YEREL HABERLER - 24 Nisan 2017 Pazartesi 08:17

Ağrı’da 27 yıllık hurdacı tutunamadı

A
A
A
Ağrı’da 27 yıllık hurdacı tutunamadı

Ağrı’da 27 yıldır hurdacılık yapan Hamit Çiçek adlı vatandaş kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle iş yapamadığını belirterek göç etme kararı aldığını söyledi.

Ağrı’da 27 yıldır hurdacılık yapan Hamit Çiçek adlı vatandaş kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle iş yapamadığını belirterek göç etme kararı aldığını söyledi.


Ağrı merkez çevre yolu üzeri açık oto pazarı yanında Ağrı’nın en eski hurdacılarından biri olan 27 yıllık hurdacı Hamit Çiçek, mevsim koşulları ve ekonomik koşullar nedeni ile iş yerini kapatma kararı aldığı ifade etti. İl genelinde topladığı hurdaları yıllarca diğer illere gönderdiğini vurgulayan Çiçek “27 yıldır bu işi yapıyorum bu işten bir verim alamadım, yazın çalışıp kışın yiyoruz. Bir türlü bu işi tutturamadım. Benim için çok maliyetli oluyor, bekçisi, işçisi, elektriği, vergisi derken beni kurtarmıyor. Bursa’ya yerleşmeye karar verdim. Ağrı’da 8 ay kar altındayız, işte yapamıyoruz. Yaz aylarında ancak 4 ay çalışabiliyoruz, zaten çalıştıklarımızı da kış aylarında yiyoruz” dedi.


‘Zarar ediyorum, o yüzden Bursa’ya göç ediyorum’


Her gün il merkezi ve ilçelerindeki hurdacılardan aldıklarını Tır’lar la Hatay’ın İskenderun ilçesi ve farklı illerde bulunan fabrikalara gönderdiklerini aktaran Çiçek “Bu hurdaların demir kısmı İskenderun ve Adana’ya, maden kısmı ise kiraladığımız Tır’lar la Gaziantep ve Diyarbakır’a gidiyor. Haftada 2 sefer olmak üzere toplamda 50 ton hurda gönderiyoruz. Tır’ı 2 bin 500 liraya kiralıyorum. Katma Değer Vergisi (KDV) ve yanımızda çalışan işçiler 750 liraya hurdaları yüklüyor, bu bizi kurtarmıyor, zarar ediyoruz. Uzun yıllardır bu işi yapıyorum, ama bir türlü tutturamadım. Bu nedenle gidiyorum, ben her türlü malzeme satıyorum ustalık yapıyorum ama bir türlü olmadı” ifadelerini kullandı.


‘80 bin lira değerinde vinç aldım’


Eskiden hurdaları Tır ve kamyonlara elle doldurduklarını, daha sonra bu iş için 30 bin lira değerinde Patos aldığını kaydeden Çiçek, “Hurdaların daha kolay yüklenmesi için eder ve 80 bin lira değerinde vinç aldım. Elimde ne varsa bütün her şeyimi bu işe yatırdım. Sadece yaz aylarında 4 ay çalışıyorum, bunun ne kazancı olacak. Ağrı’nın bütün hurda ihalelerini ben alıyorum, iş yapıyorum fakat kazancım yok. Bu memleketten bir verim alamadım. Bu yüzden Bursa’ya taşınıyorum. Hurdacılığı benim meslektaşlarım benim gibi değerlendirmiyorlar, ben değerlendirmeye çalışıyorum. Başta hurda olmak üzere elimizde her türlü malzeme bulunuyor. Çatı, sac, kapı ve pencere gibi aklınıza gelebilecek her türlü hurda ve ikinci el malzeme var. Bende bunları değerlendiriyorum ikinci el ve geri dönüşüm olarak, her şeyi yapıyorum. Yılda 10 bin lira yer kirası veriyorum, 12 ay boyunca hurdaların çalınmaması için bekçi arkadaşımıza bin 500 lira veriyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Enkazdan sağ çıkan Hediye hayırseverlerin desteğiyle dünyaevine girdi Hatay’da yaşanan depremde enkazdan beş gün sonra sağ kurtulan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı ile ertelediği düğününü hayırseverlerin de desteğiyle Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde gerçekleştirdi. Hatay’da yaşayan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı Muhammet Yıldız ile birlikte düğün hazırlıkları yaparken 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde annesi ve kardeşi ile enkaz altında kaldı. Deprem sonrası enkazın arasında nişanlısını arayan Muhammet Yıldız, günlerce umudunu kaybetmeden molozların arasında Hediye Demirkol’dan bir iz aradı. Ekiplerin çalışmaları sonucu beş gün sonra enkazdan sağ kurtulan Hediye Demirkol’un kolu ampute edildi. Enkazda annesini kaybeden ve kardeşinin de iki ayağı ampute edilen Hediye Demirkol, sevk edildiği Adana’da tedavisinin tamamlanmasının ardından kardeşiyle birlikte Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine taşındı. Türk Kızılay Şubesi ve hayırseverlerin de desteğiyle bir eve yerleştirilen Hediye Demirkol, Şube Başkanı Kürşat Yağız’a deprem nedeniyle ertelenen düğün planından bahsetti. Çiftin hayalini gerçekleştirmek isteyen Kızılay, düğün için hazırlık başlattı. Davul zurna eşliğinde gelin alma adetinin yerine getirilmesiyle birlikte çeyizler de eve taşındı. Yapılan duaların ardından konvoy halinde Gülüç Belediyesi Düğün Salonu’na gelen çift, burada dünyaevine girdi. “Evlilik sürecimiz depremden sonra çok farklı boyuta geldi” Hayırseverler ve sevenleri genç çifti düğünde yalnız bırakmadı. Dört senelik nişanlılık süreci sonrası düğün hazırlığı yaptıkları sırada depremin olduğunu anlatan Hediye Demirkol, “Birbirimizi görüp tanıştık. Uzun bir hikayemiz var. Zamanla konuşa konuşa ileriye dönük sürecimiz başladı. Söz takıp nişanlandık. Yaklaşık dört senedir birlikteyiz. Deprem bizim dönüm noktamız oldu. Önceleri evlilik sürecini düşünüyorduk ama depremden sonra çok farklı boyuta geldi. Birbirimizden kopamadığımızı o zaman anladık. Düğünü erteledik. Deprem olmasaydı geçen yaz düğün olacaktı. Tedavi süreçleri oldu" dedi. Karadeniz Ereğli’ye geldiklerinde nikah yaparak dünyaevine girmeyi planladıklarını ve Kızılay’ın desteğiyle düğün yaptıklarını anlatan Demirkol, “Bu şekilde bize güzel bir düğün organize ettiler. Hatay’dan Karadeniz Ereğli’ye geldik. Orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Buradaki güzel insanlarla tanışma sürecimiz oldu. Birçok insanla tanıştık. Sağ olsunlar hiçbir zaman desteklerini ayırmadılar” diye konuştu. “Küs öleceğimizi bilmek beni kahretti” Depremin kendileri için dönüm noktası olduğunu söyleyen Muhammet Yıldız ise, “İnsan sevdiğinden asla kopamaz. Depremin olduğu gün kendisiyle küstük. Öleceğine değil de küs öleceğimize çok üzüldüm. Sürekli bunu düşünüyordum, kahroldum. Neden kavga ettiğimizi düşündüm. Demek ki iki günlük dünyaymış, kavga etmeye hiç gerek yokmuş” dedi. İlk depremin yaşanmasında bir saat sonra nişanlısının evinin enkazının başına geldiğini anlatan Yıldız, “Enkazdan araçlar geçemiyordu. Yakınlarında bir tane park vardı. İnsanlar ateş yakmış duruyordu. Bir umut oradadır diye kendisini, annesini ve küçük kardeşini aradım. Kimseyi bulamadım. Enkaz başında gördüğüm tablo her şeyi anlamama yetti. Oradan birisinin çıkması imkansız gibi bir şeydi. Arkadaşlarım da bunu söylüyordu. İlk başta Hediye’nin ölmediğini söylüyordum. Boşuna ümitlenmememi ve durumu kabullenmemi söylediler. Sonuna kadar Hediye’nin yaşadığını düşünüyor ve inanıyordum. Sonra Hediye’nin sesini duyduk ve yaşadığını öğrendik” ifadelerini kullandı.