SAĞLIK
23 Nisan 2024 Salı - 14:30 Sigara yasakları işe yarıyor, sigaraya bağlı hastalıklarda azalmalar var Sigara yasakları farklı seviyelerde olsa da dünyada 151 ülkede uygulanıyor. Ülkelerin yüzde 40’ı bu yasakları uyguluyor ve uygulamaların içeriği güncelleniyor. Son olarak İngiltere’de 2009’dan sonra doğanların hayat boyu sigaraya erişimini yasaklayacak tasarı parlamentoda onaylandı. İngiltere’de yapılan bazı araştırmalara göre yasaklar işe yarıyor. Yasaklarla İngiltere’deki sigara kullananları sayı ciddi miktarda azalırken kalp krizi ve felç oranlarının yanı sıra bronşit ve astım oranların da düşüş gözleniyor. 151 ülkede sigara kullanımını azaltmak için farklı seviyelerde önlemler yürürlükte. Ülkelerin yüzde 40’tan fazlasında kapalı mekanlarda sigara içmek yasak. Konu ile ilgili araştırmalar bu yasaklar ile dünyadaki her 10 kişiden yaklaşık 7’sinin yani 5,6 milyar insanın pasif içicilikten koruduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün hesabına göre, son 15 yılda dünya çapındaki sigara yasaları sayesinde, küresel nüfusta 300 milyon daha az sigara içicisi bulunuyor. Türkiye’de ise sigara tüketimine ilişkin ilk yasal kısıtlama 26 Kasım 1996 tarihli ve 22829 sayılı T.C. Resmî Gazete’de yayımlanan 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun ile getirildi. Bu Kanun ile sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin zararlarının anlatılması ve tüketiminin önlenmesine ilişkin tanıtım gibi uygulamalar gündelik hayatta yer bulmaya başladı. 19 Ocak 2008 bu kanuna esaslı değişiklikler getirilerek, sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin, evler hariç, her türlü kapalı ortamda tüketimi yasaklandı. Bunun yanında 2013 yılında çıkarılan bir kanunla taşıt araçları içinde de sigara yasağı başladı Türkiye’de aynı zamanda sigaranın reklamını yapmak, film ve dizilerde sigara sansürlenerek gösterilir. 18 yaş altı kişilere sigara satmak da yasaklandı. Elektronik sigaralar ülkemizde resmi olarak satışı yasak ürünler arasında. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından hazırlanan Dünya Sigara Salgını Raporu’na göre, Türkiye, Brezilya, Hollanda ve Morityus ile birlikte sigarayla mücadelede en başarılı ülkeler arasında. Türkiye, Avustralya, Belçika, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İsrail, Norveç, Suudi Arabistan ve Birleşik Krallık da dahil 22 ülke tek tip sigara paketini zorunlu tutuyor. Başka ülkelerden örnekler; Dünyanın sigara içilmeyen ilk ülkesi olmayı hedefleyen Bhutan, 2004’te ülke genelinde sigara satışını ve kullanımını yasakladı. İrlanda 2004 yılında ofisler, barlar, restoranlar gibi halka açık yerlerde ve toplu taşıma araçlarında sigara içmeyi yasaklayan dünyadaki ilk ülke oldu. 16 Avrupa Birliği (AB) ülkesi de o tarihten bugüne daha benzer yasalar çıkardı ancak üye ülkelerin yasaları uygulayış sıkılığında farklılıklar var. Türkmenistan’da Ocak 2016’da tütün ürünlerinin satışı tamamen yasaklandı Avustralya’da kapalı mekanlarda, bina girişlerinde, plajlarda ve halkın yoğun olarak kullandığı caddelerde sigara kullanımı yasak. Malezya’da ülke genelindeki bütün restoran ve kafelerde sigara kullanımı yasaklandı. Sigara içmek isteyenlerin restoran ve kafelerden 3 metre uzaklaşması şartı getirildi. Birleşik Arap Emirlikleri’nde emirlikler arasında farklı uygulamalar olsa da 2010’dan beri federal bir yasaya göre, 12 yaşından küçük çocukların bulunduğu araçlarda sigara içenlere para cezası uygulanıyor. Japonya’da 2020 yılından itibaren kapalı alanlarda sigara içilmesine izin verilmiyor. Kapalı alanlarda sigara içilmesi için işletmelere ayrı alanlar kurması şartı getirildi. Pan Amerikan Sağlık Örgütü’ne göre Amerika kıtasında sigara kullanımına bağlı veya pasif içicilikten dolayı yılda yaklaşık bir milyon ölüm meydana geliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise sigara konusundaki yasalar eyaletten eyalete değişiyor. Bununla birlikte genel olarak federal binalar, toplu taşıma araçları ve çoğu restoran ve bar dahil olmak üzere birçok kamusal alanda sigara içmek yasak. Kanada’daki durumda ABD’ye benzemekle birlikte sigara yasaklarını genişleten ülkeler arasında. 2006 yılında Uruguay’da tüm kapalı halka açık yerlerde ve ayrıca hastane ve okulların yakınında sigara içmek yasaklandı. Paraguay, kıtada sigara içmeye karşı ulusal yasalar çıkaran son ülke oldu. 2020’den beri ülkedeki tiryakilere, yalnızca kalabalık olmayan mekanlarda sigara içme hakkı tanınıyor. Meksika geçen yıl dünyadaki en katı sigara karşıtı yasalardan birini yürürlüğe koydu. Yasaklar parklar, plajlar, oteller, ofisler ve restoranlar dahil tüm halka açık yerleri kapsıyor. Yasaklar işe yarıyor İngiltere’de 2009’dan sonra doğanların hayat boyu sigaraya erişimini yasaklayacak tasarı parlamentoda onaylandı. Şu anki İngiliz yasalarına göre 18 yaşın üzerindeki kişilere tütün ürünleri satılıyor, fakat geçen hafta onaylanan Tütün ve Elektronik Sigara Yasası ile bu yıl 15 yaşına giren çocuklar, hayatları boyunca sigara alamayacak. Yeni yasa bu sınırı da her yıl bir yıl artıracak, bu da bir gün geldiğinde kimsenin tütün ürünleri satın alamayacağını işaret ediyor. BBC’nin haberine göre sigara yasakları etkisin göstermeye başladı. İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Araştırma Kurumu, 21 ülkedeki sigara yasağının etkilerini inceledi. Kurum, sigara yasağının, kalp krizi ve felç oranlarının yanı sıra bronşit ve astım oranlarının düşüşü ile de ilişkili olduğunu belirtiyor. British Medical Journal’da (BMJ) yer alan bir rapora göre, yasağın yürürlüğe girmesinden sonraki yıl yani 2008’de kalp krizi nedeniyle hastaneye kaldırılan kişi sayısı bir önceki yıla göre bin 200 azaldı. Glasgow Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, İskoçya’da halka açık yerlerde sigara içme yasağı sonrası astım nedeniyle hastaneye giden çocukların sayısı üç yıl boyunca neredeyse beşte bir oranında azaldı. İskoçya’da yasak uygulanmadan önce astımlı çocukların hastaneye kabul sayısı her yıl yüzde 5 artıyordu. İngiltere hükümetinin verilerine göre 2006 yılında ülkedeki yetişkinlerin yüzde 22’si sigara içiyordu. 2023 yılına gelindiğinde ise sigara içen yetişkinlerin oranı yüzde 14’e geriledi.
İEÜ Medical Point’te söz küçüklerin
23 Nisan 2024 Salı - 12:13 İEÜ Medical Point’te söz küçüklerin İEÜ Medical Point Hastanesi’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuklar bir günlüğüne çocuklara devredildi. Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, “Onların enerjisi ve coşkusu bizlere ilham veriyor, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Medical Point olarak çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı bir şekilde yetişmelerini sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri İEÜ Medical Point Hastanesi’nde renkli görüntülere sahne oldu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümü bayraklarla donatılırken, hastanedeki çocuklara da balon dağıtıldı. Bunların yanı sıra 23 Nisan geleneği olan koltuk devri de gerçekleştirildi. ‘Önlükleri giyip muayene ettiler’ Tıbbi Direktör Prof. Dr. Şükrü Emre, koltuğunu 9 yaşındaki Elçin’e devrederken; İEÜ Genel Müdürü Müslüm Yıldız’ın koltuğuna 4 yaşındaki Deniz, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünden Prof. Dr. Aslı Aslan ve Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Özlem Günay’ın koltuğuna 9 yaşındaki Begüm Ece, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünden Uzm. Dr. Arda Bozgül’ün koltuğuna 6 yaşındaki Uraz oturdu. Uraz ve Begüm Ece, gelen hastaları muayene ederken, Genel Müdürlük makamına oturan Deniz ise çalışanlara kitap dağıtılmasını istedi. Tıbbi direktörlük makamını devralan Elçin ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı. ‘Çocuklarımızın enerjisi bize ilham veriyor’ Medical Point Hastaneler Grubu olarak yalnızca bugün için değil, gelecek nesillerin sağlığı için de çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, “Bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülkeyiz. Biz de geleceğimiz olan çocuklarımızı hastanemizde ağırladık. Onların enerjisi ve coşkusu bizlere ilham veriyor, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. Medical Point olarak çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı bir şekilde yetişmelerini sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz. Yarınlarımızın umudu olan çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, bugünü dünya çocuklarına armağan eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anıyorum” diye konuştu.
Mezitli Devlet Hastanesi inşaatında çalışmaların yüzde 40’ı tamamlandı
23 Nisan 2024 Salı - 11:57 Mezitli Devlet Hastanesi inşaatında çalışmaların yüzde 40’ı tamamlandı AK Parti Mersin Milletvekili ve TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Üyesi Ali Kıratlı, Mezitli Devlet Hastanesi inşaat sahasında incelemelerde bulunarak, “Yaklaşık 11 ay önce yapımına başlanan hastane inşaatımız bir yıl tamamlanmadan yüzde 40 seviyesine ulaştı. Proje tüm hızıyla devam ediyor. Çalışmalar bu şekilde devam ederse 2025 yılı sonuna kalmadan hastane inşaatı tamamlanmış olacak” dedi. Kıratlı, geçtiğimiz yıl yapımına başlanan Mezitli Devlet Hastanesi inşaat sahasını ziyaret etti. Çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi alan Kıratlı, hastane inşaatının 2025 yılı sonuna kalmadan tamamlanacağı müjdesini verdi. Mersin’de Sağlık Bakanlığı tarafından yapımına başlanan 150 yatak ve istenildiği takdirde 200 yatak kapasitesine yükseltilebilen hastane ile 50 ünitlik Ağız Diş Sağlığı Merkezi de bulunan inşaat alanında incelemelerde bulunan Kıratlı, çalışmaların hızlı bir şekilde ilerlediğini ifade etti. Kıratlı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Mersin’e çok önem veriyor. Mersin’e yatırımlar devam edecek. 50 bin metrekare kapalı alan olmak üzere toplamda 280 bin metrekare alan üzerine yapılan hastane inşaatından dolayı Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu. "Bu proje, Mezitli için olmazsa olmaz projedir" Mezitli Devlet Hastanesi projesinin mimarlarından ve yakından da takipçisi olan Kıratlı, “Yaklaşık 11 ay önce yapımına başlanan hastane inşaatımızın her bir aşamasını yakından takip ediyoruz. Buradaki çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Bir yandan depremin yaralarını saran devletimiz, diğer yandan da vatandaşlarımıza söz verdiğimiz yatırımlara ara vermeden devam ediyor. Bu hastanemiz Mezitli için çok kıymetli. Nüfusu 250 bine yaklaşan Mezitli ve komşu ilçemiz Erdemli için olmazsa olmaz bir projedir. Bu yüzden de muhakkak hayata geçirilecektir” şeklinde konuştu. Mezitli Devlet Hastanesinin tamamlandığı takdirde Mersin’de birçok alanda önemli hizmetler vereceğini vurgulayan Kıratlı, “Bu hastanemiz 150 yataklı, talep edildiği takdirde 200 yatak kapasitesine çıkarılabilen, 50 ünitlik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi de bulunan devasa bir kompleks. İçerisinde ameliyathaneler, yoğun bakım ve ameliyathane odaları, acil müşahede odaları, laboratuvar, diyaliz ve fizik tedavi üniteleri gibi birçok imkanın olduğu bir yapı. Bu projeyi inşallah 2025 yılı bitmeden hayata geçireceğiz” dedi. Mersin’e yatırımların her fırsatta devam edeceğinin altını çizen Kıratlı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da birbirinden kıymetli bakanlarımız da ve biz Mersin milletvekilleri de Mersin’e çok önem veriyoruz. Mersin’e yapılan ve yapılacak olan tüm projelerin takipçisiyiz. Anamur iskelesinin de Anamur’a kazandırdığımız Ağır Ceza Mahkemesinin de olduğu gibi Türkiye’mizin ikinci yüzyılında, Mersin’e yapılması planlanan tüm projeleri gerçekleştireceğiz. Mersin’de taş üstüne taş koymak bizim en önceliğimiz olacak” ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Meltem Öner Karaçay: “Sıtmaya dikkat”
23 Nisan 2024 Salı - 11:02 Uzm. Dr. Meltem Öner Karaçay: “Sıtmaya dikkat” Doruk Nilüfer Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, “Sıtma, insandan insana dişi anofel sineklerinin ısırmasıyla bulaşan paraziter bir enfeksiyondur. Hayatı tehdit eden sıtma, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sıtma hastalığının kontrol altına alınması için oluşturulan küresel bir çerçeve program çerçevesinde 2007 yılında bu yana her sene 25 Nisan “Dünya Sıtma Günü” olarak kabul edildi. Sıtma Hastalığı ile ilgili açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, “Sıtma, insandan insana dişi anofel sineklerinin ısırmasıyla bulaşan paraziter bir enfeksiyondur. Hayatı tehdit eden sıtma, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi. Kimler risk altındadır ve buluş yolları DSÖ’nün 2019 Dünya Sıtma Raporu’na göre, halen dünya nüfusunun yarısının sıtma riski altında olduğunu, sıtma vakalarının ülkemizin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz’de görüldüğünü belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, “Herkes sıtmaya yakalanabilir ancak bazı gruplar, sıtmaya daha sıkyakalanma ve daha ağır hastalık geliştirme riski altındadır. Bunlar arasında bebekler, beşyaşın altındaki çocuklar, hamile kadınlar, AIDS’li hastalar ve turistler sayılabilir. Bulaşma, sivrisineklerin sayısını ve hayatta kalmasını etkileyebilecek iklim şartlarına da bağlıdır” şeklinde konuştu. Sıtma belirtileri Sıtma hastalığını akut ateşli bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Meltem Öner Karaçay açıklamalarına şöyle devam etti: “Semptomlar genellikle enfektif sivrisineğin ısırmasından 10-15 gün sonra ortaya çıkar. İlk belirtiler ateş, baş ağrısı ve titremedir. P. falciparum sıtması 24saat içinde tedavi edilmezse, ciddi hastalığa ilerleyebilir ve sıklıkla ölüme yol açabilir.Çocuklarda şiddetli anemi, metabolik asidoz ile ilişkili solunum sıkıntısı veya serebral sıtmabulgularından bir veya daha fazlası görülebilir. Yetişkinlerde, çoklu organ yetmezliği sıkgörülür. Sıtmanın endemik olduğu bölgelerde ise, insanlarda kısmi bağışıklık gelişebilir veasemptomatik enfeksiyonlar izlenebilir.” Tedavi ve korunma Sıtma hastalığı ile ilgili açıklamasında hastalığın tanısı, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında da bilgiler veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, “Sıtmanın erken tanı ve tedavisi hastalığı azaltır ve ölümleri önler. DSÖ, tüm sıtma şüphelivakaların tedaviyi uygulamadan önce mikroskopi veya hızlı tanı testi kullanılarakdoğrulanmasını önermektedir. İlaç tedavisi düzenlenir. Sıtmanın sıklıkla görüldüğü bölgelere seyahat ederken hastalığı kapmamak için kullanmanız gereken ilaç için de en az iki hafta önce doktorunuza danışınız.Hasta bireylerin tedavi edilmesi ve vektör kontrolü sıtma iletimini önlemenin ve azaltmanınana yoludur. Hasta olan herkes özenle tedavi edildiğinde bulaş zinciri kırılacağı içinenfeksiyon sayıları azalacaktır. Vektör kontrolünde ise böcek ilacı uygulanmış cibinliklerinkullanılması ve iç mekanların ilaçlanması etkilidir.Riskli bölgelere yolculuk yapanlarda kemoprofilaksi ile sıtma önlenebilir” şeklinde konuştu.
Muş Devlet Hastanesinde bir ilk: Üç kablolu pil ile sağlığına kavuştu
23 Nisan 2024 Salı - 08:49 Muş Devlet Hastanesinde bir ilk: Üç kablolu pil ile sağlığına kavuştu Muş’ta kalp problemi nedeniyle tedavi gören hasta, kardiyoloji doktorları tarafından başarılı bir operasyonla kalbine "üç kablolu pil" takıldı. Muş’ta rahatsızlanarak yoğun bakıma alınan hastaya kalp pili takılması önerildi. Kardiyoloji uzmanları tarafından yapılan tetkikler sonucunda 3 kablolu kalp pili takılması uygun görülen hasta, Muş İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Mehmet Kabak’ın girişimleri ile Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinden gelen Doç. Dr. Mehmet Özbek (observer), Uzm. Dr. Ahmet Ferhat Kaya ve Uzm. Dr. Furkan Yetmiş tarafından operasyona alındı. Operasyon için onayı alınan 60 yaşındaki hasta, Doç. Dr. Mehmet Özbek (observer), Uzm. Dr. Ahmet Ferhat Kaya ve Uzm. Dr. Furkan Yetmiş tarafından anjiyo ünitesine alınarak 3 kablolu kalp pili başarıyla takıldı. Takiplerinde herhangi bir problemi olmayan hasta iki günde taburcu oldu. Kalp pillerinin, kalbin yavaş çalışmasına bağlı olarak gelişen sorunları düzeltmede kullanıldığını belirten Doç. Dr. Mehmet Özbek, “3 kablolu kalp pilleri, başlıca sol dal bloğu olan kalp yetmezliği bulunan hastaların tedavisinde kullanılan bir pil grubudur. 3 kablolu denmesinin nedeni, kalbin üç ayrı odacığını uyaran 3 adet kablosunun olmasıdır. Bunun yanı sıra ikinci en önemli özelliği; kalpteki hayati risk taşıyan ani ritim değişimlerini fark etmesi ve bu ritim bozukluklarını şok uygulaması ile düzeltmesidir. Bu tedavi Muş’ta ilk defa yapıldı. Bölgede genelde üniversite hastaneleri haricinde yapılmayan bir tedavidir” dedi.
Psikolojiye ilgi duyanlar "Psiko-Fest"te buluştu
22 Nisan 2024 Pazartesi - 19:14 Psikolojiye ilgi duyanlar "Psiko-Fest"te buluştu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) bu yıl ilki düzenlenen Psikoloji Günleri’nde (Psiko-Fest) çocuk gelişiminden spora, sosyal ilişkilerden tarihi boyuta kadar farklı alanlarda psikoloji disiplini konuşuldu. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Psikoloji Kulübü koordinasyonunda Öğrenci Konseyi, Müzik Kulübü ve Sinema Kulübü iş birliğinde 1. Psikoloji Günleri Psiko-Fest etkinliği düzenlendi. Kutlubey Yerleşkesi Eğitim-İİBF Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, 2 gün boyunca 10 farklı oturumda alanında uzman konuklar tarafından katılımcılara duygu, düşünce ve davranışlarımızı şekillendiren psikoloji disiplini hakkında önemli bilgiler verildi. Psiko-Fest’in açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevim Çelik, bilgi ve tecrübenin bir araya geldiği, farkındalıkları artırmayı hedefleyen organizasyonda öğrencilerin gayretlerinin oldukça önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çelik, “En önemli bileşenimiz olan öğrencilerimiz, ‘Tribünde değil, odağında ol’ anlayışımızın da bir göstergesi olarak bu etkinliğin düzenlenmesinde önemli rol aldılar. Üreten üniversitenin üreten öğrencileri olma misyonlarıyla öğrencilerimizin hazırladığı bu etkinliğin, alanında uzman konuklar ve güncel konularla katılımcılarda yeni bir ufuk açacağına inanıyorum” diye konuştu. Etkinlikte ilk olarak Psikolog Faruk Cansız “Eski Yunan’dan Günümüze Panik Atak” konulu sunumunda 1800’lü yıllardan beri süregelen ‘panik atak’ kavramı üzerine yapılan çalışmaları tarihi gelişimiyle birlikte aktardı. Genç Psikologlar Meclisi Yönetim Kurulu Başkanı Psikolog Mehmet Kızılarslan, “15 Soruda İnsan Davranışını Anlamak” başlıklı sunumuyla psikolojinin görünür yüzü olan davranışlarıın kökenleri evrimsel psikoloji, sosyal psikoloji ve klinik açıdan değerlendirdi. Terapati Psikoloji Terapi Merkezi Kurucu Psikolog Deniz Güneş tarafından anlatılan “Psikolojik Travmaya Yaklaşım” konu başlığında bireylere duygusal becerilerini güçlendirme ve travma sonrası stresi azaltmaya yönelik önerilerde bulunuldu. BARÜ Psikoloji Bölümü Deneysel Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ersin Yavaş ise psikoloji biliminde hayvanlar üzerinde yapılan deneysel araştırmaların yerini ve önemini anlattı. Psiko-Fest’in ilk gününde son olarak Psikolog Esin Sıla Yalçın Koçak, “Çocuk Yetiştirmede Sağlıklı Sınırlar” konusunda erken çocukluk döneminde ebeveyn-çocuk ilişkisinde sağlıklı sınırlar konulması noktasında tavsiyeler verdi. Psikolojinin güncel alanlarına değinilen organizasyonun ikinci gününde de seminerler, alanında uzman konukların yenilikçi yaklaşımları ve farklı içerikleriyle devam etti. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamit Coşkun, “Psikolojide Yetenek, Araştırma ve Uygulama” konusunda bilgiler verdi. Türk Psikologlar Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Cem Şafak Çukur ise etkinliğe çevrim içi katılarak bir sunum gerçekleştirdi. Sporun psikolojik boyutuna temas etmek üzere etkinliğe konuşmacı olarak katılan Galatasaray Spor Kulübü Psikolojik Performans Uzmanı Psikolog Mustafa Aydın ile Trabzon Spor Kulübü Psikolojik Performans Uzmanı Psikolog Yaşar Aydın tarafından ise Türkiye’de yakından takip edilen spor dallarının psikolojik ve terapisel boyutu yorumlandı. BARÜ Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Gizem Akcan, gerçekleştirdiği sunumunda ‘flört şiddeti’ kavramını örneklerle inceledi. Psiko-Fest’in son oturumunda Çankırı Karatekin Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yeşim Yasak, psikolojide bilgece farkındalık (mindfulness) kavramının trafik güvenliği ile ilişkisine değindi. Seminerlerin yanı sıra canlı müzik, film gösterimi ve çekilişlerinde gerçekleştirildiği Psiko-Fest, BARÜ öğrencileri başta olmak üzere psikolojiye ilgi duyan vatandaşlarında yoğun katılımıyla tamamlandı.
Sağlıktaki problemlere SAĞLIKFEST ile çözüm aranacak
22 Nisan 2024 Pazartesi - 18:25 Sağlıktaki problemlere SAĞLIKFEST ile çözüm aranacak Karabük Üniversitesi (KBÜ) tarafından 6-7 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Sağlık Bilimleri Festivali (SAĞLIKFEST) ile dünyada sağlık alanındaki problemlerin çözümü aranacak. SOSYALFEST’te 4 kategoride yapılacak yarışmalarla yenilikçi vizyon ve yaklaşım, teknolojiler ortaya koyulacak. KBÜ 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda SAĞLIKFEST Model Tasarım Yarışması lansman toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, yenilikçi yaklaşımlara, problem merkezli problemi çözücü yaklaşımlara ve yeni bakış açılarına, teknolojilere ihtiyaç olduğunu belirtti. Başarılı bir festival organizasyonu gerçekleştirdiklerini ifade eden Rektör Kırışık, “İnşallah Ankara’da ikincisini yapmak üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu yıl içerisinde eylül-ekim ya da kasım aylarında inşallah bunu Ankara’da, Ankara’daki üniversitelerimizle ve kurumlarımızla işbirliği içerisinde gerçekleştirmek için çalışıyoruz” dedi. “Niye bu tür çalışmalar yapıyoruz?” sorusunu cevaplayan Kırışık, “Burası önemli, bu tür çalışmalar yapmamızın ana eksenini dünyanın büyük bir değişim içerisinde olduğu gerçeğini gösteriyor. Dünyada gerçekten müthiş bir değişim var, olağanüstü baş döndürücü bir değişim süreci var. Fakat biz içerisinde olduğumuz için bu sürecin pek de farkına varamıyoruz. Fakat uluslararası ülkeler bazlı istatistikleri incelediğimizde, her bir yılda ortaya çıkan değişimleri gözlemlediğimizde gerçekten olağanüstü bir değişim süreci içerisinde olduğumuzu görüyoruz. Adeta sanayi devrimiyle birlikte at üstünde yaşayan savaşlardan makinalarla savaşma dönemine geçilmiş olması gibi son derece yıkıcı, yeni bir dünya, yeni bir yaklaşım ortaya çıkıyor. Biz bunu yavaş yavaş fark ediyoruz, hissediyoruz” diye konuştu. Modern tıp yaklaşımlarını uzun zamandan beri gözlemlediklerini anlatan Rektör Kırışık, “Modern tıbbın da kendi içinde zamanla birtakım sorun ve problemler yaşadığını gözlemliyoruz. Modern tıbbın bu yaklaşımlarını değiştirecek, yenilikçi teknolojiler kullanacak, farklı alanlarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini kendisine dahil ederek yeni bir sentez geliştirerek yükselme gayreti içerisinde olduğunu bütün dünyada gözlemliyoruz. Dolayısıyla modern tıbbın yaşadığı sorunları çözmek için dünyanın geçmişten bugüne getirmiş olduğu tıp birikimini ‘geleneksel ve tamamlayıcı tıp’ adı altında kendisine katma çabasında olduğunu görüyoruz. Dünya bilimi de bu şekilde gelişiyor, aslında önce bir problem ortaya çıkıyor, sonra bu problemin çözümüne yönelik bir hipotez, çözüm fikri ortaya atılıyor, sonra bu fikre karşı antitezler ileri sürülüyor. İşte modern tıp bu problemlere karşı bir protez olarak ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu. “Sağlık sahasında oldukça güçlü bir üniversiteyiz” Teknolojinin gelişmesiyle birlikte teknolojinin sağlıkta kullanımının çok daha artacağını gözlemlediklerini vurgulayan Kırışık, şunları kaydetti: “Bu da sağlık alanında devrim niteliğinde dönüşümlerin ortaya çıkacağını bize gösterir. Dünyanın sanayi devrimi sürecinde olduğu gibi müthiş bir değişimin şafağında, eşiğinde olduğu yeni bir dönemin aşamasındayız, hemen kıyısında bulunuyoruz. İşte ‘biz bu dönemde ne yapmalıyız?’ diye düşündük, SAĞLIKFEST şeklinde Sağlık Bilimleri Festivali yaparak bu değişimi anlama, bu değişimi tanıma, değişime önderlik edebilecek yeni yaklaşımlar, yeni teknolojiler, yeni fikirler geliştirme aşamasında çalışmalarımıza başladık. Üniversite olarak sağlık alanında çok güçlü bir üniversiteyiz. Hem Tıp Fakültemiz var, hem Diş Hekimliği Fakültemiz var, hem Sağlık Bilimleri Fakültemiz var, hem Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuz var. Sağlık sahasında oldukça güçlü farklı birimleriyle bu alanda Türkiye’ye hizmet veren bir üniversiteyiz. Sağlık alanındaki bu gücümüzden üniversitedeki birikiminden akademik tecrübelerimizden de istifade ederek, Sağlık Bilimleri Festivalini Türkiye’de ilk defa yapma ve bunu sahada uygulama kararı aldık. İnşallah SOSYALFEST’te olduğu gibi SAĞLIKFEST’te de farklı üniversitelerle işbirliği içerisinde kurumsal destekleyici ve kurumsal paydaşlık protokolleri yaparak, sponsorluklar oluşturarak, bunu da gerçekleştirme kararlılığındayız.” SOSYALFEST’in altyapısı kullanılacak 6-7 Kasım 2024 tarihinde KBÜ kampüsü içerisinde festivali sağlık alanında yarışmaların yapıldığı bir formatla gerçekleştirmeyi planladıklarını anlatan Prof. Dr. Kırışık, şu ifadelere yer verdi. “Bunu gerçekleştirmek için gerekli hazırlıkları sağlık alanındaki akademisyenlerimiz ile bilim yöneticilerimizle yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bu anlamda SOSYALFEST’in altyapısını kullanacak olmamız bize büyük bir hız ve ilerleme sağlıyor. Çünkü bu altyapı oldukça ciddi hazırlık sürecinden geçerek oluşturmuş olduğumuz bu altyapıyı kullanarak inşallah Sağlık Bilimleri Festivalimizi de gerçekleştireceğiz. Bu festivalimizde elbette iki ana öge ön plana çıkıyor. Bu ögelerden bir tanesi; yenilikçi vizyonlar, yenilikçi yaklaşımlar, yenilikçi teknolojiler ortaya koymak. Burası son derece önemli, çünkü dünyanın sağlık alanında ciddi problemler sorunlar yaşadığını ve bu sorunları bir türlü çözemediğini görüyoruz. İşte kanser hastalığı olabilir, şeker hastalığı, alerjik rahatsızlıklar, yüzlerce hastalık, rahatsızlık sayabiliriz. Yakın dönemde bir korona salgını gerçekleşti. Buna yönelik aşı çalışmaları söz konusu oldu, salgınlar gibi çok farklı tehditlerle karşı karşıyayız. Fakat bunu çözmek de, bu sorunları kısa süre içerisinde ortadan kaldırmak da dünyanın modern tıbbın veya tıp alanında çalışmaların yeterli olmadığını, yetersiz kaldığını gözlemleyebiliyoruz. Daha hızlı çözümler üretecek, insanları daha sağlıklı bir yaşama ’merhaba’ demelerini sağlayacak bir şekilde sağlık planlamasının yapılması gerekiyor. Bunun için hem yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç var hem de problem merkezli problemi çözücü yeni yaklaşımlara, yeni bakış açılarına, yeni teknolojilere ihtiyaç var. Biz de bunu Sağlık Bilimleri Festivali ile gerçekleştirmek istiyoruz.”
Kars Bölgesi VHO’dan KKKA enfeksiyon hastalığı açıklaması
22 Nisan 2024 Pazartesi - 17:22 Kars Bölgesi VHO’dan KKKA enfeksiyon hastalığı açıklaması Kars, Ardahan, Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası (VHO) Başkanı Ercan Ödül, ülke ve bölge de görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı ile ilgili açıklama yaptı. Kars, Ardahan, Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası (VHO) Başkanı Ödül yaptığı açıklamada, “Ülkemiz ve bölgemizde görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı (KKKA), keneler tarafından taşınan bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır durumlarda kanama gibi belirtiler ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir hastalıktır” dedi. Ödül, “Yerleştikleri canlıların kanlarını emerek hayatta kalabilen eklem bacaklılar olan kenelerin tüm dünyada 200’ün üzerinde hastalık etkenine vektörlük yaptığı bilinmektedir. Bu hastalıklar arasında yer alan Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) 2002 yılından itibaren ülkemizde özellikle Kelkit Vadisi diye adlandırılan Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Sivas, Tokat, Amasya ve Çorum illerinde insan sağlığını tehdit etmekle birlikte ülkemizin yedi coğrafi bölgesinde de tespit edilmiş bir tür olduğu unutulmamalıdır. Bölgemizde en son 12 Nisan’da Erzurum Oltu İlçesinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir" diye konuştu. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının önlenmesinde bireysel tedbirler ile evcil hayvanların düzenli kene mücadelesinin yapılması gerektiğini belirten Ödül, “Bireysel önlemler kapsamında; özellikle riskli bölgelerde bulunan vatandaşların park, bahçe, tarla gibi her türlü araziye çıktıklarında açık renkli elbise giyinmeleri, çorapları paçalarının üzerine çekmeleri, elbiselerine repellent (kene uzaklaştırıcı etkenli ilaç, kimyasallar vs.) uygulamaları ve ev dönüşlerinde tüm vücudun kene yönünden kontrol edilmesi yer alır. Vücut üzerinde kan emen kene tespit edilmesi halinde kenenin en kısa sürede çıkarılması önem taşımakla birlikte çıplak elle dokunulmadan çıkarılması ve kene çıkarıldıktan sonraki süreçte kişinin kendini takip etmesi, ateş, baş ağrısı ve diğer gribal belirtiler görülebilmesi ihtimali göz önünde bulundurulması gerektiğinden ivedilikle en yakın sağlık kuruluşu ile irtibata geçilmelidir. Kırım Kongo Kanamalı ateşinde erken teşhis ve tedavinin hayati öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. Evcil hayvanların üzerinde veya çevresinde bulunan kenelerin akarisitler ile kontrol altına alınması kene kaynaklı hastalıkların ortadan kaldırılması için insan-evcil hayvan temas riskinin de azaltılacaktır. Sonuç olarak; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bakımından kene mücadelesinin temelini; alınabilecek bireysel tedbirler ile evcil hayvanların kene mücadelesi amacıyla veteriner hekimler tarafından yürütülecek bilinçli paraziter mücadele uygulamaları ile mümkündür” şeklinde konuştu.