ASAYİŞ - 29 Nisan 2026 Çarşamba 09:56

Eski polisin katil zanlısı yakalandı

A
A
A
Eski polisin katil zanlısı yakalandı

Adana’da restoran işletmecisi ve eski polis Ergün Karakaya’nın hayatını kaybettiği, ipotekli iş yeri devrinden kaynaklanan alacak-verecek kavgasına ilişkin soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Olayın ardından gözaltına alınan şüphelilerden 9’u tutuklandı.


Olay, 5 Nisan günü saat 01.30 sıralarında Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi Ahmet Güven Kaypak Caddesi bulunan oto kiralama dükkanında meydana geldi. İddiaya göre, restoran işletmecisi ve eski polis olan Ergün Karakaya (40), kardeşi Eray Karakaya (32) ve kuzeni Tuğrul Karakaya (27) ile birlikte kendisine borcu olan Fırat Bozkır’ın (30) iş yerine gitti.


Yaklaşık 3 milyon TL alacağı olduğu öne sürülen Ergün Karakaya, borcuna karşılık Fırat Bozkır’dan bir iş yerini aldı. Ancak iş yerinin ipotekli çıkmasından dolayı devri alamayan Ergün Karakaya ve Fırat Bozkır arasında tartışma yaşandı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü.


Kavgaya Karakaya’nın yakınları ve Bozkır’ın tanıdığı 12 kişi karıştı. Fırat Bozkır’ın yanındaki Şaban Bozurttan (39) tabanca ile ateş açmaya başladı. Ergün Karakaya da karşılık verdi. Göğsünden vurulan Ergün Karakaya hayatını kaybederken 5 kişi de yaralandı.


Adana Emniyet Müdürlüğüne Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kavgaya karışan 16 kişiyi gözaltına aldı. Şaban Bozkurttan ise yurt dışına kaçmak üzere Gaziantep’e giderken otoyolda kıskıvrak yakalandı.


Emniyetteki sorgusunda Fırat Bozkır’ın, "Borcuma karşılık iş yerini devrettim. İpoteği kaldıracağımı söyledim. Ancak Ergün baskı yapmaya devam etti" dediği, cinayeti işleyen Şaban Bozkurttan’ın ise, "İş yerinde otururken Ergün bağırıp, tabancasını çıkardı. Ben de kendimizi korumak için rastgele ateş ettim" dediği öğrenildi.


İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Eray Karakaya, Tuğrul Karakaya, Şaban Bozkurttan ve Fırat Bozkır’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklandı. Diğer 7 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı.



Eski polisin katil zanlısı yakalandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi. Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu’ ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Aşısızlar için basit yaralanmalar bile tehlikeli olabilir Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel’ olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu. Uzayan ömür ile erişkin aşıları önemli Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu. Toplumsal bağışıklık kaybedilirse sonuçları ağır olur Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır." Aşı ihmali bulaşıcı hastalıkları geri getirir Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."