Son Dakika
|
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Arakçi: "ABD, fırkateynimizi batırarak vahşet işledi ve bundan çok pişman olacak"
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
MSB: İran'dan atılan balistik füze engellendi
Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İsrail, İran'da füze ve savunma sistemlerinin bulunduğu tesisleri vurdu
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
İsrail Savunma Bakanı Katz: "Hamaney'in halefi de kesin bir hedef olacak"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldüğü iddiaları yalanlandı
Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ömer Halisdemir Anıtı’nda dua etti
Pezeşkiyan'dan İspanya'ya: "Batı dünyasında hala duyarlı vicdanlar var"
ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği'nden Irak'taki ABD vatandaşlarına acil tahliye çağrısı
Putin: "Belki de Avrupa pazarlarına doğal gaz tedarikini hemen şimdi durdurmamız mantıklı olurdu"
Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık"
SAĞLIK
Erzincan’da vatandaşlara obezite konusunda bilgilendirme yapıldı
05 Mart 2026 Perşembe - 10:45:35
Erzincan’da, Obezite Günü kapsamında obeziteye dikkat çekmek, ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturmak ve porsiyon kontrolüne ilişkin vatandaşları bilgilendirmek amacıyla stant açıldı. Erzincan İl Sağlık Müdürlüğünce kurulan stantta vatandaşlara obezitenin yol açabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verildi, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşamın önemi anlatıldı. Standı ziyaret eden vatandaşların beden kitle indeksi (BKİ) ölçümleri yapılarak, elde edilen verilere göre bilgilendirmede bulunuldu. Stantta özellikle ramazan ayında öğün düzeni, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve uygun porsiyon miktarlarının önemine dikkat çekildi. Vatandaşlara, iftar ve sahurda aşırı ve dengesiz beslenmenin beraberinde getireceği riskler hakkında da bilgi aktarıldı. Bilgilendirme faaliyetinde, günlük yaşamda hareketliliğin artırılması, sağlıklı kilo kontrolünün sağlanması ve yaşam kalitesinin korunmasına yönelik öneriler paylaşıldı. Stantta vatandaşlara sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülebilir hale getirilmesine yönelik yönlendirmeler de yapıldı.
05 Mart 2026 Perşembe - 10:40
Düzce’de 44 binden fazla kişiye ulaştılar
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğüne bağlı Acil sağlık hizmetleri kapsamında 2025 yılında 40 binden fazla vakaya ulaşım sağladı. Düzce’de sağlık hizmetleri ara vermeden devam ediyor. 2025 yılında Acil sağlık hizmetleri ekipleri 44 bin 20 vakaya ulaşım sağladı. Bunun yanı sıra evde sağlık hizmeti ekipleri yatalak hastaları ve ailelerini evlerde ziyaret gerçekleştirdi.
05 Mart 2026 Perşembe - 10:28
Ramazan ayında baş ağrısını önlemenin yolları
Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeni bazı kişilerde baş ağrısını tetikleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, bunun için yapılması gereken bazı önemli noktalara dikkat çekti. Özellikle migren hastalarının Ramazan ayının ilk günlerinde daha sık ve şiddetli baş ağrısı yaşayabildiğini ancak bunun önlenmesinin de mümkün olabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, "Ramazan ayında baş ağrısını azaltmak için beslenme ve sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. İftar ve sahurda protein içeren besinler tercih edilmeli. Katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durulmalı. Daha önce baş ağrısını tetiklediği bilinen gıdalardan kaçınılmalı. İftar ile sahur arasında aralıklarla bol su tüketilmeli. Bu yaklaşık 2 litre veya üzeri olmalıdır. Sahur öğünü atlanmamalı ve uyku düzeni korunmalı. Baş ağrısını önlemek amacıyla sahurda ağrı kesici kullanımının yalnızca ilk günlerde sınırlı olarak düşünülebilir" dedi. Ramazan ayında baş ağrısı atakları sıklaşan migren hastalarında koruyucu tedavilerin uygulanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Uzar, "Ayda 7-8 günden fazla baş ağrısı yaşayan migren hastalarında botulinum toksin uygulamaları veya migren aşısı olarak bilinen önleyici tedaviler baş ağrısı sıklığını azaltmada etkili olabilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda baş ve boyun bölgesindeki ağrılı noktalara yapılan lokal tedaviler ve destekleyici yöntemler de fayda sağlayabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, Ramazan ayında baş ağrısı yaşayan kişilerin yaşam tarzı düzenlemelerine dikkat etmeleri ve şikâyetlerin sıklaşması durumunda mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguladı.
05 Mart 2026 Perşembe - 10:24
İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor
On bir ayın sultanı Ramazan ayında şalgam tüketiminin mideyi desteklediğine değinen Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, "Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir" dedi. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk, vücutta sıvı ve mineral dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, iftar ve sahurda doğru içecek tercihinin hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de gün boyu daha zinde kalmayı sağladığını belirtiyor. Bu noktada Adana’nın geleneksel içeceği şalgam, Ramazan sofralarında öne çıkıyor. Şalgam, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin yapısıyla, oruç süresince kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı oluyor. Özellikle iftar sonrası yaşanan halsizlik ve baş dönmesi riskini azaltabiliyor. Büyük Usta & Serfressh Şalgam firmasının ürettiği şalgamlar, şekerli ve gazlı içeceklere kıyasla daha dengeli bir içeriğe sahip olması sebebiyle iftar sonrası ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçilmesine destek olabiliyor. "Şalgam, bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" Konuyla ilgili Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Kılınç, "Şalgam suyu, fermente içecekler arasında ön plana çıkan bir içecek. Özellikle üretim sürecinde yer alan laktik asit fermantasyonu sebebiyle bağırsak mikrobiyotasını destekleyici özelliklere sahip. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki fermente ürünlerin içerisindeki laktik asitler, sindirim enzimlerini dolaylı yoldan destekler ve bu şekilde de bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" diye konuştu. "Şalgam, mide boşalmasını destekliyor" Ramazan ayında tüketilen şalgamın mide boşalmasına da katkısı olacağını anlatan Diyetisyen Kılınç, "Şalgam suyunun sindirim enzimlerini düzenleyici etkisi içerisindeki organik asitler ve asidik PH değerinden dolayı kaynaklanıyor. Şalgam, bu özelliklerinden dolayı mide boşalmasını ve sindirim enzimlerini destekler. Bundan dolayı Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır" dedi. "Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat" Şalgam alırken doğal yöntemlerle üretilen ürünleri almanın önemine dikkat çeken Kılınç, "Şalgam suyu tercih ederken katkısız, koruyucusuz olması çok önemli. Buna örnek olarak Büyük Usta & Serfressh’in yöntemleri tamda bahsettiğim türden. Şalgam, içerisindeki mor havuçlar nedeniyle antosiyonin dediğimiz güçlü antioksidan özelliklerine de sahiptir. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir. Mineral açısından da şalgam, zengin bir potasyum kaynağıdır. Yüksek miktarda da sodyum içerir. Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat etmekte fayda var" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
04 Mart 2026 Çarşamba- 10:55
6 ayda fazla kilolarından kurtularak hem bedenini hem de ruhunu iyileştirdi
3
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
4
04 Mart 2026 Çarşamba- 09:19
Risk grubundakiler gıda zehirlenmelerini hafife almamalı
5
04 Mart 2026 Çarşamba- 10:35
Diyetisyen Göllü: "Türkiye’de her üç kişiden biri obez"
05 Mart 2026 Perşembe - 09:52
Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan: "25-27 sene öncesi hastalarda yüzde 10 olan 5 yıl sağ kalım oranı, ameliyat sonrası şimdi yüzde 50-54’lere çıktı"
Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, Türkiye’de son yıllarda görülme sıklığı artan pankreas, karaciğer ve safra yolları tümörlerinin dünyanın en ölümcül kanserleri arasında yer aldığını belirterek, bu kanserlerde multidisipliner tedavinin son derece önemli olduğunu vurguladı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:02
Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:50
Obezite Merkezi ile sağlıklı hayata adım atıyorlar
Sağlıklı Bakanlığınca, kilo fazlalığı (Obezite) ile mücadele kapsamında kararlı adımlar atılıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda geçtiğimiz yıl faaliyete giren Bursa Şehir Hastanesi Obezite Merkezi, multidisipliner tedavi yöntemleriyle kilo fazlalığından şikâyetçi bireylerin hayatına dokunmaya devam ediyor. Açıldığı günden bu yana 2 binin üzerinde vatandaşa hizmet veren merkeze başvuranlar; uzman hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde sağlıklı bir yaşama adım atıyor. Merkezde verilen hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Nizameddin Koca, obezitenin yalnızca fiziksel bir görünüm değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı. Merkezin sunduğu imkânları sıralayan Prof. Dr. Koca, "Merkezimizde hekim tarafından muayene edilen hastalarımız diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist tarafından düzenli olarak değerlendirilmektedir. Hastalarımız diyet ve egzersiz programlarına dâhil edilmekte, ihtiyaç duyulan vakalar için medikal tedavi önerilerinde bulunulmaktadır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı hasta grupları ise gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahi, endokrinoloji ve dâhiliye uzmanlarının bulunduğu cerrahi konseyimiz tarafından değerlendirilerek, cerrahi kararı verilebilmektedir" dedi. 200’den fazla hastalığın sebebi Obeziteyi bir hastalık olarak fark edip, mücadeleye çocuklardan başlanması gerektiğinin altını çizen Koca, "Biz obeziteyi bir hastalık olarak algılamakta maalesef çok geç kaldık. Obeziteyi adeta normalin bir varyasyonu gibi değerlendiriyoruz, ’kahverengi gözlü, yeşil gözlü veya obez’ diyerek normalleştiriyoruz. Oysa obezite, 200’den fazla hastalığa sebep olduğu bilinen çok önemli bir hastalıktır. Dünya istatistikleri, sağlık harcamalarının en fazla yapıldığı alanın obezite kaynaklı sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, osteoartrit ve obstrüktif uyku apnesi gibi 200’den fazla hastalığın temel sebebi obezitedir" şeklinde konuştu. Koca son olarak, obezite merkezinde tedavisi tamamlanan bireyleri, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelerini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. 11 ayda 30 kilo verdi Yalova’dan gelerek obezite merkezine başvuran 33 yaşındaki Şeyma Taşan, 11 aylık süreçte yaşadığı büyük değişimi anlattı. Merkeze bir arkadaş tavsiyesiyle geldiğini belirten Taşan, "Yaklaşık 11 aydır bu obezite ünitesine devam ediyorum ve bu süreçte 30 kilo verdim. Aldığım hizmetten çok memnunum, buradaki ekip her geldiğimde çok ilgili. Tedavi sürecimiz başladığında önce mevcut rahatsızlıklarım iyileştirildi, ardından diyetisyen yardımıyla kilo verme aşamasına geçtik. 30 kilo verdiğim için çok mutluyum ve şu an bu kiloyu korumaya çalışıyorum. Beslenme alışkanlıklarım tamamen değişti, hayata bakışım ve öz güvenim tazelendi. Artık çocuklarımla daha fazla vakit geçirebiliyor, spor yapabiliyorum. Spor artık hayatımın merkezinde. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri oldu" diye kullandı. "Hayat kalitem arttı" Merkeze başvuran ve 6 ayda 20 kilo veren bir diğer hasta Arzu Ordu ise obezitenin bir hastalık olduğunu buraya geldikten sonra öğrendiğini ifade etti. Merkeze başvurmak isteyip de çekingen davrananlara seslenen Ordu, "Başta çok çekinmiştim ancak buradaki ilgiyi görünce tüm kaygılarım geçti. Dört farklı doktorun bir arada çalışması, diyetisyenin sağlıklı beslenmeyi öğretmesi ve psikoloğun yeme krizlerine karşı verdiği destek çok kıymetli. Burası insana ’her ay düzenli geleyim, tedavi olayım’ dedirtiyor. Kilo verdikten sonra hayat kalitem arttı. Her ay randevu tarihimin gelmesini ve verdiğim kilolarla doktorlardan tebrik almayı büyük bir motivasyonla bekliyorum" ifadelerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:48
"İşitme Kayıplı Çocuklarla Çalışma" semineri
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından 3 Mart Dünya İşitme Günü kapsamında "İşitme Kayıplı Çocukla Çalışmak: İşitme Kaybı ve Eğitsel Müdahaleler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Özel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yasemin Ergenekon yaptı. Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Öz: "İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik yaklaşımları şu sözlerle anlattı: "İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımlar günümüzde daha baskın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. İşitsel-sözel terapi aslında aile merkezli bir yaklaşımdır. Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz. Günlük rutinler içinde bu becerileri destekleyecek ortamların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz." İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde "Ne duydun?" sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı ifade edildi. Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini belirten Öz, çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni kelime ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti. Ayrıca yansımalı kelimelerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27
Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:15
Gürpınar Devlet Hastanesi hemodiyaliz ünitesi hizmete başladı
VAN (İHA) – Van’daki Gürpınar Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan hemodiyaliz ünitesi hasta kabulüne başladı. Kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar için hayati önem taşıyan hemodiyaliz tedavisi, genellikle haftada iki ya da üç gün düzenli olarak uygulanıyor. Ulaşım imkânının sınırlı olduğu kırsal ilçelerde ise bu süreç, hastalar açısından hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorluklara yol açabiliyor. Özellikle kış aylarında ağırlaşan hava şartları, tedaviye erişimi daha da güçleştiriyor. İlçede uzun süredir ihtiyaç olarak dile getirilen hemodiyaliz ünitesinin hizmete alınmasıyla birlikte diyaliz hastaları il merkezine gitmek zorunda kalmadan tedavilerini yaşadıkları ilçede sürdürebilecek. Hastane Başhekimi Dr. İshak Peynirci, daha önce hastane bünyesinde diyaliz ünitesinin bulunmadığı için hastaların il merkezine veya başka ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, "Bölgemizde kış şartlarının zaman zaman ağır seyretmesi nedeniyle ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşanabiliyordu. Özellikle yatalak bir hastamız için bu gidiş gelişler daha da zorlayıcı oluyordu. İnşallah ünitenin hizmete açılmasıyla birlikte bu sıkıntıları büyük ölçüde aşacağız. Hastalarımız artık daha rahat bir şekilde gelip, diyalizlerini yaptırarak evlerine dönebilecek. Şu an 5 hastamızı takip ediyoruz. Yaz aylarında hasta sayısının artmasını bekliyoruz. İl dışında ikamet eden bazı hastalarımız kışın farklı illerde kalıp, yazın bölgemize dönüyor. Bu nedenle yaz döneminde hasta sayısının 13-14’e çıkabileceğini öngörüyoruz" dedi. Organ naklinin önemine de dikkat çeken Peynirci, "Organ nakli ise hemodiyalize kıyasla hem hasta konforu hem de maliyet açısından daha avantajlı bir tedavi yöntemi. Ancak ülkemizde organ nakli sayıları istenilen düzeyde değil. Dünya genelinde kadavradan nakil daha yaygınken, ülkemizde canlı vericiden yapılan nakiller kadavradan yapılan nakillerin önünde yer alıyor. Bu durum, toplumda organ bağışı bilincinin yeterince gelişmediğini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı da organ bağışının artırılması ve vatandaşların bu konuda teşvik edilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyor" diye konuştu. "Evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum" 6 yıllık diyaliz hastası Vehbi Güngör (60), daha önce yaşadıkları ulaşım zorluklarına dikkat çekerek, "Gelip giderken elbette zorluk yaşıyorduk. Allah, buranın açılmasına vesile olanlardan binlerce kez razı olsun. Şimdi evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum. Seans bittikten 5 dakika sonra da servisle evime dönüyorum. Artık yorulmuyorum. Daha önce gidiş gelişler bizi çok yıpratıyordu. Sürekli yolu düşünüyorduk, diyalizi değil" diye konuştu. "Kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu" Özellikle kış aylarında ulaşımın kendileri için oldukça zorlayıcı olduğunu dile getiren 2 yıllık diyaliz hastası Adem Koç (35) da, "Daha önce Van merkezine giderken hem yol hem de hava şartları nedeniyle ciddi zorluklar yaşadık. Özellikle kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu. İlçemize böyle bir hizmetin kazandırılması bizim için iyi oldu. Gerçekten çok güzel bir hizmet. Her hasta aynı imkânlara sahip olamıyor. Yağmur, kar, kış demeden yollara düşüyorduk ve zaman zaman zor durumda kalıyorduk. Hava şartları çoğu zaman elverişli olmuyordu. Elbette kimse diyaliz hastası olmak istemez, ancak bu tedavi bizim için bir zorunluluk. Bu nedenle ünitenin ilçemizde açılması büyük bir ihtiyaçtı. İlçemiz adına çok önemli ve değerli bir hizmet oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:07
Başkan Çerçioğlu, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni Aydın’a kazandırdı
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Aydın’a kazandırılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmet vermeye başladı. Nazilli’nin ardından Aydın kent merkezine de kazandırılan poliklinik, ilk günden vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmete açılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği; modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başladı. Kemer Mahallesi 1757 Sokak’ta bulunan Atatürk Spor Kompleksi’nde hizmet vermeye başlayan poliklinikte, ağız ve diş sağlığı alanında kapsamlı hizmetler sunuluyor. Hizmete açıldığı ilk gününde, sabahın erken saatlerinden itibaren randevu oluşturan ve başvuruda bulunan vatandaşlar, sunulan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aydın’ın dört bir yanında yatırımların artarak devam edeceğini belirten Başkan Çerçioğlu, "Nazilli’nin ardından Aydın merkezde de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğimizi hemşehrilerimizin hizmetine sunduk, kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Aydınımız için üretmeye, yatırımlarımızı vatandaşlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar 0256 502 40 01 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebiliyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:34
"Bebeklerde işitme kaybının geç fark edilmesi dil gelişimini olumsuz etkiliyor"
Bebeklerde işitme kaybının zamanında teşhis edilmesinin, erken müdahale açısından önemli olduğuna dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir" dedi. Liv Hospital Samsun Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Kliniği’nden Opr. Dr. Yunus Karadavut, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak bebeklerde işitme kaybının geç fark edilmesinin dil gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi. "Kişisel başarılar olumsuz etkilenebilir" İşitme kaybının belirlenmesinin, erken müdahale hizmetlerinin sağlanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri, çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir. Bu nedenle hem Türkiye’de hem de dünyada yeni doğan, çocukluk ve okul dönemlerindeki çocuklarda işitme taramalarına önem verilmektedir" diye konuştu. "Okul çağındaki çocuklar risk altında" Okul çağı çocuklarının risk altında olduğunu da sözlerine ekleyen Opr. Dr. Karadavut, "Alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti ve bademcik enfeksiyonları ve buna bağlı orta kulakta sıvı birikmesi durumu, dış ve orta kulak enfeksiyonları, buşon (kulak kiri), travma, kulak içine yabancı cisim kaçması gibi durumlar ve genetik hastalıklar işitme kaybına neden olabilir. İşitme eğitim ve iletişim için en önemli bileşendir. Okul döneminde daha da önemli hale gelmektedir. Kalıcı işitme kaybı yaygınlığının okul çağındaki çocuklarda binde 9’a yükseldiği bildirilmektedir. Bir ya da iki kulakta kalıcı ya da geçici işitme kaybı, okul-yaşı çocuklarının yüzde 14’ten fazlasını etkilemektedir. Tek taraflı işitme kayıplarında bile sınıf tekrar oranı yüzde 37 olarak bildirilmektedir. İşitme kaybı dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki sıkıntıları artırmaktadır. Çocuklardaki işitme kaybı yaygınlığı eğer gerekli tıbbi ve eğitim desteği sağlanamazsa, okul başarısını olumsuz etkileyerek bireylerde önemli sosyal ve ülke açısından ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Sonuç olarak okul çağı çocuklarında işitme kaybı ihmal edilmemeli ve en yakın uzman hekime başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:39
Tunceli’de bağımlılıkla mücadele çalışmaları değerlendirildi
Tunceli’de düzenlenen toplantıda, bağımlılıkla mücadele çalışmaları değerlendirildi. Tunceli’de Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu kararları doğrultusunda yürütülen çalışmalara ilişkin il değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Vali Yardımcısı Fikret Dağ, İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ile paydaş kurumların idarecileri katılım sağladı. Toplantıda il eylem planı kapsamında yürütülen çalışmalar ve kurumlar arası koordinasyon süreçleri değerlendirilerek, bağımlılıkla mücadelede kararlılıkla çalışmaların sürdürüleceği vurgulandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:16
Prof. Dr. İsmail Gömceli: "Kolorektal kanser gençleri de tehdit ediyor"
Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" diyerek, erken teşhisin önemine dikkat çekti. 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanserler Farkındalık Ayı dolayısıyla kolon ve rektum kanserleri hakkında bilgi veren Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, "Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaş hastalığı değil, gençlerdeki artış alarm veriyor" dedi. Kolorektal kanserin sindirim sisteminin bir parçası olan kolon veya rektumda başladığını belirten Prof. Dr. Gömceli, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Gençlerde artış endişe verici Gençlerde kolon kanseriyle ilgili gerçekler ve istatistiklerin endişe verici bir duruma geldiğini ifade eden Gömceli, "ABD’de kolon kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10’u 50 yaşın altındaki kişilerde teşhis edilmektedir. Bu sayılar her yıl yaklaşık yüzde 1 ila yüzde 2 artmaktadır. Kolon kanserinde artış yaşayan tek nüfus grubu genç yetişkinlerdir ve şu anda genç erkekler arasında en ölümcül, genç kadınlar arasında ise ikinci en ölümcül kanser türüdür" dedi. "Belirtiler göz ardı edilmemeli" Taramaya başlama yaşının kişiye özel olduğunu vurgulayan Gömceli, "Amerikan Kanser Derneği, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunmayan yetişkinlerin 45 yaşında kolon kanseri taramasına başlamalarını önermektedir. Ancak etnik köken, yaşam tarzı ve aile öyküsü gibi bireysel risk faktörleri taramaya başlama yaşını belirlemektedir. 45 yaşın altındaysanız ve belirtiler yaşıyorsanız bu durum kolon kanseriyle uyumlu olabilir. Bu nedenle doktorunuzla erken tarama konusunu görüşmeniz gerekir" diye konuştu. Kolon kanseri ve rektum kanserinin özellikle erken evrelerinde hiçbir belirti göstermediğini söyleyen Gömceli, "Bazı kolorektal kanser belirtileri hemoroid, ishal, enfeksiyon veya irritabl bağırsak sendromu gibi başka nedenlerden kaynaklanabilir ancak fark ettiğiniz bu belirtileri doktorunuzla paylaşmak ve sebebinin araştırılması tanı ve tedavi için çok önemlidir. Rektal kanama dışkıda kan görülmesi ya da dışkı üzerinde kan bulunması şeklinde ortaya çıkabilir. Bağırsak alışkanlığının değişmesi, sürekli karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk da dikkate alınması gereken belirtiler arasındadır" ifadelerini kullandı. Evreleme ve tedavi planı hayati önem taşıyor "Kolorektal kanser için bir diğer önemli nokta evrelemedir" diyen Gömceli, "Evreleme, kanserin kolon veya rektumdan vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını görmek için kullanılan bir işlemdir. Kanser evresini bilmek tedavi planını belirlemek açısından çok önemlidir. Tümörün yeri, kanserin evresi, tümörün patolojisi ve hastanın genel sağlık durumuna göre tedavi planlanır. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yer alabilir. Her hasta farklıdır ve tedavi seçeneklerinin sıralaması en iyi sonuca ulaşmayı hedefler" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:50
Kütahya’da Ramazan ayında gıda denetimleri devam ediyor
Kütahya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı dolayısıyla artırılan gıda denetimleri aralıksız sürdürülüyor. Ramazan ayında tüketimi artan ramazan pidesi, tatlı ve şekerli mamullerin üretim ve satış noktalarında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü gıda kontrol görevlilerince resmi kontroller gerçekleştiriliyor. Özellikle fırınlar, pastaneler ve unlu mamul üretim yerlerinde hijyen şartları, ürünlerin gramajı, etiket bilgileri ve muhafaza şartları titizlikle inceleniyor. Yetkililer, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerin Ramazan ayı boyunca yoğun şekilde devam edeceğini belirterek, karşılaşılan olumsuzlukların Alo 174 Gıda Hattı üzerinden bildirilebileceğini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder