SAĞLIK - 02 Temmuz 2024 Salı 10:45

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi 26. yılını gururla kutladı

A
A
A
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi 26. yılını gururla kutladı

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, 26 yıllık başarı dolu bir geçmişi geride bırakarak kuruluş yıldönümünü büyük bir coşku ve gururla kutladı. 26 yıl boyunca sağlık alanında sunduğu yüksek kaliteli hizmetler ve gerçekleştirdiği öncü araştırmalarla bölge halkına ve bilim dünyasına önemli katkılar sağlayan merkez, bu özel günde 26 yıldır bünyesinde çalışan ve hala çalışmaya devam eden 27 personeline de teşekkür plaketleri takdim etti.


Kutlama töreni, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Törene Başkent Üniversitesi yetkilileri, hastane yönetimi, doktorlar, hemşireler, diğer sağlık çalışanları ve aileleri de katıldı.


Törenin açılış konuşmasını yapan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, “Merkezimiz, kuruluşundan bu yana, sürekli gelişen teknolojik altyapısı ve uzman kadrosuyla bölge halkına en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedefledi. Hekimlik alanında uzmanlık son derece kıymetli, 43 doktor arkadaşımız da kazandıkları ihtisas dallarında merkezimizde uzmanlık eğitimlerini tamamlayarak ülkenin dört bir köşesinde sağlık hizmeti sunmaya devam ediyorlar. Yine merkezimiz üçüncü basamak merkez olduğu için yapılan klinik araştırmalar ve akademik çalışmalar neticesinde 101 arkadaşımız doçent unvanına, 121 arkadaşımız da kurumumuz çatısı altında profesör unvanı almaya hak kazanmıştır. 26. yılda bugüne kadar bizimle çalışan arkadaşlarımızdan 561 kişi kurumumuzdan emekliliğe hak kazandı. Çalışanlarımızın üniversitede okuyan çocuklarına, 726 öğrencimize de yükseköğretim burs desteği vermeye devam ediyor ve bundan gurur duyuyoruz." dedi.


Özer, "Başkent Üniversitesi ailesinin değerli üyeleri, bugüne kadar Adana merkezimizde 1 milyon 870 bin 149 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yani her 45 vatandaştan biri kurumumuza gelerek sağlık hizmeti aldı. 14 milyon 629 bin 558 poliklinik hizmeti gerçekleştirdik ve 863 bin 975 hastaya yatarak tedavi imkanı sağladık ve 526 bin 114 te ameliyat gerçekleştirdik. Şu anda 576 yatak kapasitesiyle hizmet veriyoruz ve onkoloji ek hizmet binamız da hizmete açıldığında 776 yatak kapasitesine ulaşacağız, bu da Sağlık Bakanlığı’na bağlı birçok devlet hastanelerinden daha fazla yatak kapasitesi anlamına geliyor. Tüm bu rakamların, sağlık alanında yaptığımız katkıların çok güzel bir göstergesi olduğuna inanıyorum. Bu eserlerin gerçekleşmesinde hepinizin çok ciddi emeği var katkılarınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum" diye konuştu


Özer, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Değerli arkadaşlarım hayatta her şeyin daha iyisi olduğu gibi hayatta her zaman her şeyin daha kötüsü de mümkün. 26 Haziran 1998 yılında hastanemizin açıldığının ertesi günü öğleden sonra saatlerinde Ceyhan depremi olmuştu. Çok endişelendiğimiz o gün de şükür ki tesislerimizde herhangi bir hasar olmamıştı. Aradan geçen zaman sonrasında 2020’de bir Covid pandemisi ortaya çıktı. Bu Covid pandemisinden en çok etkilenenler de herkesin bildiği üzere sağlık çalışanları oldu. Bu süreçte çalışma arkadaşlarımızla daha kötüsü olur mu diye düşünürken, 6 Şubat depremi oldu ve on binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu vesileyle bir kez daha anıyor vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Hayatta her şeyin kötüsü olduğu kadar iyisi de mümkün. Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz ama parlak günlerin bizleri beklediğine de inanıyorum. Sağlık hizmetlerinde kalitenin sürdürülebilirliği, deneyimli ve özverili çalışanlarla mümkündür.”


Konuşmalarından ardından merkezin kurulduğu 1998 yılından itibaren büyük bir özveriyle çalışan 27 personele de plaket takdim edildi.



Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi 26. yılını gururla kutladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Avrupa Taekwondo şampiyonu yine Türkiye Türkiye, Avrupa Taekwondo Şampiyonası’nda 3 altın, 2 gümüş, 3 bronz olmak üzere 8 madalya kazanarak şampiyon oldu. Türkiye, 2022 ve 2024’ten sonra üst üste 3. kez Avrupa’nın zirvesine çıkmayı başardı. Avrupa Taekwondo ve Para Taekwondo Şampiyonası’nın son gününde milli sporcular 5 madalya kazandı. Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen şampiyonanın dördüncü ve son gününde taekwondoda 4, para taekwondoda ise 2 sıklette müsabakalar yapılırken, 8 milli sporcu madalya mücadelesi verdi. Milli sporcular son günde, 1 altın, ve 4 bronz olmak üzere toplam 5 madalya kazandı. Milli taekwondocu Elif Sude Akgül kadınlar 49 kiloda Avrupa şampiyonu olmayı başardı. +73 kiloda Nafia Kuş Aydın da bronz madalya kazandı. Para taekwondoculardan erkekler +80 kiloda Adem Arda Özkul ve Osman Ertürk ile kadınlar +65 kiloda Fatma Nur Yoldaş da bronz madalya elde etti. Türkiye, Avrupa’nın zirvesinde Türkiye dört gün süren şampiyonayı, 6 altın, 4 gümüş ve 12 bronz olmak üzere toplamda 22 madalyaya ile tamamladı. Taekwondoda 3 altın, 2 gümüş, 3 bronz olmak üzere 8 madalya eden Türkiye genel sıralamada Avrupa şampiyonu oldu. Türkiye, 2022 ve 2024’ten sonra üst üste 3. kez Avrupa’nın zirvesine çıkmayı başardı. Türkiye, 27. kez düzenlenen Avrupa şampiyonalarında toplamda 9. kez takım halinde şampiyon oldu. Türkiye kadın takım olarak da kürsünün en üst basamağında yer aldı. Türkiye, 1976 yılından bu yana yapılan Avrupa şampiyonalarında toplamda 66 altın madalyaya ulaşarak 64 madalyada kalan İspanya’yı geride bıraktı ve bu alanda da ilk sıraya yerleşti. Para taekwondocular ise şampiyonayı 3 altın, 2 gümüş ve 9 bronz olmak üzere 14 madalya ile tamamladı. 2022 ve 2024’te takım halinde şampiyon olan Türkiye, bir kez daha Avrupa’nın zirvesine çıktı. Para taekwondocular hem kadın hem erkek takım olarak da şampiyonluğu elde etti. Millilerin kazandığı madalyalar şöyle: Altın: Elif Sude Akgül (Taekwondo 49kg), Merve Dinçel Kavurat (Taekwondo 53kg), Berkay Erer (Taekwondo 68kg), Mahmut Bozteke (Para Taekwondo 63kg), Yusuf Yünaçtı (Para Taekwondo 70kg),Gamze Özcan (Para Taekwondo 57kg) Gümüş: Emine Gögebakan (Taekwondo 46kg), Sude Yaren Uzunçavdar (Taekwondo 73kg), Nurcihan Ekinci Gül (Para Taekwondo 47kg), Meryem Betül Çavdar (Para Taekwondo 52kg) Bronz: Hatice Kübra İlgün (Taekwondo 57kg), Nafia Kuş Aydın (Taekwondo +73kg), Enes Kaplan (Taekwondo 58kg), Büşra Emire (Para Taekwondo 47kg), Tuana Çelik (Para Taekwondo (57kg), Zehra Orhan (Para Taekwondo 65kg), Fatma Nur Yoldaş (Para Taekwondo +65kg), Ali Can Özcan (Para Taekwondo (58kg), Hamza Tarhan (Para Taekwondo (58kg), Emre Bulgur (Para Taekwondo 80kg), Adem Arda Özkul (Para Taekwondo +80kg), Osman Ertürk (Para Taekwondo +80kg)
Düzce Kurbanlıklarda stres, besleme ve ayak sağlığına dikkat DÜZCE(İHA) – Düzce Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Şerif Ali Karanfil, kurbanlıkların strese maruz bırakılmadan geçireceği süreç hayvan refahı, etin kalite ve dayanma sürelerini pozitif etkileyeceğini söyledi. Veteriner Hekim Şerif Ali Karanfil, kurbanlıkların beslenme ve bakımının önemli olduğunu belirterek "Kurban Bayramına sayılı günler kala kurbanlıklarımızın seçim, bakım, besleme ve barınma konuları daha bir önem arz etmektedir. Zira bakım, besleme ve barınma konularındaki uygun olmayan şartlar tedavi amaçlı ilaç kullanımını zorunlu hale getirebilir. Gıda olarak değerlendireceğimiz kurbanlıklarımız için artık ilaç kullanım seçeneklerimiz iyice daralmaktadır. Kurban bayramına yaklaştığımız bugünlerde gıdada yasal arınma süresi uzun olan ilaçları kullanamayacak olmamız nedeniyle hastalıkların tedavi şansı azalacaktır. Kalan süreyi doğru yönetip değerlendirmek noktasına odaklanmalıyız. Öncelikle sağlıklı hayvanları seçmeliyiz. Dış bakıda ağız-burun akıntısı olmayan tüyleri parlak, yarasız, bakışlar canlı bir Veteriner Hekim muayenesinden geçmiş raporlu olan hayvanlar alınmalı. Yeni alınan hayvanlar alınan ortamda tutulmalı ya da aynı ortam şartları oluşturmalı ki solunum ve sindirim sorunları yaşamayalım. Hayvanları bakıp beslediğimiz ortamlarda hava cereyanı olmamalı, ahırlar iyi havalandırılmalı. Damızlık değeri olan dişi hayvanlarımızı kurban etmemeli, damızlık değeri olmayan ya da kaybetmiş dişi hayvanların gebelik kontrolleri yapılıp kurban vesilesi ile kurbanlığa ayrılıp verimli hayvanlarımızın sayısı artırma fırsatı olarak süreç değerlendirilmeli. Su baskınları yaşadığımız şu günlerde, sel ve su baskını yaşanan araziden hayvanlarımıza gıda amaçlı ot gibi gıda maddelerini tedarik ederken çok dikkatli olmalı, uzman desteği alınmalı, mümkün ise bu alanlardan istifade edilmemeli. Zira bu alanların ortamda yıllarca canlılığını devam ettiren sporlu bakterilerle ki bunlar hayvanlardan insanlara geçen zoonoz dediğimiz hastalık etkenleri bulaşık olabileceği hatırda tutulmalı. Kurbanlık beslemenin son ayında önerdiğimiz yüksek enerjili yemler, aynı zamanda tırnak ve ayak problemlerinin artması için zemin oluşturmaktadır. Zira bu enerji yemleri (arpa, buğday mısır gibi) hayvanlarımızda gizli asidoz dediğimiz beslenme hastalığını oluşturmakta, tırnaklarda Laminitis dediğimiz yangıyı oluşturup hassasiyet ve ağrılı yaralar oluşturmaktadır. Bu problemlerin görülmeye başladığı hayvanlarımızda veteriner hekim kontrolünde ya da danışmanlığında gıdada kalıntı yapmayan fosfor ve E vitaminleri kullanılıp, çayır ve yonca gibi kaba yem oranı rasyonda artırılmalı, yemek sodası diye bildiğimiz sodyum bikarbonat ilave edilmeli, tırnaklara tazyikli soğuk su tutulmalı ki ilaç kullanmak zorunda kalınmasın. Strese maruz bırakılmadan geçirilecek bu süreç hayvan refahı, etin kalite ve dayanma sürelerini pozitif etkileyecektir. Patojen mikroorganizmalar ve tıbbi ürünlerle kirlenmemiş gıdaların kurban sürecinde sofralarımız ya da ikramlılarımızda bulunması, bereketli kurbanlıkların arzı temennimizdir" ifadelerinde bulundu.