ASAYİŞ - 26 Mayıs 2024 Pazar 11:11

Adana’da son 1 haftada 4 kişi boğuldu

A
A
A
Adana’da son 1 haftada 4 kişi boğuldu

Adana’da son 1 haftada 2’si çocuk 4 kişi boğuldu.


Yaz aylarının yaklaşmasıyla sıcaklığın artış gösterdiği Adana’da, son 1 haftada serinlemek amacıyla suya giren 4 kişi hayatını kaybetti. 14 ve 17 yaşındaki iki çocuk ile 18 yaşındaki gençler olmak üzere 4 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine polis çalışma başlattı. Serinlemek amacıyla sulama kanalı ve nehir yataklarına giren gençlere polis ekiplerince uyarılarda bulunulurken, yıl içerisindeki ölümle sonuçlanan boğulma vakası sayısı ise 8’e ulaştı.


Adana’da her yıl ortalama 30 kişinin boğularak hayatını kaybettiği öğrenildi.



Adana’da son 1 haftada 4 kişi boğuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Hayatı karardı, ehliyetsiz sürücü gözaltına dahi alınmadı Sivas’ta ehliyetsiz sürücünün çarptığı yaya yaşam mücadelesi verirken, ehliyetsiz sürücü gözaltına dahi alınmadı. Edinilen bilgiye göre, olay, 18 Ocak tarihinde Aydoğan Mahallesi Pünzürük Caddesinde meydana geldi. Ev ihtiyaçlarını karşılamak için markete gitmek üzere dışarı çıkan 59 yaşındaki Filiz Dursun’a araba çarptı. İddiaya göre, 18 yaşından küçük ve ehliyetsiz sürücü, kavşağa hızlı bir şekilde girip bir araca çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan araç Filiz Dursun’a çarptı. Ağır yaralanan kadın 5 ay boyunca yaşam mücadelesi verdi. Ailenin iddiasına göre, ehliyetsiz sürücü gözaltına dahi alınmadı. Kazadan sonra sakat kalan Filiz Dursun’un tek isteği ise adaletin yerini bulması. “Ben hastanede ölümle cebelleşirken o keyfini sürdü” Kendisi beş ay boyunca sadece nefes alırken, hastanede hayatta kalma mücadelesi verirken ehliyetsiz sürücünün keyif sürdüğünü dile getiren Dursun, “18 Ocak Perşembe günü hava çok güzeldi. Evimin altındaki marketleri dolaşmak için dışarı çıktım. Sağıma soluma baktım hiçbir şey yoktu. Tam ben ilerlerken gelip bana çarpmış. Hastaneye kaldırılmışım. Beyin kanaması geçirdim. Beş gün yoğun bakımda kalmışım. Oradan çıkartıp beni ortopedi servisine aldılar. Çok zor ameliyatlar geçirdim. İki ameliyat geçirdim birinde 8 saat birinde ise 4 saat ameliyatta kalmışım. Kolumda üç yerimde ayağımda iki yerimde platin var. Üniversite hastanesinde 15 gün kaldım. Daha sonra özel bir hastanede fizik terapisi aldım 23 günde orada kaldım. Ben 5 ay boyunca sadece nefes aldım. Ağrılarım halen devam ediyor. Şimdi de ayağımda kırığa bağlı kemik erimesi başlamış. Normal hayatıma dönebilmem için 1 yıla ihtiyacım var. Bu kazaya sebep olanlar hiç gelmedi bir geçmiş olsun bile demediler. Ne kendisine ne de ailesine asla hakkımı helal etmiyorum. Dualarımın başında beddualar koydum. Bana çarpan çocuk bir gün dahi karakolda gözaltına bile alınmadı. Ben hastanede ölümle cebelleşirken o keyfini sürdü. Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti. Benim her ihtiyacımı çocuklarım giderdi çocuklarımdan utanıyordum artık” dedi. Kazadan sonra tedbir alındı Avukat Yusuf Coşkun, tehlikeli bir muhit olmasına rağmen tedbirin kazadan sonra alındığını vurgulayarak, “Yaşanan kazayla ilgili davamız devam ediyor. Bahse konu olan kazaya sebebiyet veren sürücü 18 yaşından küçük ehliyetsiz bir sürücü. Kaza yaptığı araçta bildiğimiz kadarıyla babasına ait. Kaza, ehliyetsiz sürücünün dört yol diye tabir ettiğimiz kavşağa hızlı bir şekilde girip orada başka bir araca çarpması ve o aracın da Filiz hanıma çarpması şeklinde meydana geldi. Polisin kaza tutanağına göre de ehliyetsiz sürücü ehliyetsiz olmasının yanı sıra aşırı hızlı olması polis tarafından da tespit edildi. Asli kusurlu bulundu. Filiz hanım o günden bu yana ciddi bir yaşam mücadelesi verdi. Hayati tehlikeyi atlattı fakat yaklaşık 5 aydır hayatının büyük bölümünü yatağa bağımlı bir şekilde geçirdi. Son 2 haftadır yürüme değneğiyle birlikte tek başına hareket edebilir hale geldi. Kazaya sebebiyet veren çocuk sürücü 18 yaşından küçük olduğu için dava çocuk mahkemesinde devam ediyor. Taksirle yaralama suçundan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Yargı süreci devam ediyor. Konuya ilişkin gerekli tazminat haklarımızı da kullanacağız. Kazanın gerçekleştiği mahal daha önce de benzer kazaların yaşandığı bir yer. Bu muhitte yaşayan insanlar yetkililere zaman zaman burayı dile getirse de Filiz hanımın yaşadığı kaza sonrasında bir önlem alınmış” ifadelerini kullandı.
Ankara Beypazarı’nın eşsiz lezzetleri 80 katlı baklava ve kurusuna yoğun ilgi Ankara’nın eşsiz ilçelerinden birisi olan Beypazarı, Kurban Bayramı öncesi 80 katlı baklava siparişlere yetişmeye çalışıyor. Ayrıca Beypazarı’na has olan Beypazarı Kurusu, ilçeye ziyarete gelen vatandaşların vazgeçilmezi oluyor. Tarihle ve doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlerin tercih ettiği Ankara’nın Beypazarı ilçesinde özel olarak hazırlanan 80 katlı baklava ve Beypazarı Kurusu, bölgeye gelen vatandaşların yoğun ilgisini çekerken Kurban Bayramı öncesi ilçeye has usulle hazırlanan 80 katlı baklavaya Türkiye’nin her noktasından talep geliyor. İlçede bulunan yöresel lezzetleri tatmaları için ilçeye davet eden Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap, “Baklavayı herkes bilir. Özelliği, 80 katlı olması lazım, lezzetti daha farklı olur. Burada annelerimiz hamurları açarken karşıdan duvar görünecek şekilde açarlar. 80 katın özelliği ondan kaynaklanmaktadır. Lezzeti ve tadımı farklı olur. Beypazarı’nın meşhur yemeklerinden birisi de yaprak sarmasıdır. Yaprak sarması Türkiye’nin her yerinde vardır ama buranın özelliği daha farklıdır. Çok ince sarılır ve ekşi tadı vardır. Onun haricine Beypazarı Kurusu. Bütün Türkiye’ye malum olmuştur. İsveç bisküvisine alternatif. 6 ay saklanabilen, çaya bandırılarak yenilen bir galeta türü ürünümüzdür. Bütün vatandaşlarımızı Beypazarı’nın yöresel ürünlerini tatmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Beypazarı kurusu nasıl yapılıyor? Beypazarı üretiminde çalışan Sabahat Gürer ürünün yapılışını anlatarak şunları kaydetti: “Beypazarı Kurusu yapmak için unumuz var, tereyağımız var. İçine sütümüzü ekliyoruz. Tuz, mahlep, tarçın bunları kulak memesi kıvamında, kurabiye hamuru gibi yoğuruyoruz kıvamını alana kadar. Sonra yaptığımız hamuru tezgaha alıyoruz. Çörek otumuz var, çikolatalımız var, sade var bir de büyük kurumuz var. Daha sonra şekil veriyoruz. Sonra aşağıda mayalanmaya gidiyor. Mayalanan kuru poğaça gibi pişiyor. Sonra kurutmalıklara atılıyor, burada uzun süre kuruduktan sonra hemen kıvamına geliyor.” Beypazarı’nın 80 katlı baklavasına ilgi yoğun Beypazarı’na has usullerle yapılan ve Türkiye’nin her yerinden yoğun ilgi alan 80 katlı baklavanın üretici ve satıcısı olan Altan Değirmencioğlu, “Beypazarı Baklavası 80 katlı olur. Bunları bayanlar tek tek oklavayla açarlar. Bizim baklavalarda nişasta kullanılmaz. Taş fırında pişer, özelliği buradan gelir, cevizli olur. Kat sayısı fazla olduğu için taş fırında 1- 1,5 saat pişer. Son zamanlarda Beypazarı Baklasına talep arttı. Bu bayram 350-400 tepsi siparişimiz var. Beypazarı’nda toplam 10-12 ton üretim oluyor. Evlerde kendi yapan da var bizim gibi üreten firmalar da var” diye konuştu.
Samsun Estetik uzmanından "aquafilling" çılgınlığı uyarısı Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, "aquafilling veya meme ve popoyu doldurmak için kullanılan yüksek miktarda uygulanan dolgu işlemi inanılmaz popüler oldu. Bu tarz ürünler çok ciddi apse odakları, anormal şişkinlik gibi bir sürü kötü duruma ve probleme yol açmaktadır. Günlük hayatımızda artık bu kullanılan ürünlerin sahteleri neredeyse orijinallerinden daha çok piyasada bulunur hale geldi. Başka bir hekim grubu veya güzellik salonu, kuaför ya da benzer türevde olan kurumlarda kimsenin bu işlemleri yapma yetkisi yoktur" dedi. İnsanların vücutta bölgeleri değiştirme isteğiyle yaptırılan dolgu, botoks gibi estetik işlemler ile bazı kozmetik uygulamalara ilgi giderek artıyor. Bu işlemleri yaptırmak için plastik cerrahlar, dermatologlar ya da Sağlık Bakanlığından özel sertifika alan medikal estetik uzmanları yerine güzellik ve kuaför salonlarını, "merdiven altı" olarak adlandırılan merkezleri tercih edenler çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyor. Son zamanlarda bazı ünlü isimlerin popo ve göğüs dolgu işlemi sonrası yaşadıkları sorunları paylaşmaları korkuya neden oldu. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzm. Opr. Dr. Emre Kıymık, botoks ve dolgu işlemleri hakkında bilgi verdi. "Sadece bulunduğu yere değil, çevre organ ve dokulara da zarar veriyor" Dolgu tarzı işlemlerde yetkisiz uygulamalar ve sahte ürünler hakkında bilgi veren Opr. Dr. Emre Kıymık, botoks, gençlik aşıları, mezoterapiler gibi işlemlerin merdiven altı diye tabir edilen yerlerde yapıldığına dikkat çekerek, "Piyasada dolgular veya botulinum toksin dediğimiz halk arasında bilinen haliyle botokslar genellikle ecza depolarında satılır ve hekimler tarafından satın alınabilir ürünlerdir. O yüzden bu tarz ürünleri hekim dışında muayenehanelerde veya özel hastanelerde olmadığı takdirde akıllarında bir soru işareti bırakmalılar ve kolay bir şekilde ulaşılabilir ürün olmadıklarının farkında olmalılar. Bir de bu bunların haricinde son zamanlarda popüler hale gelen bir ürünümüz daha var. Halk arasında bilinen ismi ile ’aquafilling’ veya meme ve popoyu doldurmak için kullanılan yüksek miktarda uygulanan dolgu işlemleridir. Bu işlemler ameliyatsız yöntem olarak lanse edilip son zamanlarda inanılmaz popüler oldular. Yalnız bu tarz ürünler işlemden sonra kısa dönemde veya uzun dönemde çok ciddi apse odakları, yara yerlerinde yara yeri akıntısı yapması ve anormal şişkinlik gibi bir sürü kötü duruma ve probleme yol açmaktadır. Tek seferde neredeyse cerrahi tedavi ile birlikte çözümlenmesi çok zor bir durum hale gelmektedir. Bazı hastalarımız bir kez, iki kez ameliyata alıp bunları temizledikten sonra tamamen temizlemiş olsak bile yeniden tekrar edebilmektedir. Bunların haricinde vücutta uygulanan bölgenin haricinde yerçekiminin de etkisi ile başka yerlere de aşağılara doğru da inebilmektedir. Memeye yapılan bir dolgu işlemi karın bölgesine ilerleye bilmektedir. Popoya yapılan bir dolgu işlemi bacaklara doğru ilerleyebilmektedir. Sadece bulunduğu yere zarar vermekte değil etraf ve çevre organ ve dokulara da zarar verebilmektedir. Bu noktada halkımız çok bilinçli olmalıdır. Bu tarz işlemlere hemen karar verecek şekilde atlamamalıdır. İyi düşünerek karar vermelidir. Bazı şeyler cerrahi tedavi ile bile tam neticelenmezken ameliyatsız yöntemlerle muazzam muntazam sonuçlar alınabilmesi imkansızdır. Bunun farkına varmalılar" diye konuştu. "Sahteleri neredeyse orijinallerinden daha çok piyasada bulunur hale geldi" Dolgu işlemlerinde kullanılan malzemelerin orijinallerinden daha çok piyasada bulunur hale geldiğini ifade eden Dr. Kıymık şunları söyledi: "Bu işlemleri yapma yetkisi olan kişiler; plastik cerrahi uzmanları, dermatoloji uzmanları ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış medikal estetik sertifikası olan hekimler yapabilir. Bunların haricinde başka bir hekim grubu veya güzellik salonu, kuaför ya da benzer türevde olan kurumlarda kimsenin bu işlemleri yapma yetkisi yoktur. O yüzden halkımız bu konularda başvurmak istedikleri yerleri çok iyi bir şekilde seçmelilerdir. Hekimin diplomasına, uzmanlık sertifikasına bakmalılar, bunların haricinde kullanılan ürünleri aynı şekilde gözlerinin önünde açıldığına ve uygulama şartlarına çok dikkat etmeliler. Çünkü günlük hayatımızda artık bu kullanılan ürünlerin sahteleri neredeyse orijinallerinden daha çok piyasada bulunur hale geldi. Merdiven altı satışları da çok yüksek miktarlardadır. Bunlara kesinlikle dikkat etmeliyiz. Hastalarımız bir işlem yaptırdıktan sonra uygulanan malzemenin barkodunu muhakkak talep etmelilerdir. Hatta kare kodlarını okutarak bu ürünün gerçekten orijinal bir ürün olup olmadığını kontrol etmelilerdir. Bu işlemlere bağlı bir problem gerçekleştiği zaman ya da bir komplikasyon oluştuğu zaman aldıkları bu barkodlar ile başka bir hekime gittiği zaman ürünün nasıl bir şekilde yapıldığına dair bir bilgisi olacaktır."
Ankara Beypazarı’nın eşsiz lezzetleri 80 katlı baklava ve kurusuna yoğun ilgi Ankara’nın eşsiz ilçelerinden birisi olan Beypazarı, Kurban Bayramı öncesi 80 katlı baklava siparişlere yetişmeye çalışıyor. Ayrıca Beypazarı’na has olan Beypazarı Kurusu, ilçeye ziyarete gelen vatandaşların vazgeçilmezi oluyor. Tarihle ve doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenlerin tercih ettiği Ankara’nın Beypazarı ilçesinde özel olarak hazırlanan 80 katlı baklava ve Beypazarı Kurusu, bölgeye gelen vatandaşların yoğun ilgisini çekerken Kurban Bayramı öncesi ilçeye has usulle hazırlanan 80 katlı baklavaya Türkiye’nin her noktasından talep geliyor. İlçede bulunan yöresel lezzetleri tatmaları için ilçeye davet eden Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap, “Baklavayı herkes bilir. Özelliği, 80 katlı olması lazım, lezzetti daha farklı olur. Burada annelerimiz hamurları açarken karşıdan duvar görünecek şekilde açarlar. 80 katın özelliği ondan kaynaklanmaktadır. Lezzeti ve tadımı farklı olur. Beypazarı’nın meşhur yemeklerinden birisi de yaprak sarmasıdır. Yaprak sarması Türkiye’nin her yerinde vardır ama buranın özelliği daha farklıdır. Çok ince sarılır ve ekşi tadı vardır. Onun haricine Beypazarı Kurusu. Bütün Türkiye’ye malum olmuştur. İsveç bisküvisine alternatif. 6 ay saklanabilen, çaya bandırılarak yenilen bir galeta türü ürünümüzdür. Bütün vatandaşlarımızı Beypazarı’nın yöresel ürünlerini tatmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Beypazarı kurusu nasıl yapılıyor? Beypazarı üretiminde çalışan Sabahat Gürer ürünün yapılışını anlatarak şunları kaydetti: “Beypazarı Kurusu yapmak için unumuz var, tereyağımız var. İçine sütümüzü ekliyoruz. Tuz, mahlep, tarçın bunları kulak memesi kıvamında, kurabiye hamuru gibi yoğuruyoruz kıvamını alana kadar. Sonra yaptığımız hamuru tezgaha alıyoruz. Çörek otumuz var, çikolatalımız var, sade var bir de büyük kurumuz var. Daha sonra şekil veriyoruz. Sonra aşağıda mayalanmaya gidiyor. Mayalanan kuru poğaça gibi pişiyor. Sonra kurutmalıklara atılıyor, burada uzun süre kuruduktan sonra hemen kıvamına geliyor.” Beypazarı’nın 80 katlı baklavasına ilgi yoğun Beypazarı’na has usullerle yapılan ve Türkiye’nin her yerinden yoğun ilgi alan 80 katlı baklavanın üretici ve satıcısı olan Altan Değirmencioğlu, “Beypazarı Baklavası 80 katlı olur. Bunları bayanlar tek tek oklavayla açarlar. Bizim baklavalarda nişasta kullanılmaz. Taş fırında pişer, özelliği buradan gelir, cevizli olur. Kat sayısı fazla olduğu için taş fırında 1- 1,5 saat pişer. Son zamanlarda Beypazarı Baklasına talep arttı. Bu bayram 350-400 tepsi siparişimiz var. Beypazarı’nda toplam 10-12 ton üretim oluyor. Evlerde kendi yapan da var bizim gibi üreten firmalar da var” diye konuştu.
Artvin Fedakar anne hasta oğlunun tedavi masrafları için minibüste köfte satıyor Artvin’in Arhavi ilçesinde yaşayan Sultan Ciniviz, 24 yaşındaki kronik hastalığı olan oğlunun tedavi masraflarını karşılamak için büyük bir fedakarlık örneği sergiliyor. Ciniviz, evin geçimini sağlamak ve oğlunun sağlık giderlerini karşılayabilmek için minibüste köfte satarak para biriktiriyor. Yedi yıl önce eşinin geçirdiği trafik kazası sonrasında evin tüm yükünü üstlenmeye karar veren Sultan Ciniviz, maddi sıkıntılara rağmen kimseden yardım talep etmedi. Ciniviz, en iyi yaptığı işi yaparak ailesine destek olma kararı aldı ve eski bir minibüsü temin ederek içini mutfak şeklinde tasarladı. Ciniviz, minibüste kendi yaptığı köfte ve ızgara çeşitlerini satarak ailesinin geçimini sağlamaya başladı. Sultan Ciniviz, müşterilerine daima en kaliteli ve lezzetli köfteleri sunmaya özen gösteriyor. "Kendimin yemediği hiçbir şeyi müşterilerime de yedirmem," diyen Ciniviz, minibüsünde yaptığı köfteleri evde hazırladığını belirtti. İlk başlarda zorluklar yaşadığını ancak zamanla bu işe alıştığını söyleyen Ciniviz, daimi müşterilerinin desteğiyle evinin geçimini ve hasta oğlunun hastane masraflarını karşılamaya çalıştığını ifade etti. Geçmişte restoran ve kafelerin şikayetleri üzerine Arhavi Belediyesi tarafından dört kez yer değiştirmek zorunda kalan Ciniviz, Belediye Başkanı Turgay Ataselim’in desteğiyle ilk yerine geri döndü. Bu duruma çok sevinen Ciniviz, “Turgay Başkanımızdan Allah razı olsun, bizi düşündü ve ait olduğumuz eski yerimize geri kazandırdı. Çok mutluyuz, kendisine teşekkürlerimizi iletiyoruz” dedi. Sultan Ciniviz’in bu azimli mücadelesi, ailesi için gösterdiği fedakarlık ve özveri, çevresindeki insanlar tarafından büyük takdirle karşılanıyor. Minibüsünde köfte satarak hem ailesinin geçimini sağlayan hem de hasta oğlunun tedavi masraflarını karşılamaya çalışan fedakar anne, gayreti ile herkese ilham veriyor.