ASAYİŞ - 30 Nisan 2026 Perşembe 09:27

Engelli vatandaş belediye otobüsüne polis eşliğinde binebildi

A
A
A

Adana'da tekerlekli sandalyeye mahkum 37 yaşındaki vatandaş, hastane randevusuna gitmek için beklediği belediye otobüslerine alınmayınca, aracın önünü keserek yolu kapattı. Engelli olay yerine gelen polis ekiplerinin eşliğinde otobüse binebildi.

Edinilen bilgiye göre, olay, merkez Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi Obalar Caddesi'nde meydana geldi. 8 yıl önce Karataş'ta denize atladıktan sonra boynunun kırılması sonucu felç kalan Agid Aydemir, eşi Cemile Aydemir ile birlikte Adana Şehir Hastanesi'nde saat 11.00'deki ultrason randevusuna gitmek üzere evden çıktı. Sabah saatlerinden itibaren durakta bekleyen Aydemir çifti, belediye otobüsüne binmek istedi.

Engelli vatandaş belediye otobüsüne polis eşliğinde binebildi

"Polis gelmeden otobüse almadılar"

İddiaya göre, durağa gelen 132 numaralı belediye otobüsünün sürücüsü, araçta engelli rampası bulunmadığını belirterek Aydemir'i araca almadı. Bir süre sonra gelen 135 numaralı otobüs sürücüsü ise araçta başka bir engelli yolcu bulunduğunu öne sürerek Aydemir'i yine otobüse kabul etmedi.

Engelli vatandaş belediye otobüsüne polis eşliğinde binebildi

Randevusuna yetişemeyeceğini belirten Aydemir, tekerlekli sandalyesiyle otobüsün önüne geçerek aracın hareket etmesini engelledi. Polisi arayarak yardım isteyen Aydemir'in ihbarı üzerine olay yerine ekipler sevk edildi. Polis ekiplerinin gelmesinin ardından otobüs sürücüsü, Aydemir ve eşini araca aldı. Engelli vatandaş böylece polis eşliğinde otobüse binebildi.

Engelli vatandaş belediye otobüsüne polis eşliğinde binebildi

Yaşadığı mağduriyeti anlatan Aydemir, "Saat 8'den beri ikinci randevum var, ultrason randevum var. Yetişmem lazım, acilen yetişmem lazım. 10'daki araca binmem lazımdı, engelli rampası yok diye beni almadılar. Ben de mağduriyetimi belediyeye bildirdim. İkinci araç gelince o da beni almayacağını söyledi. 'İkinci bir engelli alamıyorum' dedi. Ben de ona geçiş vermedim. Yolu kesmek zorunda kaldım" dedi.

Engelli vatandaş belediye otobüsüne polis eşliğinde binebildi

Daha önce aynı otobüslerde birden fazla engelli yolcunun taşındığını ifade eden Aydemir, "Diğer engelli olduğu için almıyor ama ben üç engelli olduğu halde bindiğim otobüsler olmuştu. Şu an bana inat yaptılar, almıyorlar. Belediyeden şikayetçi olduğum için almıyorlar. Adım ‘yol kesen' oldu artık, adımı öyle bildiriyorlar" diye konuştu.
Olayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi.

Fatih Keçe - Süleyman Cenk İdaye

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da ÇEDES yıl sonu şenlikleri başladı Kütahya’da "Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi" kapsamında düzenlenen yıl sonu cami şenlikleri başladı. Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen proje çerçevesinde gerçekleştirilen etkinliklerin 15 Haziran’a kadar devam etmesi planlanıyor. Kütahya İl Müftülüğü ile Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, Kütahya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün katkılarıyla düzenlenen şenliklere, kent genelindeki tüm okulların katılımı hedefleniyor. Gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilen etkinlikler, öğrencilerin yoğun ilgisiyle başladı. Cami şenlikleri kapsamında kurulan "Maneviyat İstasyonları"nda camilerin tanıtımı yapılırken, cami adabı anlatılıyor. Ayrıca bir ayet, bir hadis ya da İslam tarihinden kısa anekdotların paylaşıldığı etkinliklerle öğrencilerin manevi bilgi birikimlerinin artırılması amaçlanıyor. Programda yer alan soru-cevap istasyonlarında bilgi yarışmaları düzenlenirken, cami bahçelerinde çeşitli oyunlar oynanıyor ve katılımcılara ikramlar sunuluyor. Etkinliklerle öğrencilerin milli ve manevi değerleri eğlenerek öğrenmesi hedeflenirken, camilerin sosyal hayatın aktif bir parçası haline getirilmesi de amaçlanıyor. Kütahya genelinde başlayan yıl sonu şenlikleri kapsamında camiler, gönüllü öğrencileri ağırlamak üzere kapılarını açık tutuyor.
Manisa Kasapoğlu kamu yönetimi öğrencileriyle buluştu Manisa Celal Bayar Üniversitesinde geleceğin kamu yöneticilerine seslenen önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, kamu yönetiminde zihniyet devriminin önemine dikkat çekerek, "Yarın öbür gün makam odalarınıza geçtiğinizde, oturduğunuz o koltukların, kullandığınız bütçelerin, attığınız imzaların asıl sahibinin millet olduğunu bir an bile aklınızdan çıkarmayın" dedi. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi öğrencilerinin ev sahipliğinde düzenlenen gençlik buluşmasına katıldı. Konuşmasında Türkiye’nin yönetim tarihindeki dönüşümü analiz eden Kasapoğlu, gençlere tarihin ve sosyolojinin rehberliğinde hareket etmelerini tavsiye etti. Kasapoğlu, "Konuların derinliğini bilmek istiyorsanız, Türkiye’nin bugününü ve istikametini doğru bir şekilde anlamak istiyorsanız uzak ve yakın tarihimizi çok iyi bilmeli, doğru sosyolojik okumalar yapmalısınız" dedi. Eski Türkiye’nin karanlık tablolarını hatırlatan Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı: "24 yıl önce, devleti milletin üstünde gören, milleti sürekli hizaya sokulması, terbiye edilmesi gereken bir kalabalık olarak değerlendiren çok kibirli bir vesayet anlayışı vardı. Kapalı kapılar ardında, karanlık dehlizlerde ülkenin rotasını çizmeye çalışan odaklar, milletin sandıktaki iradesini hiçe sayardı. Devletin kapısı vatandaşa soğuktu, yüzü asıktı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken çok net bir manifesto ortaya koydu: ’Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz’ dedi. Devlet, milletin üstünde bir tahakküm aracı olmamalı; milletin refahını, huzurunu, güvenliğini sağlamakla mükellef bir hizmet aracı olmalıydı. Sandığı siyasetin tek meşruiyet kaynağı yaptık ve o vesayet zincirlerini kırarak ’devlet ile millet’ yeniden el ele verdik." "Mevzuat girdaplarına sığınıp vatandaşa duvar örmeyin" Kasapoğlu konuşmasında yeni nesil yönetim anlayışını ise şu sözlerle anlattı: "Eski Türkiye’nin ’Bugün git, yarın gel’ diyen, mevzuat girdaplarının arkasına sığınıp vatandaşa duvar ören hantal bürokrat modelini tamamen silip atın. Sizin lügatinizde ’bürokrasi’; işi yokuşa sürmek değil, işi kolaylaştırmak olmalı. Siyasetin de, kamu yönetiminin de karşılığı ancak sokağa, haneye, vatandaşa değdiğinde anlam kazanır. Çalışacağınız kurumun koridorlarına hapsolmayın. Sokağın nabzını tutan, sivil toplumu dinleyen, gençlerin, engellilerin, kadınların, yaşlıların sesine kulak veren bir yönetim anlayışını benimseyin." "Gizli statükoculukla hala karşılaşmak zorunda kalıyoruz" Sistem içindeki gizli dirençlere karşı gençlerden uyanık olmalarını isteyen Dr. Kasapoğlu, "Biz her ne kadar en tepedeki o ağır vesayet zincirlerini kırıp atsak da, aşağıda o eski hantal bürokratik zihniyetin tortularının zaman zaman sisteme yeniden nüfuz etmeye çalıştığını, gizli bir direnç ürettiğini maalesef görebiliyoruz. Bazen inisiyatif almaktan korkan, konfor alanından çıkmak istemeyen veya vatandaşa adeta duvar ören o gizli statükoculukla hala karşılaşmak zorunda kalıyoruz. Bu, devleti millete yabancılaştıran en tehlikeli virüstür sevgili gençler. İşte bu yüzden geleceğin yöneticileri olarak siz gençlerden en büyük beklentim; o makamlara geldiğinizde bu rehavet tuzağına asla düşmemeniz ve devletin o sıcak, çözüm üreten şefkatini, soğuk evrakların, bürokratik bahanelerin arasında boğdurmamanızdır" dedi. Devletin şefkat şemsiyesinin 85 milyon ferdi kapsadığını belirten Kasapoğlu, "Ancak unutmayın ki; kamu yönetiminin gerçek kalitesi ve kapsayıcılığı, toplumun en kırılgan kesimlerine, özellikle de engelli kardeşlerimize yaklaşımıyla ölçülür. Yarın yönetici olduğunuzda; engelliliği sadece bir ’sosyal yardım’ başlığı olarak görmemelisiniz. Onu, kamu yönetiminin en temel ve stratejik önceliklerinden biri olarak ele almalısınız" vurgusunu yaptı. "Vicdanın algoritması yazılamaz" Dijital çağda başarının "insan kalabilmekten" geçtiğini ifade eden Mehmet Kasapoğlu, sözlerini şu tarihi tavsiyelerle tamamladı: "Yapay zeka ve dijitalleşme çağında asıl fark, ’insan kalabilen’ insanda olacak. Evet, bilimi, teknolojiyi, dijitali sonuna kadar kullanacaksınız. Algoritmaları okuyacak, büyük veriyi analiz edecek, yenilikleri herkesten önce siz kavrayacaksınız. Ama bütün bunların tam ortasında; insan kalmanın, vicdanı korumanın, merhameti ve adaleti yaşatmanın yollarını aramaktan asla vazgeçmeyeceksiniz. Dünyada her şeyin bir algoritması yazılabilir, her şey taklit edilebilir ama vicdanın algoritması yazılamaz. Bunlar sizin transkriptinizde veya diplomanızda yazmaz ama şahsiyetinizi ve hayatınızın asıl kalitesini bunlar belirler" Konuşmanın ardından söyleşi, soru- cevap bölümüyle devam etti.