ÇEVRE - 06 Mart 2026 Cuma 14:17

Ağrı’da dondurucu soğuklar etkisini sürdürüyor

A
A
A
Ağrı’da dondurucu soğuklar etkisini sürdürüyor

Ağrı’da hava sıcaklıklarının sıfırın altında seyretmesi hayatı olumsuz etkilerken, kentte su kaynakları ve çeşmeler buz tuttu. Kar örtüsünün kalınlaştığı bölgelerde buz sarkıtları oluştu.


Ağrı’da etkisini sürdüren dondurucu soğuklar yaşamı zorlaştırıyor. Hava sıcaklıklarının sıfırın altında seyretmesi nedeniyle kent genelinde su kaynakları ve bazı çeşmeler buz tuttu. Soğuk havanın etkisiyle karla kaplanan alanlarda su akıntılarının bulunduğu noktalarda uzun buz sarkıtları oluştu.



Ağrı’da dondurucu soğuklar etkisini sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremde yerle bir olan Kemalpaşa Caddesi iftar sofrasıyla yeniden hayat buldu Hatay’da depremde yerle bir olan ve yeniden inşa edilen Kemalpaşa Caddesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla iftar yapıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen ‘Yeni Evim İlk İftarım’ buluşmasında yeniden inşa edilen sokaklar ışıl ışıl oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, asrın felaketinin ardından yeniden inşa edilen Hatay’da 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında 13 bin 289 konutun kura çekim törenine katıldı. Törenin ardından kenti gezerek çalışmaları gözlemleyen Bakan Kurum, ‘Yeni Evim İlk İftarım’ buluşması kapsamında Antakya ilçesi Kemalpaşa Caddesi’nde kurulan iftar sofrasında vatandaşlarla bir araya geldi. Depremin ardından Hatay’ın yeninden dirildiğini söyleyen Bakan Kurum, "Sözlerimin hemen başında, asrın felaketinde hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Ramazan ayımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün Hatay için yola çıkarken düşündüm. Şöyle geriye baktığımda, devlet görevinde bulunduğum süreler boyunca hemen her Ramazan’da Hataylı kardeşlerimizle aynı sofrada oturmak nasip oldu. Bugün de bizi öz evladı gibi bağrınıza bastınız. Ben tüm Hataylı kardeşlerime candan teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Hatay’ımız, bizim gönlümüzde bir tanedir. Çünkü buranın, havası başka, suyu başka, insanı başka, kalbimize nakşettiği maneviyatı bambaşka. İnanıyorum ki; sizinle aramızda sonsuz bir muhabbet var. Ben 6 Şubat depremlerinde bu şehrin sokaklarındaydım. O dimdik duran babaların gölgesinde çalıştım, gözyaşlarıyla dua eden annelerle sabahladım. Çok şey gördüm. Ama o gecelerde bir şey daha gördüm ki asla unutamam. Hatay’ın her sokağında acı vardı ama karamsarlık yoktu, hüzün vardı ama eğilmek yoktu. O gün kendime şunu söyledim. ‘Yeniden Diriliş’ kavramı bir şehir olsaydı o şehrin adı Hatay olurdu; ‘Vatan sevdalısı’ bir topluluğa isim olarak verilseydi, o ismin sahibi Hataylılar olurdu" dedi. Bakan Kurum, İHA, SİHA ve füze testlerine tepki gösterenlere dikkat çekerek, "Türkiye, terör belasından tamamen kurtulduğu, ekonomisinin her açıdan düzelme eğilimine girdiği, deprem bölgesinin tamamen ayağa kalktığı, yeni yuva heyecanının 81 ilimizin her yerini sardığı bir dönemi yaşıyor. Siyasette, ’dünya yansa umurlarında olmayanların’ dönemi artık tamamen tarihe karışırken; ’yüzünü, gönlünü sadece millete dönenler, vizyon sahipleri, eser sahipleri’ eskisinden çok daha güçlü hale geliyor. İcraatta; ’deprem bölgesinin ayağa kalkmasından rahatsız olanların’ o yalancı ışığı artık tamamen sönerken ’deprem bölgesini ayağa kaldıran yiğit emekçilerin’ parıltısı gözleri kamaştırıyor, tarih yeniden yazılıyor. Tarih ’İHA, SİHA görmek istemiyoruz, füze testlerini durdurun’ diyenleri sustururken ’O SİHA’ları, O füzeleri yapanların’ sesini yükseltiyor. Şundan şüpheniz olmasın ki Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki güven, istikrar ve eser dönemi milletimizin desteği, sonsuz güveni ve deprem bölgesinin dualarıyla bir şahlanış dönemine giriyor. Bu şahlanışı daha da güçlendirmek için çok çalışacağız. Ellerimizi daha sıkı tutacağız, yüreklerimizi daha sıkı birleştireceğiz ve bu güzel milletin hizmetkarı olmaya, şanla, şerefle, gururla devam edeceğiz" dedi.
Konya Bakan Çiftçi: "Savunma sanayiinden yerli ve milli teknolojiye, sağlık sisteminden güvenlik altyapısına kadar pek çok alanda çığır açan bir Türkiye var" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’da misafir edilen Gazzeli ailelerle iftar sofrasında bir araya geldi. Bakan Çiftçi, "Son zamanlarda bölgemizde tırmanan hadiseler, dünyada hızla değişen dengeler; Türkiye’nin geldiği noktanın kıymetini daha iyi gösteriyor. Artık önünü göremeyen, hedefini başkalarının çizdiği, istikametini dışarıdan belirleyen bir Türkiye yok; rotasını kendi çizen, ufkunu kendi büyüten bir Türkiye var" dedi. Çeşitli ziyaretler için Konya’ya gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ilk olarak Kapu Camii’nde cuma namazını kıldı. Mevlana Türbesini ziyaret eden Çiftçi, daha sonra Konya Valiliği’nde şeref defterini imzaladı. Bakan Çiftçi, ardından Konya Büyükşehir Belediyesi, yapımı devam Konya İmam Hatip Lisesi, AK Parti Konya İl Başkanlığını ve Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Çiftçi, Konya’da misafir edilen Gazzeli ailelerle Selçuklu Kongre Merkezinde iftar sofrasında bir araya geldi. Burada konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Konya’mız, Gazze’den yüreği yaralı gelen kardeşlerini aynı ruhla karşılamıştır. Bu; sadece bir misafirperverlik örneği değildir. Bu; İslam medeniyetinin özüdür. Çünkü bizim medeniyetimiz; insanı yük görmez, emaneti baş tacı eder. Bizim inancımız; mazlumu uzak görmez, kardeş bilir. Bizim tarihimiz; sığınana sırt dönmez, sahip çıkar. Konya’nın büyüklüğü de tam burada görünür: Kapısı da gönlü de açık bir şehirdir. Bu akşam kurulan iftar sofrası, işte bu ruhun devamıdır. Hazreti Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi; ’Mümin, müminin kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz’ Bu kardeşlik hukuku; bugün Konya’da yeniden ete kemiğe bürünmüştür. Gazzeli kardeşlerimizin yanında duran her bir hemşehrim, aslında medeniyetimizin en güzel tarafını yaşatmıştır. Rabbim; bu örnek dayanışmayı büyütsün. Konya’mızın ensar ruhunu, ülkemizin dört bir yanında bereketli kılsın. Gazze’ye selamet, Filistin’e huzur, mazlum coğrafyalara ferahlık nasip etsin" ifadelerini kullandı. "Konya; vefanın şehridir, sadakatin şehridir, istikametin şehridir" Tarih boyunca kültür ve medeniyetin mayalandığı bu toprakların, bugün de aynı ruhla büyük ve güçlü Türkiye’nin yürüyüşüne güç kattığını belirten Bakan Mustafa Çiftçi, "Konya; vefanın şehridir, sadakatin şehridir, istikametin şehridir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milletimizin duasını alarak yola revan olduğu günden bu yana, Konya’mız 23 yıldır güçlü bir destek ortaya koydu. Bu destek; sadece bir siyasi tercih değildir; Türkiye’nin büyümesine, güçlenmesine, dünyada söz sahibi olmasına verilen stratejik bir destektir. Bu vefaya, bu duruşa bir hemşehriniz olarak şükranlarımı sunuyorum. Son zamanlarda bölgemizde tırmanan hadiseler, dünyada hızla değişen dengeler; Türkiye’nin geldiği noktanın kıymetini daha iyi gösteriyor. Artık önünü göremeyen, hedefini başkalarının çizdiği, istikametini dışarıdan belirleyen bir Türkiye yok; rotasını kendi çizen, ufkunu kendi büyüten bir Türkiye var. Savunma sanayiinden yerli ve milli teknolojiye, sağlık sisteminden güvenlik altyapısına kadar pek çok alanda çığır açan bir Türkiye var" şeklinde konuştu. "Konya yerli ve milli üretime verdiği destekle, savunma sanayi ihracatında Türkiye’nin en fazla ihracat yapan dördüncü ili konumunda bulunuyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yüzyılın güçlü vizyonu olan Türkiye Yüzyılı hedefleriyle yol aldıklarını söyleyen Bakan Çiftçi, "Konya, bu vizyonda öncü şehirlerimizden biridir. Üretimde, tarımda, sanayide, ihracatta, inovasyonda, savunma sanayiinde gösterdiği hamlelerle Türkiye Yüzyılı’nın taşıyıcı sütunlarından biridir. Hamdolsun Konya’mız da yerli ve milli üretime verdiği destekle, savunma sanayi ihracatında Türkiye’nin en fazla ihracat yapan dördüncü ili konumunda bulunuyor. Bu başarı; alın terinin, aklın, disiplinin, teşebbüs ruhunun eseridir. Bu saatten sonra bütün enerjimizi büyümeye, kalkınmaya, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi daha da güçlendirmeye harcayacağız. Bizler de; İçişleri Bakanlığı olarak; Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı, Huzurun Yüzyılı yapmak için gece gündüz çalışacağız. Bize emanet edilen sorumluluğu daha ileriye taşıma gayreti içinde olacağız. Suç ve suçluyla mücadelede; polisimizle, jandarmamızla, sahil güvenliğimizle her an teyakkuz halindeyiz. Önleyiciliği esas alan bir anlayışla hareket ederek, suç oluşmadan tedbir almayı temel ilke haline getireceğiz" dedi. "Teknolojinin doğru kullanımını güçlendirerek, gençlerimizin zehirlenmesine, suça teşvik edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Teknolojinin hızlı gelişiminin, suçun dijital alanda daha süratli yayılmasına zemin hazırladığını ifade eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Biz de mücadele sahamızı genişletiyoruz. Başta yapay zeka olmak üzere yerli ve milli yazılım sistemleriyle siber güvenlik kapasitemizi artırıyor; dijital tehditlere karşı güçlü bir güvenlik kalkanı kuruyoruz. Bilhassa çocuklarımızın ve gençlerimizin yoğun kullandığı, zaman zaman paralel bir dünya gibi işleyen sanal alemin risklerini azaltmak, bağımlılık ve suç ağlarını dağıtmak için yoğun bir mesai yürütüyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye idealine emin adımlarla yürürken; teknolojinin doğru kullanımını güçlendirerek, gençlerimizin zehirlenmesine, suça teşvik edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Allah’ın yardımıyla, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; bu mübarek vatan toprağı her geçen gün daha güvenli, daha huzurlu olacaktır. Konya’mız da bu yürüyüşte öncü şehirlerimizden biri olmayı sürdürecektir" diye konuştu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, "Sizler savaşın ağır yükünü omuzlarınızda taşıyarak acıya ve imtihana sabrederek buraya geldiniz. Şunu bilmenizi isterim ki Türkiye’nin her şehrinde olduğu gibi Konya’da da her daim sizlerin yanında olan büyük bir aile var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Türkiye olarak sinmeyeceğiz, susmayacağız, unutmayacağız, Gazze’yi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız’ ifadesinde belirttiği üzere her daim yalnızda olduk. Bundan sonra da olmaya devam edeceğiz inşallah. Bu mukaddes ayda Rabbim Gazze’deki kardeşlerimizin acılarını dindirsin, yaralarını sarsın. Yurtlarına huzur ve selamet nasip etsin" ifadelerini kullandı. Konya Valisi İbrahim Akın da, "Konya’mızda Ramazan’ın bereketini paylaşırken dualarımızda Filistin’in ve tüm Müslüman kardeşlerimizin selameti ve huzuru için niyazda bulunuyoruz. Devletimiz, her zaman Filistin davasının ve mazlum kardeşlerimizin yanında olarak onların haklı mücadelesine destek vermiştir. Bizler de Konya olarak bu kadim kardeşliğin bir parçası olmaktan; yüreğimizi ve soframızı sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu. Programa, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, belediye başkanları, STK temsilcileri ve Gazzeli aileler katıldı.
Mardin Mardin’de 2 kişinin öldüğü silahlı kavga davasında gizli tanık tartışması Mardin’in Kızıltepe ilçesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle 2 kişinin hayatını kaybettiği silahlı kavgaya ilişkin davada gizli tanığın beyanını değiştirdiği iddia edildi. Maktullerin avukatı, tanığın ifadelerine ilişkin sürecin soru işaretleri barındırdığını söyledi. Olay, 25 Temmuz 2024’te Kızıltepe ilçesine bağlı kırsal Ayaz Mahallesi’nde meydana geldi. Akraba iki aile arasında arazi anlaşmazlığı çözülemeyince husumete dönüştü. Taraflar, yanlarında getirdikleri tabanca ve uzun namlulu tüfeklerle birbirlerine ateş etti. Kavgada Hacı Şakir Aslan ve Arslan Aslan olay yerinde hayatını kaybetti, N.A. ise yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan otopsinin ardından yakınları tarafından alınan cenazeler, kırsal Yüceli Mahallesi’nde defnedildi. Olayla ilgili 27 kişi gözaltına alındı. Daha önce tutuklanan 21 şüpheliden 14’ü tahliye edilirken, 7 şüphelinin tutukluluk hali devam ediyor. Ailenin avukatı Gurbet Bilbay, müvekkillerinin olaydan iki gün önce jandarmaya başvurarak arazilerine gitmek istediklerini bildirdiklerini söyledi. Bilbay, "Müvekkillerim iki gün önce jandarmaya bir evrak veriyor. ‘Biz kendi arazimize girmek istiyoruz, rahat bir şekilde toparlamak ve ekmek istiyoruz’ diyorlar. Jandarma şahısları çağırıyor. Burada müvekkillerim tehdit ediliyor. ‘Bunlar geldiği an ölecekler’ deniliyor. Bununla ilgili hiçbir şekilde önlem alınmıyor’’ dedi. Bilbay, iki gün sonra müvekkillerinin kadın ve çocuklarla birlikte araziye gittiklerini belirterek, "Beş farklı noktadan 32 dakikalık tek taraflı bir çatışma başlıyor. Bunun sonucunda 2 kişi ölüyor, 2 kişi yaralanıyor" diye konuştu. Davada şimdiye kadar yaklaşık 11 celse görüldüğünü aktaran Bilbay, her duruşmada bazı tahliyeler yaşandığını söyledi. Dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu savunan Bilbay, "Burada çok ciddi olaylar var. Keşif yapılmıyor. Keşif yapılmadan ölçüm alınıyor. Dosyadaki en önemli tanık olan jandarma personeli, tayinleri çıktığı gerekçesiyle dinlenmiyor" şeklinde konuştu. Bilbay, iddianamenin gizli tanık beyanı üzerinden hazırlandığını belirterek, tanığın ifadelerine ilişkin sürecin soru işaretleri barındırdığını dile getirdi. Gizli tanık bilgilerinin yalnızca mahkeme heyetinde bulunması gerektiğini ifade eden Bilbay, "Gizli tanık bilgileri sadece hakimde olması gerekirken bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Hangi ara tehdit edildi ve hangi ara gizli tanık beyanını değiştirdi" dedi. Davaya ilişkin süreçte keşif yapılmadığını söyleyen ailenin avukatı Gurbet Bilbay, dosyada ciddi eksiklikler olduğunu savunarak, ’’Kişiler tahliye oluyor, ’babalar tahliye’ diyerek paylaşımlar yapılıyor. Lütfen burada bize ses olun" diye konuştu. Olayın yaşandığı arazinin tapulu olduğunu belirten Bilbay, ’’Olayın başında müvekkillerimin tapulu bir arazisi var. Resmi tapuyla alınmış bir arazi. Burayı temizlemek ve ekmek istiyorlar. Bununla ilgili devletten izin istiyorlar. ’Biz tehdit ediliyoruz, burada özgür bir şekilde çalışmak istiyoruz’ diyorlar. Jandarma karşı tarafı çağırıyor. Kurumda bunlar tehdit ediliyor. ’Geldikleri an ölecekler’ deniliyor. Müvekkillerim kadın ve çocuklarla birlikte oraya gidiyor. Amaçları saldırmak olsa küreklerle ve mendillerle gitmezlerdi. Aradan kısa bir süre geçmeden jandarma oraya adım attığı anda çatışma sesleri başlıyor. Beş farklı noktadan hücum yelekleriyle saldırıyorlar. Hücum yelekleri bunun planlı olduğunun en büyük göstergesidir. Müvekkillerime saldırıyorlar, müvekkillerimin elinde sadece kürekler var’’ ifadelerini kullandı. Mahkeme sürecine de değinen Bilbay, hakimin reddi taleplerinin kabul edilmediğini açıkladı. Bilbay, ’’Müvekkillerim artık çaresiz. Tek istedikleri adaletin yerini bulması. Kan davası istemiyorlar. Sadece adaletli bir yargılama talep ediyorlar. Kişilerin ellerinde svap izleri çıkıyor ama hepsi ’Ben köpeğe sıktım, hayvana sıktım’ diyor. Köpek öldürmenin de mi bir cezası yok? O kadar insan ölüyor, o kadar insana ateş ediliyor. Amacı köpeğe ateş etmek miydi? Bununla ilgili neden hiçbir işlem yapılmıyor" şeklinde konuştu.
Ankara EGM’den "‘APP plaka" açıklaması: Resmi mühür ve güvenlik unsurları bulunmayan plakaları kullananlara 140 bin lira ceza uygulanacak Emniyet Genel Müdürlüğünden (EGM) ’APP plaka’ya ilişkin yapılan açıklamada, "Yetkili kuruluş tarafından basılmayan, üzerinde resmi mühür ve yönetmelikte belirtilen güvenlik unsurları bulunmayan plakalar hukuken geçerli kabul edilmemektedir. Kamuoyunda APP plaka olarak bilinen plakalar bu kapsama girmektedir. Bu tür plakaların araçlarda kullanılması halinde plakayı takan veya kullanan kişiler hakkında 140 bin lira idari para cezası uygulanmakta, sürücü belgeleri 30 gün süreyle geri alınmakta ve araç 30 gün süreyle trafikten men edilmektedir" denildi. EGM’nin sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, "Son günlerde kamuoyunda ‘APP plaka’ olarak bilinen plakalar ve bu plakaların kullanımına ilişkin yaptırımlar hakkında çeşitli değerlendirmeler ve yanlış anlaşılmaların ortaya çıkması nedeniyle konu hakkında açıklama yapılması gereği duyulmuştur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Belge ve plakaların araçlar üzerinde bulundurulması zorunluluğu’ başlıklı 23’üncü maddesinde plaka kullanımına ilişkin kurallar ve yaptırımlar açık şekilde düzenlenmiştir. Kanun’un 23’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aykırılık durumunda; yönetmelikte belirtilen nitelik veya ölçülere aykırı plaka takan ya da araç üzerinde bulunması gereken sayıda plaka takmayan sürücülere 4 bin Türk Lirası idari para cezası uygulanmaktadır. Ayrıca bu fıkra hükmü yeni getirilmiş bir düzenleme olmayıp 2016 yılından bu yana uygulanmaktadır" denildi. APP plaka olarak ifade edilen durumun farklı bir hukuki yaptırıma sahip olduğu belirtilen açıklamada, "Öte yandan kamuoyunda sıklıkla ‘APP plaka’ olarak ifade edilen durum ise farklı bir hukuki yaptırıma sahiptir. Kanun’un 23’üncü maddesinin beşinci fıkrasına aykırılık halinde söz konusu olan husus; plakanın ölçüsünden veya görünümünden ziyade plakanın yetkili kuruluş tarafından basılmamış olmasıdır. Nitekim 2918 sayılı Kanun’un 131’inci maddesi uyarınca yetkili kuruluş tarafından basılmayan, üzerinde resmi mühür ve yönetmelikte belirtilen güvenlik unsurları bulunmayan plakalar hukuken geçerli kabul edilmemektedir. Kamuoyunda APP plaka olarak bilinen plakalar bu kapsama girmektedir. Bu tür plakaların araçlarda kullanılması halinde plakayı takan veya kullanan kişiler hakkında 140 bin lira idari para cezası uygulanmakta, sürücü belgeleri 30 gün süreyle geri alınmakta ve araç 30 gün süreyle trafikten men edilmektedir. Ayrıca bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun ‘Resmi Belgede Sahtecilik’ başlıklı 204’üncü maddesi kapsamında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören adli işlem de uygulanabilmektedir. Fiilin tekrarı halinde cezalar kademeli olarak artmaktadır" ifadelerine yer verildi. Söz konusu yaptırımların amacının trafik güvenliği ve kamu düzeninin sağlanması olduğu vurgulanan açıklamada, "Araç tescil plakaları; trafik denetimleri, elektronik denetim sistemleri, şehir güvenlik kameraları ve adli soruşturmalar açısından araçların doğru ve hızlı şekilde tespit edilmesini sağlayan resmi bir kimlik niteliği taşımaktadır. Standart dışı, yetkisiz şekilde üretilmiş plakalar bu denetim mekanizmalarının etkinliğini zayıflatmakta ve kamu güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına araçlarında yalnızca yetkili kuruluş tarafından basılmış ve yönetmelikte belirtilen nitelik ve ölçülere uygun tescil plakalarını kullanmaları önemle hatırlatılmaktadır" denildi.