ASAYİŞ - 13 Aralık 2024 Cuma 11:09

Kızı ölen baba Kemal Kocabaş: “Kızımı kocası vurdu”

A
A
A
Kızı ölen baba Kemal Kocabaş: “Kızımı kocası vurdu”

Adana’da tabancayla vurularak hayatını kaybeden kadının kocası olayın intihar olduğunu söyleyince kızın babası, “İntihar değil, kızım öldürüldü” diyerek gerçeğin ortaya çıkarılmasını istedi.


Merkez Sarıçam ilçesi Gültepe Mahallesi’nde 8 Aralık Pazar günü Günay Sena S. (23) eşi İbrahim S.’nin (21) telefonunda bir kadından gelen mesajları ve videoları görünce aralarında tartışma çıktı. Tartışma sırasında eşine ait tabancayla göğsünden vurulan genç kadın ağır yaralandı. Kucağına aldığı eşini apartman girişine götüren İbrahim S., hem telefonla yardım istedi hem de kazağını çıkartıp yarasına tampon yaparak kurtarmaya çalıştı. Kadının kendinden geçtiğini gören İbrahim S., onu bir ara kucağına alıp götürmeyi denedi ancak yere düştü. Karısına sarılıp saçını okşayan İbrahim S.’nin sesini duyan vatandaşlar yardıma koştu. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin kalp masajı yaparak hayata geri döndürdüğü genç kadın, ambulansla kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. İbrahim S. ifadesinde "Eşim mesajları görünce kıskanıp benim silahımla intihar etti" dedi ancak mahkeme tarafından tutuklandı.


Genç kadının babası Kemal Kocabaş ise kızının boşanma aşamasındaki eşi tarafından öldürüldüğünü ve bunun bir cinayet olduğunu iddia etti. Kocabaş, kızının kocasının madde bağımlısı olduğunu, daha önce domuz bağı ile günlerce kızını bağladığını, 3 kez uzaklaştırma aldıklarını ve en son torbacılıktan tutuklanınca kızının adresini değiştirerek Adana’da sakladıklarını ama hapisten çıkınca bulduğunu iddia etti.



“Kızımla internetten tanışarak musallat oldu”


Baba Kocabaş kızının boşanma aşamasındaki eşinin 2 yıldır kızına şiddet uyguladığını ifade ederek, “Bir can, bir evladım gitti. 23 yaşına kadar zorluklarla yetiştirdiğim evladım gitti. Bir madde bağımlısının benim evladımın hayatına son vermesiyle bir can söndü. Her şey iki sene önce başladı. Benim kızım iki yıl Erzurum’da tıbbi sekreterlik okuyordu. Ardından Erzurum merkeze, fen bölümünü kazandı. KPSS’ye hazırlanıyordu. Burada sosyal medya yoluyla bu vatandaş musallat oluyor. Ondan sonra kızımı kandırarak kızımı kaçırıyor. Benim haberim oldu. Ben kesinlikle razı gelmedim. İki seneden beri de kızımı kurtarmaya çalışıyorum. Kızımı kurtarmak için çok uğraştım. Benim kızım evliliğinin ilk iki ayından sonra darp, şiddet, olayları yaşadı” dedi.



“Kızımı domuz bağı ile evde bağlı tuttu”


Birçok kez kızının darp edildiği için uzaklaştırma aldığını kaydeden baba Kocabaş, şöyle devam etti:


“İmamoğlu Devlet Hastanesi’nde darp raporları mevcut. Şiddet sonucu karakolda üç kere uzaklaştırma aldık. Benim evladımı iki yıl içinde şiddet, uyuşturucu, buna benzeri her şeyi yaşadı. Elini, ayağını domuz bağıyla bağlayıp iki gün öyle kalıyor. Üçüncü gün nasıl insafa geliyorsa kızım ondan sonra amcasının evine sığınıyor. Amcasının evine sığınıyor ve domuz bağıyla bağlandığını kendisi söylüyor ve o anda benim kardeşim devlet hastanesine getiriyor, şikayette bulunuyor. Biz bu kadar ısrarla şikâyet ettiğimiz halde koca bir türlü tutuklanmadı.”



“50’ye yakın suç dosyası olduğu halde hep serbest”


Kızının eşinin 5 ay önce torbacılıktan tutuklandığını, 1,5 ay sonra dışarı çıkıp kızını katlettiğini iddia eden baba Kemal Kocabaş, “Bu şahsın 50’ye yakın suç dosyası olduğunu biliyoruz. Madde bağımlılığından torbacılıktan 5 ay önce İmamoğlu’nun içinde yakalandı. İyi dedik, kurtuldu kızımız. Bir buçuk ay cezaevinde yattı ve bu esnada biz kızımızı Adana’ya götürdük. Sakladık. Dedik ki ne iyi biz kurtulduk dedik. Bu iş bitti dedik. Adana’da kızımı sakladığımız yerde buluyor ve ailesi ile kardeşleri ile tehdit ederek kızımın yanına ulaşıyor. Şu anki kızımı öldürdüğü yer kızımla ayrı yaşadığı ev. Boşanma mahkemesi de sürüyordu zaten. Uzaklaştırma var. Boşanma var. Biz bu uzaklaştırmayı üç kere kullandık. Adana Devlet Hastanesi’nde cam kırığıyla kesilme ve kesme raporları var. Benim evladım Adana Devlet Hastanesi’nde yatarken beni aradı ’baba beni kurtar’ diye. Aldım geldim evime. İki ay benim evimde kaldı kızım. Kızım en son ’ben kendimden değil kardeşlerimden korkuyorum kardeşlerime zarar verecek’ diye mektup yazıyor ve kızım tekrar gitmek zorunda kalıyor. Ben bu tehditleri gene adli mercilere bildirdim. Benim kızım ölünce mi adalet yerini bulacak. Ölmesi mi gerekiyordu” diye konuştu.



“Komşular ’beni kurtarın’ çığlıklarına polisi arıyor”


Kızının intihar etmediğini öne süren Kocabaş, “Kızımın intihar ettiğini söylemiş ama bir şahıs intiharda burasına sıkar mı? Tabancayı dayayıp göğsünden intiharı hangi vatandaş yapar? Ben cinayet diyorum. Benim evladımı yedi, benim evladımı vurdu ve ondan sonra intihar diye kendini savunuyor. Ve bu şahıs ilk gün benim kızımı vurduğunda kanında madde varmış. Yani bu şahsın her gün bu maddeyi ve uyuşturucuyu kullandığını resmi olarak herkes biliyor. Yüce Türk milletine ve Türk adaletine çok güveniyorum. Bana yardımcı olsunlar” dedi.


Baba Kocabaş, “Komşuları kızımın çığlıklarını ve ’beni kurtarın’ dediğini duyuyor. İntihar etse neden beni kurtarın diye bağırsın. İnsanlar polisi aramış. Zaten vuruyor. Kısa süre içerisinde polis geliyor. Çünkü önce beni kurtarın diye feryatlar ediyor. Beni öldürüyor diye feryatlar ediyor. İntihar eden insan beni öldürüyor diye çığlık atar mı? Beni kurtarın diye çığlık atar mı” diyerek gerçeğin ortaya çıkarılmasını istedi.



“Kızından geriye kalan mektup”


Kızından geriye kalanın evde buldukları mektup olduğunu söyleyen baba, mektupta kızının kardeşlerini ve ailesini korumak için gittiğinin yazdığını ifade etti. Kocabaş mektupta “Ailem ona olan aşkım ve sevgim nedeni ile gittiğimi sansa da o yüzden gitmiyorum. Benim olan sevgimden aileme olan zaafım daha fazla. Zarar vermesin diye gidiyorum. İnşallah bensiz çok mutlu olursunuz, hiç üzülmezsiniz, yüzünüz hep güler. Ben sizin mutluluğunu gördükçe mutlu olurum” yazdığını söyledi.



Kızı ölen baba Kemal Kocabaş: “Kızımı kocası vurdu”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara KGM’nin sorumluluk alanındaki 58 bin 246 adet trafik levhası kaldırıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldığını açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ülke genelinde kara yollarında hız sınırını belirleyen işaretlemelerde sadeleştirmeye gidilmesi ve yeknesaklığın sağlanması için hayata geçirilen çalışmalar hakkında açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, ’Kara yollarındaki Hız Sınırlama Uygulamalarında Yeknesaklık’ konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin 16 Ağustos 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan protokol ile yürütülen çalışmalar kapsamında trafik işaret levhalarının ’mümkün olduğu kadar az fakat gerektiği kadar çok olmalıdır’ ilkesi doğrultusunda standardize edildiğini ifade etti. "KGM’nin sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldı" Bakan Uraloğlu, KGM’nin sorumluluk alanındaki çalışmalar hakkında bilgi vererek şu ifadeleri kullandı: "Birinci öncelik kapsamında, yıllık ortalama günlük trafiği 10 bin ve üzerinde olan toplam 14 bin 590 kilometrelik devlet ve il yolundaki çalışmalar 31 Ağustos itibarıyla tamamlandı. Bu ilk etapta 19 bin 61 adet levha için düzenleme yapıldı. 1 Eylül itibarıyla ise kalan 53 bin 989 kilometrelik yol ağında KGM Bölge Müdürlükleri tarafından çalışmalar başlatıldı. Sürecin tamamlanmasıyla birlikte, KGM’nin sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldı. Bu düzenlemeler kapsamında, kaldırılan levhaların yüzde 60’ına karşılık gelen 35 bin 247 hız levhasının uygulaması sonlandırıldı. Böylece 68 bin 579 kilometrelik yol ağında yürütülen tüm çalışmalar tamamlanmış oldu."
Ankara 40 yıllık para koleksiyonu Gazze için açık artırmaya çıkıyor Ankara’da yaşayan Menduh Aydemir, 40 yıldır biriktirdiği para koleksiyonunu Gazze’ye bağışlanmak üzere açık artırmaya çıkarıyor. Ankara’da yaşayan 76 yaşındaki koleksiyoner Memduh Aydemir’in, Gazze’ye yardım amacıyla bağışlamak istediği para koleksiyonu açık artırmayla satışa sunuluyor. Yaklaşık 40 yıldır hobi amaçlı biriktirilen koleksiyon, 8 ve 15 Ocak tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek iki ayrı müzayede de alıcılarıyla buluşacak. Koleksiyoner sahibi Aydemir, açık artırmalardan elde edilecek gelirin tamamının Gazze’ye bağışlanacağını duyurdu. "Filistinli kardeşlerime yardım etmek istiyorum" Yaklaşık 40 yıldır topladığı para koleksiyonunu satarak elde edilecek geliri Filistin’e bağışlamak istediğini ifade eden Menduh Aydemir, "1985 yılından bugüne kadar yaklaşık 40 yıldır, amatör olarak Türkiye dahil bütün ülkelerin kağıt paralarını topluyorum. Bugüne kadar yaklaşık 5 klasör ve bine yakın para topladım. Bu koleksiyonun içinde 6-7 bin lira değerinde paradan, 100 lira değerine kadar para var. Koleksiyonun genel bir kısmı, çok az kısmı da temiz durumdadır. Kendimce Filistinli kardeşlerime yardım etmek istiyorum. Maddi bakımdan onlara yardım edecek durumum yok ancak bu koleksiyonumu onlar için açık artırmayla satarak yardımda bulunabilirim. Türkiye’de de Müslüman kardeşlerimin olduğunu, yardımsever kardeşlerimin olduğunu biliyorum. Açık artırmayla bu koleksiyonu satıp, geliri Filistin’deki Gazzeli kardeşlerime göndereceğim. İş adamlarına ve koleksiyonerlere de ayrıca sesleniyorum; 30-40 yıl bekleyeceğinize tek seferde bütün bu emeğe sahip olabilirsiniz. Sizin de bu işte bir katkınız olsun" dedi. "Para bağışlamaktan daha zoru koleksiyonu bağışlamaktır" 40 Yıldır toplanan bir koleksiyonun bağışta bulunulmasının zor olduğunu vurgulayan müzayede evi sahibi Sertan Uslu, "Menduh amcanın yaklaşık 40 yıldır biriktirdiği koleksiyonu bağışlamasını çok takdir ettim, çünkü ben de bir koleksiyonerim. Para bağışlamaktan daha zoru koleksiyonu bağışlamaktır. Belki bir insanın cebinde parası vardır, bütçesi dahilinde yardım yapabilir ama 40 yıllık emek verilmiş bir koleksiyonu bağışlamak gerçekten çok zor. Bu noktada Menduh amcanın Gazze hassasiyetini paylaştığımız için biz de bu koleksiyonun satılmasında bir aracı olup, herhangi bir komisyon ücreti talep etmeden, müzayede masraflarını karşılayarak bu koleksiyonu açık artırmaya çıkaralım istedik. Müzayede evi olarak Menduh amcanın koleksiyonunu emanet olarak alıp daha sonra açık artırmayı düzenleyip, katılımcılardan da herhangi bir ücret ve komisyon talep etmeden, en yüksek fiyatlara satılmasını ümit ediyoruz. Bu vesileyle Menduh amcamız Gazze’deki katliama karşı bir nebze de olsun orada yaşayan halka katkı sağlayacak. Onların yarasına derman olacak" diye konuştu. "Biz de belirli bir miktar koyarak, kazanılacak parayı Gazze’ye bağışlamak istiyoruz" Koleksiyonun satışından elde edilecek gelirin üzerine müzayede evi olarak bir miktar para koyarak Gazze’ye bağışta katkıda bulunmak istediklerini belirten Uslu, "Herhangi bir kazancımız, çıkarımız olmayacak. Menduh amcayla da konuştuk, sizlere de çok teşekkür ediyorum bu haberi yaptığımız için çünkü haber sayesinde ulaştık biz Menduh amcaya. Biz de elimizi taşın altına koyacağız. Harcamalarımız olacak, tüm müzayede giderlerini biz karşılayacağız. Kendi bütçemiz dahilinde Menduh amcanın koleksiyonunun satış fiyatının üzerine biz de belirli bir miktar koyarak, kazanılacak parayı Gazze’ye bağışlamak istiyoruz. Menduh amcanın yaklaşık bin paradan oluşan ciddi bir koleksiyonu var. O yüzden bu koleksiyonun değerini bulması için iki müzayede düzenlemeyi uygun gördük. 8 Ocak Perşembe ve 15 Ocak Perşembe olmak üzere iki tane müzayede düzenleyerek Menduh amcanın koleksiyonunu açık artırmaya çıkartacağız. Parayla ilgilenen, tüm koleksiyonerlerin hem koleksiyonlarına yeni paralar katmaları için hem de Gazze’ye yardımda bulunmaları için açık artırmaya katılmalarını istiyorum. Ne kadar fazla kişi katılırsa o kadar fazla para toplanır. Bu toplanan para da kayıt altına alınacak. Kayıt altına alındıktan sonra ya AFAD’a bağışlayacağız ya da Menduh amcamızın isteğine göre bir sivil toplum kuruluşu üzerinden bu parayı Gazze’ye ulaştıracağız" şeklinde konuştu.