SAĞLIK - 11 Eylül 2025 Perşembe 09:54

Psikolog Giriş: "Yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar"

A
A
A
Psikolog Giriş: "Yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar"

Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, yeni annelerin yüzde 80’inin lohusalık hüznü yaşadığını belirterek, "Lohusalık hüznü en fazla 2-3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer" dedi.


Yaklaşan bir bebeğin doğumunun genellikle heyecan ve coşkuyla beklenen bir dönem olduğunu belirten Acıbadem Adana Hastanesi Psikolog Dilara Boyraz Giriş, ebeveynliğin uyku eksikliği, bebek bakımı görevlerinde pratikleşme ve gündelik rutinlerin değişimi ve bu süreçteki duygusal sorunlar hakkında bilgi verdi.


Yeni anne olan bir kadının aşırı mutlu hissedip sonra ağlayabileceğine değinen Psikolog Giriş, "Hamilelik ve doğum sonrası dönemde bir kadın fiziksel, hormonsal ve duygusal değişimler yaşar. Buna bağlı olarak anneliğin ilk birkaç günü veya haftasında, beden ve duygular yeni şartlara uyum sağlarken üzüntü hissetmek olağan bir durumdur. Bu duruma lohusalık hüznü de denilmektedir. Lohusalık hüznü en fazla 2 ila 3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer. Aslında, yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar, ancak bu birkaç ay sürmez ve anneyi üzgün, değersiz, çaresiz, umutsuz ve neşe hissedemez hale getirmez. Lohusalık hüznü doğum sonrası depresyonu değildir" diye konuştu.



"Doğum sonrası depresyonun görülme oranı yüzde 20’dir"


Anneliğin zaman zaman bunaltıcı ve korkutucu olabileceğinden bahseden Psikolog Giriş, yorgun, uykusuz, sinirli, yeni ve hiç bitmeyen sorumluluklardan bunalmış hissetmenin normal ve beklenen bir durum olduğunu söyledi. Giriş, doğum sonrası depresyonun ise farklı bir deneyim olduğuna dikkat çeken Giriş, "Doğum sonrası depresyon yeni annelerin yüzde 15-20’sini etkilemektedir. Özellikle yaygın risk faktörleri arasında anksiyete veya depresyon öyküsü, hormonsal dalgalanmalar, sosyal destek eksikliği, travmatik doğum deneyimleri, stresli yaşam olayları, maddi sıkıntı veya ilişki zorlukları, toplumsal beklentiler önemli risk faktörleridir" şeklinde konuştu.



"Bu anneler duş alamaz, yemek yiyemez, uyuyamazlar"


Psikolog Giriş, doğum sonrası depresyonun genellikle bebeğe karşı ilgisizlik, bağ kuramama, çocukla ilgili kaygı, kötü bir anne olma hissi, kendine veya bebeğe zarar verme korkusu, bebeklerinin onlarsız daha iyi olacağını düşünme, ağlama ve umutsuzluk ve değersizlik hisleriyle kendini gösterdiğini de anlattı. Bu durumun, annenin günlük yaşamını etkilediğini vurgulayan Giriş, "Bu anneler duş alamazlar, bitkin olsa bile uyuyamaz, yemek yiyemez, sohbet edemez, emzirmekte zorluk çekebilir, içine kapanabilir veya kendini izole edebilir. Bu, her yeni anne için zaman zaman söylenebilir, ancak özellikle doğum sonrası iki ila üç haftadan sonra her zaman geçerli değildir. Bununla beraber anksiyete bozuklukları da genellikle birlikte görülebilir" diyerek sözlerini sürdürdü.


Giriş, bir annenin durumu kötüleşiyorsa ve belirtiler daha şiddetli, sık hale geliyorsa ve geçmiyorsa, yardım isteme zamanı geldiğinin altını çizdi.



"Önyargılar ve beklentiler destek almayı zorlaştırmaktadır"


Yeni annenin kendisi de dahil olmak üzere toplumda genellikle bir annenin ne hissetmesi ve yapması gerektiği konusunda gerçekçi olmayan beklentiler olduğunu hatırlatan Psikolog Giriş şunları dile getirdi:


"Doğum sonrası depresyon ve anksiyete yaşayan kadınlar, ruh sağlığıyla ilgili damgalanma, yaşadıkları zorluklardan dolayı suçluluk veya utanç duyguları ve başkalarının yargılamasından ve yetersiz veya yeterince iyi görülmemekten korktukları için destek veya tedavi arama konusunda sıklıkla zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Suçluluk ve utanç duyguları nedeniyle depresyon belirtilerini bildirme ve doğum sonrası takip randevularında destek arama ihtimalleri daha düşüktür."


Hamilelik ve doğum sonrası dönemin, bir kadının hayatında özellikle hassas bir dönem olabileceğini belirten Psikolog Giriş, "Bu nedenle nasıl ki yenidoğan bir bebeğin belirli rutinlerde kontrolleri oluyorsa doğum yapmış anneler için de eşlerinin, kadın doğum ve çocuk doktorlarının özellikle annelere dikkat etmeleri ve gözlemlemeleri gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta engelli vatandaşa çarpıp kaçan sürücüye 15 bin lira ceza: "Vicdanlarımız ikinci kez yaralandı" Bayburt’ta akülü tekerlekli sandalyesiyle yolun karşısına geçerken motosikletin çarpması sonucu yaralanan Engin Demir’e ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, ehliyetsiz sürücüyü ’taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 15 bin lira adli para cezasına çarptırdı. Verilen kararı yetersiz bulduğunu belirten engelli vatandaş Demir, "Vicdanlarımız ikinci kez yaralandı" diyerek, tepkisini dile getirdi. 31 Ağustos tarihinde Akşemseddin Caddesi’nde meydana gelen kazaya ilişkin gerekçeli kararda, Demir’in akülü tekerlekli sandalyesiyle yaya geçidinden geçtiği sırada motosikletin çarpması sonucu yaralandığı belirtildi. Dosyada yer alan bilirkişi raporunda ehliyetsiz sürücünün asli kusurlu, Demir’in ise kusursuz olduğu tespitine yer verildi. Mahkeme, sanık hakkında ’taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan önce 240 gün karşılığı adli para cezası belirledi. Yapılan indirimlerin ardından ceza, 150 gün karşılığı 15 bin lira adli para cezasına çevrildi. Kararda, cezanın 20 eşit taksitte ödenmesine hükmedildi. "Vicdanlarımız ikinci kez yaralandı" Kararın ardından yeniden konuşan Engin Demir, açıklanan hükmün kendilerini ikinci kez yaraladığını söyledi. Demir, "Bundan yaklaşık 6-7 ay önce bir trafik kazası yaşadım. Ehliyetsiz motosiklet sürücüsünün çarpması sonucunda akülü tekerlekli sandalyemle yola savruldum. Daha sonra vatandaşların ve sağlık ekiplerinin yardımıyla hastaneye kaldırıldım, tedavim yapıldı. Akabinde şikayetçi oldum, dava açıldı. 6 ayın sonunda karar açıklandı, açıklanan karar bizleri ikinci kez yaralamış oldu" dedi. Verilen cezanın vicdanları rahatlatmadığını ifade eden Demir, "Karşı tarafa 15 bin TL para cezası verilmiş. O gün benim yerimde yaşlı biri veya hamile bir kadın ya da çocuk da olabilirdi. Bu olayın ağır bir cezaya dönüşmesi için olay yerinde bizlerin ölmesi mi gerekiyor? Kanun, adalet bu mu? Tekrar vicdanlarımız yaralandı" diye konuştu. Karara itiraz edildi Açıklanan karara avukatıyla itiraz ettiklerini belirten Demir, "Umarız ki bu verilen karar tekrar dava edilir, suç unsuru oluşturulduğu tespit edilir ve örnek bir kararla bundan sonra yaşanacak kazaların da önüne geçmiş oluruz. Vicdanlarımızın rahat edeceği ve kamuoyu nezdinde saygı göstereceğimiz bir karar ortaya çıkar" ifadelerini kullandı.
Bursa Rumeli geleneği Bursa’da sahura renk kattı Bursa’nın İnegöl ilçesinde, ramazan ayının ruhunu yaşatmak amacıyla vatandaşlar sahura Rumeli ezgileriyle uyandırıldı. İnegöl’de asırlardır sürdürülen geleneğin yaşatılması amacıyla vatandaşlar sahura Rumeli ezgileriyle uyandırıldı. Yöresel kıyafetler giyinip müzik eşliğinde sokaklarda dolaşarak vatandaşları sahur için çağıran Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği üyeleri; tef, darbuka, akordeon ve klarnetle Balkan müzikleri çalarak sokak sokak dolaştı. İlçe sakinleri, bu neşeli müziklerle sahura kalkmanın keyfini yaşarken, dernek üyeleri de yöresel halk oyunlarını sergileyerek etkinliğe renk kattı. Ekipte yer alan görme engelli akordeon sanatçısı Hüseyin Şentürk de, çaldığı ezgilerle büyük beğeni topladı. Pencerelere çıkan vatandaşlar gençlerin performansına alkışlayarak destek verdi. Etkinlikte yer alan görme engelli akordeon sanatçısı Hüseyin Şentürk de çaldığı ezgilerle büyük beğeni topladı. Mahalleli, gençlere evlerinde yaptıkları börek ve tatlılardan ikram etti. Ekip, yaklaşık 5 kilometre yürüyerek etkinlik boyunca toplanan böreklerle sahurlarını yaptı. İnegöl Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Serdar Ay, "Dernek olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da sahur programı düzenledik. Bu akşam kültürel kıyafetlerini giyen Folklor ekibimizle İnegöllüleri sahura kaldırıyoruz. Bizim derneğimizde bu bir gelenek oldu. Her ramazan ayında yapıyoruz. Her sokakta vatandaşlar bizlere eşlik ediyorlar. Güzel kültürel bir etkinlik oluyor. Bu gelenek 15 yıldır devam ediyor. Bu akşam davulcular görevi bize bıraktı. Herkese teşekkür ediyoruz. Herkesin ramazan ayını ve gelmekte olan bayramını kutluyorum" dedi.