GÜNDEM - 08 Ocak 2026 Perşembe 09:58

Topuk kanı çıkmazı: Bebeklerine kayyum atanması endişesiyle yaşıyorlar

A
A
A

Adana’da yaşayan Mahmut ve Ülviye Deniz çifti, yeni doğan bebeklerinden topuk kanı aldırmak istemedikleri için bebeklerine kayyum atanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Mahmut Deniz, "Bizim evladımız belediye veya şirket değil, kayyum atanmasını istemiyoruz. Dava açılmasın" derken, topuk kanı vermek istemediklerine dair evrak imzalamalarına rağmen yine de evlatlarından zorla topuk kanı alındığını iddia etti.

Mahmut ve Ülviye Deniz çiftinin geçtiğimiz cuma günü Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Fahretdin ismini verdikleri evlatları dünyaya geldi. Ancak çift, evlatlarından topuk kanı aldırmadı ve aşı yaptırmak istemedi. Bunun üzerine doktorlar, aileye ’Topuk Kanı Red Formu’ imzalattı ve durumu İl Sağlık Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bildirdi. Ayrıca iddiaya göre doktorlar aileye, "Topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Sosyal hizmetler gelmeden hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız" dedi.

Topuk kanı çıkmazı: Bebeklerine kayyum atanması endişesiyle yaşıyorlar

Bunun üzerine baba Deniz, hastanenin başhekim yardımcısıyla süreç hakkında konuşmaya gitti. Bu süreçte ise yine iddiaya göre hemşireler yeni doğan Fahretdin’den topuk kanı aldı. Başhekim yardımcısının yanından geldikten sonra eşinin beyanı üzerine durumdan haberdar olan baba Deniz, doktorlarla görüştü ve "Kanı almamız lazımdı, sarılık durumuna bakmamız için gerekliydi" yanıtını aldı. Bu yanıt üzerine baba Deniz, eşi ve evladını hastaneden götürdü.

"Topuk kanı aldırmak istemediğimizi söyledik"

Yaşadıklarını anlatan baba Mahmut Deniz, "Cuma günü evladımız dünyaya geldi. Daha sonrasında aşı yaptırmak istemediğimizi ve topuk kanı aldırmak istemediğimizi söyledik. Ardından doktor eşimin yanına gelip, ’topuk kanı aldırmadığınız için hakkınızda dava açılacak, çocuğunuza kayyum atanabilir. Hastaneden giderseniz firari olarak yazılırsınız’ demişler. Ben başhekim yardımcısıyla konuşurken ’topuk kanı alıp aşı vurun ancak çocuğumun başına bir şey gelirse sorumlu sizsiniz. Bu sorumluluğu kabul edin, bana yazılı kağıda imza verin’ dedim. O da böyle bir sorumluluğu kabul edemeyeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Ayrıca hastane yönetiminin kendilerine hastaneden çıkmaları durumunda ’firari’ olacaklarını beyan ettiğini de öne süren Deniz, "Benim bebeğimin adı ’firari bebek’ olarak kaldı. Benim çocuğuma kayyum atanacakmış. Bizim çocuğumuza bizden daha iyi kimse bakamaz" diye konuştu.

Topuk kanı çıkmazı: Bebeklerine kayyum atanması endişesiyle yaşıyorlar

"Çocuğumuzun bedenine zarar gelmesin diye savaşıyorduk"

"Topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen kan alındı" iddiasında bulunan Deniz, "Çocuğumuzun topuğundan zaten kan almışlar. Beden dokunulmazlığını ihlal etmişler. Biz bunun için savaş veriyorduk. Çocuğumuzun bedenine zarar gelmesin diye savaşıyorduk, bunu da ihlal etmişler. Bizden herhangi bir yazılı imza almadılar. Biz topuk kanı vermek istemediğimize dair imza vermemize rağmen topuk kanı aldılar. Bundan dolayı bize dava süreci açılacağı söylendi. Hem dava açılmasını, hem de para cezası, kayyum atanması gibi cezalar olabilirmiş. Örneklerini gördük daha öncesinde. Bunları kabul etmiyorum" diye konuştu.

"Benim çocuğum belediye mi ki kayyum atansın" diyerek yaşadıklarına tepki gösteren Deniz, "Benim çocuğum ve eşim gayet sağlıklı. Benim çocuğum belediye mi ki, şirket mi ki, mal mı ki kayyum atanıyor. Eşimin sütü kesildi bu olaylardan sonra. Gerekli desteği bekliyoruz" dedi.

Ailenin avukatı Cüneyt Bülent Şeker ise, "Bana göre bugün çocuğa yapılacak test ve tedavilere karar verme konusunda en güvenilir el anne-babanın elidir. Çünkü çocuğunu menfaatsiz seven, onun üstün yararını gerçekten düşünen anne babadır. Sağlık sektörünün çocuğa müdahalesi istisnai durumlarda olmalı ve zaruri bir sebebe dayanmalıdır" şeklinde konuştu. Öte yandan, İl Sağlık Müdürlüğü ise topuk kanı vermeyi kabul etmeyenlerle ilgili prosedürün bakanlık tarafından belirlendiğini ve uygulandığını bildirdi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Başkan Akın: "Basın, demokrasinin en önemli yapı taşıdır" 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayınlayan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Halkın doğru, tarafsız ve zamanında bilgiye ulaşması için büyük bir özveriyle görev yapan tüm basın emekçilerimizin bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum." dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. Basının demokrasinin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu ifade eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, emeğin ve sorumluluğun günü olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü büyük bir iftiharla kutladığını belirtirken, "Halkın doğru, tarafsız ve zamanında bilgiye ulaşması için büyük bir özveriyle görev yapan tüm basın emekçilerimizin bu anlamlı gününü yürekten kutluyorum" dedi. "Gazetecilik, güçlü bir kent hafızasıdır" Gazeteciliğin Balıkesir’de sadece bir meslek olmanın yanı sıra aynı zamanda güçlü bir kent hafızasının temeli olduğunu belirten Akın, "Kentimizin sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamıyla içinde barındırdığı Kuvayımilliye ruhu yıllardır sizlerin kalemiyle, objektifiyle ve emeğiyle kayıt altına alınmaktadır. Sizler sayesinde Balıkesir’in sesi Türkiye’ye, hatta dünyaya ulaşmaktadır. Kentimizde Cumhuriyet öncesine uzanan, Kurtuluş Savaşı yıllarında dahi kesintiye uğramadan bugünlere ulaşan güçlü ve onurlu bir basın geleneği vardır. Kurtuluş Savaşı yıllarında Hasan Basri Çantay’la ateşlenen Balıkesir basını ilerleyen dönemlerde Münir Yenal, Ekrem Balıbek ve Reşit Kıpçak gibi birçok emektar gazetecimiz sayesinde kurumsallaşarak kentin güçlü bir sesi olmuştur" ifadelerini kullandı. "Eleştirinin olmadığı yerde gelişim olmaz" Akın, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak yerel demokrasiyi güçlendirmenin yolunun, basınla açık, şeffaf ve samimi bir iletişim kurmaktan geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla yerel demokrasiyi güçlendirmek adına Balıkesir’imizde görev yapan tüm basın emekçilerinin eleştirilerini büyük bir samimiyetle karşılıyor, bu katkıyı kentimizin gelişimi açısından son derece değerli buluyoruz. Çünkü biliyoruz ki eleştirinin olmadığı yerde gelişim olmaz. Bu kenti güzelleştirmek için hepimize büyük görevler düşüyor. Bunun farkındayız. Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Basın, milletin müşterek sesidir.’ sözünü aklımızdan çıkarmadan Balıkesir’imiz için gazetecilerimizin de fikrini alarak adımlar atmayı sürdürüyoruz. Bu vesileyle görevleri başında hayatını kaybeden tüm basın emekçilerini rahmetle anıyor, Balıkesir’imizde görev yapan tüm gazetecilere sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Kentimizin sesi olan, halkın haber alma hakkı için emek veren tüm basın çalışanlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha yürekten kutluyorum. Hepinize saygılar sunuyorum."
Kocaeli Kocaeli’de sadece bir mahallede 186 evin çatısı uçtu, hasar tespit çalışmaları devam ediyor Marmara Bölgesi’ni dün etkisi altına alan kuvvetli rüzgar, Kocaeli’de büyük hasara yol açtı. Şehirde ağaçlar devrildi, elektrik telleri koptu, çatılar uçtu. Elektrik tellerinin kopması sonucu bir ev tamamen yanarken, sadece bir mahallede 186 evin çatısının hasar gördüğü tespit edildi. Marmara Bölgesi’ni dün etkisi altına alan şiddetli rüzgar, Körfez ilçesi Hereke’nin Cumhuriyet Mahallesi’nde ağır hasara neden oldu. Mahallede ağaçlar yola devrildi, elektrik telleri koptu ve birçok evin çatısı uçtu. Kopan elektrik telleri nedeniyle bir ev tamamen yanarken, yapılan ilk tespitlere göre toplam 186 binanın çatısında hasar oluştu. Mahallede elektrik kesintisi sürerken, okullar tatil edildi. "Sadece bir mahallede 186 evin çatısı uçtu" Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Abdurrahman Can, bölgenin halen afet şartları altında olduğunu belirterek, hasar tespit çalışmalarının hala devam ettiğini söyledi. Muhtar Can, "Mahallede hasar tespitlerine göre 186 evin çatısı uçtu. Bir ev de elektrik direğinin devrilmesi ve kopan tellerin etkisiyle tamamen yandı. Elektrik arızası nedeniyle halkımız evlerine gidemiyor, yemeklerini pişiremiyor, bazı vatandaşlarımız kahvaltı bile yapamadı. Sarkan elektrik kabloları büyük tehlike oluşturuyor. Bir an önce bu kablolar toplansın, mahallemize elektrik verilsin ve hayat normale dönsün. Cumhuriyet Mahallesi acil yardım bekliyor" dedi. Can, mahalledeki okulların tatil edildiğini ve belediye ekiplerinin yalnızca sokaklara savrulan çatı parçalarını topladığını ancak vatandaşların mağduriyetinin devam ettiğini söyledi.
Adana Adana’da ilginç hizmet gelmedi tepkisi: Muhtar, belediyenin cenazesini kaldırdı Adana’da hizmet alamadıklarını ileri süren mahalle muhtarı Saniye Çelik, Seyhan Belediyesi’nin ’Vefat ettiğini’ ilan ederek cenazesini kaldırıp ilginç bir eyleme imza attı. Seyhan ilçesine bağlı Pınar Mahallesi Muhtarı Saniye Çelik, belediyeden hizmet alamadıklarını anlatmak için ilginç bir yöntem seçti. CHP’li Seyhan Belediyesi’nin yaklaşık 2 yıldır hizmet getirmediğini iddia eden muhtar Çelik, muhtarlık binası önünde alışılmışın dışında yaptığı törenle belediyenin cenazesini kaldırdı. "Biz belediyenin fiilen öldüğüne kanaat getirdik" Seyhan Belediyesi’nden hizmet alamadıkları dile getiren muhtar Saniye Çelik, "İki yıldan bu yana ömrümüz tükendi, telefonlar açıyoruz, dilekçelerle başvuruyoruz. Hiçbir hizmet gelmemesinden dolayı biz belediyenin fiilen öldüğüne kanaat getirdik. Boşuna nefisimizi tüketmeyelim hizmet yapmayacaklar. Hizmet yapmayan başkan, başkan yardımcısı, başkan vekili, müdürleri boşuna maaş almasınlar. Makam işgalcisi olmasınlar. Ömrümüz bitti hizmet getiremiyoruz" dedi. "Seyhan’ın 96 mahallesi beter durumda" Çelik,"Bu sadece Pınar Mahallesi için geçerli değil. Seyhan ilçesinin 96 mahallesi daha beter durumda. Çaresiz kaldık, artık dedik ki nefesimizi tüketmeyelim belediye ölmüştür diyelim kurtulalım. Ölüden medet umulmaz, ölü iş yapabilir mi? Yok. O zaman bizde dedik ki belediye ölmüştür, umudu keselim. 3 yıl böyle mi bekleyelim, yetkililerimiz gereğini yapacak mı? Bakanlarımız, milletvekillerimiz, valimiz, kaymakamımız biz herkesten destek bekliyoruz. Belediye fiilen ölmüştür, gereği yapılsın" diye konuştu.
Aydın Başkan Günel: "Bu binaya zorla gelmedik" Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Kuşadası Belediyesi ekipleri arasında yaşanan olayların ardından açıklamada bulunarak, "Bizim bu binaya gelmek gibi bir düşüncemiz yoktu, siz kullanın dediler, geldik. Bu binaya zorla gelmedik" diye konuştu. Önceki akşam yaşanan olayların ardından basın açıklaması yapan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, yaşananları "hukuksuz, provokatif ve Kuşadası halkının iradesine yönelik açık bir gasp" olarak nitelendirdi. "Personelimize kask ve gaz maskesi dağıtacağız" Açıklamasına çarpıcı ifadelerle yer veren Başkan Günel, "Bundan sonra tüm personelimize koruyucu kask ve gaz maskesi vereceğiz. Çünkü buraya hizmet için değil, kavga için geldiler. Kafa göz kırmaya gelen bir kuruma karşı alınması gereken tedbir budur" ifadelerini kullandı. Söz konusu binaya Ağustos 2023’te taşındıklarını hatırlatan Günel, binanın kullanım sürecini şu sözlerle anlattı: "Bizim bu binaya gelmek gibi bir düşüncemiz yoktu. Bizzat Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, ‘Bina boş duracağına siz kullanın’ dedi. Teşekkür ederek geldik. Zorla girmedik, işgal etmedik. Söz konusu binayı Kuşadası Belediyesi’ne devrettiğini açıkça ifade ettiği video kayıtları da mevcut. Kuşadası Belediyesi’ne ait birçok alan yıllardır Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılılıyor. Binayla ilgili dava sürecinin halen devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, buna rağmen Valiliğe yeniden tahliye yazısı gönderiyor. Dava bitmeden, hukuki süreç tamamlanmadan burayı boşaltmaya çalışmak açıkça hukuka aykırıdır" dedi. Vatandaşın mağdur olmaması için çözüm ürettiklerini belirten Ömer Günel, hukuki süreç tamamlanana kadar hizmeti çadırda vermeye hazır olduklarını belirterek "Biz bina meraklısı değiliz. ’Gerekirse çadırda da hizmet veririz’ dedik ve çadırı kurmaya başladık. Ona bile engel oldular" diye konuştu. Tahliye sürecinin Ramazan ayına denk geldiğini vurgulayan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, vatandaşları başka bir alana yönlendirmeden yardım paketlerini aynı noktada ulaştırabilmek ve ihtiyaç sahiplerini yormamak amacıyla çadır kurduklarını belirtti. Günel, "Vatandaşımızı ayrı bir yere göndermeden, Ramazan yardımlarımızı burada dağıtmak istedik. Bunun için çadır kuruyorduk. Yıksınlar, biz yine kuracağız; kurmaya da başladık" dedi. Olaylar sırasında polis ve jandarmanın da alana geldiğini ifade eden Günel, gerginliğin büyümemesi için geri adım attığını belirterek "Vatandaşla devletin hiçbir kurumunu karşı karşıya getirmek istemedim. Arkadaşlarıma, hukuki açıdan hiçbir engelin bulunmadığına emin olduğum çadır için ’kaldırın’ talimatı verdim. Ama kimse bizim hizmet vermemizi engelleyemez. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden altyapı ve yatırım beklentilerinden artık vazgeçtik, bari bizim hizmetimizi engellemesinler" dedi.