı işçiliğinin günümüzde devam ettirildiği Gaziantep’te yemeni ustaları tarafından ilmek ilmek üretilen yemeniler, kentin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtıyor. Mesleğini 40 yıldır titizlikle sürdürüyor İlkokula gittiği yıllarda başladığı mesleğini yaklaşık 40 yıldır severek sürdürdüğünü belirten Ahmet Pektaş, yemeni ayakkabıları yeni renk ve modellerle zenginleştirdiklerini ve bu sayede yemeninin ününün Hollywood’a kadar ulaştığını belirtti. Pektaş, "2000 yılından beri kendi iş yerimi çalıştırıyorum. Hem sanat öğrenirken bir taraftan da okulumuzu ihmal etmemeye gayret ediyorduk. Ama sanat daha ağır bastı. O zamanki gelişen şartlar ister istemez sanata ağırlık verdik. İmalat yapıyoruz. Yemeni mesleği tarihi bir meslek. 600 senesi biliniyor ve daha eskisi bilinmeyen bir meslek. Sanatımız güzel, eski bir sanat. Mesleğimizi 2000 yılından sonra biraz daha canlandırdık, renklendirdik ve canlandırdık. Eskiden tek çeşit yemeni vardı. Biz çeşit yaptık. Filmlere yemeni yapıyoruz. Her rengini çalışıyoruz. Artık her kesimin giymesine hitap ettik" dedi. 500 yılık Bakırcılar Çarşısı’nda yemeni üretmeye devam ettiğini belirten Ahmet Pektaş, "Truva filmi ve Yabancı Damat dizisiyle film ve dizilere yemeni ayakkabı modelleri yapmaya başladık. Sonradan bütün filmlerde ve özellikle tarihi filmlerin kostüm altlarına yemeni kullanmaya başladılar. Eski bir sanat olduğu için biz daha çok tarihi diziler için çalışıyoruz. Bu sanat Osmanlı’dan gelme bir sanat olduğu için kostümleri de Osmanlı döneminden kalan mesleklerin ürünleri oluyor. Genellikle yemeni ürettiğimiz filmler, Diriliş Ertuğrul gibi tarih filmler oldu, bu serüven o diziden sonra başladı. Bazı Rus filmleri var. Menajerler aracılığıyla Rusya’daki film ve dizi yapımcılarına ürün yapıyoruz. Onlara çizmeler ve botlar yapıyoruz. Rusya’da tarihi filmlerde çizme kullanılıyor. Biz o çizmeleri yapıyoruz. Süslemelerini kendileri Rusya’da yapıyorlar" şeklinde konuştu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:52
Akbank Sanat "Sınır Durumlar" söyleşi serisi başlıyor
Akbank Sanat tarafından düzenlenen "Sınır Durumlar" söyleşi serisi, psikiyatri ve felsefe ekseninde modern insanın temel deneyimlerine odaklanıyor. "Akbank Sanat Her Yerde" çatısı altında "Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat" alt başlığıyla gerçekleştirilecek söyleşi serisi; haz, delilik, sanat ve aşk temaları etrafında şekilleniyor. Akbank Sanat’ın modern çağın kuşatması altında ikiye bölünen insanın hikayesini; psikiyatri ve felsefenin kesişim noktasından çağdaş sanatın görsel hafızasını da yanına alarak yeniden okumaya davet eden söyleşi serisi "Sınır Durumlar", Ocak - Mayıs döneminde "Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat" alt başlığıyla gerçekleştiriliyor. Psikiyatrist Dr. Cengiz Arca ve yazar Ezgi Emel’in hazırlayıp sunduğu söyleşi serisi, ölçülen ve denetlenen beden ile sürekli kaygı üreten zihin arasındaki yarılmayı çağdaş yaşam bağlamında tartışmaya açıyor. Yapılan açıklamaya göre; söyleşilerde modern öznenin arzuları, korkuları ve anlam arayışıyla kurduğu ilişki, farklı temalar etrafında ele alınıyor. Dopaminin oluşturduğu yapay haz anlayışından deliliğin politik sınırlarına, sinemanın temsil gücünden aşkın özgürlükle kurduğu gerilimli ilişkiye uzanan söyleşilerde, konular Thomas Szasz, Michel Foucault, Gilles Deleuze ve Zygmunt Bauman gibi düşünürlerin yaklaşımıyla tartışılıyor. Soyut kavramlar estetik düzlemde de sorgulanarak ele alınan sınır durumlar, çağdaş sanatın sunduğu çarpıcı örneklerle destekleniyor. Bireysel deneyimlerin toplumsal ve felsefi arka planları ele alındığı söyleşilerde, kırık dökük kalmanın, belirsizliğin ve her şeyi hissetmeyi göze almanın sunduğu varoluş alanları düşünsel bir çerçevede değerlendiriliyor. Serinin ilk söyleşisi olan "Haz ve Acının Sınırında: Dopamin", modern yaşamın haz odaklı yapısı ve bunun birey üzerindeki etkilerini ele alıyor. Söyleşide, Anna Lembke’nin Dopamine Nation adlı kitabındaki paradokstan hareketle, anlık tatmin döngülerinin neden sonunda tükenmişliğe dönüştüğü tartışılıyor. Dopaminin haz ve acı ile kurduğu ilişki, Gilles Deleuze’ün düşünsel çerçevesiyle birlikte, beden ve zihin arasındaki bağlam içinde ele alınıyor. Delilik kavramının biyolojik bir durum mu, yoksa toplumsal bir inşa mı olduğu sorusunun ele alındığı "Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik" başlıklı söyleşide, Thomas Szasz’ın "Akıl hastalığı bir metafordur" yaklaşımı ile Michel Foucault’nun iktidar ve kapatılma analizleri üzerinden, modern toplumun normal tanımını nasıl oluşturduğu değerlendiriliyor. "Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri" başlıklı söyleşide sinemanın kendi gerçekliğini kurma biçimlerini, izleyiciyi içine çektiği illüzyonları ve bu illüzyonları sorgulamanın entelektüel hazzını tartışılıyor. Söyleşide, filmlerin sadece hikayeler anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal normlara, psikolojik derinliklere ve varoluşsal sorgulamalara ayna tuttuğu anlar ele alınıyor. "Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat" başlıklı söyleşide, psikedelik deneyimlerin bilinci çözüşünden Michael Pollan’ın varoluşsal keşiflerine kadar sanatın ve genişlemiş bilincin "ben" sınırlarını nasıl bulanıklaştırdığını inceleniyor. Söyleşi serisinin son bölümü olan "Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk"ta ise Zygmunt Bauman’ın Akışkan Aşk kavramı üzerinden modern ilişkilerin kırılganlığını masaya yatırılıyor. Bağlanma, teslimiyet ve özgürlük arasındaki ilişki bağımlılık ve özerklik kavramları çerçevesinde ele alınıyor. Söyleşi Takvimi: 14 Ocak, Çarşamba 18.30 - 20.00 Haz ve Acının Sınırında: Dopamin 25 Şubat, Çarşamba 18.30 - 20.00 Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik 11 Mart, Çarşamba 18.30 - 20.00 Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri 8 Nisan, Çarşamba 18.30 - 20.00 Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat 6 Mayıs, Çarşamba 18.30 - 20.00 Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:50
Türkiye’nin ilk flying theater deneyimi Samsun’da hayata geçiyor
Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirilen Flying Theater projesi "Astorya" açılış için gün sayıyor. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Astorya’nın, Samsun’umuzu ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için yeni bir çekim merkezi olmasını hedefliyoruz" dedi. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projeleri arasında yer alan tamamen yerli ve milli mühendislik gücüyle geliştirilen Flying Theater projesinin hazırlıklarında sona gelindi. DOF Robotics tarafından üretilen flying theater ileri teknolojisi ve çoklu duyusal efektleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Dünyanın birçok şehrinde kullanılan flying theater, Türkiye’de ilk kez Samsun’da "Astorya" adıyla hizmete giriyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje, İlkadım ilçesinde yer alan Panorama Samsun Dijital Gösterim Merkezi bünyesinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Yüksek çözünürlüklü kubbe ekranı, ileri teknolojili hareketli platformu ve rüzgâr, koku, su buharı gibi çoklu duyusal efektleriyle Astorya, izleyicilere gerçek bir uçuş hissi yaşatmayı ve kültür turizmine önemli katkılar sunması bekleniyor. "Açılış için gün sayıyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Flying Theater projemiz teknolojik altyapısı ve modern tasarımıyla her yaştan ziyaretçiye hitap edecek. Astorya’nın, Samsunlu hemşehrilerimiz ve şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için yeni bir çekim merkezi olmasını hedefliyoruz. Açılış için hazırlıklarımızda son aşamaya geldik. İnşallah açıldığında ziyaretçilerimize uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir deneyim sunacağız. Şimdiden şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun" dedi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:18
Folkart Academy, sezonun ilk mezunlarını verdi
İzmir’de 2017’den bu yana ücretsiz ve profesyonel sanat eğitimi sunan Folkart Academy, 2025-2026 eğitim döneminin ilk mezunlarını verdi. Tiyatro merkezli Oyunculuk Atölyesi Yetişkin Grubu’nu tamamlayan katılımcılar, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. İzmir’de kültür-sanat eğitimine erişimi artırma, genç yetenekleri destekleme ve sanatsal-kültürel üretimi teşvik etme amacıyla 2017’den bu yana faaliyet gösteren Folkart Academy, 2025-2026 eğitim döneminin ilk mezunlarını verdi. Tiyatro merkezli eğitim programı kapsamında, 29 Kasım - 28 Aralık 2025 tarihleri arasında eğitim alan katılımcılar, düzenlenen törenle sertifikalarını aldılar. Tiyatro odaklı, çok disiplinli bir eğitim yaklaşımı Törende konuşan Folkart Academy Koordinatörü Volkan Severcan, bu eğitim döneminde sahne sanatlarının temelini oluşturan tiyatro ekseninde geniş bir program yürüttüklerini belirtti. Oyunculuk, yaratıcı drama, reji, diksiyon ve senaryonun yanı sıra hareket, nefes-beden çalışmaları, bale, ses-müzik, dramatik yazarlık ile oyun ve rol incelemelerini kapsayan eğitimlerin, katılımcıların sahne sanatlarını bütünlüklü biçimde tanımasına olanak sağladığını ifade etti. Sanat eğitiminin bireyin düşünme, ifade ve dönüştürme kapasitesini geliştiren temel alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Severcan, programı başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan katılımcıları tebrik etti. Sahne sanatlarına açılan ortak bir öğrenme alanı Ücretsiz ve profesyonel sanat eğitimi modeliyle bugüne kadar binlerce kişiyi sanatla buluşturan Folkart Academy, her eğitim döneminde farklı yaş gruplarından katılımcılara sahne sanatlarını çok yönlü biçimde deneyimleme imkânı sunuyor. Akademinin tiyatro odaklı eğitim yaklaşımı, bireysel ifade alanlarını güçlendiren, ortak üretim ve paylaşımı merkeze alan bir öğrenme ortamı oluşturuyor. Yeni dönem eğitimleri sürüyor Folkart Academy’de ücretsiz eğitimler yıl boyunca devam ediyor. Yetişkin Grubu derslerinde ikinci dönem 28 Şubat - 5 Nisan 2026, üçüncü dönem ise 25 Nisan - 24 Mayıs 2026 arasında her Cumartesi ve Pazar saat 11.00-16.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Çocuk Grubu için çevrimiçi başvurular ise 11 Ocak 2026 Pazar’a kadar sürecek. Eğitimler 17 Ocak - 15 Şubat 2026 tarihleri arasında her Cumartesi ve Pazar 11.00-13.00 veya 14.00-16.00 saatleri arasında yapılacak.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:16
Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi
Eskişehir’de bir grup çizer, kalemle çizmesi dakikalar süren çalışmaları saniyeler içinde yapan yapay zekanın sanat üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini konuştu. Toplu fotoğrafı karikatüre dönüştüren yapay zekanın çıktısını beğenmeyen bir çizer, "Beni otistik gibi çizmiş" yorumunda bulundu. Teknolojiyle birlikte gelişen yapay zeka, günümüzde birçok vatandaşın vazgeçilmez araçlarından birisi haline geldi. Metin yazmaktan resim yapmaya, kodlamadan müziğe birçok alanda başarılı sonuçlar veren yapay zeka, Eskişehir’deki çizerlerin de dikkatini çekti. Yaklaşık 40 yıldır arkadaş olan çizerler Yaşar Arda, Atilla Yakşi, Sertaç Ürer, Furkan Tangüner ve İzzet Celiloğlu bir araya gelerek bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Atilla Yakşi’nin elle çizdiği bir karikatür taslağını ve farklı yapay zeka modellerinin bir fotoğraf üzerinden yaptığı çalışmaların çıktılarını inceleyen çizerler, bazı sonuçlardan memnun kalmadı. Karikatürcü Sertaç Ürer, yapay zekanın kendisini ’otistik bir karakter’ gibi çizdiğini söyledi. Furkan Tangüner ise, çıktıdaki çizimin kendisine hiç benzemediğini ifade etti. "Yapay zeka, milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin" Çocukluğundan bu yana karikatürcü olan Atilla Yakşi, yapay zekayla ilgili düşüncelerini anlattı. Yakşi, "Bu yapay zeka çok tartışılan bir şey. İyi bir şey değil. Niye? Çünkü milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin. Tekniğe de çok benzemiyor, hâlâ beceremiyor. Mesela insanları hala 6 parmak çiziyor, garip bir şeyler yapıyor. Bunu hayattan atalım desek zaten beceremeyiz. O yüzden bundan faydalanacağız. Yalnız çok kötü bir şey anlatayım; eskiden 2 boyutlu çizgi filmler vardı ve tadından yenmezdi ama artık bitti. Ufak çocuklara bile düzgün çizgi film yapamıyorlar. Yapay zeka sanatı öldürecektir, bundan eminim ama ondan kurtuluş da yok. Yapay zeka ile nasıl geçineceğiz, bunun hesabında olmamız lazım" dedi. "Şu anda sanat tıkanmış bir durumda" Yaklaşık 35 yıldır portre ressamı olan İzzet Celiloğlu ise, şunları söyledi: "Her yeni bir şey yeni çıktığı zaman bir şeyler kayboluyor. Fotoğrafçılığın da ilk çıktığı 1800’lü yıllarda, 50 bin civarında ressam işsiz kaldı. Tabii buna müteakip sanat yine kendi yolunu bulmaya çalıştı. O 50 bin işsizin ardından sanat tekrardan canlandı, sürrealizm ve kübizm benzeri akımlar oluştu. Eskinin kaybolması, yok olması ve yeni bir yol arayışının olması gayet normal. Şu anda sanat tıkanmış bir durumda. Yapay zeka bir tıkanmaya yeni bir yol açacaktır diye düşünüyorum. Hani fotoğrafçılık çıktığı zaman nasıl sanattaki tıkanmışlığı açmışsa, yapay zeka da tekrardan sanatın kendine yeni bir yol aramasını ve açmasını sağlayacaktır. Ben faydalı olacağını düşünüyorum. Yapay zeka var olmuş, yapılmış olan şeyleri tekrardan yaparak yorumluyor. Yani yaptığı şey aslında tavuk suyunun suyundan bir çorba yapıyor ve bu o kadar lezzetli olmuyor. Çoğu insan korku içerisinde. Elbette işini yapmayanlar bu durumda çok kötü etkilenecektir ama işini iyi yapanlar için yeni yollar açacaklardır ve onlar bu yoldan tekrardan yürümeye başlar."
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:15
Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı
Eskişehir ve çevresinin yanı sıra Avrupa’da da sahne alan bir sanatçı olarak düğün sektörünün nabzını tutan Ömer Ulutaş, 2025 sezonunu değerlendirerek, geleneğe dönüş arzusuyla kır düğünlerine ilginin arttığını belirtti. Türkiye’de evlilik hazırlığı yapan çiftlerin tercihlerinin kültürel değerlerin etkisiyle kabuk değiştirdiğinden ve 2025 yılı düğün sezonunda gözle görülür bir "minimalleşme" eğilimi yaşandığını ifade eden Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, çiftlerin artık gösterişli salonlar yerine örf ve adetlerin can bulduğu sokak ve kır düğünlerine yöneldiğini vurguladı. Ayrıca düğün magandalarına karşı daha ağır cezalar verilmesi çağrısında bulundu. "Kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var" Nikah merasimiyle evlenen çiftlerde artış gördüğünü belirten Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, 2025 yılı düğün sezonu ile ilgili yaşadıklarına ithafen şunları söyledi: "Çiftler, artık daha minimalize programları tercih ediyorlar. Köy, mahalle, sokak ve kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var. Bunun da sebebi maddi imkanların yanı sıra çiftlerin kültürümüzün canlı yansıması olan örf ve âdetlerimizi yaşatan köy düğünlerini tercih etmesidir. Tabii ki bu durum, düğün salonlarını kötü olduğu anlamına gelmez. Düğün salonları da bu tür işletmelerde de düğün programları olmaktadır. Düğün salonlarındaki artan maliyetler ve yapılan masraflar da müşteriye yansıltıldığı için rakamlar yükseliyor. Bu yüzden çiftler, genelde sokak düğünlerini tercih ediyorlar. Ama tabii ki kaliteli hizmet veren düğün salonu işletmecilerinin programlarında bir eksilme yok. Bir de şunu söylemek isterim ki her geçen yıl Türkiye’de işletmeler artıyor. Bundan 10-20 yıl önceki işletme sayısı ile şimdiki işletme sayısı bir değil. Bu yüzden pasta bölünüyor. Pasta bölündükçe de düğünler paylaşılıyor." "Magandalar, düğün yerini cenaze evine çevirdiler" Geride bıraktığımız 2025 yılında güzel olaylara gölge düşüren kötü olaylar da yaşadıklarını belirten, Eskişehir ve çevre illerin dışında Belçika ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde de ses sanatçısı olarak görev yapan Ulutaş, "Düğün sezonunda yaşadığımız kötü olayların en başında, hatırlarsınız ki, Türkiye’nin birçok yerinden maalesef üzücü haberler aldık. Bunların en başında, altını çizerek söylüyorum, magandalar yüzünden birçok vatandaşımız hayatını kaybetti, düğün yerini cenaze evine çevirdiler. Maalesef yaşadığımız en kötü olaylar bunlar oldu. 2025 yılında yaşadığımız ve muzdarip olduğumuz olaylardan bir diğeri de, düğün programları için alınan izin saatlerinin geçilmesi ve buna yansıtılan sorunların olması. Bu konuda emniyet güçlerimizden ve mülki amirlerimizden 2026 yılında daha ağır cezaların yapılmasını ve emniyetin daha iyi sağlanmasını talep ediyoruz. Bütün kolluk kuvvetlerimize de kolaylıklar diliyoruz" temennisinde bulundu. "Yine sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz" Ses sanatçılığının yanı sıra müzik mağazası işletmecisi olarak; enstrüman, müzik aletlerinin aksesuarları ve yedek parçalarının satışını yapan Ömer Ulutaş, son olarak 2026 düğün sezonu için öngörüsünü paylaştı: "2026 düğün sezonundan öngörümüz, yine kültürümüz, örf ve adetlerinin canlı yansıması olan sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz. Tabii ki, düğün salonlarında da tercih eden vatandaşlarımız olacaktır. Orada da programlarını yapacaklardır, ama genelin kır düğünleri olacağını düşünüyorum.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:08
Kütahya basın tarihinde 117 yıllık köklü geçmiş
Kütahyalı kütüphaneci ve araştırmacı-yazar Ali Günhan, birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve "ilklerin şehri" olarak anılan Kütahya’nın, Türk basın tarihinde de köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti. Günhan, kentte basın hayatının 117 yıl önce atılan ilk adımla şekillenmeye başladığını dile getirdi. Kütahya’da basın hayatının başlangıcının 1909 yılına dayandığını belirten Günhan, bu sürecin Bidayet Mahkemesi Başkâtibi Ferid Bey tarafından çıkarılan Felent gazetesiyle başladığını söyledi. Böylece Kütahya’da ilk süreli yayının hayata geçtiğini vurgulayan Günhan, yerel anlamda Türkiye’deki ilk özel gazetecilik faaliyetleri arasında gösterilen Felent gazetesinin, 1888-1889 yıllarında Kütahya’da kurulan taş matbaada basıldığının tespit edildiğini aktardı. Ancak gazeteye ait nüshalara günümüze kadar ulaşılamadığını ifade etti. Felent gazetesinin ardından Kütahya’daki süreli yayın hayatının Halk gazetesi ile devam ettiğini belirten Günhan, Halk gazetesinin ilk sayısı ve onu takip eden 50 sayısının Belediye Mustafa Yeşil Kütüphanesi’nde muhafaza edildiğini söyledi. Haftada bir, cumartesi günleri yayımlanan gazetenin Avukat Hakkı Bey tarafından 12 Mayıs 1923 tarihinde kurulduğunu kaydetti. Kütahya basın tarihine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Ali Günhan, Halk gazetesinin Rumi takvime göre 12 Mayıs 1339’da (1923) yayımlandığını belirtti. Gazetenin idarehanesinin Kütahya Yeşil Camii karşısında bulunduğunu ifade eden Günhan, telgraf unvanının ise "Kütahya Halk Gazetesi" olduğunu dile getirdi. İlk sayılarda ağırlıklı olarak genel haberlere yer verildiğini aktaran Günhan, yerel haberler arasında özellikle su meselesine ilişkin dikkat çekici bir makalenin bulunduğunu söyledi. Gazetede ayrıca Kütahya’nın ilk milletvekillerinin hayatlarına dair bilgilere ve dönemin valisi Fevzi Bey Efendi’nin Tavşanlı ziyareti ile denetimlerine ilişkin haberlere de yer verildiğini ifade etti. İki sayfa halinde yayımlanan ve haftalık olarak cumartesi günleri çıkan Halk gazetesinin Osmanlı Türkçesiyle basıldığını belirten Günhan, bu yayınların Kütahya basın tarihinin ilk ve en önemli örnekleri arasında yer aldığını vurguladı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:30
Tarihi tünel Giresun İl Özel İdaresi çalışmalarıyla restore edildi
Dönemin Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın "Gidemediğin yer senin değildir" anlayışıyla 1885 yılında yapımına başlanan ve yaklaşık 140 yıllık geçmişe sahip olan tarihi tünel ve güzergahı Giresun İl Özel İdaresi tarafından yürütülen çalışmalarla yenilendi. Tamamı insan gücüyle beş yıl süren kazı çalışmaları sonucu inşa edilen tarihi tünel, Dereli ilçesine bağlı Yeşilvadi Köyü sınırları içerisinde gerçekleştirilen restorasyon projesiyle modern bir görünüme kavuşturuldu. İl Özel İdaresi’nin yürüttüğü çalışmalarda, küp taş yürüyüş yolları, estetik korkuluklar, tarihi süreci anlatan kitabeler ve sanatsal heykeller bölgeye kazandırıldı. Proje kapsamında kurulan güneş enerjili aydınlatma sistemleriyle tünel ve çevresi aydınlatılarak güvenli ve estetik bir alan oluşturuldu. Yapılan düzenlemelerle birlikte tarihi yapı, ziyaretçiler için cazip bir turizm noktası haline getirildi. Yetkililer, ecdadın emeğiyle inşa edilen bu tarihi mirasın günümüz teknolojisiyle buluşturularak koruma altına alındığını belirterek projenin bölge turizmine önemli katkı sağlamasının hedeflendiğini ifade etti. Çalışmalarla birlikte Giresun’un kültürel ve tarihi değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılması amaçlanıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder