SAĞLIK
Şanlıurfa’da bir yılda 20 milyon 632 bin 142 muayene gerçekleştirildi 22 Ocak 2026 Perşembe - 17:05:03 Şanlıurfa’da 2025 yılı boyunca sağlık hizmetleri, artan hizmet kapasitesi ve genişleyen altyapısıyla dikkat çekti. Birinci basamaktan ileri düzey tedavilere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri sayesinde kent, yalnızca kendi nüfusuna değil, bölge genelindeki sağlık ihtiyacına da cevap verebilen önemli bir merkez konumunu pekiştirdi. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Erhan Berk, 2025 yılına ilişkin sağlık hizmetlerini değerlendirerek il genelinde sunulan hizmetler ve devam eden yatırımlar hakkında bilgi verdi. Kentte görev yapan 20 bin 393 sağlık çalışanı ile hizmet sunduklarını belirten Berk, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini ve etkinliğini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde 13 ilçe sağlık müdürlüğü, 2 eğitim ve araştırma hastanesi, 11 devlet hastanesi, 2 ağız ve diş sağlığı hastanesi ile 2 ağız ve diş sağlığı merkezi bulunuyor. Bu yapı sayesinde il genelinde sağlık hizmetleri kesintisiz şekilde yürütülüyor. Muayene sayısı 20 milyonu geçti 2025 yılı içerisinde Şanlıurfa genelinde toplam 20 milyon 632 bin 142 muayene gerçekleştirildi. Bu muayenelerin 15 milyon 107 bin 881’i kamu hastanelerinde yapıldı, birinci basamak sağlık tesislerinde ise 5 milyon 524 bin 261 muayene kaydedildi. Bu rakamlar, birinci basamağın sağlık sistemindeki yükü önemli ölçüde karşıladığını ortaya koydu. Muayenelere erişimin kolaylaştırılması amacıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) kapasitesinin artırıldığı bildirildi. 2025 yılında 4 milyon 882 bin 251 randevu kapasitesi açılırken, doluluk oranı yüzde 84,3 olarak gerçekleşti. Randevu alamadan başvuran hastaların da sağlık tesislerinde muayene edildiği belirtildi. Anne ve bebek sağlığı hizmetleri kapsamında 2025 yılında il genelinde 53 bin 699 doğum gerçekleşti. Gebelik takipleri, doğuma hazırlık eğitimleri ve yenidoğan bakım hizmetlerinin titizlikle sürdürüldüğü bildirildi. Aynı dönemde 397 bin 330 hastaya yataklı tedavi hizmeti sunuldu. Evde sağlık hizmetleri kapsamında ise 60 bin 304 hastaya toplam 149 bin 499 ziyaret gerçekleştirildi. Cerrahi hizmetlerde de yoğun bir yıl geride bırakıldı. İl genelinde 354 bin 347 ameliyat yapıldı. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri kapsamında 1 milyon 141 bin 663 poliklinik başvurusu, 226 bin 645 diş çekimi, 495 bin 814 cerrahi işlem, 258 bin 173 dolgu ve 123 bin 589 kanal tedavisi gerçekleştirildi. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanelerinde 500 hastaya implant tedavisi, 4 bin hastaya ise ameliyathane ortamında genel anestezi ve sedasyon altında diş tedavisi uygulandı. Ayrıca 2026 yılı itibarıyla tüm Ağız ve Diş Sağlığı Hastaneleri ve ADSM’lerde implant tedavisi hizmetinin verileceği bildirildi. Acil sağlık hizmetleri kapsamında il genelinde 115 tam donanımlı ambulans ve 65 acil sağlık hizmetleri istasyonu ile 7 gün 24 saat hizmet sunuldu. Yıl içerisinde 112 ekipleri 129 bin 906 vakaya müdahale ederken, 85 hasta uçak ambulans, 13 hasta helikopter ambulans ile ileri merkezlere sevk edildi. UMKE ekipleri ise yıl boyunca 3 bin 949 vakada görev aldı. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında 817 bin 54 doz aşı uygulanırken, 96 bin 375 kişiye KETEM kapsamında kanser taraması yapıldı. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde 200 Aile Sağlığı Merkezi, 778 Aile Hekimliği Birimi ve 305 mobil hizmet veren birim ile hizmet sunuldu. Mobil sağlık ekipleri aracılığıyla 994 mahallede, 311 bin 915 kişiye ulaşıldı. Sağlık yatırımlarına ilişkin bilgi veren Berk, 2025 yılında birçok Aile Sağlığı Merkezinin hizmete açıldığını, yapımı süren Şanlıurfa Şehir Hastanesi’nin fiziki gerçekleşme oranının yüzde 94’e ulaştığını ve 2026 yılı içerisinde hizmete açılmasının planlandığını bildirdi. Tamamlandığında bölgenin en büyük sağlık yatırımlarından biri olacak şehir hastanesinin, Şanlıurfa’yı sağlık alanında daha da güçlü bir konuma taşıması hedefleniyor. Berk, açıklamasının sonunda Şanlıurfa’da sağlık hizmetlerinin her alanda daha erişilebilir ve etkin hale getirilmesi amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini, önümüzdeki dönemde hizmet kapasitesinin daha da artırılmasının hedeflendiğini ifade etti.
22 Ocak 2026 Perşembe - 16:05 Tarsus’ta kadınlara sağlık ve güvenlik eğitimi Tarsus Belediyesi tarafından düzenlenen gezi ve eğitim programıyla kadınlar, sağlık ve güvenlik konularında bilinçlenirken sosyal ve kültürel paylaşımlarla bir araya geldi. Tarsus Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen, iki gün süren gezi ve eğitim programı kapsamında, ilk gün Barbaros ve Öğretmenler mahallelerinden kadınların katılımıyla Baraj Mesire Alanı’nda buluşma gerçekleştirildi. Etkinlikte kadınlar hem sosyalleşme imkanı buldu hem de bilinçlendirici programlara katıldı. Baraj Mesire Alanındaki buluşmanın ardından katılımcılar Güner Yüksek (Hala) Kadın Yaşam Destek ve Dayanışma Merkezine geçerek eğitim programına katıldı. Çağ Üniversitesi iş birliğiyle, öğretim görevlileri Şeyda Çavmak ve Adem Bilgin tarafından ‘Kadınlar İçin Sağlık ve Güvenlik Eğitimi’ verildi. Eğitimde kadınların sağlık ve güvenlik konularında farkındalıklarının artırılması hedeflenirken, günlük yaşamda karşılaşılabilecek muhtemel durumlara yönelik bilgilendirmelerde bulunuldu. Programın ikinci günü ise Bolatlı Mahallesi’nden kadınların katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcılar, kentin tarihi ve kültürel mirasını yakından tanımak amacıyla Kırkkaşık Bedesteni, Makam-ı Danyal Camii ve Kubat Paşa Medresesi’ni ziyaret etti. Kültür gezisinin ardından kadınlar yeniden Güner Yüksek (Hala) Kadın Yaşam Destek ve Dayanışma Merkezinde düzenlenen ‘Kadınlar İçin Sağlık Okur Yazarlığı’ eğitim programına katılarak etkinliği tamamladı.
22 Ocak 2026 Perşembe - 15:27 Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kalp sağlığı için beslenme önerilerinde bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, çözünebilir liflerin kolestrolü düşürebileceğini söyledi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumlarına karşı sağlıklı beslenme alışkanlığı ile mücadele edilebilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü, kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" dedi. "Doymuş ve trans yağlar tüketmeyin" Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan kalorinin, günlük toplam kalorinin yüzde 10’nunu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda ise bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken, ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" diye konuştu. "Haftada 4 yumurtayı aşmayın, kırmızı et yerine balık tercih edin" Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden de bahseden Amasyalı, "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" şeklinde konuştu.
Kaza sonrası hayatını kaybeden vatandaş, bağışlanan organlarıyla 7 hastaya umut oldu
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:53 Kaza sonrası hayatını kaybeden vatandaş, bağışlanan organlarıyla 7 hastaya umut oldu Denizli’de geçirdiği trafik kazası sonucu hastanede sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybeden 49 yaşındaki Ali Körnes’in ailesi tarafından bağışlanan organları, Denizli Devlet Hastanesi’nde alınarak İzmir ve Muğla’da organ bekleyen yedi hastaya umut oldu. 13 Ocak’ta geçirdiği trafik kazası sonrası Denizli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Ali Körnes, yapılan tahlil ve tetkiklerin ardından Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındı. Yoğun bakımdaki tüm müdahalelere rağmen Körnes’in 9 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Denizli Devlet Hastanesi Organ Nakli Birimi tarafından ailesiyle yapılan görüşmeler sonucunda Ali Körnes’in organları bağışlandı. Bunun üzerine İzmir ve Muğla’dan gelen ekipler tarafından 2 kornea, 2 böbrek, kalp, ince bağırsak ve karaciğeri alınarak İzmir’de ve Muğla’da organ bekleyen hastalara nakledilmek üzere gönderildi. "Organ bağışı ile organ bekleyen hastalara yeni bir yaşam imkanı verebiliriz" Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Ali Körnes’in ailesine başsağlığı dileyerek organ bağışında bulundukları ve bu konudaki duyarlılıkları için teşekkür etti. Öztürk, organ bağışının hayati önemine dikkat çekerek, "Sağlık Bakanlığımızın güncel verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 33 bin hasta organ beklemekte olup her organ bağışı bu hastalara yeni bir hayat olmaktadır. Bazı hastalıkların tedavisi sadece organ nakli ile mümkün olup ne yazık ki her gün 3 ila 4 vatandaşımız organ bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Bu nedenle her bağış, kelimenin tam anlamıyla yeni bir hayat demektir. Denizli’de 2025 yılında tespit edilen 27 beyin ölümüne karşılık 13 kişinin organları bağışlandı. 2026 yılının ilk bağışı da bu yapılan bağışla bugün gerçekleşti ve 7 hastaya umut oldu. Organ bağışında en önemli eksiklik kadavradan bağış olduğunu görüyoruz. Müdürlük olarak yürüttüğümüz ‘Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi’ kapsamında sağlık ekiplerimizin gayreti ile her alanda organ bağışının önemini anlatmaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda buradan bütün vatandaşlarımıza bir kez daha sesleniyorum. Organ bağışıyla birlikte özellikle kadavradan nakilleri arttırabilir, organ bekleyen hastalara yeni bir yaşam imkanı verebiliriz. Öldükten sonra bir insanın canına can katabileceğimizi düşünerek hayattayken organlarımızı bağışlayabiliriz. Organ bağışı artık e-devlet üzerinden de kolaylıkla yapılabilmektedir. Organ bağışı bireysel bir karardır, bu karar kişinin vasiyeti niteliğindedir. Yeni sistemde bağışçıların birinci derece yakınları da öncelikli konumda olacak, organları nakil için kullanılan kişilerin yakınları, acil organ bekleyenler hariç, listede öncelikli olacaktır. Ben buradan vefatı sonrası organ bekleyen hastalara umut olan Ali Körnes’e Allah’tan rahmet, organ bağışında bulunarak örnek olan yüce gönüllü ve kederli ailesine duyarlılıklarından dolayı şükranlarımı sunuyor, baş sağlığı diliyorum" diye konuştu.
PAÜ Hastanesindeki tehdit ve taciz iddiaları yargıya taşındı
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:37 PAÜ Hastanesindeki tehdit ve taciz iddiaları yargıya taşındı Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde görevli erkek hemşire mobbing, tehdit ve sözlü tacize maruz kaldığını iddia ettiği ses kayıtlarıyla birlikte suç duyurusunda bulundu. Pamukkale Üniversitesi Hastane Müdürlüğü makamında yaşandığı ileri sürülen ve hastanede görevli bir erkek hemşire K.D.’ye yönelik mobbing, tehdit ve ağır sözlü taciz iddiaları yargıya taşındı. Görev yaptığı birimde gördüğü aksaklıklarla ilgili olarak verdiği dilekçe hakkında görüşmek için çağrıldığı makamda hak etmediği bir tavırla karşılaştığını savunan K.D., yaşadıklarının katını olan ses kayıtları birlikte Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne de müracaat eden K.D., baskı gördüğünü ileri sürdüğü yönetici ve kişiler hakkında idari soruşturma başlatılması talep etti. Sağlık çalışanı K.D.’nin aksaklıklarla ilgili dilekçe vermesi sonrası yapılan görüşmede kayda alındığı belirtilen konuşmalar kamuoyunda büyük tepki topladı. Yaşadıklarının ardından yasal mücadele başlatan erkek hemşire K.D., görüşme sırasında baskı ve tehdit göreceğini öngördüğü için konuşmayı kayıt altına aldığını ve ses kayıtlarını savcılığa delil olarak sunduğunu ifade etti. Yaşananları savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde anlatan K.D.’nin dilekçesinde şu ifadeler yer aldı: "Çalıştığım birimdeki sorunların çözülmesi için resmi dilekçe verdim. Görüşmeye çağrıldım. Hastane Müdürünün odasına girdiğimde yönetici, aynı zamanda bir sendikanın başkan yardımcısı olan A.A. ve sendika temsilcisi vardı. Sorunlarımı konuşmak yerine sendikam sorgulandı. Ardından bana açıkça ‘Sana tecavüz ederlerse ses çıkaracaksın’ denildi. Bu sözleri duyduğumda donup kaldım. Kendimi değersiz, çaresiz ve tehdit altında hissettim. Bana ‘Hangi sendikaya üyesin?’ diye soruldu. İstedikleri sendikada olmadığımı söylediğimde, ‘O zaman sana yardımcı olamayız’ dediler. Nöbetlerim, çalışma koşullarım ve hatta işimle tehdit edildim. Hak aramanın bedelinin bu kadar ağır olacağını düşünmemiştim"
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:53 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek, "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve Covid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda, hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil, onun yanında RSV gibi, Covid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor. Çocuklarda hastaneye yatışlar yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek, "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz influenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenzada kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi aşı. Hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşısı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:41 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek; "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve kovid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil onun yanında RSV gibi kovid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor ve çocuklarda hastaneye yatışları yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek; "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz İnfluenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenza da kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:19 Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç Sağlık Bakanlığı tarafından Muğla’ya tahsis edilen UMKE Lojistik Aracı, afet ve acil durumlarda tıbbi ekipmanların olay bölgesine hızla ulaştırılmasını sağlayarak operasyonel kabiliyeti en üst seviyeye çıkaracak. Sağlık Bakanlığı, afetler ve olağandışı durumlarda Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) müdahale hızını ve etkinliğini artırmak amacıyla Muğla’ya 1 adet tam donanımlı UMKE Lojistik Aracı tahsis etti. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda kente kazandırılan araç, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin kalitesini bir üst basamağa taşıyacak. Yeni tahsis edilen araç; afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik tıbbi malzemelerin, teknik ekipmanların ve lojistik destek unsurlarının olay yerine güvenli ve zamanında ulaştırılmasında kilit rol oynayacak. Bu sayede UMKE ekiplerinin sahadaki organizasyon yeteneği güçlenirken, medikal kurtarma hizmetlerinin hiçbir aksama yaşanmadan, kesintisiz bir şekilde sunulması hedefleniyor. Muğla’nın zorlu coğrafi yapısı, yüksek turizm potansiyeli ve mevsimsel nüfus artışından kaynaklanan ihtiyaçlar, bu yatırımı daha da önemli kılıyor. İl genelindeki afet hazırlık kapasitesini güçlendiren bu lojistik takviye ile Hızlı Müdahale, Koordinasyon, Hizmet Kalitesi oluşturuluyor. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmede, yeni lojistik aracın UMKE ekiplerinin operasyonel gücüne büyük katkı sağlayacağı vurgulandı. Özellikle doğal afetlerde ve büyük çaplı kazalarda, sahadaki sağlık neferlerinin ihtiyaç duyduğu her türlü materyalin bu araç vasıtasıyla hızla mobilize edilmesi, hayat kurtarma sürecinde zaman kazandıracak.
Siirt’te ’Sigarayı Bırak Kazan Kampanyası’nda ödüller sahiplerini buldu
22 Ocak 2026 Perşembe - 12:37 Siirt’te ’Sigarayı Bırak Kazan Kampanyası’nda ödüller sahiplerini buldu Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya öncülüğünde başlatılan ve İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Bırak Kazan Kampanyası" kapsamında sigarayı bırakan vatandaşlara ödülleri takdim edildi. Bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak ve vatandaşları sağlıklı bir yaşama teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen kampanya kapsamında, sigarayı bırakan katılımcılar arasından yapılan kura sonucunda belirlenen isimler ödüllendirildi. Kampanyaya katılarak ödül almaya hak kazanan vatandaşları makamında kabul eden Vali Dr. Kemal Kızılkaya, sigarayı bırakan 4 vatandaşa sembolik olarak ödüllerini takdim ederek, kendilerini tebrik etti. Ödülün asıl değerinin altın değil sağlık olduğuna dikkat çeken Vali Kızılkaya, bağımlılıkla mücadele kapsamında bir farkındalık ortaya koymayı hedeflediklerini söyledi. Vali Kızılkaya, kampanyaya 210 vatandaşın başvuruda bulunduğunu belirterek, "Bu çalışma ile birçok sigara bağımlısının sağlıklı bir yaşama adım atmasını sağladık. Kampanyaya katılan ve sigarayı bırakan 4 vatandaşımızı sembolik olarak ödüllendirdik. Aslında bu kampanyaya katılan herkes kazanmıştır. Her türlü bağımlılıkla mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Sigarayı bırakan ve ödül kazanan vatandaşlardan Sabri Abaca, çocukları için sigarayı bırakma kararı aldığını ifade ederken, bir diğer ödül sahibi Leyla Bağrıyanık ise kampanya sayesinde sigarayı bıraktığını ifade ederek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kış aylarında göz kuruluğu şikayetleri artıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:55 Kış aylarında göz kuruluğu şikayetleri artıyor Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini söyledi. Kış aylarının bir getirisi olan soğuk hava, rüzgar ve ısıtıcıların kullanıldığı kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi kimi zaman göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda göz yüzeyinin nem dengesi bozuluyor, bunun sonucunda da göz kuruluğu şikayetleri oraya çıkıyor. Göz kuruluğu en sık gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kum kaçmış hissi ve zaman zaman bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Medline Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, bu sorunun günlük yaşam konforunu düşürmesine rağmen çoğu zaman ihmal edildiğini belirterek alınabilecek önlemleri anlattı. Soğuk ve rüzgar olumsuz etkiliyor Prof. Dr. Koçluk, soğuk havanın etkisiyle gözyaşının daha hızlı buharlaştığını belirterek, "Rüzgar, göz yüzeyindeki koruyucu gözyaşı tabakasını zayıflatarak kuruluğu artırır. Kış aylarında kapalı ortamlarda kullanılan kalorifer, klima ve sobalar ise havadaki nem oranını düşürerek göz yüzeyinin kurumasına neden olur. Bununla birlikte bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital ekranlara uzun süre bakmak, göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğunu daha da belirgin hale getirir. Özellikle masa başında çalışanlar, öğrenciler ve uzun süre ekran kullanan kişiler kış aylarında bu sorunu daha sık yaşayabilir" dedi. Enfeksiyon riskine yol açıyor Koçluk, göz kuruluğunun sadece rahatsız edici bir his oluşturmayıp tedavi edilmediğinde göz yüzeyinde hassasiyet artışına, enfeksiyon riskinin yükselmesine ve görme kalitesinde geçici düşüşlere yol açabildiğini belirterek, "Kontakt lens kullanan kişilerde bu durum daha belirgin hissedilebilir. Ayrıca ileri yaş, bazı kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan bazı ilaçlar da göz kuruluğu riskini artıran faktörler arasında yer alır. Göz kuruluğu, yalnızca gözlerde hissedilen fiziksel rahatsızlıklarla sınırlı kalmayıp günlük yaşam kalitesini de olumsuz etkiler. Uzun süreli okuma, araç kullanma, ekran başında çalışma gibi dikkat gerektiren aktiviteler sırasında göz yorgunluğu ve odaklanma güçlüğü ortaya çıkabilir. Bu durum hem iş verimliliğini hem de sosyal yaşamı etkileyerek kişinin yaşam konforunu düşürür. Özellikle kış aylarında artan şikayetler, göz sağlığının düzenli olarak değerlendirilmesi gerekliliğini daha da önemli hale getirir" dedi. Erken tanı önem kazanıyor Göz kuruluğunda erken tanı ve şikayetlerin kontrol altına alınması ve ilerleyici sorunların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Koçluk, "Kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması, göz sağlığının gelecekte de korunmasına katkı sağlar. Kuruluk hissi, yanma ya da batma gibi yakınmalar uzun süre devam ediyorsa, altta yatan farklı bir göz hastalığının olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir" diye konuştu. Prof. Dr. Koçluk, kış aylarında göz kuruluğuna karşı şu önerilerde bulundu: "Rüzgarlı ve soğuk havalarda dışarı çıkarken koruyucu gözlük kullanın. Kapalı ortamlarda ortamı nemlendirici cihazlardan faydalanın. Bilgisayar ve telefon kullanımında düzenli aralar verin, bilinçli şekilde göz kırpmaya özen gösterin. Gözlerinizi ovalamaktan kaçının. Bol su tüketerek vücudun genel nem dengesini koruyun. Göz kuruluğu şikayetleri devam ederse, göz doktorunun önerdiği suni gözyaşı damlalarını kullanın. Şikayetler uzun sürüyorsa bir göz hastalıkları uzmanına başvurun."