POLİTİKA - 08 Aralık 2021 Çarşamba 16:38

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyi Bodnar’dan Donbass krizi açıklaması:

A
A
A
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyi Bodnar’dan Donbass krizi açıklaması:

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyi Bodnar, ABD ile Rusya arasında görüşülen Donbass krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ukrayna kendisini savunmaya hazır ve Rusya saldırıya geçerse biz kendimizi korumaya devam ederiz.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyi Bodnar, ABD ile Rusya arasında görüşülen Donbass krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ukrayna kendisini savunmaya hazır ve Rusya saldırıya geçerse biz kendimizi korumaya devam ederiz. Kremlin’in mevcut sorunları çözme ve Ukrayna topraklarını işgalden kurtarma yönünde herhangi bir siyasi iradesi söz konusu değildir” dedi.


Ukrayna’nın Afyonkarahisar Fahri Konsolosluğu açılış töreni sonrası gazetecilerin soruları üzerine açıklamalarda bulunan Bodnar, öncelikle ABD ile Rusya arasında dün gerçekleştirilen Donbass krizine ilişkin yapılan görüşmeyi değerlendirdi. Vasyi Bodnar, “ABD ve Rusya arasında yapılan müzakereler özellikle Ukrayna sınırında var olan durum ve bölgedeki durumla ilgili ele alınan konuları son derece olumlu değerlendiriyorum. Ukrayna’nın bu konuyla ilgili tutumu çok basit ve anlaşılır. Biz barışı destekliyoruz ve mevcut sorunu barışçıl yöntemlerle çözmekten yanayız. Özellikle diyalogu kurmak ve Rusya ile mevcut sorunları çözme konusunda Cumhurbaşkanımızın inisiyatifleri başta olmak üzere uluslararası toplumun inisiyatifine müteşekkiriz. Sadece diyalog ve müzakere yolu ile kalıcı bir çözüme kavuşacağımıza inanıyorum. Ama aynı şekilde emininiz ki sadece güçlü devletlerin sözünü dinlerler” dedi.



“Kremlin’in mevcut sorunları çözme yönünde herhangi bir siyasi iradesi söz konusu değildir”


Rusya’dan kendilerine karşı yapılacak muhtemel bir saldırıya karşı savunmaya hazır olduklarını da dile getiren Bodnar açıklamalarını şöyle sürdürdü:


“Ukrayna kendisini savunmaya hazır ve Rusya saldırıya geçerse biz kendimizi korumaya devam ederiz. Şuan görünen o ki uluslararası toplumun özellikle arabuluculuk yönündeki teklifleri Rusya’dan destek bulamamakta. Bu da demek oluyor ki Kremlin’in mevcut sorunları çözme ve Ukrayna topraklarını işgalden kurtarma yönünde herhangi bir siyasi iradesi söz konusu değildir.”



“Egemenliğin yeniden tesis edilmesi Ukrayna’nın kırmızı çizgisidir”


Krizin çözümü konusunda Türkiye’nin girimlerine de teşekkür eden Bodnar, Ukrayna’nın kırmızı çizgisinin toprak bütünlüğünün korunması yönünde olduğunu kaydetti. Bodnar, “Özellikle ikinci defa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği arabuluculuk inisiyatifleri için Türk tarafına teşekkür ediyorum. Ukrayna için çok önemli bir inisiyatif, bu da demek oluyor ki bölgede bulunan diğer devletler barışçıl yöntemlerle sorunu çözmek istiyor. Ukrayna’nın uluslararası sınırlar içinde tanımlanmış toprak bütünlüğünü ve egemenliğinin yeniden tesis edilmesi Ukrayna’nın kırmızı çizgisidir. Bize göre bunları siyasi ve diplomatik yollarlar yani müzakere yoluyla çözebiliriz” diye konuştu.



Türkiye’nin, Ukrayna’daki savaş uçağı motorunu temel alarak reaktif savaş uçağı projesi açıklaması


Açıklamasında sorular üzerine Ukrayna ile yapılan Bayraktar Akıncı insansız hava aracı üretimine de değinen Bodnar, savunma alanındaki iş birliğinin uzay ve sivil havacılık sanayisinde de olduğunu belirtti. Bodnar, “Bir ay önce İstanbul’daki SAHA EXPO Fuarı 2021 düzenlendi. Bu fuar kapsamında bir kaç anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalara istinaden bir kaç motor, Baykar Makinanın üretmiş olduğu ürünler için satın alınacaktır. Şuanda bilindiği gibi Türk ordusunun envanterine alınmış Akıncı’da, Ukrayna motorları var. Birinci anlaşma, Akıncı için bir kaç motorun satın alınmasıyla ilgili. İkinci anlaşma ise Akıncı için güçlendirilmiş motorun alınmasıyla ilgili. Üçüncü anlaşma ise Ukrayna’daki savaş uçağı motorunu temel alarak Baykar Makina’nın hayata geçirmek istediği reaktif savaş uçağı projesidir. O yüzden aslında pek çok potansiyelimiz söz konusu. Eminim ki Ukrayna’nın teknoloji tecrübesi Türkiye için de faydalı olacaktır. Sadece savunma sanayi değil sivil havacılıkta, uzay teknolojilerinde, gemi inşasında ve diğer alanlarda da iş birliğimiz bulunuyor” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokat’ta uzmanından kene uyarısı: İklim düzensizliği ve küresel ısınma kene sezonunu uzatıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, iklim düzensizliği ve küresel ısınmanın etkisiyle kene sezonunun uzadığını ve bu nedenle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskinin artabileceğini söyledi. Prof. Dr. Keskin, havaların ısınmasıyla birlikte kenelerin daha erken aktif hale geldiğini ve KKKA vakalarının görülmeye başladığını belirterek, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlara giden vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve vücudu örten uzun kollu giysilerin kullanılmasının önemli olduğunu vurgulayan Keskin, kene kovucu ürünlerin de koruyucu etkisine dikkat çekti. İklim düzensizliği ve küresel ısınma kenelerin dağılımlarını genişletiyor İklim düzensizliği ve küresel ısınmanın yalnızca kene popülasyonunu artırmadığını, aynı zamanda coğrafi yayılımını da genişlettiğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hyalomma marginatum türü, KKKA hastalığının ana taşıyıcısıdır. Türkiye’de özellikle Kelkit Vadisi ve İç Anadolu’nun kuzey kesimleri bu tür için doğal yaşam alanı ve daha yoğun görüldüğü bölgelerdir. Son yıllarda bu türün göçmen kuşlar aracılığıyla Avrupa’ya taşındığını, yayılım alanını genişlettiğini ve iklim düzensizliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak gittiği ülkelerde kalıcı olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın birçok ülkesinde KKKA hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kayıtlanmaya başlandı. Önümüzdeki yıllarda KKKA vakaları Avrupa’da daha sık görülecek" dedi. İklimle birlikte kene takvimi de değişti Toprak sıcaklığının 10-15 derecenin üzerine çıkmasıyla kenelerin aktif hale geldiğini, 20 derece civarında ise yoğun şekilde konak aradıklarını belirten Keskin, "Kış aylarının kısalması ve sonbaharın uzamasıyla birlikte kene sezonu nisan ayından başlayıp eylül-ekim aylarına kadar devam ediyor" diye konuştu. Keskin ayrıca uygun iklim şartlarının kenelerin yıl içinde daha fazla nesil üretmesine yol açabileceğini belirterek, bunun da kene popülasyonunda artışa neden olabileceğini söyledi.
Rize Çamurdan sanata, Rize’den dünyaya Rize’nin Çayeli ilçesinde kurulan bir seramik atölyesi, çamuru sanata dönüştürerek Rize kültürünü yeniden yorumluyor. Seramik ve cam sanatçısı Demet Keskin öncülüğünde yöre kültürüne özgü semboller seramiğe işlenerek, yerelden evrensele uzanan bir başarıya dönüşüyor. Geleneksel el sanatlarını modern dokunuşlarla buluşturan Demet Keskin, Rize’nin Çayeli ilçesinde kurduğu Mühredem Sanat Atölyesi’nde çamuru sanata dönüştürüyor. Karadeniz’in zengin kültürel mirasını seramikle harmanlayan bu üretim süreci, sadece estetik bir değer üretmekle kalmıyor; aynı zamanda kadın emeğini güçlendiren, yerel değerleri yaşatan ve bölgeden dünyaya uzanan güçlü bir hikaye ortaya koyuyor. Geleneksel değerleri modern tasarımla harmanlayan Keskin, seramiği bölgeye sevdirmekle kalmadı; aynı zamanda kadınların üretime katıldığı güçlü bir dayanışma alanı oluşturdu. Küçük bir hayalden büyük bir atölyeye Çayeli Halk Eğitim Merkezi’nde cam ve seramik teknolojileri üzerine eğitim veren Demet Keskin, yaklaşık beş yıl önce kendi atölyesini kurdu. Başlangıçta yalnızca kendi tasarımlarını üretmek isteyen Keskin, gördüğü ilgiyle birlikte bu işi büyüttü. Gelişen süreci anlatan Keskin, "Aslında bu işe başlarken büyük bir planım yoktu. Sadece kendi tasarımlarımı yapmak istiyordum. Ama yaptığımız işler bölgede çok ilgi gördü. Çünkü burada daha önce yapılmayan bir şey yaptık. Çayeli’nde bu alanda ilkiz" diye konuştu. Atölyenin en dikkat çeken yönlerinden biri, Karadeniz kültürünü doğrudan ürünlere yansıtması oldu. Horon, tulum, keşan gibi simgelerin yanı sıra çay çiçeği, komar ve lahana çiçeği gibi bir çok yerel unsurlar tasarımlarda kendine yer buldu. Yöreye özgü sembolleri işlerken hikayeleri de araştırdığını söyleyen Keskin, "Bu coğrafya çok zengin bir kültüre sahip. Müziğiyle, horonuyla, çayıyla, yayla çiçekleriyle Hepsi bize ilham verdi. İnsanlarla birebir iletişim kurdum, sözlerini not aldım, bir arşiv oluşturdum. Sonra bunları seramikle buluşturduk" şeklinde konuştu. "Ben değil, biz başardık" Atölyenin başarısında ekip ruhunun önemli olduğunu vurgulayan Keskin, "Bu işi hiçbir zaman tek başıma yapmadım. Çok güçlü bir ekibim var. Ben her zaman ‘ben’ değil ‘biz’ diyorum. Bu atölyede herkesin emeği var. Hatta maddi karşılık beklemeden destek olanlar oldu. Bu dayanışma sayesinde bu noktaya geldik" şeklinde konuştu. Hedef e-ticaret ve dünya pazarı Atölyenin bir sonraki hedefinin e-ticaret olduğunu belirten Keskin, önce Türkiye genelinde ardından yurt dışında satış yapmayı planladıklarını dile getirdi. Keskin, "Karadeniz kültürünün dünyada ilgi göreceğine inanıyorum. Bu emeği daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz" diye konuştu. Kadınlar için bir umut kapısı Keskin’in en önemli hedeflerinden biri de kadınların üretime katılımını artırmak. Atölyede birçok kadının meslek öğrenerek kendi yolunu çizdiğini belirten Keskin, bu sürecin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Keskin, "Aynı zamanda bu atölye ile kadınlara dokunmak istiyorum. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması benim için çok önemli" dedi. Atölyede üretilen seramik ürünler sadece görsel tasarımlarla değil, üzerlerine işlenen yerel sözlerle de dikkat çekiyor. Bölgeye ait duyguları, aşkı, özlemi ve hatıraları yansıtan bu ifadeler, bardak ve fincanlara adeta birer hikaye kazandırıyor.
Hakkari Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde görev yapan ebeler, zorlu coğrafi şartlara rağmen gebeler için yolları aşıyor. Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Yüksekova Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan koordinatör ebeler, köy köy gezerek anne adaylarını yalnız bırakmıyor. Karlı dağların eteklerinde ve yeşillik içinde yer alan köylere ziyaret gerçekleştiren ekipler, hem yüksek riskli gebelerin takibini yapıyor hem de anne adaylarını normal doğum süreci hakkında bilgilendiriyor. Ebeler, saha çalışmalarında Sağlık Bakanlığı’nın "Annelik Yolculuğu" mobil uygulamasından da yararlanarak gebelerin her an bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Ziyaretler sırasında düzenli takibi yapılan anne adaylarına, Yüksekova Sağlık Müdürlüğü’nce hazırlanan bebek setleri hediye edildi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğü Gebe Bilgilendirme Birimi’nde görevli Koordinatör Ebe Fidan Aktaş, "Bakanlığımızın yürüttüğü ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında tüm gebelerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle doğuma son 3 ayı kalan gebelerimizle gerek telefonla gerekse yüz yüze mutlaka iletişim kuruyoruz. Yüksek riskli gebelerimizi evlerinde ziyaret ederek durumlarını kendi ortamlarında gözlemliyoruz. Köy köy gezerek bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bugün de Yoncalık köyünde riskli bir gebemizi ziyaret ettik" dedi. Ebe Zekiye Geylani ise saha çalışmalarının önemine değinerek, "Gebelerimiz, Bakanlığımızın ‘Annelik Yolculuğum’ uygulaması üzerinden her türlü soruya yanıt bulabiliyor. Biz de ev ziyaretlerimizde tansiyon ve şeker ölçümlerini yaparak genel sağlık durumlarını kontrol ediyoruz. Zaten gözetimimiz altında olan gebelerimizi, köylerinde ziyaret ederek bu süreçte yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yüksekova’nın zorlu arazi şartlarına rağmen ebelerin gerçekleştirdiği bu ziyaretler, bölgedeki anne ve bebek sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor.