SAĞLIK - 05 Ağustos 2020 Çarşamba 11:33

Çocuklarda yaz ishaline dikkat

A
A
A
Çocuklarda yaz ishaline dikkat

Başkent Üniversitesi Adana Dr.

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Ceylan, bebek ve çocuklarda özellikle yaz mevsimlerinde artış gösteren ve bazen yoğun sıvı kaybına neden olabilen ishale dikkat çekerek, erken dönemde önlem alınmazsa ciddi sağlık problemleri yaşanabileceğini söyledi.


Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda en sık görülen bulaşıcı hastalıkların başında ishalin geldiğini belirten Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Ceylan beslenme ve temizliğin önemine dikkat çekti.


İshalin birçok nedeni olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özgür Ceylan, "Yaz ishali çocuklarda su ve gıdanın mikroorganizmalarla kontamine olduğu durumlardan kaynaklanmaktadır. Alınan besin ya da su parazit, virüs veya bakteri ile bulaş olduğunda besini tüketen kişide yaz ishali şeklinde belirtiler vermektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl 10 kişiden 1 kişi besin ilişkili ishal geçirmektedir. İshalin oluşmasında en büyük sebep virüsler ve bakterilerdir. İshal salgınında en çok karşılaştığımız Norovirüs’dür. Su yoluyla veya besin yoluyla bulaşmaktadır. Bunun dışında bakterilerden özellikle Salmonella ve Kampilobakter de çocuklarda ishale yol açabiliyor. Salmonella’nın kaynağı genellikle kümes hayvanları veya yumurtadır. Kampilobakter ise iyi pişmemiş kırmızı ve beyaz et ürünlerinden bulaşmaktadır." dedi.



İshale bağlı şikayetler


İshale bağlı şikayetleri de sıralayan Dr. Ceylan, ‘’Çocuklarda ishale en çok karın ağrısı, kusma eşlik etmektedir. Nadir olarak da yüksek ateş gözlemlenmektedir. Bazen halk arasında söylendiği gibi dizanterinin bir bulgusu olan dışkıda kan da görülebilir. Her bakteri çeşidi aynı bulguları göstermemektedir. Bazı bakterilerin toksinleriyle gıda enfekte olduğu zaman ilk 6 saat içerisinde çocuklarda kusma başlamaktadır. Bazı bakterilerde ise ishal ön planda olabilmektedir. Bu sene daha çok karşılaştığımız bakteriye bağlı ishal salgınıdır ‘’dedi.



5 yaş altı çocuklarda su kaybına dikkat


Çocuklarda ishal sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli konunun sıvı kaybı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özgür Ceylan, "Virüslerden en çok etkilenen grup 5 yaş altı çocuklardır. Bunun dışında yine 60 yaş üzerindeki hastalar da ishali ağır olarak geçirebilmektedir. 5 yaş altı çocukların vücutlarında su kaybı çok daha kolay olmaktadır. Eğer ishal olan bir çocuk günlük alması gereken su miktarının yarısını veya daha azını alıyorsa ileride sıvı kaybına bağlı olarak vücutta çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlayacaktır. Su kaybıyla birlikte çocuklar daha halsiz daha bitkin hale gelirler. Su kaybının ilerlemesiyle uyku hali başlar. İshal olan çocukta ağız kuruluğu var mı? İdrar miktarında azalma var mı? Ebeveynlerin bunlara dikkat etmesi gerekmektedir. Diğer önemli bir nokta 39 derecenin üstünde yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısıdır. Bu bulguları olan çocukların hızlı bir şekilde tıbbi destek almaları gerekir. Çocuk hastalarda bu bulgular yok ise, yeterli sıvı alabiliyor ve kusmuyorlarsa 48 ila 72 saat içerisinde ishal atağını hafif olarak atlatabilir ve kendiliğinden iyileşebilmektedir." diye konuştu.



Beslenme ve besin temizliği önemli


Beslenme ve besin temizliğinin önemine dikkat çeken Ceylan, "İshallerde en önemli faktör iklimdir. Özellikle gıdaların hazırlanma, taşınma ve saklanması esnasında yapılan yanlışlıklar yüksek sıcaklıkla birleştiğinde ishal salgınlarında artış görülmektedir. 32 ve 43 derece arasındaki sıcaklık ve yüksek nem bakterilerin çoğalması için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Bu nedenle de en sık yaz mevsimlerinde ishal görünmektedir. Besinlerin tarımda yetiştirilmesi esnasında kullanılan suyun kirli olması bulaş sürecini başlatmaktadır. Bunun dışında ev içerisinde gıdaların hazırlanması esnasında uygulanan yanlış yöntemlerde gıdaların mikroplar ile bulaşına yol açmaktadır. Bazı besinler uzun süre dışarıda bekletilirse veya hazırlanma aşamasında bakteri ya da virüsle temas ederse ishal ve kusma gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.


Gıdaya dokunulmadan önce mutlaka el hijyeninin sağlanması gerekmektedir. Gıdaların hazırlanma aşamasında et, tavuk veya balık ürünlerinin birbirleriyle temas etmemesi gerekmektedir. Bunları hazırlarken kullandığımız çatal, bıçak, kesme tahtası vb. mutfak aletlerinin her ürüne göre farklı olması gerekir. Yine en önemli konulardan birisi yüzey temizliğidir. Gıdaların hazırlandığı masa ve tezgah gibi yüzeylerin temiz olması gerekmektedir. Bir diğer önemli konu ise gıdaların pişirilmesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünleri uygun ısılarda pişirilmeli ve çiğ tüketilmemelidir. 70 derecenin üzerindeki pişirme ısısı gıdaların üzerinde bulunan bakteri veya virüslerin ölmesi için yeterlidir. Yaz aylarında oda ısısında gıdalar üzerindeki mikroorganizmaların hızla çoğaldığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle gıdaların dışarıda 2 saatten fazla bekletilmemesine ve hazırlanan gıdaların soğuduktan hemen sonra 5 derecenin altında buzdolabında muhafaza edilmesine özen gösterilmelidir. Daha önce pişirilmiş olan gıdaların tüketilmeden önce tekrardan yüksek ısıda ısıtılması gerekmektedir.



Çocuklarda ishal tedavisi


İshal olan çocukların sıvı kayıpları ve genel durumlarına göre tedavi yöntemlerinin değiştiğini belirten Ceylan, "Hafif sıvı kaybı olan çocuklarda ağızdan ORS (Oral rehidratasyon) sıvısı verilmektedir. Eğer hastada kusma olmaz ise bu sıvı ile evde tedaviye devam edilmektedir. Sıvı kaybı çok fazla olan ve kusması devam eden çocuklarda sıvı kaybı artmaya devam ettiği için bu hastaların hastanede takip ve tedavi edilmeleri daha uygun olacaktır. İshal olan her çocuğa antibiyotik başlanmamalıdır. Çoğu virüs kaynaklı olan ishallerde antibiyotikler faydasızdır. Ayrıca antibiyotiğin kendisiyle ilişkili ishalde hastada gelişerek çocuğun durumunun daha da kötüleşmesine yol açabilir. Bakterilere bağlı ishal geliştiği düşünülen 3 aydan küçük bebeklerin, bağışıklık sistemi zayıf çocukların ve dizanteri bulgusu olan çocukların hekim tarafından değerlendirdikten sonra antibiyotik tedavisi alması uygundur. Yaz aylarında çocukların bol su tüketmesi en önemli konulardan birisidir. Su, ayran, yoğurt veya çorba olarak mutlaka sıvı alımını arttırmamız gerekmektedir. Çocuklar sevdiği her şeyi yiyebilir ama bunun yanında bol sıvı alması çok önem arz etmektir." şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küçükçekmece’de geldikleri çalıntı araçla kamyonet çalan hırsızlar kamerada Küçükçekmece’de, çalıntı araçla gezen iki hırsız, yine park halindeki başka bir kamyoneti çaldı. Hırsızların kamyoneti çalma anı kameraya yansıdı. Olay, 1 Mayıs gece saatlerinde Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesinde yaşandı. İddiaya göre, kimliği belirsiz iki şüpheli, gözlerine kestirdikleri aracı çalmak için mahalleye geldi. Şüphelilerden biri geldikleri araçta beklerken, diğeri ise dükkan önünde park halindeki kamyonetin kapısını tornavida ile açtı. Kapüşonlu şüpheli, kamyoneti çalıştırdıktan sonra kayıplara kaçtı. Sabah saatlerinde kamyonetin yerinde olmadığını gören Mehmet Çetingöz, çevredeki güvenlik kameralarına baktı. Kamyonetin çalındığını gören Çetingöz, kamera kayıtları ile birlikte polise giderek şikayette bulundu. Polis ekipleri ise, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Hırsızların başka araçla gelip, park halindeki kamyoneti çaldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Öte yandan hırsızların olay yerine geldikleri aracın da çalıntı olduğu öğrenildi. Olayla ilgili konuşan kamyonet sahibi Mehmet Çetingöz, “Akşam arabamı buraya park ettim. Sabah namazına kalktığımda arabam yerinde yoktu. Ben de, çekici alıp götürdü diye düşündüm. Otoparklara baktım, arkadaşlar da kameralara baktı, öyle bir şey olmadığını arkadaşlara söyledi. Sonra anladık ki, arabamız çalınmış. Sonra karakola ve savcılığa gidip şikayette bulunduk. Ehliyetim ve arabanın ruhsatı da arabanın içindeydi, tamir aletlerim arabanın içindeydi. Daha önce de arabam çalınmıştı, o zaman borcunu ödemek için evimi satmıştım, şimdi kiradayız. Arabanın yaklaşık değeri 300-400 bin TL, içindeki malzemeler de 200 bin TL değerinde, tüm birikimimiz gitti. Aracımın bulunmasını istiyorum” diye konuştu.
Ordu ’Üretici dostu’ belediye Geçen 5 yılda piyasa değeri 76 milyon lira olan 3 milyonu aşkın yazlık ve kışlık fideyi üreticilere dağıtan Ordu Büyükşehir Belediyesi, bu kez piyasa değeri 4 milyon lira olan 300 bin adet yazlık fideyi üreticilere ulaştıracak. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in 5 yıl önce ‘Kendi Kendine Yeten Şehir’ sloganıyla başlattığı tarımsal destekler hız kesmeden sürüyor. Hayvancılık, besicilik, süt ürünleri, seracılık, sebze yetiştiriciliği gibi alanlarda 5 yılda yaklaşık 53 bin üreticiye tarımsal destek sağlayan Ordu Büyükşehir Belediyesi, kendi seralarında ürettiği fideleri üreticiyle buluşturmaya devam ediyor. 300 bir yazlık fide Gülyalı Turnasuyu mevkiinde kendi tesislerinde yetiştirdiği domates, biber, patlıcan ve hıyar fideleri olmak üzere toplam 300 bin adet yazlık fide ilçe ziraat odaları vasıtasıyla üreticilere dağıtılacak. Dağıtımı yapılacak olan fidelerin yetiştirildiği Ordu Büyükşehir Belediyesi seralarında ilçe ziraat odalarının başkanları ile bir araya gelen Başkan Güler, Ordu’da tarımsal alanda çok önemli çalışmalara imza attıklarını söyledi. Hedef: Kendi Kendine Yeten Ordu Hedeflerinin ‘Kendi kendine yeten bir Ordu’ oluşturmak olduğunu vurgulayan Başkan Güler, “Kendi seralarımızda 300 bin fide yetiştirdik. Bunu 3’te 1 maliyetine ürettik. Şimdi de bu ürettiğimiz fideleri ziraat odaları aracılığı ile dağıtıyoruz. Biz bu çalışmalarla kendi üretimimizi yapalım ve dışa bağımlılığı azaltarak ‘Doğduğu yerde doyan bir kent’ ve ‘Kendi kendine yeten bir Ordu’ oluşturalım istiyoruz. Ben bu fidelerin yetiştirilmesinden dağıtımına kadar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Ziraat Odası Başkanları: Başkan Güler üretici dostu Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan, Büyükşehir Belediyesinin tarıma verdiği destekleri yakından takip ettiklerini belirtti. Soydan, “Sayın Başkanımızın ziraat odaları ile iş birliği içerisinde olması bizi mutlu etmiştir. Ziraat odaları olarak bizler çiftçi temsilcileriyiz. Büyükşehir Belediyemizin bu çalışması tüm çiftçilerimiz açısından memnuniyet vericidir. Bizler ziraat odaları olarak Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, Akkuş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kaya, Fatsa Ziraat Odası Başkanı Haydar Gürsu, Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman, İkizce Ziraat Odası Başkanı Atilla Kaynar ve Kabadüz Ziraat Odası Başkanı Mustafa Kemal Baş ise yaptıkları açıklamalarda 5 yıl boyunca tarım ve üreticiye verdiği desteklerden dolayı minnettar olduklarını dile getirdiler.
Sivas Dünyada eşi benzeri yok, 9 yıllık hasret son buluyor Sivas’ta UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk eser olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda tarihinin en kapsamlı gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları tamamlandı. Avrupalı bilim adamlarınca "Anadolu’nun El Hamrası" olarak nitelendirilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın açılışı pazartesi günü gerçekleştirilecek. Sivas’ın Divriği ilçesinde 1228 tarihinde Anadolu Selçukluları zamanında Selçuklulara bağlı Mengücekli Beyliği döneminde Mengücek şahı Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah ve eşi Melike Turan Hanım tarafından yaptırılan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın dünyada benzeri bulunmuyor. "Anadolu’nun Elhamrası" olarak da bilinen bu cami, UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk eser olma özelliği taşıyor. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası yaklaşık 800 yıldır heybetini korurken üzerinde işli birbirinden farklı 10 bin motifle kendine hayran bırakıyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak mekanı, Anadolu erken dönem mimarisinin seçkin örneklerinden Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, taş bezemeleri, 3 boyutlu geometrik stilleri, mimari özellikleri ve manevi havasıyla "şaheser" olarak nitelendiriliyor. Evliya Çelebi’nin, "Methinde diller kısır, kalem kırıktır" sözleriyle anlattığı Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, pazartesi günü gerçekleştirilecek açılış töreniyle ziyarete ve ibadete açılacak. 2015 yılında başlatılan ve tarihinin en kapsamlı restorasyonu yapılan Divriği Ulu Camii’de son derece titiz ve kapsamlı 9 yıllık bir restorasyon çalışmaları yürütüldü. Anadolu taş işçiliğinin zirve yaptığı 800 yıllık muhteşem eser tekrar ibadete açılıyor. "Denge sütunu tekrar işlevsel hale geldi" Restorasyon kapsamında darüşşifadaki havuz tekrar hayata geçirildi. Uzun yıllar önce zarar gören ve yapının statik olarak dengede olduğunu gösteren, ‘Denge Sütunu’ ise tekrar işlevsel hale getirildi. Çalışmalar kapsamında 10 bin metrekare yeşil alan, 6 bin 370 metrekare sert zemin yapıldı. 170 dönümlük arazi kamulaştırılarak çevresinde de peyzaj çalışmaları gerçekleştirildi. Proje kapsamında; yürüyüş yolları, oturma ve seyir alanları, çevre aydınlatması, geniş çim alanlar ve iklime uygun bitkilendirme çalışmaları yapıldı. Cumhurbaşkanı açılışa uzaktan bağlanacak Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, 6 Mayıs Pazartesi günü Vakıflar Genel Müdürlüğünün ‘Vakıf Haftası Kutlama Programı’ kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da uzaktan bağlantısı ile saat 13.00’te toplu açılış töreni kapsamında hizmete açılacak. “Tüm vatandaşlarımızı bu tarihi ana şahitlik etmeye ve açılışımıza davet ediyorum” Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, açılış öncesi Divriği ilçesini ziyaret ederek yapılan son çalışmalar hakkında bilgi aldı. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın açılışına vatandaşları davet eden Vali Şimşek, "6 Mayıs Pazartesi günü uzun bir aradan sonra bu camimizde öğlen namazı kılınacak ve akabinde de saat 13.00’te Sayın Cumhurbaşkanımızın video konferans yöntemiyle katılımıyla bu caminin ve darüşşifanın açılışı gerçekleştirilecek. Tüm vatandaşlarımızı bu tarihi ana şahitlik etmeye ve açılışımıza davet ediyorum" dedi.
İzmir Tunus ile iş birliği fırsatları İZTO’da değerlendirildi İzmir ile Tunus arasındaki iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği toplantıda konuşan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği tarafından yürütülen, Akdeniz limanlarında Akdeniz Dijital Inovasyon Merkezlerinin kurulmasını hedefleyen proje kapsamında, İzmir Alsancak Limanı ve Tunus Goulette Limanının yer almasının, iki ülke arasında kruvaziyer turizmi, ekonomi ve kültürel konulara ilişkin bağları daha da güçlendireceğini belirtti. İzmir Ticaret Odasında düzenlenen Tunus Cumhuriyeti ülke tanıtım toplantısı; İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ile Tunus Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosu Sabuhi Attar’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Toplantıya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Abdullah Salkım, Mehmet Şahin Çakan, Serdar Gökhan Arıkan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, katip üyesi Ali Yaramışlı, meclis ve komite üyeleri katıldı. Konuşmasında Tunus’un dün olduğu gibi bugün de İzmir’in geleneksel ticaret partnerlerinin başında geldiğini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Yabancı yatırımların, ülkemiz ve kentimiz ekonomisinin kalkınmasında büyük önem taşıdığını görüyoruz. Türkiye’de 2023 yılı itibariyle 221 adet Tunus sermayeli ?rma faaliyet göstermekte. Ülkemiz-Tunus ticari ilişkilerinin güçlendirilmesi, kentimiz ticaretine de pozitif yansıyor. Bildiğiniz üzere İzmir, net ihracatçı bir şehir konumunda. Tunus’a 87 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken 20 milyon dolara yakın ithalat ile 67 milyon doları aşkın bir ticaret fazlasına sahibiz. Ülkemizden Tunus’a yapılan toplam ihracatın yüzde 7’sini İzmir gerçekleştiriyor” dedi. Özgener, Tunus ile iş birliği önerilerini sıraladı Tunus ile ihracat kalemlerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, Akdeniz havzasındaki aşırı ısınmayı önlemek ve bölgenin artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Tunus ile birçok ortak projenin hayata geçirebileceği vurguladı. Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: “Akdeniz’deki tüm paydaşları bir araya getirecek, yenilenebilir enerji projeleri ile çevre koruma, temiz su temini ve yeşil altyapı gibi alanlarda bilgi ve teknoloji paylaşımı sağlayacak Akdeniz’de Sürdürülebilirlik Sempozyumunu kentimizde düzenleyebiliriz. Tunus’un tarım potansiyeli ile İzmir’in ileri teknoloji uygulamalarıyla birleşen üretim deneyimini içeren ortaklıklar kurabileceğimize inanıyoruz. Yanı sıra; odamız ve Tunus Ticaret ve Sanayi Odaları Avrupa Birliği tarafından sürdürülen INTERREG NEXT MED Programı kapsamında bir projede yer alıyor. Akdeniz limanlarında Akdeniz Dijital Inovasyon Merkezlerinin kurulmasını hedefleyen proje kapsamında İzmir Alsancak Limanı ve Tunus Goulette Limanı’nın iştirakçi olarak yer almasının her iki ülke arasında kruvaziyer turizmi, ekonomi ve kültürel konulara ilişkin bağları daha da güçlendireceği kanaatindeyiz.” Tunus Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, toplantıda gerçekleştirdiği bilgilendirme sunumunda, Tunus’un Avrupa, Afrika ve Orta Doğu arasında köprü niteliğine sahip stratejik bir pozisyonda bulunduğunu vurguladı. Ülkede bulunan; 9 uluslararası havalimanı, 7 ticari liman, 2 bin kilometrenin üzerinde demir yolu hattının güçlü bir lojistik altyapı sunduğunu belirten Sghaier, Tunus’un Kuzey Afrika bölgesinde yetenek rekabeti, girişimcilik ekosistemi, yenilik, rekabetçi endüstriyel performans, bilgi ve iletişim teknolojileri geliştirme, e-ticarete geçiş alanlarında ilk sırada yer aldığını; ayrıca çok verimli topraklara sahip olduğunu söyledi. Sghaier konuşmasında şunları kaydetti: “Tunus ve Türkiye iki kardeş ülke ve halkları arasındaki tarihi bağlar, kültür ve medeniyet ortaklıkları, güçlü iş birliği ilişkilerinin kurulması için sağlam temel ve uygun zemin teşkil ediyor, özellikle de zengin ve çeşitli yasal çerçeveye dayanan ekonomik alanlarda. Kuşkusuz ülkelerimizin sahip oldukları muazzam imkânlar, her iki taraf için de kazan-kazan ortaklığı çerçevesinde bu ilişkileri güçlendirmek ve tabanını genişletmek için bizleri birlikte daha fazla çalışmaya motive ediyor.”