ASAYİŞ - 10 Ocak 2025 Cuma 16:15

Hastanede iki kişinin öldüğü dehşet verici olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı

A
A
A
Hastanede iki kişinin öldüğü dehşet verici olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı

Afyonkarahisar’da hastanede tartıştığı kadını silahla öldürdükten sonra aynı silahla intihar eden şahsın gerçekleştirdiği dehşet verici olayın ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntüleri hayret uyandırdı.


Olay, geçtiğimiz 7 Aralık da Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Mustafa Akbuğa (51) isimli şahıs, hastanedeki koridorda, kantinde çalışan ve aralarında ilişki bulunduğu iddia edilen Derya Kozak (37) isimli kadınla tartıştı. Ardından şahıs, yanında getirdiği tabancayla kadına ateş açtı. Akbuğa daha sonra aynı silahla kendini vurdu. Olay sonrası Kozak ve Akbuğa hayatını kaybetti.


Olay sonrası ortaya çıkan güvenlik kamerası kayıtları ise görenleri dehşete düşürdü. Görüntülerde Akbuğa’nın önce Kozak ile bir süre konuştuğu ardından belinden çıkardığı silahla önce Kozak’ın ensesine, ardından da göğsüne ateşlediği daha sonra da kendi kafasına dayadığı silahla intihar ettiği görülüyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum UNESCO mirası Hattuşa’da 7 bin yıllık tarihe yürüyüş: Doğaseverler Hitit Yolu’nda buluştu Çorum’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hattuşa’nın 7 bin yıllık tarihi, "2. Hitit Yolu Gençlik Yürüyüşü" ile doğaseverleri ağırladı. Çorum’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hattuşa, bu kez özel bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. Hitit medeniyetinin başkenti olarak bilinen Hattuşa’dan başlayan "2. Hitit Yolu Gençlik Yürüyüşü"nde doğaseverler, 7 bin yıllık tarihi mirasın izinde Budaközü Vadisi’ne doğru yürüdü. Surları, anıtsal kapıları, tapınakları ve kaya kabartmalarıyla Anadolu’nun en önemli arkeolojik alanları arasında yer alan Hattuşa, yürüyüşe tarihi bir atmosfer kattı. UNESCO mirası bölge, hem kültür hem de doğa turizmi açısından Çorum’un en önemli değerleri arasında yer alıyor. Katılımcılar, vadinin doğal bitki örtüsü, su kaynakları ve geniş yeşil alanları eşliğinde yürüyerek bölgenin sakin atmosferini deneyimledi. Budaközü Vadisi’nde gerçekleştirilen Hitit Kültür Yolu yürüyüşüne Çorum Valisi Ali Çalgan da katıldı. Parkurun hemen yanında Hattuşa Ören Yeri’nin yer aldığını belirten Vali Çalgan, bölgenin tarih ve doğayı bir araya getiren özel bir güzelliğe sahip olduğunu söyledi. Vali Çalgan, "Budaközü Vadisi’nde Hitit Kültür Yolu gezisindeyiz. Burası doğa ile tarihin birleştiği çok özel bir yer. Hemen arkamızda tarihi Hattuşa Ören Yeri bulunuyor" dedi. Yaklaşık 1,5 saat süren parkurda Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen ziyaretçilerle birlikte yürüdüklerini ifade eden Çalgan, güzergahın doğaseverler için önemli bir deneyim sunduğunu belirtti. Vadide su sesi eşliğinde keyifli bir yürüyüş gerçekleştirdiklerini dile getiren Çalgan, il genelinde buna benzer 17 farklı yürüyüş parkurunun bulunduğunu kaydetti. Yurt içi ve yurt dışındaki doğa tutkunlarını Çorum’a davet eden Vali Çalgan, "Bu parkur ve diğer yürüyüş rotalarımıza tüm doğaseverleri bekliyoruz. Ziyaretçilerimiz burada sadece doğal güzellikleri görmekle kalmayacak, aynı zamanda 7 bin yıllık tarihe sahip ilimizin önemli ören yerlerini de keşfetme fırsatı bulacak. Çorum’da tarih ve doğa iç içe" ifadelerini kullandı. Yürüyüşe Boğazkale Kaymakamı Bilge Yıldırım, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Kubilay Ayvaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Cıplak, Boğazkale Belediye Başkanı Adem Özel ve çok sayıda davetli katıldı.
Diyarbakır Diyarbakır’da "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali" düzenlendi Diyarbakır Maya Okulları öğrencileri, ekmeğin yolculuğunu "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali"nde uygulamalı olarak gerçekleştirdi. Diyarbakır Maya Okulları’nda okulun geleneksel hale gelen ve her yıl kutlanan ’Mayalı Ekmek Şenliği’, bu sene de kapılarını rengarenk atölyeler ve Anadolu kokan etkinliklerle açtı. Festival kapsamında okul bahçesinin dört bir yanı birer yaşam alanına dönüştürüldü. Veliler ve çocuklarla beraber geleneksel oyunlarla burada el ele vererek unutulmaz anılar biriktirdi. Ata tohumunun ekmeğe dönüşme hikayesi kapsamında çocuklar ve veliler çeşit çeşit etkinlikler yaptılar. İngilizce ve kodlama atölyelerinde çocuklar geleceğin dünyasına hazırlanırken, ebru sanatı ve el baskısı atölyelerinde renklerin suyla dansını keşfedip, parmak boyalarıyla hayallerini tuvale döktürdü. Mayalı ekmeğin hikayesi standında ise çocuklara toprağın ve emeğin değeri aşılandı. Şenlikte öğrenciler, geleneksel oyunlarla keyifli vakit geçirdi. Maya Okulları Müdürü Erdi Akyıldız, bugün Mayalı Ekmek Günü’nü kutladıklarını ve Türkiye genelindeki Maya Okulları’nda kutlanan geleneksel bir gün olduğunu söyledi. Akyıldız, "Maya Okulları olarak Türkiye geneli 24 yıldır bugünü kutluyoruz. Diyarbakır olarak yöresel lezzetlerimizi, yöresel oyunlarımızı hem oynamak hem tattırmak ve daha da önemlisi çocuklarımızı ekrandan uzaklaştırarak aileleriyle beraber kaliteli zaman geçirmek için böyle bir etkinlik planladık. Yaklaşık bin 5 ile 2 bin arası katılım var. Velilerimiz de bunu merakla bekliyordu. Her yıl geleneksel olarak bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Bu şekilde devam edeceğiz. Biliyorsunuz artık evlerimizde ekmek yapılmıyor, maya kullanılmıyor. Hem bunu özendirmek hem de burada tattırmak istiyoruz. Eski annelerimizin, ninelerimizin yapmış olduğu mayalı ekmekleri tattırmak istiyoruz. Yine reyhan şerbetimiz bölgemizin, ilimizin çok güzel bir içeceği. Bunun yanında ayran, limonata gibi içeceklerle gazlı içeceklerden uzaklaştırmayı, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Geleneksel olduğu için burada yedinci yıldır Mayalı Ekmek Günleri’ni kutluyoruz. Artık velilerimiz de işi biliyorlar. Herkes gelirken sandalyesini, masasını alıp burada güzel bir gün geçiriyor. Biz de hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Velilerden Sultan Aktaş, Maya Okulu’nun yapmış olduğu Mayalı Ekmek Etkinliği için çocuğuyla birlikte geldiğini ifade etti. Aktaş, "Burada çocuklarımıza aslında Maya Okulu’nun temel ana yapısı olan kültürel değerlerimizi hatırlatmak, geçmişten gelen ata tohumlarımızı ve ailesel kültürlerimizi yeniden yaşatmak amacıyla bulunuyoruz. Çocuklarımıza bu duygunun temelini tekrar hissettirmek istiyoruz. Okulun da burada çocuklarımız üzerinde büyük bir desteği var. Burada buğdayın, ekmeğin nereden oluştuğunu, nereden geldiğini, ana kaynağının buğday olduğunu ve nasıl öğütüldüğünü çocuklara anlatarak kültürümüzün başlangıç noktasına dair farkındalık oluşturmak amacıyla güzel bir etkinlik çerçevesinde çocuklarımızı toplamış bulunmaktalar. Bunun için kendilerine çok teşekkür ederiz. 2 yıldır bu atmosferin içerisindeyiz. Her şey çok güzel. Çocuklarımız gerçekten verimli bir şekilde tüm etkinliklere katılarak güzel vakit geçiriyor. Bu bizler için de, veliler için de büyük bir mutluluk. Her şey için okulumuza teşekkür ederiz. Biz tabii ki çocukluğumuzu hatırlıyoruz. Annelerimiz bize hamuru mayalayıp hamurdan ekmekler, çörekler yapardı. Açıkçası çocukluğumuza döndük diyebiliriz. Çocuklarımızın da burada bu duyguyu hissetmesi bizler adına güzel bir duygu oldu. O yüzden gerçekten güzel bir etkinlik altında toplanmış bulunmaktayız burada" ifadelerini kullandı. Bir diğer veli Rıdvan Çelik ise, 4 yıldır düzenlenen Mayalı Ekmek Günleri’ne katılım sağladıklarını aktardı. Çelik, "Özellikle ekmeğin hikâyesi kısmında, çocuklarımızın bizim eskiden yaşadığımız deneyimleri görememesi nedeniyle en azından geçmişe bir yolculuk yaparak o eski deneyimleri yaşamalarını istiyoruz. Bu şekilde okulun bütün velileri ve çocukları bir araya geliyor, herkes okulla bütünleşiyor. Yılda bir kez gerçekleştirilen bu etkinlikte çocuklarımız da bizler de gayet mutlu bir şekilde eğleniyoruz" şeklinde konuştu. Çok eğlendiğini söyleyen öğrencilerden Mina Sırımsı, "Mayalı ekmek yapmayı öğrendim. Mayanın nasıl yapıldığını ne işe yaradığını öğrendim. Çok hoşuma gitti etkinlik" dedi. Başka bir öğrenci Beril Akbulut da etkinlikte eğlendiklerini aktardı. Akbulut, "Oyunlar oynadık. Yiyecekler yedik çok keyifliydi. Buğdayı una, unu da ekmeğe çevirmeyi öğrendik" dedi. Öğrencilerden Jinda Deniz Alver ise çok güzel bir gün olduğunu özellikle bugünü sabırsızlıkla beklediğini ve Mayalı Ekmek Günleri’ni çok sevdiğini söyledi. Öğrencilerden Masal Ecrin Özsoy da, Mayalı Ekmek Günü etkinliğine katıldığı için çok mutlu olduğunu aktardı.
Gaziantep Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Bayraktar’dan zarar gören çiftçilere ziyaret Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te yaşanan dolu ve fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyaret ederek çiftçilere geçmiş olsun temennisinde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te iki hafta önce meydana gelen sağanak, dolu ve şiddetli rüzgarın aynı anda etkili olduğu "süper hücre" fırtınasının çiftçilere verdiği zararı yerinde incelemek üzere kente geldi. Bayraktar, bölgedeki ziraat odası başkanları ve ilgililerle Çaybeyi Mahallesi’ndeki fıstık bahçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, Gaziantep’te etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle 380 bin dekar alanın zarar gördüğünü, hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, "Türkiye’de etkili olan yağışlar neticesinde yer altı sularımız beslendi. Bunun sonucunda Türkiye’de kuraklık tehdidi kalkmış durumda. Hububat başta olmak üzere olumlu etkileyecek. Bu sene buğdayda üretimin 22-23 milyon tona çıkmasını bekliyoruz" dedi. Olumsuz hava şartlarının tarımsal alanlara zarar verdiğini ifade eden Bayraktar, "Sadece Gaziantep’te değil, 65 ilimizde don etkili oldu. Bu durum tarımsal üretime büyük zarar verdi. Kuraklık afetiyle karşı karşıya kaldık ve birçok ilimizde üretim olumsuz etkilendi. Sel ve su baskınları sonucu birçok ürünümüz zarar gördü. Binlerce dekar arazi sular altında kaldı. Sadece sel değil, don felaketinden etkilenen illerimizi de gezdim. Son günlerde dolu afeti de üretime zarar vermeye başladı. Dolu dışında hortumla da karşı karşıya kaldık. Gaziantep’te hem dolu hem hortum yaşandı" şeklinde konuştu. "9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçi etkilendi" Gaziantep’in 9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçinin yaşanan afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, "380 bin dekar alan zarar görmüş durumda. Hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerimiz etkilendi. Kesin hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Gaziantep’te tarım sigortası oranının düşük olduğunu görüyoruz, şu an yaklaşık yüzde 18 seviyesinde. Ürünlerin zarar görmesi nedeniyle önümüzdeki 2-3 yıl verim kaybı yaşanabilir. Bu kayıpların karşılanmasını talep ediyoruz. Üreticimize sahip çıkma ve sahada kalmasını sağlama zamanıdır" ifadelerini kullandı. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun ise, Bayraktar’a teşekkür ederek çiftçilerin zarar gördüğünü ve yetkililerin çiftçilere destek vermesini istedi.
Bolu Bu çayın fiyatını içen belirliyor Bolu’nun Yeniçağa ilçesinde 85 yıldır hizmet veren tarihi kahvehanede tüp, elektrikli ısıtıcı ve deterjan kullanılmıyor. Çayın sadece odun ateşinde demlenip, bardakların elenmiş odun külüyle yıkandığı işletmede müşteriler içtikleri çayın ücretini kendileri belirliyor. Yeniçağa ilçesine bağlı Eskiçağa köyünde, Zonguldak-Ankara kara yolu üzerinde bulunan çay ocağı, yarım asrı aşan süredir aynı geleneksel yöntemlerle hizmet veriyor. Emekli şoför İsmail Demir, 1980 yılında babasından devraldığı mesleği yaşatmaya devam ediyor. Ormandan topladığı çam, meşe ve köknar odunlarıyla sabahın erken saatlerinde ocağı yakan Demir, köy halkının yanı sıra güzergahı kullanan sürücülere de hizmet sunuyor. 85 yıllık işletmede kurulduğu günden bu yana tüp veya elektrikli ısıtıcı kullanılmıyor. "Çay parası sorulmaz" Kurulduğu günden bu yana kimyasal deterjanın girmediği dükkanda çay bardakları, ocaktan alınan ve ince elenen kül ile yıkanıyor. Mesleği babasından devraldığını belirten İsmail Demir, "Burası babamın yeri. 85 yıldır bu işi yapıyoruz. Sabahleyin ateş yanar, akşama kadar odun ateşinde çay ayarlanır. Zonguldak, Bartın, Kurucaşile, Cide, Ankara illerine gitmek isteyen müşterimiz hiç eksik olmaz. Bizde çay fiyatı aranmaz. İster alırız, ister almayız; isteyen verir, isteyen vermez. Burada kimseye çay parası sorulmaz. 5 lira veren de olur, 10 lira, 15 lira, hatta 50 lira veren de olur; biz onu geri çevirmeyiz. Temizlikte de deterjan kullanmayız. Ocak külü çok temizdir; elediğimiz o toz külle bardakları ovaladığımızda pırıl pırıl parlar" dedi. "Bu tadı ve samimiyeti başka yerde bulamazsınız" Mekanın 67 yaşındaki daimi müşterilerinden köyün eski muhtarı Ramazan Karaduman, "Burası önemli bir yol üstü. Zonguldak, Bartın, Amasra gibi turistik beldelere gidenlerin uğrak noktası. Ben annemden doğdum doğalı bu kahvehanede odun ateşinde çay yapılır. Başka yerlerde, Karadeniz sahillerinde de odun ateşinde çay içtim ama buradaki tadı alamazsınız. Bu nostaljik havayı, kahveci arkadaşımızın insanları sıcak karşılamasını, candan ve samimi davranmasını başka hiçbir kahvehanede görmedim" ifadelerini kullandı.