GÜNDEM - 29 Nisan 2026 Çarşamba 09:11

Emekli maaşını çekmesi için kiracısına güvendi, başına gelmeyen kalmadı

A
A
A
Emekli maaşını çekmesi için kiracısına güvendi, başına gelmeyen kalmadı

Adana'da bir kişi, emekli maaşını çekmesi için kartını ve cep telefonunu veren ev sahibinin hesabından 350 bin TL kredi çekti. 3 ay boyunca yaşlı kadına dolandırıcılığın farkına varmasın diye kendi cebinden emekli maaşı ödeyen kişi, olayın ortaya çıkmasının ardından kayıplara karıştı. Yaşlı kadın şahıstan şikayetçi olurken, "Altınlarımı bozdurdum, parmağımdaki yüzüklere kadar verdim yine yetmedi. Ben bu halde bulaşık yıkamaya gittim" dedi.

Olay, geçtiğimiz temmuz ayında merkez Çukurova ilçesinde meydana geldi. Şenel Karabulut (65), 2 katlı müstakil evinin 1. katını S.D. ve eşine kiraya verdi. Yaşlı kadının güvenini kazanan çift, bir süre sonra Karabulut'un emekli maaşını bankaya gidip çektiğini öğrenip, "Bankaya gidip sıra bekleme, ATM'den emekli maaşını çekelim" teklifinde bulundu. Kiracısına güvenen yaşlı kadın, banka kartını kiracısına verdi.

Cep telefonunu da alıp kredi çekti

Çift, yaşlı kadının cep telefonunu da 'güncelleme yapacağız' diyerek aldı ve iddiaya göre, bankacılık uygulamasına girip 350 bin TL kredi çekti. Çift, bu krediyi de kendi hesaplarına aktardı.

3 ay emekli maaşını ceplerinden ödediler

Kredinin ödemesini emekli maaşından yaptıran çift, yaşlı kadın bu olayı anlamasın diye de 3 ay boyunca aylık 16 bin TL getirip yaşlı kadına "Bu senin emekli maaşın" diyerek verdi.

Bankaya gidince gerçek ortaya çıktı

Kasım ayında kiracısına "Emekli maaşımı ben gidip bankadan çekeceğim" diyerek kartını vermeyen Şenel Karabulut, bankaya gittiğinde görevlinin, "Emekli maaşın krediye kesilmiş. Bankamıza 500 bin TL borcunuz var" dediğinde gerçeği öğrendi.

Karabulut, bankadan dönünce kiracısına durumu sordu ve çift iddiaları reddedip eşyalarını toplayıp evden çıkıp gitti.

Çalıştı, bulaşık yıkadı, borcunu ödedi

Kiracısı S.D. hakkında şikayetçi olan yaşlı kadın, bankaya olan borcu için de altınlarını bozdurup kalan para için de bulaşıkçılık yapıp çalıştı. Yaklaşık 5 ay önce şikayetçi olan yaşlı kadın, bir an önce kiracısının yargılanmasını ve mağduriyetinin giderilmesini bekliyor.

"Bu evi de elimden alacaklardı"

Yaşadıklarını İHA muhabirine anlatan Şenel Karabulut, kiracılarının kendisini dolandırdığını öne sürerek, "Kiracı 5 ay oturdu. Bu süre içinde bana bu hırsızlığı yaptılar. Emekli maaşımı çekmek istediler, hatta bu evi de elimden alacaklardı. Okuma yazmam da yok. 'Bankaya gidelim, maaşını çekelim' dediler, ben de güvenip gittim. O sırada bütün bilgilerimi aldılar, cep telefonumu da 'güncelleyelim' diyerek alıp işlem yaptılar" dedi.

"Bankaya gidip maaşımı çekmek istediğimde bana maaşımın olmadığını, krediye gittiğini söylediler"

Banka görevlisinin söyledikleriyle gerçeği öğrendiğini anlatan Karabulut, "Ayın 18'i geldiğinde kendisi ya da eşi arayıp 'maaşın yatmış' diyordu. Maaşımı kendi cebinden veriyormuş gibi gösterdiler. Bankaya gidip maaşımı çekmek istediğimde bana maaşımın olmadığını, krediye gittiğini söylediler. 500 bin TL kredi borcum çıktı. Altınlarımı bozdurdum, borcu ödedim. Ben bu halde bulaşık yıkamaya gittim" diye konuştu.

"Bana hiçbir ödeme yapmadılar ama 'ödedik' diyorlarmış"

Şikayetçi olduğunu belirten Şenel Karabulut, "Bankadan çıkınca onları arayıp 'paramı nasıl çekebiliyorsunuz, utanmıyor musunuz, sizi karakola şikayet edeceğim' dedim. Eve gelip 'çıkın' dedim, ardından karakola gidip şikayetçi oldum. Bana hiçbir ödeme yapmadılar ama 'ödedik' diyorlarmış. Bu süreçte şekerim yükseldi, bunalım geçirdim, parmağımdaki yüzüklere kadar verdim yine yetmedi. Benim paramla arabalarını değiştirdiler. Paramı versinler, yoksa davamdan vazgeçmeyeceğim" ifadelerini kullandı.
İddiaların odağındaki S.D.'ye ise ulaşılamadı.

Umutcan İşledici - Serkan Çetinkaya - Cemal Kaan Karakurum

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağının büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, "Cerrahi müdahale mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir" dedi. Günümüzde obezite, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesine geçerek dünya genelinde hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiş durumda. Obezite, artık tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkıyor. Obezitenin, bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ve hatta erken ölümlere zemin hazırladığını belirten Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, "Obezite cerrahisi, ileri derecede kilo problemi yaşayan bireylerde, kilo kaybını sağlamak ve obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak, verilen kiloların kalıcı olması, hastaların da bu sürece aktif ve olumlu bir şekilde katılımı ile mümkündür" diyerek obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi. Obezite hastalıklara kapı aralıyor Op. Dr. Şanal, obezite başta tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Bununla birlikte kas-iskelet sistemi sorunları, solunum problemleri ve bazı kanser türleri ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle obezite, önüne geçilmesi gereken ciddi ve küresel bir sağlık sorunudur. Obezite cerrahisinde kullanılan yöntemler; mide hacmini küçülterek besin alımını kısıtlamayı, bağırsakların bir bölümünü devre dışı bırakarak emilimi azaltmayı ya da her iki etkiyi birlikte oluşturarak kalıcı kilo kaybı sağlamayı hedefler. Bu yönüyle obezite cerrahisi, düşünülenin aksine yalnızca estetik bir müdahale olmayıp, hastanın yaşam süresi ve kalitesini artıran önemli bir sağlık uygulamasıdır" dedi. Her birey için uygun olmayabilir Obezite cerrahisi her kilolu birey için uygun bir yöntem olmadığından hasta seçiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Şanal, "Genel olarak vücut kitle indeksi (VKİ) 35 ve üzeri olan ya da VKİ 30’un üzerinde olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler bu tedavi için aday kabul edilir. Bununla birlikte; daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alamamış olmak, ameliyata engel teşkil edecek ciddi bir sağlık sorununun bulunmaması ve hastanın ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek durumda olması gerekmektedir. Tüm bu kriterler, multidisipliner bir ekip tarafından detaylı şekilde değerlendirilerek kişiye en uygun tedavi planı belirlenir" diye konuştu. Cerrahiden sonrası da önemli Obezite cerrahisinin sonrasında tamamen risksiz bir süreçten söz etmenin mümkün olmadığını kaydeden Şanal, şunları söyledi: "Zamanla mide hacminde bir miktar genişleme yaşanabilir veya hastalar eski beslenme alışkanlıklarına geri dönebilir. Özellikle yüksek kalorili sıvı gıdaların tüketimi, sık ve kontrolsüz atıştırma gibi davranışlar yeniden kilo alımına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, tek başına bir çözüm değil; yaşam boyu devam etmesi gereken bir disiplinin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlıdır. Cerrahi müdahale; mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir. Uzman hekimlerin önerdiği kurallara uyulması, rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına sadık kalınması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması durumunda elde edilen kilo kaybını uzun vadede korumak mümkündür."
Adana Oğlu 9 yıl önce öldürülen acılı anne: "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" Adana’da 9 yıl önce mezarlıkta uğradığı silahlı saldırı sonucu iki arkadaşıyla birlikte hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Refik Bingül’ün annesi Selvihan Bingül’ün, "Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" sözleri, evlat acısının yıllar geçse de dinmediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Faili meçhul olarak kalan dosyanın yeniden gündeme gelmesi ise acılı anneye umut oldu. Edinilen bilgiye göre olay, 26 Ocak 2017 tarihinde sabah saatlerinde merkez Yüreğir ilçesi Ali Hocalı Mahallesi’nde mezarlıkta meydana geldi. Mezarlık görevlisi, kaza yapmış 01 ERG 36 plakalı otomobilin şoför koltuğunda bir kişi ile araç çevresinde 2 kişinin hareketsiz yattığını fark etti. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, yaptığı incelemede cesetlerin bir gün önce evlerine gitmeyen ve sabah saatlerinde kayıp başvurusu yapılan oto tamircisi Ufuk Altun (38), Eser Binen (36) ve Çukurova Üniversitesi İşletme Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Refik Bingül’e (18) ait olduğunu belirledi. Olay yerini güvenlik şeridi ile çeviren ekipler, uzun namlulu silah ve tabancadan çıktığı değerlendirilen yaklaşık 30 adet kovanı tek tek toplayarak inceleme başlattı. Ancak aradan geçen 9 yıla rağmen olayın failleri tespit edilemedi. "9 yıldır ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir" Refik Bingül’ün acılı annesi Selvihan Bingül (48), yaşadığı tarifsiz acıyı anlatarak, "Diyecek bir şey bulamıyorum. Sözün bittiği yerdeyim. Faili meçhul dosyalar tekrar açılıyor. Umarım bizim dosyamıza da bakarlar. 9 yılda ne çektiğimi bir ben, bir de Allah bilir. Anlatılması zor, evlat acısının tarifi yok. Allah hiçbir anneye bunu yaşatmasın. Kolumdaki resmiyle avunup duruyorum" diye konuştu. "İnşallah yüreğimize su serpilir" Baba Mahmut Bingül (58) ise olay gününü anlatarak faillerin bulunmasını talep etti. Bingül, "Oğlum üniversite öğrencisiydi, arkadaşlarıyla beraber bir araç almışlar. Kutlama yaparak eğlenmişler. Daha sonra gece saat 22.00 gibi mezarlığa gitmişler. Arkadaşının annesinin mezarını ziyaret etmişler. Oradan dönüşte çapraz ateşe tutulmuşlar. Benim oğlum aracın arka sağ tarafında oturuyormuş. Kaçmaya çalışmış ama 7-8 kurşun yemiş. Bunu yapan kişi ya da kişiler, çocukların ensesine de sıkmış. Failler bulunamadı. Ne sonuç ne de kanıt, hiçbir şey yok. Çocukların hepsinin telefonları da mevcut ama bir veriye ulaşılamadı. İnşallah bizim dosyada da bir gelişme olur da yüreğimize su serpilir" diye konuştu.
Ankara Yeşil ve huzurun buluşma noktası: Sincan Park Sincan Park, bahar mevsiminin gelmesiyle yeni sezona merhaba dedi. Şehrin karmaşasından kaçıp temiz havada bol oksijen almak isteyenler Sincan Park’ı doldurdu. Sincan Belediyesi’nin mega projelerinden olan Sincan Park, havaların ısınmasıyla yeni sezona "merhaba" dedi. Türkiye’nin en büyük oyun parkurlarından birini bünyesinde barındıran Sincan Park, tüm Ankaralıların uğrak noktası oldu. Nostaljik trenle 300 bin metrekare alana sahip parkı gezen çocuklar bisiklet sürüp oynarken, aileler mangal için ayrılan piknik alanlarında keyifli vakit geçiriyor. Sincan Park sporseverlerin de gözde mekanı oldu. Futbol, basketbol, tenis ve plaj voleybolu sahası bulunan Sincan Park, gençlerin büyük beğenisini topluyor. Yürüyüş ve bisiklet yollarıyla 7’den 70’e tüm vatandaşların keyifle vakit geçireceği alanlar sunan park, çeşit çeşit bitki topluluklarıyla da görenleri kendisine hayran bırakıyor. Buluşmaların tek adresi Sincan Park Önemli festivallere, konserlere, milli maçlara ev sahipliği de yapan Sincan Park, yeni dönemde de ziyaretçilerini ağırlayacak. Çevre dostu aydınlatma ve sulama sistemleriyle donatılan parkın aydınlatması akıllı elektrik sistemleriyle yapılıyor. Park içerisinde bulunan 990 araç kapasiteli otopark, mescit, büfe gibi ayrıntılar da vatandaşın rahat etmesi ve keyifle günü geçirmesi amacıyla düşünüldü. Sincan Belediyesi Genel Koordinatörü İsmail Can Ocak, "Sincan Park’ta sezon açıldı. Ailelerimizle, gençlerimizle, çocuklarımızla huzurun, keyfin ve güzel anıların adresi yine Sincan Park olacak. Tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz" dedi.