GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 10:48

Savran konutlarında sona gelindi

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2 Nisan tarihinde açılışı yapılan Çetintepe Barajı’nın suları altında kalacak olan Savran köyü sakinleri için yapılan konutlarda sona gelindi.

Dolgu hacmi bakımından ülkemizin 10. Büyük barajı olan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki Çetintepe Barajı, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinde toplam 600 bin dekar tarım arazisini sulayarak bölge ekonomisine yıllık 14 milyar TL katkı sağlaması ve yıllık 24 GWh enerji üretmesi hedeflenen bir proje olarak hayata geçirildi.

Savran konutlarında sona gelindi

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşirken, Çetintepe Barajı’nda su seviyesi her gecen gün yükseliyor. Savran köyünün bir kısmı da Çetintepe Barajı sularının altında kalacak. 6 Şubat depremlerinde evleri hasar gören hak sahipleri ve evleri baraj suları altında kalan hak sahipleri için devlet tarafından toplam 164 konut, mevcut köyün kuzeyinde 280 bin metrekare olan üzerinde yapılıyor. Yapımında sona gelinen 164 konut, 120 metrekare ve 3+1 olarak yapıldı. Konutların birkaç ay içerisinde teslim edilmesi bekleniyor.

Savran konutlarında sona gelindi

Çalışmalarla ilgili bilgi veren Şantiye Şefi Murat Tekin, "280 bin metrekare üzerinde yerleşimimiz var. Biz geçen 1 Ekim’de başladık buranın kaba hafriyatına başlamasına. 1 Martta da ilk betonumuzu döktür ve 13 ayda da yüzde 90 bitirme aşamasına geldik. Şu an bütün alt yapımız ve binalarımız, ince işlerimiz bitti. Sert zeminlere başladık. Sert zeminlerimizde bir 40 gün içerişinde onlarda bitecek ve evleri teslim edeceğiz" dedi.

Savran konutlarında sona gelindi

Köylülerden Necati Uzungüney ise "Şu anda su tutuldu. Araziler kamulaştı. Evlerimiz yapılıyor. Evler bittiği zaman buradan vatandaş oraya gidecek" diye konuştu.

Savran konutlarında sona gelindi

Cihan Kizir - Kürşat Aktaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Nilüfer’de erken Osmanlı kadını ve Nilüfer Hatun’un mirası konuşuldu Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" başlıklı panel düzenledi. Tarihçi ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, erken Osmanlı döneminde kadının kent inşasındaki ve toplumsal hayattaki rolü tartışıldı. Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında "Nilüfer Hatun ve Erken Osmanlı’da Kadın" paneline ev sahipliği yaptı. İki oturum olarak planlanan programın ilki, Nazım Hikmet Kültürevi’nde tarih meraklılarının katılımıyla gerçekleştirildi. Doç. Dr. Hacer Karabağ Aslan’ın koordinatörlüğünü, Prof. Dr. Selen Durak’ın ise moderatörlüğünü üstlendiği panele; Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Günce Çelik, ilçeye adını veren Nilüfer Hatun’un bıraktığı mirasa dikkat çekerek, "Nilüfer Hatun sadece bir padişah eşi veya valide sultan değil, inşa ettirdiği yapılarla kentin sosyal dokusunu örmüş ve Türk kadının toplumsal hayattaki kurucu iradesinin en somut örneklerinden biri olmuştur. Erken dönem Osmanlı kadının vakıflar aracılığıyla eğitime, sağlığa ve sosyal yardımlaşmaya sağladığı bu katkılar, bugünkü sosyal belediyecilik anlayışımızın da temel dayanaklarını oluşturuyor" diye konuştu. Moderatör Prof. Dr. Selen Durak ise kadınların yapılı çevrenin biçimlenmesinde sadece bir kullanıcı değil, karar verici özneler olarak yer aldığını belirterek, erken Osmanlı kadınlarının kurdukları vakıflar ve inşa ettirdikleri köprüler ile kentlerin fiziksel gelişimini doğrudan etkilediklerini ifade etti. Erken osmanlı’da kadına akademik bakış Açılış konuşmalarının ardından söz alan uzman isimler, erken Osmanlı tarihine dair güncel kayıtları paylaştı. Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı kuruluş dönemi kroniklerinin eleştirel bir gözle okunması gerektiğini belirterek, Orhan Gazi dönemi kadın figürlerinin arka planını anlattı. Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar Tekfuru’nun kızı olma ihtimalinin zayıf olduğunu, Nilüfer ile Orhan Bey’in tanışmasının Bursa’nın fethi dönemine denk geldiğini söyledi. Emecen, Süleyman Paşa’nın annesinin de Nilüfer Hatun değil, Efendize Hatun olabileceği görüşünü paylaştı. Araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ise Osmanlı kroniklerinin 8 nesil sonra yazıldığını, bu nedenle bilgilerin çağdaş kaynaklarla, tahrir defterleriyle ve saha araştırmalarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Kaplanoğlu da, Orhan Bey’in dört eşinin hikayesini bu yöntemle değerlendirerek Nilüfer Hatun’un Şile Tekfuru’nun kızı olabileceği görüşünü dile getirdi. Nilüfer adının ise Bursa Ovası’ndaki nilüfer çiçeklerinden geldiğini, derenin adını köprüden değil, köprünün adını dereden aldığını öne sürdü. Nilüfer adının Bursa’nın kent hafızasındaki yerine odaklanan Prof. Dr. Fikret Yılmaz da, Nilüfer çayının şehir hayatındaki önemine dikkat çekerek "nilüfer odunu" geleneğinden, çayın çevresinde kurulan kahvehanelerden ve kervan meydanından söz etti. Yılmaz, Nilüfer adının kentsel kimlik açısından önemli bir nirengi noktasını olduğunu, belediyenin de bu adı taşımasının yerinde bir tercih olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Nilgün Elam ise sunumunda Bizans ve Osmanlı diplomasisi arasındaki evlilik ittifaklarını anlattı. Elam, Asporça Hatun’un büyük ihtimalle Bursa civarındaki bir Bizanslı soylu aileye mensup olduğunu, Nilüfer adının Yunanca kökenli isimlerle ilişkilendirilmesinin kanıtlarının zayıf kaldığını söyledi. Elam, Orhan Gazi’nin Bizans prensesi olduğu kesin olarak bilinen tek eşinin ise İmparator 6. Yannis Kantakuzenos’un kızı Theodora olduğunu vurguladı. Panelin ikinci bölümü soru-cevap şeklinde devam etti. Katılımcıların merak ettikleri konuları konuşmacılara yönelttiği oturumun sonunda, akademisyenlere günün anısına hediye takdim edildi.