SAĞLIK
19 Temmuz 2024 Cuma - 16:30 ’Havuz suları el ayak ağız hastalığını bulaştırabilir’ El ayak ağız hastalığının ellerde, ayaklarda ve ağız içinde büllöz lezyonlarla kendini gösteren viral bir hastalık olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Şule Turan Akyol, “Özellikle 2-6 yaş arası çocuklarda sık görülür, ancak nadiren erişkinlerde de rastlanabilir. Yüksek bulaşıcılığı nedeniyle çocuk gruplarında salgınlara neden olabilir” dedi. El ayak ağız hastalığının, enfekte kişilerin nazofarengeal sekresyonlarından, döküntülerin içindeki sıvılardan ve dışkılarından bulaşabileceğini söyleyen VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Turan Akyol, “Enfekte kişilerin dışkısında virüs, 2-4 hafta süreyle bulunabilir ve bu süre 12 haftaya kadar uzayabilir. Ayrıca, havuz sularının yutulması, ortak kullanılan eşya ve oyuncaklar, havlu ve şezlonglar da bulaşmada önemli rol oynar” diye konuştu. “Ateş, iştahsızlık ve halsizlik gibi belirtilere dikkat” Hastalığın başlangıcında ateş, iştahsızlık ve halsizlik gibi genel belirtiler görülebileceğine değinen Uzm. Dr. Akyol, "Daha sonra ciltte veziküler ve püstüler lezyonlar oluşur. Ağız içinde de benzer lezyonlar görülür ve bu lezyonlar suçiçeği ve aftlarla karıştırılabilir. Lezyonlar genellikle el içi, ayak tabanı ve ağız içinde görülse de, daha az sıklıkla diz, dirsek ve popo kenarlarında da olabilir” şeklinde konuştu. Tedavi yöntemleri El ayak ağız hastalığının spesifik bir tedavisi olmadığını belirten Uzm. Dr. Akyol, “Çocuğu rahatlatmak amacıyla semptomatik tedavi uygulanabilir. İkincil bir enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur. Genellikle cilt lezyonları iz bırakmadan iyileşir" şeklinde konuştu. "Hastalığın Tespiti için özel laboratuvar testleri gerekiyor" Rutin kan tetkiklerinde virüs tespit edilemeyeceğini söyleyen Uzm. Dr. Akyol, “Virüsün tespiti için özel laboratuvar testleri gereklidir ancak her vakada bu testlerin yapılmasına gerek yoktur. El ayak ağız hastalığı bağışıklık oluşturmaz, bu nedenle tekrar geçirilebilir. Rutinde uygulanan bir aşısı bulunmamaktadır” dedi. Hastalığın en yaygın nedenlerinin Coxsackievirüs A16 ve enterovirüs 71 virüsleri olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akyol, “Özellikle 2-6 yaş arası çocuklarda sık görülür, ancak nadiren erişkinlerde de rastlanabilir. Yüksek bulaşıcılığı nedeniyle çocuk gruplarında salgınlara neden olabilir. Tropikal iklim, düşük hijyen ve kalabalık bölgelerde salgın riski artar" ifadelerini kullandı. Korunma yolları El ayak ağız hastalığından korunmak için hasta bireylerden uzak durulması ve enfekte kişilerin özellikle 1 hafta boyunca kreş, okul ve benzeri kalabalık ortamlardan uzak tutulmasının gerektiğini belirten Uzm. Dr. Akyol şunları söyledi: "Çocukların oynadıkları ortak oyuncakların dezenfeksiyonuna özen gösterilmeli ve eller etkin bir şekilde yıkanmalıdır. Bebeklerin bez değişimi sonrası ellerin yıkanması, tabak, çatal, kaşık, havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve hasta bireylerle öpüşme, sarılma gibi yakın temastan kaçınılması gerekmektedir."
19 Temmuz 2024 Cuma - 15:50 Aksaray Belediyesi zabıta ekipleri fırınları denetliyor Aksaray Belediyesi Zabıta ekipleri il genelinde faaliyet gösteren fırınları denetleyerek vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıda tüketimini sağlamak amacıyla büyük bir titizlikle denetimlerini sürdürüyor. Belediye Başkanı Evren Dinçer ise yaptığı açıklamada, “Halkımızın sağlığı ve güvenliği için denetimlerimiz sürecek” dedi. Sabahın erken saatlerinde başlayan denetimlerde zabıta ekipleri fırınlarda hijyen çeçevesinde baştan sona inceledi. İşletmelerde kullanılan malzemelerin saklama şartlarında, ürünlerin hijyenik sunumuna, personelin el temizliği ve giyim düzeninden, çalışma ortamının genel temizliğine kadar pek çok detay kontrol edildi. Ayrıca fırınlara ait çalışma izin belgeleri ve gıda güvenliği sertifikaları da detaylı bir şekilde incelendi. Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer, denetimlerin amacının halk sağlığını korumak ve vatandaşların güvenle gıda tüketebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Başkan Dinçer, "Halkımızın güvenliği ve sağlığı bizim için en öncelikli konudur. Bu kapsamda düzenlediğimiz denetimlerle işletmelerin hijyen standartlarına uyup uymadığını yakından takip ediyoruz. Vatandaşlarımızın, ekmek ve diğer fırın ürünlerini sağlıklı bir şekilde tüketebilmeleri için gerekli önlemleri alıyoruz" şeklinde konuştu. Denetimlerde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılmadığı ve işletmelerin genel olarak hijyen kurallarına uygun hareket ettiği belirtildi. Zabıta ekipleri, bu tür denetimlerini düzenli olarak sürdüreceklerini ve gıda güvenliği konusundaki hassasiyetlerini koruyacaklarını vurguladı. Halk sağlığını korumak adına il genelindeki denetimlerini periyodik olarak gerçekleştireceklerini ve işletmelerin gıda güvenliği standartlarına uyumunu sağlamak için kararlılıkla çalışacaklarını belirtti.
Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu
19 Temmuz 2024 Cuma - 14:46 Uzmanı uyardı: Sıcak havalar hastanelerde artışa neden oldu Şırnak Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Volkan Burak Taban, "Gebe hastalarımızın mutlaka sıvı tüketimine dikkat etmeleri, bu sıcaklarda sıvı tüketimini bir miktar arttırmaları ve özellikle hareketsiz kalmamaları çok önemli. Çünkü bizim de şu an servislerimizde takip ettiğimiz birden fazla damar tıkanıklığı hastası ve aynı zamanda damar pıhtılaşması olmaya başladı" dedi. Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü’nün hava sıcaklığında 3 ila 5 derece artış olacağını duyurduğu kentlerden biri olan Şırnak’ta Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Volkan Burak Taban, özellikle kronik rahatsızlığı olan vatandaşların bol su tüketerek, 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamalarını önerdi. Hastalarında özellikle sıcaklıkla beraber kronik hastalığı olanlarda zorlanma gördüklerini belirten Dr. Taban, özellikle kalp, tansiyon hastaları, daha önce geçirilmiş baypas ameliyatı olan kalp hastaları, kronik hastalığı bulunan hastaların dışarıda çok fazla zaman geçirmemesi gerektiğinin altını çizdi. Hava sıcaklığı nedeniyle vücutta sıvı kaybına bağlı olarak damarın içerisindeki sıvı hacmi azaldığı için damarın içerisinin pekmez kıvamına geldiğini, bu nedenle vatandaşların mutlaka bol sıvı tüketerek dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Dr. Taban, “Havanın sıcaklığına bağlı olarak tansiyonlarda oynamalar, düşmeler, yükselmeler olabilir. Damar sağlığı açısından da çok sıcak durumlarda vücudumuzda yoğun oranlı terleme oluyor. Terleme ile beraber hem hissettiğimiz, hem hissetmediğimiz terlemelerin miktarı artıyor ve vücutta sıvı kaybı oluşuyor. Vücutta sıvı kaybına bağlı olarak damarın içerisindeki sıvı hacmi azaldığı için damarın içerisi adeta bir pekmez kıvamında yapışkanlı viskositesi artıyor ve pıhtılaşma özellikle bu aylarda çok fazla gözüküyor. Bu yüzden hastalarımıza özellikle bolca sıvı tüketmelerini tavsiye ediyoruz" dedi. "Hareketsiz kalmamalarını, bacak damarlarını özellikle arada bir hareket ettirmelerini, uzun süre sabit bir şekilde çalışan hastalarımızın, vatandaşlarımızın özellikle ayaklarını ara ara dinlendirmeleri ve yürüyüş yapmaları gebe hastalarımız için çok önemli" diyen Dr. Taban, "Gebe hastalarımızın mutlaka sıvı tüketimine dikkat etmeleri, bu sıcaklarda sıvı tüketimini bir miktar arttırmaları ve özellikle hareketsiz kalmamaları çok önemli. Çünkü bizim de şu an servislerimizde takip ettiğimiz birden fazla damar tıkanıklığı hastası ve aynı zamanda damar pıhtılaşması olmaya başladı. Bu ortak özellikleri sıvı tüketimlerinin az olması. Buna dikkat edilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı
19 Temmuz 2024 Cuma - 13:45 Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkılarıyla, Erdirençelebi Ailesi tarafından yapımı tamamlanan "Selçuklu Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi"nin resmi açılışı gerçekleştirildi. Selçuklu’ya sağlık alanında birçok eser kazandıran Selçuklu Belediyesi bu alanda öncülük etmeye devam ediyor. Bu çerçevede önemli bir iş birliğine imza atan Selçuklu Belediyesi arsa tahsisini yaptığı Fatma- Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını diğer paydaşlar olan Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve iş insanı Muammer Erdirençelebi ile birlikte gerçekleştirdi. “İlçe sakinlerimizin sağlık hizmetine kolay erişimi bizim için önemli” Türkiye’de ve Konya’da sağlık alanında standartların çok yükseldiğini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Özellikle Sağlık Bakanlığımızın yaptığı yatırımlarla bütün şehirlerimizde, bütün illerimizde başta Şehir Hastanelerimiz olmak üzere çok yüksek standartta bir sağlık hizmetini tüm vatandaşlarımıza ülke olarak şu anda veriyoruz. Ama Türkiye’deki sağlık standartlarının yükselmesiyle birlikte Konya’mızda artık çok daha farklı bir noktaya gelmiş durumdayız. Ben özellikle il sağlık müdürümüze, tüm ekibine, ilçe sağlık müdürlerimize bu konuda teşekkür ediyorum. Hakikaten sağlık bakanlığımızın yaptığı çalışmaların üstüne ne koyabiliriz diye her gün mücadele ediyorlar, her gün farklı bir alanda bizlerle birlikte oluyorlar ve bu güzel eserler de ortaya çıkıyor. Konya’mızda başta şehir hastanemiz olmak üzere tıp fakültesi hastanelerimiz, Numune Hastanemiz, diğer sağlık tesislerimiz hakikaten beş yıldızlı bir sağlık hizmetini tüm hemşerilerimize ulaştırıyorlar. Biz de tabii belediyeler olarak tüm hemşerilerimizin. Talepleri, istekleri, beklentileri noktasında özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin en nitelikli, en kaliteli bir şekilde vatandaşlarımıza ulaşması noktasında yine il sağlık müdürlüğümüzle, ilçe sağlık müdürlüğümüzle ve hayırseverlerimizle birlikte elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bugün Parsana Mahallemizde çok güzel bir tesisin açılışını yapıyoruz. Burada Parsana muhtarımızın da çok büyük emekleri var ben kendisine özellikle buradan teşekkür etmek istiyorum çünkü muhtarlığın ilk günlerinden itibaren bu konuda çok büyük bir çaba sarf etti. Aile Sağlığı Merkezi’nin yapımıyla ilgili süreçleri, izin süreçlerini takip etti. Hem de arsa temin noktasında bizimle sürekli temas halindeydi. Sonra da hayırseverimizle bu güzel tesisin gerçekleşmesi için gerekli irtibatları kurdu. Çok güzel bir tesis olmuş, güzel bir bina olmuş, örnek bir bina olmuş. Hayırseverimiz işi en güzel şekilde tamamlamış. Burada inşallah Parsana mahallemize uzun yıllar bu bina aile sağlığı merkezi olarak hizmet verecek. Hiç kimse herhangi bir şekilde hastanelerimize muhtaç olmasın ancak aile sağlığı merkezlerimiz tüm hemşehrilerimizin özellikle sağlıklı yaşayabilmeleri için de özel bir çalışmayı yürütüyor ve hem hastalarımıza hizmet veriyor hem de koruyucu sağlık hizmetleri noktasında da önemli çalışmalar yapıyorlar. Ben bütün hemşehrilerimize bütün vatandaşlarımıza sağlıklı sıhhatli günler diliyorum. Bu tesisin Selçuklumuza, mahallemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Tüm emeği geçenlere, hayırseverimize, muhtarımıza, iyi sağlık müdürümüze, bütün emeği geçen mimarından, mühendisine, yapımda görev alan tüm ekip arkadaşlarına varıncaya kadar herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. Bir hayır hizmetinin açılışını gerçekleştirdiklerini ifade eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Konya’nın güzel bir iş birliği modeli geliştirdiğini belirtti. Angı, açılışı yapılan Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin hayırlara vesile olmasını diledi. Sağlık hizmetlerinde kalite kadar erişilebilirliğin de önemli olduğunu vurgulayan Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, Konya olarak sağlık altyapısını bakanlığın nezaretinde; il sağlık müdürlüğü, belediyeler ve hayırseverlerinin desteği ile çok yüksek yerlere geldiğine şahitlik ettiklerini söyledi. Hayırsever Muammer Erdirençelebi ise yapılan hizmetin bir çok insana hayırlara vesile olmasını temenni etti. Dualarla gerçekleştirilen Fatma-Alparslan Erdirençelebi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı sonrasında protokol üyeleri tesisi gezdi. Açılışa, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç, hayırsever Erdirençelebi ailesi, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
‘Endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile aynı gün taburcu olunabilir’
19 Temmuz 2024 Cuma - 13:44 ‘Endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile aynı gün taburcu olunabilir’ Lokal veya epidural anestezi ile uygulanabilen tam endoskopik bel fıtığı ameliyatının, hastanın sağlığına daha çabuk kavuşmasına destek olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, “Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile hasta aynı gün taburcu olabilir, kısa bir zaman içinde de iş hayatına dönebilir” dedi. Liv Hospital Samsun Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, bel fıtığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Bel ve bacak ağrılarının, bel fıtığının en sık görülen belirtileri olduğunun altını çizen Opr. Dr. Ulaş, ancak vücuttaki ağrıların nedeninin kesin olarak bel fıtığı nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığının belirlenebilmesi için röntgen ya da emar (MR) gerekebileceğini vurguladı. Bazı kişilerde hastalığın tedavisi için ameliyat gerekebileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Ulaş, tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı ile hastanın aynı gün taburcu olabildiğini, kısa bir zaman içinde de iş hayatına dönebildiğini belirtti. “Omurgadaki disklerin yerinden oynaması sonucu fıtık oluşuyor” Vücudu ayakta tutan omurgamızın çok sayıda kemikten oluştuğunu ifade eden Opr. Dr. Ulaş, “Omurganın esnek olmasını sağlayan ise bu kemikler arasında bulunan disklerdir. Daire şeklindeki bu diskler omurlar arasında yastıklama işlevi görür. Disklerin güçlü, fibröz bir dış kısmı ve jöle benzeri ‘nucleus pulposus’ adında orta kısmı vardır. Bel fıtığı, yastıklama görevi gören ve omurgaya esnekliği veren bu disklerin yerinden oynaması sonucu oluşur. Yerinden oynayan disk, omurilik içinden geçen ve vücudun pek çok noktasına beyinden gelen mesajları ileten sinirlere baskı yapar. Bu baskı sonucunda ise şiddetli ağrılar görülebilir. Disk kayması da denilen bel fıtığı, genellikle omurganın alt kısmında görülmesine karşın omurgada bulunan herhangi bir disk yerinden oynayabilir” şeklinde konuştu. “Bel fıtığı belirtilerine dikkat” Bel fıtığı belirtileri arasında bel, bacak ağrılarının en sık görülen belirtiler olduğunu dile getiren Opr. Dr. Ulaş, “Ancak ağrıların nedeninin kesin olarak bel fıtığı nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığının belirlenebilmesi için röntgen ya da MR gerekebilir. Çünkü bel ağrısı bu bölgede bulunan kas ve bağlardaki başka bir problem (kas zorlanması gibi) nedeniyle de yaşanabilir. Ağrılar: Bel fıtığının neden olduğu ağrılar genellikle şiddetlidir ve kişiyi ağrı kesici almaya zorlayabilir. Ağrılar birden ortaya çıkar ve öksürme, hapşırma gibi ani hareketlerde şiddetlenir. Bu ağrılar düz ve sert bir yüzeye uzanarak hafifletilebilir“ bilgisini verdi. “Aynı gün taburcu olma imkânı var” Almanya ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde tam endoskopik bel fıtığı ameliyatının yıllardır yapıldığını işaret eden Opr. Dr. Ulaş, uygulanan teknik hakkında şu bilgileri paylaştı: “Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı, bel bölgesine arkadan (interlaminar) veya yan taraftan (transforaminal) 0,5 cm’lik cilt kesesi ile lokal anestezi altında 4 mm’lik bir endoskop borusu ile girilip, ekrandan cerrahi alan görülerek gerçekleştirilmektedir. Lokal veya epidural anestezi altında yapılan bir işlem olduğundan hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir. Ayrıca bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi kas dokunun sıyrılması ve kemik çıkartılması gibi aşamalar olmadığından hastaların iyileşme, yürüme ve işe dönmesi çok daha hızlı olur. Ameliyattan kısa bir süre sonra hasta yürüyebilir, aynı gün evine gidebilir. Çok kısa bir zaman içinde de işe dönebilir. Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı, kemik veya kas yapıda herhangi bir bozukluğu olmayan tüm bel fıtığı hastalarına hastanemizde uygulanabilmektedir."
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi ile Diş Hekimleri Odası arasında iş birliği protokolü
19 Temmuz 2024 Cuma - 13:01 MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi ile Diş Hekimleri Odası arasında iş birliği protokolü MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi ile Muğla Diş Hekimleri Odası arasında iş birliği protokolü imzalandı. Diş hekimliği eğitimlerinin organize edileceği, akademik ve bilimsel eğitimlerin hazırlaması amacıyla yapılan protokol, MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Aladağ ile Muğla Diş Hekimleri Odası Başkanı Z. Doruk Alp arasında imzalandı. Protokol kapsamında araştırma projeleri ve çalışmalar, konferanslar, sempozyumlar gibi her türlü mezuniyet sonrası mesleki etkinlikler düzenlenecek. Ayrıca her yıl 22 Kasım Diş Hekimliği Günü’nde yapılacak olan organizasyonlarda birlikte hareket edilerek program oluşturulacak. İmza töreninde konuşan MDO Başkanı Z. Doruk Alp, “Amacımız, Muğla İlinde diş hekimliğinin tüm paydaşlarının tek ses olarak kentimize ve vatandaşlarımıza faydalı olması. Oda olarak şehrimizin Diş Hekimliği Fakültesi ile gurur duyuyoruz. 27-28-29 Eylül tarihlerinde düzenleyeceğimiz ‘Karia Dostluk ve Barış Sempozyumu’nun Bilimsel Komite Başkanlığını Akın hocamızdan rica ettiğimizde bizleri kırmadılar, kendilerine çok teşekkür ederim. Diş Hekimleri Odası ve MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi olarak birlikte daha güçlüyüz” dedi. MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Aladağ ise, Fakülte öğretim üyeleri ile birlikte bilimsel çalışmaların yanı sıra Diş Hekimleri Odası’nın düzenlemiş olduğu ‘Karya Dostluk ve Barış Sempozyumu’na destek vermekten mutluluk duyacaklarını söyledi. Dekan Aladağ, “Bu iş birliği protokolü akademik ve bilimsel çalışmalara da büyük katkı sağlayacak, birlikte verilecek olan eğitimler ve uygulamalar öğrencilerimiz ve diş hekimleri için tecrübe kaynağı olacaktır. Ayrıca MDO ile birlikte hareket etmek Muğla halkına kaliteli hizmet ulaştırma adına hepimizi mutlu edecektir. Emeği geçen herkesi kutluyorum” diye konuştu.
Çocuk cerrahisi uzmanı op. dr. Bahtiyar Mehti’den ailelere uyarı
19 Temmuz 2024 Cuma - 12:09 Çocuk cerrahisi uzmanı op. dr. Bahtiyar Mehti’den ailelere uyarı Hayat Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bahtiyar Mehti, erkek çocuk ebeveynlerini sünnet konusunda uyarırken ailelerin sıkça sorduğu, çocuklarının ne zaman ve hangi yaşta sünnet ettirilmesi gerektiği, yenidoğan döneminde sünnet yaptırılır mı, sünnetin genel anestezi ile mi lokal anestezi ile mi yaptırılması gibi sorularına açıklık getirdi. Sünnetin sosyolojik, psikolojik ve medikal yönlerinin bulunduğunu belirten Op. Dr. BahtiyarMehti, “Genel kanı çocuklar için 2 yaşından önce 6 yaşından sonra olması gerektiği şeklindedir. Bunun başlıca nedeni çocukların 2 yaştan önce cinsel kimliğinin gelişmemesi, 6 yaşından sonra ise cinsel kimliğinin oluşmuş olmasıdır. Daha basit bir dille anlatırsak 2 yaşından önce çocuk, erkek olduğunun farkında değildir, 6 yaşından sonra ise kendini erkek olarak bilmektedir. 2-6 yaş aralığında aile isteği üzerine olan sünnet, çocuklarda ciddi travmalar oluşturabilir, özellikle ilerleyen yaşlarda sünnet travması, cinsel organa karşı küskünlük ve cinsiyet kimlik sorgulamasına kadar psikolojik travma oluşturabilir” dedi. Yenidoğan döneminde sünnet ile ilgili de açıklama yapan ve “Yenidoğan çocuğun kilo kaybı, gaz sancısı, beslenme alışkanlıklarının oluştuğu 3-4’üncü aydan sonra yapılmasını doğru bulmaktadır. Ayrıca sünnet derisinin yenidoğan döneminde penis başını koruyucu salgılar üretmesi, onu enfeksiyon ve mekanik travmadan koruma sağladığı da bilinmektedir. Erken yapılan sünnetin bu bariyeri etkisiz hale getireceği düşünülmektedir” şeklinde konuşan Hayat Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı sözlerini şöyle sürdürdü: “6 aydan küçük çocuklarda lokal sünnet iyi bir seçenek olabilir, ancak 6 aydan büyük çocukların aktiflikleri iyice artmakta ve lokal işlem zamanı işleri iyice zorlaştırmaktadır. Ayrıca 6 yaştan büyük çocuklarda sünneti ona anlatarak, onun rızasını gözeterek, lokal işlemde neler olacağını iyice anlatarak sünnet yaptırmanızda yarar vardır. Özellikle son yıllarda gelişen anestezi bilimi ile birlikte artık 20 haftalık 500 gramlık bebeklere dahi gerektiğinde başarılı bir şekilde anestezi veriliyor, bu bebekler başarılı bir şekilde ameliyat oluyor. Ayrıca sünnet işlemi zamanı genelde sedasyon dediğimiz hafif anestezi işlemi uygulanmaktadır. Bu işlem zamanı çocuğun solunumu baskılanmamış olup, solunum cihazına bağlanmamakta, entübe olmamaktadır. Çocuk bir nevi uyku halinde olmaktadır. Bu özellikle sünnet anksiyetesi (korkusu) olan çocuklar için ideal bir yaklaşımdır.”
Estetikte ’gerçekçi olmayan talepler’ doktorları bile şaşırtıyor
19 Temmuz 2024 Cuma - 11:46 Estetikte ’gerçekçi olmayan talepler’ doktorları bile şaşırtıyor Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, “Son zamanlarda ‘ben bu kişiye benzemek istiyorum, bu kişiye benzemek için ne yapabilirim’ şeklinde talepler gelmektedir. Başka bir kişiye benzemek istemek bu bir psikiyatrik bozukluk işareti veya emaresi olabilir. Bu işlem tıbbi olarak tekniklerin müsaade ettiği kadarıyla yapılabilir” dedi. Son zamanlarda bazı insanlar başka bir kişiye benzemek veya sosyal medyadaki photoshoplu hallerine benzemek için estetik merkezilerinin kapısını çalışıyor. Bu durum hakkında açıklamalarda bulunan Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, “Son zamanlarda ‘ben bu kişiye benzemek istiyorum, bu kişiye benzemek için ne yapabilirim’ adı altında çok ciddi anlamda plastik cerrahlara talepler gelmektedir. Öncellikle tıbbi olarak insanı, var olan başka bir kişiye benzetmek son derece çetrefilli, problemli bir işlemdir. Aynı zamanda bu bir psikiyatrik bozukluk işareti veya emaresi de olabilir. Bu hastalara öncelikli olarak psikiyatri değerlendirmesi yapılmalıdır. Vücut dismorfik bozuklukları açısından değerlendirmelidir. Bunların haricinden gerçekten aklı başında, bu işi yaptırmak için istekli olan kişiler olduğunda da yapılacak işlemlerin benzetme açısında kısıtlı olduğu ve yüzde 100 aynı benzer hale getirebilmenin imkansız olduğu hastaya çok iyi aktarılmalıdır. Tıbbi olarak tekniklerin müsaade ettiği kadarıyla yapılabilen bir işlemler varsa hastalar bunlardan tatmin olurlar. Tıbbi olarak mümkün olmayan bir işlem istek ve beklentisi varsa istedikleri sonuçları elde edemeyeceklerdir. Bu nedenle bu tip beklentileri ve istekleri olan hastalara çok dikkatli, detaycı ve iyi inceleyerek, her şeyi gözden kaçırmadan, iyi bir şekilde idareyle yönetmek gerekmektedir” diye konuştu. “Gerçekçi bir beklenti olup olmayacağı tespit edilmelidir" Kişiler kendi photoshoplu halleriyle estetik merkezlerine başvurduklarını dikkat çeken Kıymık, "Burada önemli olan bunu tıbbi olarak yapılıp yapılmayacağıdır. Bu noktada istenilen fotoğrafı dikkatlice değerlendirme yapılarak bunun gerçekçi bir beklenti olup olmayacağı tespit edilmelidir. Hastanın istediği gerçekten mantıklı ve makul mudur? Bu üç sonuçta da mantıklı iyi bir sonuç ortaya çıkacaksa bu işlemler yapılabilir ama bunlardan birinde bir eksiklik varsa genellikle bu işlemleri yapmamak ve kaçınmak gerekiyor" şeklinde konuştu.
Estetikte ’gerçekçi olmayan talepler’ doktorları bile şaşırtıyor
19 Temmuz 2024 Cuma - 11:39 Estetikte ’gerçekçi olmayan talepler’ doktorları bile şaşırtıyor Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, “Son zamanlarda ‘ben bu kişiye benzemek istiyorum, bu kişiye benzemek için ne yapabilirim’ şeklinde talepler gelmektedir. Başka bir kişiye benzemek istemek bu bir psikiyatrik bozukluk işareti veya emaresi olabilir. Bu işlem tıbbi olarak tekniklerin müsaade ettiği kadarıyla yapılabilir” dedi. Son zamanlarda bazı insanlar başka bir kişiye benzemek veya sosyal medyadaki photoshoplu hallerine benzemek için estetik merkezilerinin kapısını çalışıyor. Bu durum hakkında açıklamalarda bulunan Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, “Son zamanlarda ‘ben bu kişiye benzemek istiyorum, bu kişiye benzemek için ne yapabilirim’ adı altında çok ciddi anlamda plastik cerrahlara talepler gelmektedir. Öncellikle tıbbi olarak insanı, var olan başka bir kişiye benzetmek son derece çetrefilli, problemli bir işlemdir. Aynı zamanda bu bir psikiyatrik bozukluk işareti veya emaresi de olabilir. Bu hastalara öncelikli olarak psikiyatri değerlendirmesi yapılmalıdır. Vücut dismorfik bozuklukları açısından değerlendirmelidir. Bunların haricinden gerçekten aklı başında, bu işi yaptırmak için istekli olan kişiler olduğunda da yapılacak işlemlerin benzetme açısında kısıtlı olduğu ve yüzde 100 aynı benzer hale getirebilmenin imkansız olduğu hastaya çok iyi aktarılmalıdır. Tıbbi olarak tekniklerin müsaade ettiği kadarıyla yapılabilen bir işlemler varsa hastalar bunlardan tatmin olurlar. Tıbbi olarak mümkün olmayan bir işlem istek ve beklentisi varsa istedikleri sonuçları elde edemeyeceklerdir. Bu nedenle bu tip beklentileri ve istekleri olan hastalara çok dikkatli, detaycı ve iyi inceleyerek, her şeyi gözden kaçırmadan, iyi bir şekilde idareyle yönetmek gerekmektedir” diye konuştu. “Gerçekçi bir beklenti olup olmayacağı tespit edilmelidir" Kişiler kendi photoshoplu halleriyle estetik merkezlerine başvurduklarını dikkat çeken Kıymık, "Burada önemli olan bunu tıbbi olarak yapılıp yapılmayacağıdır. Bu noktada istenilen fotoğrafı dikkatlice değerlendirme yapılarak bunun gerçekçi bir beklenti olup olmayacağı tespit edilmelidir. Hastanın istediği gerçekten mantıklı ve makul mudur? Bu üç sonuçta da mantıklı iyi bir sonuç ortaya çıkacaksa bu işlemler yapılabilir ama bunlardan birinde bir eksiklik varsa genellikle bu işlemleri yapmamak ve kaçınmak gerekiyor" şeklinde konuştu.
Skolyozda üç boyutlu tedavi dönemi
19 Temmuz 2024 Cuma - 11:29 Skolyozda üç boyutlu tedavi dönemi Çocukluk çağında gelişen, ilerlediğinde sırt ağrısı, hatta nefes darlığına sebep olabilen skolyozun tedavisinde, 3 boyutlu tedavi yöntemi Schroth ile başarılı sonuçlar alınıyor. Çocukluk çağında teşhis edildiğinde skolyozun daha kolay tedavi edilebildiğini söyleyen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, cerrahi gerektirmeyen skolyoz hastalarında uygulanan Schroth yönteminin özel eğitimli fizyoterapistler tarafından uygulandığını söyledi. Omurganın yana doğru olan eğriliği anlamına gelen skolyozun tedavisinde son yıllarda yeni yöntemler yaygınlaşmaya başladı. Skolyoz omurgada kavis, sağ ya da sol yana doğru eğrilik, kalça ve omuz seviyelerinde farklılık, bir omuzun ya da kalçanın daha aşağıda olması, vücut ile kollar arasındaki mesafede farklılık, vücut dengesinde bozukluk ve kürek kemiklerinde tümseğe neden olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, skolyozun nefes darlığı, sırt ve bel ağrıları, yürüyüş sırasında bir omzun önde olması ve bir bacağın diğerine göre daha uzun olduğu hissi ve kıyafetlerin bedene tam uymaması gibi şikayetlere yol açtığını da söyledi. Kız çocuklarında daha yaygın Kız çocuklarında daha fazla görülen skolyozun bebeklik ya da çocukluk döneminde gelişebildiğine değinen Şendur, erken teşhisinin önemine dikkati çekerek eğriliğin derecesine göre cerrahi müdahale, fizik tedavi gibi seçeneklerin olduğunu söyledi. Prof. Dr. Şendur, cerrahi gerektirmeyen skolyoz hastalarında son yıllarda uygulanan güncel bir tedavi yöntemi olan Schroth hakkında şu bilgileri verdi: “Schroth yöntemi, bu konuda özel eğitilmiş fizyoterapistler tarafından uygulanan egzersizlerdir. Deformiteleri olan hastalar için üç boyutlu bir tedavi yapılır. Diğer egzersizlerden farklı egzersizler içerir. Pirinç torbası, ayna, direnç bandı, sopa gibi tedaviye özgü ekipmanlarla kişinin eğriliğine göre özel olarak birçok pozisyonda çalışılır. Yaş, cinsiyet gibi gelişimsel özellikleri de tedavi programında farklılık oluşturur. Schroth yöntemi, eğriliği 10-45 derece arasında olan hastalarda uygulanabilir. Tedavinin etkili olması için belirleyici faktörler, egzersizlerin düzenli yapılması, varsa korsenin düzenli kullanımı ve mutlaka tedaviye konsantrasyon sağlanmasıdır.“ Öne eğilme testi ile tanı konulabilir Skolyozun çocuklarda öne eğilerek test edilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Şendur, şunları aktardı: “Bu test sırasında kişi ayakları bitişik olarak öne doğru eğilir ve belini 90 derece büker. Gövdede asimetri veya herhangi bir anormal omurga eğrilik varsa skolyoz olabilir. Doğru tanı için fizik tedavi hekimlerine başvurulabilir. Eğriliğin derecesi, hastanın yaşam tarzını nasıl etkilediği, eğrinin konumu gibi değişkenler değerlendirildikten sonra gözlem, korseleme veya ameliyat gibi tedavide seçeneklerinden birine karar verilir. Skolyozlu birçok çocukta omurga eğriliği tedavi gerektirmeyecek kadar hafiftir. Ancak doktor eğriliğin artabileceğinden endişeleniyorsa ergenlik dönemi boyunca çocuğu 4-6 ayda bir muayene etmek isteyebilir. Yetişkinlerde ise, semptomlar giderek kötüleşmediği sürece genellikle beş yılda bir röntgen çekilmesi önerilir.”
Uzmanından uyarı: “Dünyada 5 yaş altı çocuklarda 1,5 veya 2,5 milyon ishale bağlı ölüm görülmektedir”
19 Temmuz 2024 Cuma - 10:54 Uzmanından uyarı: “Dünyada 5 yaş altı çocuklarda 1,5 veya 2,5 milyon ishale bağlı ölüm görülmektedir” Medicana International Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Ali Şimşek, “Dünyada 5 yaş altı çocuklarda yılda 1,3 milyar ishal vakası, 1,5 veya 2,5 milyon ishale bağlı ölüm görülmektedir” dedi. Uzmanlar, ishal, karın ağrısı, ateş ve daha ciddi olabilecek belirtilerle kendini gösteren akut gastroenteritin özellikle yaz aylarında çocukları daha çok etkilediğine dikkat çekiyor. Değişik nedenlerle oluşan ve vücutta sıvı ile elektrolit kaybına neden olan akut gastroenteritin 5 yaş altı çocuklarda önemli sağlık sorunlarına yol açtığını ifade eden Medicana International Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Ali Şimşek, özellikle rotavirüs ishalinin ağır seyrettiğinin altını çizdi. Dr. Şimşek, çocuklarda gastroenterit ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. 5 yaş altı çocuklara dikkat İshalin değişik nedenlerle oluşan, günde 3’ten fazla sayıda sulu dışkılama ile kendini gösteren, sıvı ve elektrolit kaybına neden olan bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ali Şimkşek, “Bu hastalık 5 yaş altı çocuklarda daha önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada 5 yaş altı çocuklarda yılda 1,3 milyar ishal vakası, 1,5 veya 2,5 milyon ishale bağlı ölüm görülmektedir. İshale bağlı ölümlerin yüzde 80’i yaşamın ilk 2 yılında meydana gelmektedir” dedi. Viral, bakteriyel ve paraziter etkenler en önemli sebepler İshal nedenlerinin çok çeşitli oluğunun altını çizen Uzm. Dr. Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenler arasında viral, bakteriyel ve paraziter etkenler ön planda sayılabilir. Daha az sıklıkta görülen nedenler arasında inflamatuar bağırsak hastalıkları, zehirlenmeler, malign hastalıklar, malabsorbsiyon sendromları, metabolik hastalıklar, romatolojik hastalıklar, ilaç alımı, kısa barsak sendromu gibi anatomik nedenler sayılabilir. Akut ishallerin en sık görülen etkeni enfeksiyonlardır ve bu enfeksiyonlar genellikle kendi kendini sınırlar. Akut enfeksiyona bağlı ishalin en sık nedenleri norovirus, rotavirus, adenoviruses, astrovirus gibi virüslerdir. Bakteriler ve parazitler de ishale neden olmaktadır. Bakteriler arasında salmonella, campylobacter, Shigella, enterotoksijenik Escherichia coli, Clostridium difficile ve parazitler içinde cryptosporidium, giardia, cyclospora, entamoeba sayılabilir.” Şikayet süresi önem taşıyor “Hastalarda akut gastroenterit ateş, karın ağrısı, kusma, kanlı veya kansız ishal ile kendini gösterir” diyen Uzm. Dr. Ali Şimşek, “Ayrıca sıvı kaybının derecesine göre hastalarda susuzluk hissi, ağız kuruluğundan komaya kadar giden çok çeşitli klinik bulgular görülebilir. Tedavi yaklaşımı klinik bulgularının ağırlığına ve altta yatan nedene göre değişir. Ancak temel yaklaşım hastanın sıvı ve elektrolit kaybının yerine konmasını gerektirir” diye konuştu. Sıvı kaybı telafi edilmeli Anamnezin tanının konulmasını kolaylaştıran en önemli adım oluğunu kaydeden Uzm. Dr. Şimşek, teşhis koyarken hastanın yaşının, ishalin şiddetinin ve süresinin, altta yatan hastalık varlığının, son 2-3 gün içinde şüpheli gıda tüketimi olup olmadığının, diğer aile bireylerinde ve çevrede benzer durumun varlığının, son 6 hafta içinde antibiyotik kullanımı olup olmadığının, endemik yöreye seyahat öyküsü ve yaşanılan yörede salgın varlığının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Dr. Ali Şimşek, “Hastaneye başvuran hastalarda, hasta veya yakınından alınan bu bilgiler ve fizik muayene ile hastanın sıvı kaybının derecesi saptanıp, ağır vakalarda bir an önce sıvı ve elektrolit kaybının yerine konması sağlanır. Bir yandan da ishal nedenine yönelik değerlendirme ve tetkikler planlanır. İshalde antibiyotik kullanımı sınırlı vaka dışında gerekli değildir” ifadesini kullandı. Anne sütü önemli İshalli hastalarda beslenmenin devam etmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Şimşek, anne sütü alan bebeklerde bebeğin sık sık emzirilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Dr. Şimşek, daha büyük hastalara ilave olarak su, yoğurt, patates haşlaması, pirinç lapası, muz, taze meyve suyu (şeftali, elma, havuç) ve kafein içermeyen içeceklerle beslenmesinin sürdürülmesi gerektiğini ve ağır sıvı kaybı olan, aşırı kusmaları nedeniyle ağızdan beslenemeyen hastaların damardan sıvı desteği ile desteklenmesinin hayat kurtarıcı olacağı bilgisini verdi. Rotavirüs ishali daha ağır seyrediyor “Rotavirüs ishali, ağır seyreden ve sık görülen bir viral ishal nedenidir. Çocukluk çağında her yaşta görülebilir ancak 3 yaş altı çocuklarda daha sık ve daha ağır seyretmektedir” diyen Uzm. Dr. Ali Şimşek, “Her ishal vakası gibi takip ve tedavisi yapılmaktadır. Rotavirüs ishali için elimizde etkili olan ve rotavirüs ishalinin önlenmesi veya hafif seyretmesini sağlayan rotavirüs aşısı ağızdan verilmektedir. Aşının ilk dozu en erken 1.5 aylık iken, en geç 15 haftalıkken yapılması gerekir. Daha sonraya kalınırsa aşının yapılmaması gerekir” dedi. Yaz aylarında ishal vakaları artıyor Yaz aylarında ishalden korunmak için neler yapılması gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Ali Şimşek, şu önerilerde bulundu: “Yaz aylarında ishal vakalarında artış olmaktadır. Bu artışa engel olmak için küçük bebeklerde sadece anne sütü ile beslenmenin sürdürülmesi önem taşır. Ayrıca el hijyenine uyulması; besinlerin hazırlanması, pişirilmesi ve saklanmasında uygun koşulların ve temiz içme suyuna erişimin sağlanması gerekir. İshal gelişen hastaların yakın takibi, beslenmesinin sürdürülmesi ve 3 günü geçen ishalli hastaların mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurması sağlanmalıdır.”