POLİTİKA
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:56 Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin, "Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor" dedi. Bakan Gürlek, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Gülistan Doku soruşturması hakkındaki soru üzerine Gürlek, "2020 yılında işlenmiş ve vicdanları tatmin etmeyen bir olaydı, faili meçhul alınmıştı. Savcımız bana geldi ve delilleri topladığını söyledi. Bizim takdir hakkımız yok. Başsavcılık soruşturmayı yürütüyor. Burada yoğun şüpheler var. Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Biz başsavcıya talimat veremeyiz, öyle bir yetkimiz yok" dedi. "Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" Gülistan Doku soruşturmasında gözaltılar olduğunun altını çizen Gürlek, "Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok. Dönemin valisinin oğlu da gözaltında. Bizim o soruşturmayla ilgili mesajımız yok. Ben başsavcılık da yaptım. Burada şahıslar önemli değildir. Soruşturma sonuna kadar gitmeli. Savcı şahısların mesleğine bakmaz" dedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında verilen soruşturma iznine ilişkin değerlendirmede bulunan Gürlek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne soruşturma iznini İçişleri Bakanlığımız verdi. Şu an yürüyen bir soruşturma var. Şanlıurfa’da yeni bir soruşturmamız başladı. Bu soruşturma da devam ediyor" diye konuştu. "12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor" Terörsüz Türkiye ve 12. Yargı Paketi’ne ilişkin soru üzerine Gürlek, "Terörsüz Türkiye sürecinde Komisyon, raporunu Meclis’e sundu. Şu an Meclis’in takdiri ve yetkisinde. Biz Adalet Bakanlığı olarak teknik olarak destek verebileceğimizi söyledik. Bu tamamen Meclis’in iradesinde. Kapsamını ve çerçevesini Meclis belirleyecek. 12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz. Özellikle yargı süreçlerinin hızlandırılması için atılması gereken adımlar olduğunu fark ettik" cevabını verdi. "Göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım" Yasadışı bahis ve uyuşturucu ile mücadele konusunda atılan adımlara ilişkin Bakan Gürlek, "Ben göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım. 81 il başsavcılığımıza genelge gönderdim. Sonuna kadar gidilmesini istiyorum. Uyuşturucu, sanal kumar ve yolsuzluk ile ilgili soruşturmalar yürütülüyor. Bu soruşturmalar başsavcılarımızın koordinesinde yürütülüyor "dedi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:53 Bakan Ersoy: "Turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Göreve gelişimizin ardından Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye’nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir" dedi. Ankara’nın 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti seçilmesi kapsamında düzenlenen ‘7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi: Türk Dünyasında Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak’ programı Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Programda konuşan Bakan Ersoy, dünyanın tarihinin en hızlı ve en derin değişim süreçlerinden birinden geçtiğini belirterek, "Ekonomik dengelerden teknolojik gelişmelere ve küresel ilişkilere kadar her alanda köklü bir dönüşüm yaşanmaktadır. Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bölgesel dayanışmanın ve ortak hareket etme kabiliyetinin ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türk dünyasının sahip olduğu ortak tarih, kültür ve değerler etrafında şekillenen güçlü iş birliği, sadece bölgemiz için değil, küresel dengeler açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bizler, bu iş birliğini daha da ileriye taşımakta, ortak projelerle derinleştirmekte ve yeni alanlarla zenginleştirmekte kararlıyız" dedi. "Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde iş birliklerine büyük önem verdiğini vurgulayan Bakan Ersoy, "Bununla beraber Türk dünyasıyla kurulan güçlü bağları da her zaman öncelikli olarak değerlendirmektedir. Bizler de bu güçlü vizyon doğrultusunda turizmden kültüre, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye ve bu birlikteliği daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık" Bu yıl kongrenin ana temasını ‘Türk Devletlerinde Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak: Yerelden Evrensele Dirençlilik, İyilik Hali ve Akıllı Dönüşüm’ün oluşturduğunu söyleyen Ersoy, şöyle konuştu: "Turizmin dönüşümünü ve geleceğini konuştuğumuz böylesine önemli bir platformda dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenlerle fikir alışverişinde bulunmak bizler için son derece kıymetli olacaktır. Türkiye turizmi son yıllarda yalnızca büyüyen bir sektör değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve uluslararası marka değerini temsil eden stratejik bir alan haline gelmiştir. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz veriler, Türkiye’nin dünya turizminde giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2025 yılında ülkemiz, turizmde tarihi bir başarıya imza atarak 64 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve 65,2 milyar dolar turizm gelirine ulaşmıştır. Bu rakamlar, Türkiye’nin dünya turizminde ulaştığı güçlü konumu açıkça göstermektedir. Bu rakamlar, kısa zamanda katedilen muazzam mesafeyi göstermesi açısından önemlidir. Göreve gelişimizin ardından Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye’nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir. Bizler için bu başarı bir varış noktası değil, yeni hedeflerin başlangıcıdır. Turizm politikalarımızın odağında turizmi tüm yıla yaymak, ziyaretçilerimizi yalnızca belli merkezlerde değil, 81 ilin tamamında ağırlamak, sürdürülebilir turizm uygulamalarını güçlendirmek ve Türkiye markasını küresel ölçekte daha görünür hale getirmek bulunmaktadır. Bu doğrultuda yapılan çalışmaların bir sonucu olarak Türkiye, sadece güneş-deniz turizmi ile değil, kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve spor turizmi gibi farklı alanlarda da güçlü bir destinasyon haline gelmiştir." "Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır" Dünyaya bakıldığında turistlerin artık yalnızca bir destinasyonu görmekle yetinmediğini, ziyaret ettikleri ülkede bir hikayenin parçası olmayı, o kültürü hissetmeyi ve anlamlı bir deneyimin içinde yer almayı arzuladığını ifade eden Ersoy, "Türkiye ise tam da bunu hayata geçirmiştir. Geleceğe Miras Projelerimiz, gece müzeciliği uygulamamız ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır. Bizler için turizm sektörü sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracıdır" açıklamasında bulundu. "Türk dizileri, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırmaktadır" Türk dizilerinin de bir diğer önemli diplomasi başlığı olduğuna değinen Ersoy, "Dünya genelinde geniş kitlelere ulaşan ve büyük bir ilgiyle takip edilen Türk dizileri, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırmaktadır. Bizler de Türk dizi sektörüne verdiğimiz güçlü destekle yalnızca bir içerik üretimini değil, aynı zamanda dilimizi, kültürümüzü ve hikayelerimizi dünyanın dört bir yanına taşıyan etkili bir kültürel köprü inşa ediyoruz" şeklinde konuştu. "Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz" Ankara’nın Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin büyük bir gurur kaynağı olduğunu kaydeden Ersoy, "Bu unvan, başkentimizin sahip olduğu tarihi, kültürel ve diplomatik birikimin Türk dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına önemli katkılar sağlayacaktır. 2026 yılı boyunca Ankara’da düzenlenecek kültür, sanat, turizm ve tanıtım etkinlikleriyle hem yurt içinden hem de Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Aynı zamanda gerçekleştirilecek uluslararası tanıtım faaliyetleri ve iş birlikleri sayesinde Ankara’yı ve Türkiye’nin turizm potansiyelini küresel platformlarda daha güçlü şekilde temsil edeceğiz. Nitekim bu vizyon doğrultusunda Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi’ni geçtiğimiz günlerde geniş bir katılımla başarıyla gerçekleştirdik. Türkiye’nin sahip olduğu eşsiz tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel çeşitlilik doğru stratejilerle birleştiğinde ülkemizi dünya turizminin en önemli merkezlerinden biri haline getirmektedir" dedi. "Türk devletleri arasında turizm alanındaki iş birliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz" Turizm sektöründe sürdürülebilir dönüşümü sağlayarak, doğal ve kültürel mirası koruyarak ve sürdürülebilir turizmi, turizm politikalarını merkeze yerleştirerek 2030 hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirten Bakan Ersoy, şunları söyledi: "Bu çalışmalar sayesinde Türkiye, yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik alanında öncü bir ülke olarak konumlanmaktadır. Bu öncü rolümüzün bilinciyle Türkiye olarak Türk devletleri arasında turizm alanındaki iş birliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Bu konu ülkemizin en üst düzeydeki strateji belgelerinden birisi olan, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da ‘Türk devletlerine yönelik ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel iş birliğine de katkı sunacak, eğitim, sağlık, kültür, üretim ve kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi başta olmak üzere ihtiyaç duyulan alanlarda program ve projeler gerçekleştirileceği’ belirtilerek yer almıştır. Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı ifade etmek isterim. İnanıyoruz ki akademi, kamu ve sektörün ortak aklıyla geliştirilecek bu tür iş birlikleri sayesinde Türk dünyası turizmi yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel turizm sisteminde de daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yenilikçi bir konuma ulaşacaktır." AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu ise Ankara’nın çok önemli bir merkez olması gerektiği kanaatini taşıdıklarını belirterek, "Bu anlamda özellikle son dönemde havacılık konusunda, havalimanımızın genişletilmesi ve Anadolu Jet başta olmak üzere farklı hava yollarımızın Ankara’ya uluslararası uçuşların artırılması konusunda atılan adımları da yürekten destekliyoruz. Bu bağlamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın metro hattıyla bu ulaşım güzergahını daha güvenli bir hale getirecek olmasından da büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu. Programa Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un yanı sıra Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Mehmet Naci Bostancı, siyasi isimler ve davetliler katıldı.
Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:22 Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin, "Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" dedi.Bakan Gürlek, TBMM’deki Ak Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını yanıtladı. Gülistan Doku soruşturması hakkındaki soru üzerine Gürlek, "2020 yılında işlenmiş ve vicdanları tatmin etmeyen bir olaydı. Faili meçhul alınmıştı. Savcımız bana geldi ve delilleri topladığını söyledi. Bizim takdir hakkımız yok. Başsavcılık soruşturmayı yürütüyor. Burada yoğun şüpheler var. Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Biz başsavcıya talimat veremeyiz. Öyle bir yetkimiz yok" cevabını verdi."Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok"Gülistan Doku cinayeti ile ilgili soruşturmanın devam ettiğini ve gözaltılar olduğunun altını çizen Gürlek, " Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok. Dönemin valisinin oğlu da gözaltında. Bizim o soruşturma ile ilgili mesajımız yok. Ben başsavcılık da yaptım. Burada şahıslar önemli değildir. Soruşturma sonuna kadar gitmeli. Savcı şahısların mesleğine bakmaz" dedi.Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında verilen soruşturma iznine ilişkin değerlendirmede bulunan Gürlek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne soruşturma iznini İçişleri Bakanlığımız verdi. Şuan yürüyen bir soruşturma var. Şanlıurfa’da yeni bir soruşturmamız başladı. Bu soruşturma da devam ediyor" diye konuştu."12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz"Terörsüz Türkiye ve 12. Yargı Paketi’ne ilişkin soruya Gürlek, "Terörsüz Türkiye sürecinde Komisyon, raporunu Meclis’e sundu. Şuan Meclis’in takdiri ve yetkisinde. Biz Adalet Bakanlığı olarak teknik olarak destek verebileceğimiz söyledik. Bu tamamen Meclis’in iradesinde. Kapsamını ve çerçevesini Meclis belirleyecek.12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz. Özellikle yargı süreçlerinin hızlandırılması için atılması gereken adımlar olduğunu fark ettik" cevabını verdi." Göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım"Yasadışı bahis ve uyuşturucu ile mücadele konusunda atılan adımlara ilişkin Gürlek, "Ben göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım. 81 il başsavcılığımıza genelge gönderdim. Sonuna kadar gidilmesini istiyorum. Uyuşturucu soruşturmaları sanal kumar ve yolsuzluk soruşturmaları ile ilgili soruşturmalar yürütülüyor. Bu soruşturmalar başsavcılarımızın koordinesinde yürütülüyor "dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Mevcut ortamda en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:18 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Mevcut ortamda en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyanın hemen hemen her çatışma bölgesinde, her gerilim bölgesinde ve uluslararası alanda yaşadığımız her çatışmanın merkezinde, ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller, kadınların yüklendiği sıkıntılar söz konusudur. Başta Gazze olmak üzere bölgemizde devam eden çatışmalarda yaşanan, artık soykırım boyutlarına varmış olan insanlık suçlarının en ağır faturasını maalesef Gazzeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu kapsamında Kadın Parlamenterler Forumu’na katıldı. Foruma çok sayıda ülkeden kadın parlamenteri iştirak etti. "Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını açıkça ifade etmek isterim" Forumda konuşan Kurtulmuş, Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını ifade ederek, "Burası medeniyetlerin kavşak noktası. Sadece tarihte değil, bugün de dünyada farklı fikirlerin bir araya gelebildiği, farklı fikirlerin aynı masa etrafında konuşulabildiği, tartışılabildiği ender şehirlerden birisi olma özelliğini taşıyor. Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını açıkça ifade etmek isterim. Burası insanlığın önündeki temel meselelerin daha derinlikli olarak, daha hassas bir şekilde, daha kapsayıcı bir şekilde tartışıldığı bir forumdur. Burası siyasi tartışmaların ufkunu genişleten ve küresel vicdana yön veren müstesna bir platform olarak uluslararası sistemde yerini almaktadır. İstanbul’daki bu buluşma; kadınların karar süreçlerindeki yeri, çatışma sonrasında toplumların yeniden ayağa kaldırılmasındaki katkıları ve hakkaniyete dayalı bir uluslararası sistemin kurulması yönündeki fikirlerinin tartışılması bakımından çok önemlidir" dedi. "Bugün karşı karşıya bulunduğumuz manzara sadece bir kriz ya da kaostan ibaret değil, ya da uluslararası sistem bakımından alelade bir gerilim konusu değildir" Kurtulmuş, "Esasen bu başlıkların her biri günümüz dünyasının ertelenemez sorumluluk alanlarına işaret etmektedir. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz manzara sadece bir kriz ya da kaostan ibaret değil, ya da uluslararası sistem bakımından alelade bir gerilim konusu değildir. Hepimizin çok yakinen takip ettiğimiz, zaman zaman da büyük endişeler duyduğumuz gibi aslında bugün karşılaştığımız küresel sorun; çok taraflı sistemin etkisini kaybettiği, hukukun seçici bir hukuk olarak uygulandığı, uluslararası kurumların itibarının aşınmaya başladığı ve küresel karar süreçlerinin adalet duygusundan yoksun bir hale geldiği duruma işaret etmektedir" diye konuştu. "Dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınlar ödemektedir" Dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınların ödediğini söyleyen Kurtulmuş, " Bu tablo, diplomatik kanalların daralması ve insanlık onurunun ağır bir baskı altına girmesi gibi fevkalade sarsıcı sonuçlar doğurmaktadır. Mevcut ortamda hiç şüphesiz en ağır bedeli de kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Dünyanın hemen hemen her çatışma bölgesinde, her gerilim bölgesinde ve uluslararası alanda yaşadığımız her çatışmanın merkezinde, ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller, kadınların yüklendiği sıkıntılar söz konusudur. Başta Gazze olmak üzere bölgemizde devam eden çatışmalarda yaşanan, artık soykırım boyutlarına varmış olan insanlık suçlarının en ağır faturasını maalesef Gazzeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Yine aynı şekilde dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınlar ödemektedir. Yerinden edilenler, yoksulluk ve korumasızlık altında kalanlar da ne yazık ki büyük oranda kadınlardır. Öte yandan demokratik müzakere masalarına bakıldığında da kadınların hala yeterli ölçüde temsil edilmediği de gayet açıktır. Bu eksiklik sadece bir temsil sorununa işaret etmez; bu eksiklik barışın toplumsallaşmasını geciktiren ve kalıcı hale gelmesini zedeleyen yapısal bir boşluk anlamına gelir" şeklinde konuştu. "Bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştirmektedir" Kurtulmuş, bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştiğine değinerek, "Kadınların güçlendirilmesi meselesi dar anlamda bir eşitlik tartışması olarak ele alınamaz. Bu konu demokrasinin kalitesi, yönetimin kapsayıcılığı, kalkınmanın sürekliliği ve toplumsal dengenin sağlıklı bir biçimde korunmasıyla hiç şüphesiz doğrudan ilgilidir. Bu sebeple burada yürütülen müzakerelerin tarihi bir gündem olarak değil, çağımızın ana tartışma başlıkları olarak ele alınması yerinde olacaktır. Sizlerin ortaya koyduğu fikirler iyi niyet beyanı olmanın çok ötesinde; yasama süreçlerini etkilemekte, siyaseti şekillendirmekte ve toplumların geleceğine yön veren alanlarda somut karşılıklar bulmaktadır. Biliyoruz ki, kadınların karar alma mekanizmalarına etkin bir şekilde katılamadığı bir yerde ne hakkaniyet tam manasıyla tesis edilebilir, ne de uzun ömürlü bir huzur iklimi oluşturulabilir. Bu noktada parlamentolara özel bir görev düşmektedir. Meclisler; milletlerin iradesinin tecessüm ettiği, toplumsal vicdanın makes bulduğu ve geleceğe dair istikametin belirlendiği kurumsal yapılardır. Yasama, denetim, bütçe ve temsil alanlarında kadınların güçlü şekilde yer alması; daha kapsayıcı, dirençli ve dengeli toplumların inşası bakımından da temel bir gerekliliktir. Bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştirmektedir: Ekonomik daralma, yerinden edilme, çatışma ortamları, gelir eşitsizliğinin artması, sosyal güvencesizlik ve eğitim imkanlarındaki erişimin bozulması gibi kadınların hayatını doğrudan etkileyen bu gelişmeler, küresel olarak hemen hemen bütün ülkeleri yakinen ilgilendirmektedir. Kadınların desteklenmesiyle; ekonomik adaletin tahkimi, toplumların dayanıklılığının artırılması ile sosyal barışın kökleştirilmesi birbirinden ayrı düşünülemez. Kadına yönelik şiddet, bu meselenin en ağır, yakıcı boyutlarından birisidir. Şiddete karşı geliştirilecek tavrın; hukuki, insani, ahlaki ve siyasi sorumluluklar taşıdığı da aşikardır. Bu alanda gösterilen kararlılık, toplumların medeniyet seviyesinin de hiç şüphesiz en önemli göstergelerinden birisidir. Türkiye olarak biz; kadınların güçlenmesini, ailenin korunmasını, sosyal dokunun sağlamlaştırılmasını, üretim kapasitesinin artırılmasını ve kamusal hayatın nitelik kazanmasını, toplumsal refahımız için stratejik alanlar olarak kabul ediyor ve bu alanlardaki iyileştirmeyi hükümetlerimizin de en temel vazifesi olarak telakki ediyoruz. Bu anlayışla; eğitimden istihdama, sosyal destek mekanizmalarından karar süreçlerine kadar uzanan geniş bir çerçevede çok yönlü adımları atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki; mesele sadece fırsat sunmaktan da ibaret görülmemelidir. Asıl ihtiyaç; kadınların bilgi, tecrübe, sezgi ve siyasi birikimlerinin kamusal hayata tam manasıyla yansıtılabileceği adil bir ortamın kurulabilmesidir. Asıl önemli olan; günlük hayatın güven duygusunun yerleşmesi, kız çocuklarının eğitimden yeterince istifade etmesi, ailelerin vakar içerisinde yaşayabilmesi ve insan onurunun her şart altında korunabilmesidir. Bu itibarla, forum kapsamında ortaya çıkacak görüşlerin ve tekliflerin 152. Genel Kurul çalışmalarına güçlü katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.