SPOR - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 15:21

ATDSK hedef büyüttü

A
A
A
ATDSK hedef büyüttü

Adana Tenis, Dağ ve Su Sporları Kulübü (ATDSK) Başkanı Ali Refah Keskin, son 5 yıldır uyguladıkları ‘İtalyan Modeli’ ile tenisteki başarıyı artırdıklarını, ‘Marka şehir Adana’ hedefiyle Adana’yı teniste ‘1’ numara yapmak, teniste Avrupa ile Asya arasındaki merkez haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.


ATDSK Başkanı Ali Refah Keskin, Adana Tenis İl Temsilcisi Abdullah Taş ile birlikte yaptığı basın toplantısında kurulduğu 1969 yılından bu yana Türk tenisine milli tenisçiler yetiştiren kulübün misyonunu, başarılarını vurguladı, geleceğe dönük vizyon çizdi.


Önceki gün yaşamını yitiren TSYD Adana eski Şube Başkanı Kerim Hoşfikirer’i anarak konuşmasına başlayan Başkan Keskin, lisanslı sporcu sayıları, başarılar, Türk tenisine hizmet yolunda son 8 yılda yapılan yatırımları ve yapmayı planladıkları projeleri dile getirdi.


12, 14,16 ve 18 yaşta bir yılda 5 tenisçiyi milli takıma veren Türkiye’deki tek kulüp olduklarını, İtalyan modeli sonrası 14 oyuncuyu milli takıma verdiklerini hatırlatan Keskin, Çukurova Üniversitesi ile birlikte yapmayı planladıkları proje çerçevesinde üniversite öğrencilerine istihdam müjdesi verdi.


"Öğrenciler staj yaparken para kazanmalarını sağlayacağız"


Rektörlük ile yapacakları görüşmede, üniversite bünyesinde atıl durumda bulunan tenis kortlarını Adana’ya kazandırmak, bununla birlikte ÇÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerini geleceğin eğitimli antrenörleri olarak Türk tenisine kazandırmak ve onlara istihdam sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Keskin, "Çukurova Üniversitesi’nde 5-6 yıldır kullanılmayan kortları aktif hale getirmek, orada altyapıdan itibaren sporcular yetiştirirken, tüm Adana’nın da kullanımına açmak istiyoruz. Yine üniversitemizin Spor Bilimleri Fakültesi’nde okuyan öğrencilerden, 3’üncü sınıftan itibaren branş olarak tenis antrenörlüğünü seçtiklerinde onları kortlarımızda iş imkanı verip, en az asgari ücretle çalışmalarına, staj yaparken kazanmalarına imkan sağlayacağız. Bu öğrencilerimiz tenis derslerini alırken, kortlarda da uygulamanın içerisinde olacak ve mezun olduklarında hem alaylı, hem mektepli vasıflı tenis antrenörü olarak sisteme dahil olacaklar" dedi.


"Marka şehir Adana"


Uluslararası Tenis Federasyonu’nun, Avrupa ile Asya arasında köprü konumdaki Türkiye’yi önemsediğine dikkat çeken ATDSK Başkanı Keskin, ‘Marka Şehir Adana’ hedefiyle tenis sporu aracılığıyla Adana’ya hizmet etmek istediklerini söyledi. Bu çerçevede 28 dönümlük arazide tenis ve padel tenis yatırımı yapmak için proje hazırladıklarını açıklayan Keskin, "Biz ATDSK olarak ay yıldızlı bayrağımıza hizmet için çok büyük yatırımlar yaptık. Bunu büyütmek ve marka şehir Adana’yı National Traning Center (NTC-Ulusal Kamp Merkezi) yapmak istiyoruz. Uluslararası Tenis Federasyonu’nun kriterlerini yerine getirip, yılda 10 ay tenis oynama iklimine sahip Adana’ya NTC’yi kazandırmak istiyoruz. Bu merkezle birlikte Adana sadece Türkiye’nin değil, Avrupa ile Asya arasında tenisin merkezi olacak. Bu tesislerde düzenleyeceğimiz 75 bin, 150 bin, 250 bin dolarlık uluslararası turnuvalarla dünya sıralamasında ilk 100’lerde yer alan tenisçileri Adana’da misafir edeceğiz. Milli takım oyuncularımız bu merkezde antrenmanlarını yapacaklar, geleceğin şampiyon raketlerini bu tesisimizde yetiştirmeye devam edeceğiz. Adana’yı sadece Türkiye’nin değil, bölgemizdeki ülkeler bazında tenis merkezi yapma hayalimiz var. Bu hayalimizi, bu büyük projemizi bakanlığımız, federasyonumuz, Adana’mızın birbirinden kıymetli yöneticilerinin de desteğiyle birlikte gerçek olacak" diye konuştu.


"Entegre tesis sayısı artacak"


Adana Tenis İl Temsilcisi Abdullah Taş ise ATDSK’nın İtalya partnerliği ile teniste sistemin yerleştiğine şahit olduğunu belirterek, "Bizim mevki ve makamımız ne olursa olsun ortak paydamız Adana ve Türk tenisi. Bu doğrultuda Türkiye’nin 1 numaralı kulübü ATDSK ile birlikte Türk tenisine hizmet için çalışıyoruz. Bu amaç ve hedef doğrultusunda biz lobi oluşturur, güçlü bir şekilde Ankara’da işleri takip edersek önemli adımlar atar, önemli kazanımlar elde edebiliriz. Çukurova Üniversitesi’nde atıl tesisleri de çalışır hale getirdiğimizde ve burada yeni sporcular yetiştiğinde Türkiye’ye daha fazla fayda sağlanacaktır. Entegre tesis sayısını yükselttiğimizde, sistemli çalışmayla, kurumsal yapıyla teniste kazanımlarımız artacaktır" dedi.



ATDSK hedef büyüttü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.