Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
Dünyada ilk hibrit motorlu ALKA-KAPLAN HİBRİT aracı, dronları havada yakarak imha ediyor
İGA: "DHMİ’ye borcumuz bulunmamaktadır"
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
SAĞLIK
Sağlık Bakanlığı: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:59:42
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir" denildi. Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir. İlgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde yürütülen takip sürecinde, vatandaşlarımızda herhangi bir semptom ve hastalık bulgusu olmadığı bildirilmiştir. Ülkemize ulaştıkları andan itibaren, karantinaya alınacak ve sağlık süreçleri Bakanlığımızca titizlikle yürütülecektir" açıklamasında bulunuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:24
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33
Bayburt’ta ‘Menopoz Okulu’ eğitimleri devam ediyor
Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ’Menopoz Okulu’ programı kapsamında Bayburt’ta kadınlara eğitimler veriliyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelindeki çeşitli merkezlerde düzenlenen eğitimlerde, kadınlara menopoz sürecinde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında bilgilendirme yapılıyor. Eğitimlerde, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, kemik sağlığının korunması, egzersizin önemi ve ruh sağlığının desteklenmesi gibi konular ele alınıyor. Eğitimler ile kadınların menopoz dönemini sağlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde geçirmeleri; doğru bilgi, profesyonel destek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreci en iyi şekilde yönetebilmeleri amaçlanıyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:38
Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk anjiyo başarıyla yapıldı
Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da hizmet vermeye başlarken, hastanede ilk anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Kardiyoloji Polikliniği’ne kontrol amacıyla başvuran bir hasta, hastane bünyesinde yapılan ilk anjiyo işleminin hastası oldu. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Güven ve ekibi tarafından gerçekleştirilen işlem sorunsuz şekilde tamamlandı. Hastanenin sağlık alanındaki hizmet kapasitesine önemli katkı sağlayan işlem sonrası İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneyi ziyaret etti. İlk anjiyo işlemini gerçekleştiren Uzm. Dr. Abdullah Güven ve sağlık ekibiyle bir araya gelen Şenkul, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Başarıyla tamamlanan işlem dolayısıyla hekim ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Şenkul, emeği geçen personele teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Anjiyo işlemi uygulanan hastayı da ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Şenkul, geçmiş olsun dileklerini iletip acil şifalar temennisinde bulundu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:29
Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"
Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, bacaklarda cilt altında belirginleşen mavi, mor ve yeşil renkli damar görüntüleriyle ortaya çıkan varisin, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin bacaklardaki yüzeyel toplardamarların genişleyip belirgin hale gelmesiyle oluştuğunu belirterek, "Varis, toplardamar kapakçıklarının bozulmasına bağlı gelişen venöz yetmezlik sonucunda ortaya çıkar. Cilt altında yeşil, mavi veya mor renkli damarlar şeklinde görülebilir" diye konuştu. "Her hastada farklı belirtiler gösterebiliyor" Varis hastalarının büyük bölümünde ağrı ve şişlik şikayetlerinin görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Gelişen, "Hastalarda bacak ağrısı, ödem, geceleri huzursuzluk hissi ve kramp gibi yakınmalar olabilir. Ancak varis her hastada aynı şekilde seyretmez. Çok az görünür varisi olup şiddetli ağrı yaşayan hastalar olduğu gibi ileri düzey varisleri olmasına rağmen hiç ağrı hissetmeyen hastalar da vardır" ifadelerini kullandı. "İleri düzey varislerde cerrahi yöntem uygulanabiliyor" Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın derecesine göre belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Gelişen, "Cerrahi stripping ameliyatını genellikle çok ileri düzey varisi olan ve toplardamar çapı yaklaşık 8.5-9 milimetrenin üzerinde bulunan hastalarda tercih ediyoruz" dedi. Gelişen, radyofrekans ablasyon ve damar yapıştırma yöntemlerinde belirli damar çaplarının üzerinde başarı oranının düşebildiğini belirterek, "Bu nedenle ileri genişlemiş damar yapılarında klasik cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir" açıklamasında bulundu. "Lazer yöntemi daha az tercih ediliyor" Lazerle yapılan varis tedavilerinin günümüzde daha sınırlı kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Lazer yöntemlerinde uzun dönemde tekrarlama ihtimali daha yüksek olabildiği için artık daha az tercih edilmektedir" dedi. Cerrahi işlem nasıl uygulanıyor? Stripping ameliyatına ilişkin bilgi veren Gelişen, "Kasık bölgesinden ve ayak bileği hizasından yapılan küçük kesilerle yetmezlik bulunan toplardamar bağlanır ve özel bir tel yardımıyla damar çıkarılır" diye konuştu. Cerrahi yöntemin daha travmatik bir işlem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gelişen, iyileşme sürecinin diğer yöntemlere göre daha uzun sürebildiğini ifade etti. "Köpük tedavisi küçük damarlar için uygulanıyor" Skleroterapi olarak bilinen köpük tedavisinin daha küçük çaplı damarlar için kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Bu yöntemde damar içine özel bir ilaç verilerek damar kapatılır. Özellikle estetik açıdan kesi ve dikiş izi oluşmaması nedeniyle tercih edilebilmektedir" dedi. Skleroterapi sonrasında hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gelişen, "İşlem sonrasında hastalar normal hayatlarına hemen dönebilir. Ancak damar çapına göre birkaç gün bandaj kullanılması gerektiği için bu süreçte banyo önerilmez" ifadelerini kullandı. Yürüyüş ve yüzme önerisi Varis oluşumunun ilerlememesi için yaşam tarzının önem taşıdığını vurgulayan Gelişen, "Varis hastalarına düzenli yürüyüş ve yüzme öneriyoruz. Hareketli yaşam toplardamar dolaşımını desteklediği için şikayetlerin ilerlemesini azaltabilir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:14
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dağlı, Anneler Günü’nü kutladı
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, "Anneler Günü" dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Annelerin toplumun en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, "Annelerimiz yalnızca aile hayatında değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın şekillenmesinde de büyük rol üstlenmektedir" dedi. Bilinçli ve güçlü toplumların yetişmesinde annelerin emeğinin belirleyici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı, "Aile Türk toplumunun temelidir. Annelerimiz ise bu temelin en güçlü dayanağıdır. Sevgi ve şefkatleriyle hayatımıza yön veren annelerimiz, yaşamın her anında varlıklarıyla bizlere güç vermektedir. Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen sevgilerini ve desteklerini esirgemeden bizlere yol göstermektedirler. Annelerimiz yalnızca hayatı öğretmekle kalmaz; aynı zamanda ahlaki değerleri, vicdanı ve insan olmanın sorumluluğunu da öğretirler. Aile bağlarının güçlenmesinde ve toplumsal değerlerin korunmasında büyük sorumluluk üstlenen annelerimiz, üstlendikleri bu kutsal görevle her türlü takdiri hak etmektedir. Onların emeği, fedakârlığı ve rehberliği, daha aydınlık ve daha sağlam bir geleceğin inşasında en değerli güçtür" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Dağlı, "Aile Yılı’nı kutlarken, en büyük gücümüz olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; ebediyete irtihal eden annelerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan annelerimize sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yaşam diliyorum" diyerek mesajını sonlandırdı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
Eskişehir’de Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli 15 Acil Tıp Teknisyenine (ATT) Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) verildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli Acil Tıp Teknisyenleri’ne Sürüş Güvenliği Eğitimi verildi. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde personelin güvenli, hızlı ve kontrollü sürüş teknikleri kazanmasını sağlamak amacıyla teorik ve uygulamalı eğitimlerin ardından Sürücü Paramedik adaylarından sınavda başarılı olanları göreve başlıyorlar. Sürücü ATT’lerin trafikte karşılaşabileceği muhtemel durum ve zorlukların simüle edildiği parkurlarda 9 eğitmenden, 15 Acil Tıp Teknisyeni eğitim aldı. "Toplamda 17 tane parkurumuz var" 13 yıldır görevli Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri (AABT) ve 5 yıldır Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Meltem Tunç, "Arkamızda yapılan parkur paralel park parkuru. Bu iki araç arasında ambulansın güvenli bir şekilde sürücülerin park etmesine yardımcı olan bir parkur. Bunun haricinde toplamda 17 tane parkurumuz var; kaçamak parkurumuz var, kontrollü fren parkurumuz var, slalom parkurlarımız var, bunlar hızlı parkurlarımız. Yine aynı şekilde yavaş olan parkurlarımız arkada gördüğümüz paralel park, T sokak ya da dokuma gibi parkurlarımız var. Bunda da ambulans sürücülerinin ayna derinlik algısını artırmaya çalışıyoruz. Yine T sokakta da normalde zaten araç kullanırken iki sokak arasında geri dönmemiz gerektiği zamanlar oluyor; bu parkurumuz da aslında buna yardımcı oluyor. Slalom, hızlı şerit değiştirmedeki amaca yardımcı oluyor, kontrollü bir şekilde şerit değiştirmeye yardımcı oluyor. Kaçamak parkurumuz yine uzun yol yaptığımız zamanlarda, hastaneler arasındaki yaptığımız zamanlarda önümüze herhangi bir yabani hayvan çıkabilir ya da yabancı bir cisim varsa çevre yolunda, buna karşı alabileceğimiz önlemleri anlatıyor bize. Bu şekilde ilerliyoruz" diyerek verilen eğitimler hakkında bilgi verdi. "Trafikte mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz" Fermuar sisteminin daha oturmadığını belirten Tunç, trafikteki yaşadıkları sorunlar hakkında ise şöyle konuştu; "Eskişehir’de yaklaşık 4 dakika içerisinde ambulans hastaya ulaşmış oluyor. Trafikteki sürücüler siren sesi duyuyorlar ya da bir tepe lambası görüyorlarsa sürücülerin sakin kalmasını istiyoruz ve bize mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz. Sol şerittekiler sola, sağ şerittekiler sağa yaklaşırlarsa bize geçiş üstünlüğümüzü sağlayacak bir adım oluştururlar çünkü ortadaki alan boş kalacak ve fermuar sistemini oluşturmuş olacaklar. Eğer ki iki şeritli yollardaysalar araçlarını mümkün olduğu kadar sağa çekebilirler ya da durabilirler, biz kontrollü bir şekilde soldan yanlarından geçmiş olabiliriz." "Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil" Eğitimlerde adayların hangi hareketlerine dikkat ettiklerine değinen Meltem Tunç, "Ambulans sürücülerinin direksiyondaki el hareketlerine, debriyaja ne kadar uzun süre basıyor, sadece debriyajda mı araç kullanıyor, onun haricinde aynaları ne kadar kontrollü bir şekilde takip ediyor; bunlara ince ince dokuya dokuya puanlama sistemi yapıyoruz. Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil. Birazcık pratiğin artmış olması gerekiyor, araç kullanımının normal hayatta da araç kullanıyor olması gerekiyor" dedi. "Kadınlar her zaman bir adım önde" 15 yıldır sürücü Acil Tıp Teknisyeni (ATT) ve 5 yıldır da Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Ezgi Boztay, kadın sürücü ATT’lerin daha dikkatli olduklarına değinirken şu ifadelre yer verdi; "Kadınlar her zaman bir adım önde; sürüş olarak da önde aslında, daha dikkatliyiz, daha güçlüyüz bu konuda. Tabii ki erkek arkadaşlarımız da çok küçük yaştan itibaren direksiyon başında oldukları için oldukça başarılılar ancak kadın olarak bizim de içimizden gelen bir güç var. Eğitim sistemimiz şu şekilde; biz burada kontrollü hız yapmayı öğreniyoruz. Trafik kurallarına uyarak, trafik kuralları çerçevesinde en uygun hızda hastaya en uygun ulaşımını öğreniyoruz, arkadaşlarımıza da öğrettiğimiz aslında bu."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:02
Annelere en değerli hediye yüklerini paylaşmak
Günlük yaşamda annelerin üstlendiği sorumlulukların çoğu fiziksel gibi görünse de zihinsel ağırlığı daha baskın bir yük oluşturuyor. Anneler günü yaklaşırken, uzmanlar bu özel günün, sadece çiçek ya da ev eşyası almakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, annelerin çoğu zaman fark edilmeyen zihinsel yüküne dikkat çekerek, gerçek hediyenin bu yükü hafifletmek olduğunu vurguladı. Özcan, "Annelik, yalnızca yapılan işlerden değil; planlama, hatırlama ve sürekli düşünme halinden oluşan görünmez bir sorumluluklar bütünüdür. Anneler sadece ev işi yapan veya sadece çalışan kişiler değil; aynı zamanda herkesin ihtiyaçlarını düşünen, planlayan ve organize eden görünmez bir sistemin merkezinde yer alıyor. Bu zihinsel yük çoğu zaman fark edilmiyor. Evin ve çocukların sorumluluğunu belirli bir süre tamamen devralmak, günlük planlamayı üstlenmek, annenin gerçekten boşluk yaşayabileceği zaman oluşturmak gerçek anlamda sevgiyi göstermenin en önemli adımları. Yoran çoğu zaman yapılan iş değil, o işi sürekli akılda tutma zorunluluğudur. Hediyenin maddi değerinden çok, taşıdığı anlam önemli. Bir çocuğun yaptığı resim, yazdığı bir not ya da emek verilmiş küçük bir sürpriz; görülme ve değerli hissetme duygusunu güçlendirir. Anneler gününü anlamlı kılan şey, sadece kutlama olmamalıdır, asıl meselenin emeği ve görünmeyen yükü fark etmek olduğunu unutmayalım. Çünkü çoğu zaman en değerli hediye; anlaşılmak, görülmek ve yükü tek başına taşımadığını hissetmektir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:24
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı
SAMSUN (İHA) – Samsun’da sağlık hizmetlerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tüm birimlerinin artık Samsun Şehir Hastanesi ana binasında verilmeye başlanacağı duyuruldu. Yapılan açıklamada, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tüm birimleriyle birlikte yeni hizmet binasına taşındığı belirtilerek vatandaşların sağlık hizmetlerini bundan böyle Samsun Şehir Hastanesi’nde alacağı ifade edildi. Yetkililer tarafından yapılan bilgilendirmede, "9 Mayıs 2026 Cumartesi günü itibarıyla Eğitim Araştırma Hastanesi yerleşkesinde hizmet vermekte olan acil servis ve polikliniklerimiz, Samsun Şehir Hastanesi ana binası bünyesinde hizmet vermeye başlayacaktır" denildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:15
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) başarıyla gerçekleştirildi. Anneler Günü öncesi bebeğini kucağına alan Bella Yüksel, "Suda doğum, çok rahat. İlk olmuşuz herkese tavsiye ediyorum, normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç. Bebeğimizin adı Kuzey oldu, kucağıma aldığım ilk an çok güzel bir andı" dedi. Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, "İlk defa suda doğumumuzu gerçekleştirdik. Doğum sancıları daha az hissediliyor. Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor. Müzik, aroma terapi, masaj teknikleri sürekli gebemizin yanındayız" dedi. Sağlık Bakanlığı’nın gerekli şartları sağlayan hastanelerde uyguladığı hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) gebeler tarafında tercih ediliyor. Türkiye’de yüksek sezaryen oranlarına karşı çalışmalar sürerken uzmanlar, suyun gebelerin rahatlaması ve kasların gevşemesi ile kadınların daha az ağrı hissederek doğumlarını gerçekleştirmesine imkan sağladığını ifade ediyor. Doğumlar uygun ısıdaki suda yapılırken bu çerçevede Anne Dostu Hastanelerden olan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum da gerçekleştirildi. Anneler Günü öncesi 25 yaşındaki Bella Yüksel ve İsmail Yüksel çifti ilk bebekleri Kuzey’i suda doğum sonrası kucaklarına aldı. 3 kilo 750 gram olarak dünyaya gelen Kuzey bebek, sağlıkla taburcu edilirken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu sürece ilişkin bilgi verdi. Doğumun gerçekleştirildiği küvetin ısıdan hijyene kadar birçok kontrolden geçtiği ifade edilirken Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, uygun gebelerde suda doğum planlamalarının yapıldığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. "Normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç" Bebeğini kucağına alan 25 yaşındaki Bella Yüksel, "2 yıllık evliyiz, bebeğimiz oldu, şehir hastanesinde doğdu. Güzel bir deneyimdi. Aklımda olan bir fikirdi, çok da istediğim bir doğum şekliydi. Farklı hastaneleri de araştırmışlığım vardı. Suda doğum, çok rahat ve sancılarımın çok azaldığı bir süreç oldu, doğumum çok kolaylaştı. Çok rahat gözüküyordu, deneyimlemek istedim hem sancılar az olsun hem daha kolay bir doğum geçireyim diye. İlk olmuşuz, biz de şaşırdık, iyi ki yapmışız. Suya geçtiğim zaman çok rahatladım, psikolojik olarak rahatladım, ebelerimizin doktorlarımızın yardımıyla hep yanımdalardı. Herkese de tavsiye ediyorum, normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç, daha çok teşvik eden bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bebeğimizin adı Kuzey oldu, 3 kilo 750 gram doğdu. Kucağıma ilk aldığım an çok güzel bir andı. Herkese nasip olur inşallah" şeklinde konuştu. "Çok güzel bir sürpriz ve unutulmaz bir anı oldu" 33 yaşındaki baba İsmail Yüksel, "Süreç biraz zorluydu ama eşim çok güçlüydü, hekimlerimiz ve ebelerimizin her zaman yanında olmasının desteğiyle de suda doğum eşimi çok rahatlattı. Eşime sarıldıktan ve Kuzey’i kucağıma aldıktan sonra tüm dertlerimiz unutuldu. Suda doğumda ilk olduk, evladımızın hikayeli doğması bizim için çok güzel bir sürpriz ve unutulmaz bir anı oldu" dedi. "Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor" ‘Suda doğum uygun gebelerde tam donanımlı ünitelerde deneyimli bir ekip tarafından yapılmalıdır’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, "Hastanemizde uluslararası standartlarda sterilizasyon ve takip süreçlerine uygun doğum ünitemizi açtığımız için mutluyuz ve faaliyete geçirmekten dolayı da büyük gurur duyuyoruz. İlk defa Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde suda doğumumuzu gerçekleştirdik. Anne ve bebek sağlığına çok dikkat ederek detaylı inceliyoruz. Pozisyonu veya öncesindeki enfeksiyon riski, farklı bir durumu var mı şeklinde değerlendiriyoruz, uygunsa planlıyoruz. Anne adayına rahatlama bebeğe de anne karnındaki sıcaklığı sunuyor, doğum eyleminin aktif fazı özel hazırlanmış doğum havuzlarında gerçekleşiyor. Doğum sancıları daha az hissediliyor. Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor. Kuzey bebeğimiz ilk gebeliğiydi, 3 bin 750 gram olarak dünyaya geldi" diye konuştu. "Uygun gebeliklerde güvenle uygulayabildiğimiz bir yöntem" ‘Gebelerimizin düzenli olarak kontrole gelmesi önemli’ diyen Uzm. Dr. Soyer Somunsu, sözlerine şöyle devam etti: "Doktorlara kendilerini bırakmalarını ve takiplerini aksatmamalarını öneriyoruz. Gebe okulumuzda eşli olarak da eğitimlerimiz verilmektedir. Bu şekilde doğuma daha hazırlıklı yaklaşmalarını bekliyoruz. Anne Dostu bir hastane olduğumuz için de hem fiziksel şartlar hem refakatçiyle beraber daha ev konforunda, bir yandan da tıbbın güvenilirliğinde bir hizmet sunuyoruz. Suda doğum için karar verdiğimiz gebelerde uygun sterilite sağlandıktan sonra suyun sıcaklığı 35-37 derece arasında ayarlanıyor. Düzenli aralıklarla da kontrol ediyoruz. Suyun içinde sürekli olarak ebe eşliğinde de takip ediyoruz. Hem bebeğin hem annenin takibi devam etmekte. Uygun gebeliklerde güvenle uygulayabildiğimiz bir yöntem. Müzik, aroma terapi, masaj teknikleri sürekli gebemizin yanındayız" Gebe okulu ile sürece bilinçli hazırlık Öte yandan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Gebe Okulu’nda anne ve anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası sürece fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan hazırlanması sağlanıyor. Alanda teorik ve uygulamalı, eşli eğitimlerin yanı sıra emzirme eğitimi ve danışmanlığı, yenidoğan bakımı gibi birçok konuda bilgilendirmeler yapılıyor. Böylelikle ailelerin süreci daha bilinçli ve sorunsuz geçirmesi hedefleniyor.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) başarıyla gerçekleştirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder