GÜNDEM - 09 Nisan 2024 Salı 12:07

Ağrı’ya 23 milyarlık dev yatırım yapıldı

A
A
A
Ağrı’ya 23 milyarlık dev yatırım yapıldı

DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, son 21 yıldaki Ağrı yatırımlarını açıkladı. Balta,“Ağrı’ya 11 Milyar 894 Milyon TL değerinde 57 Tesis inşa ettik. Ağrılılar için üretmeye devam edeceğiz.” dedi.


İklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, artan sanayileşme ve diğer çevre sorunlarıyla birlikte yaşamın kaynağı olan “su”yun değeri her geçen gün artarken, DSİ tarafından tamamlanarak milletimizin hizmetine sunulan; içmesuyu tesisleri, tarımsal üretimin lokomotifi olan barajlar, gölet ve yer altı depolama tesisleri, Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığına set çeken HES’ler ve parçalanmış tarım arazilerini yeniden ekonomiye kazandıran arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme projeleri ile suya yön veriliyor.


“Su Vatandır” hassasiyeti ile çalışmalarını sürdüren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, suyun özellikle tarım ve sanayide oluşturduğu güçlü etkisi sayesinde geniş iş sahalarının doğmasına imkân sağlarken yapmış olduğu taşkın koruma tesisleri ile de olası taşkınlardan kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarını önlemek için de mücadele ediyor.


Köklü kurumsal geçmişi 1914 yılı ‘’Umur’u Nafıa Müdüriyet-i Umumiyesi’’ne kadar uzanan DSİ Genel Müdürlüğü (DSİ) Türkiye’nin su ve enerji gücü olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, ‘Bizler maziden atiye uzanan, tarihini "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesinin üzerine inşa eden köklü bir geleneğin mensuplarıyız. 18 Aralık 1953 yılında kurulan Genel Müdürlüğümüz kurulduğu tarihten bu yana ’’Su Vatandır’’ anlayışıyla çalışmalarını sürdürerek işletmeye aldığı baraj ve göletler ile 183 milyar metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiştir. Tamamlanan projeler ile 71 milyon dekar arazi sulamaya açılmış, yaklaşık 2 milyon hektar alan taşkınlardan korunmuştur. Hizmete alınan içme suyu tesisleri ile yıllık 5,2 milyar metreküp memba kalitesinde içme suyu temin edilmektedir. Güç ve ilhamını aziz milletimizden alan DSİ dün olduğu gibi bundan sonrada hayata geçireceği projeler ile Türkiye Yüzyılına damga vurmaya devam edecektir. ’dedi.


Tarım kenti Ağrı’da, 216 bin 580 dekar araziyi suyla buluşturduk


Ağrı’ya yapmış oldukları DSİ yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Özellikle modern sulama projelerimiz ülkemiz için son derece önem arz etmektedir. Son 21 yılda Ağrı’da inşa ettiğimiz sulama tesisleri ile 216 Bin 580 dekar tarımsal araziyi sulamaya açtık.” dedi.


Ağrı’ya 2 baraj kazandırdık


Elverişli tarım arazileri, uygun iklim özellikleri ve çalışkan Ağrılıların emekleriyle can bulan bereketli toprakları, tarımsal üretim potansiyeli bakımından Türkiye’de ilk sıralarda yer alıyor. Ağrı’da refah düzeyinin artması için son 21 yılda; 57 adet Tesis ile 11 Milyar 894 Milyon TL yatırım yaptıklarını vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Ağrı’da son 21 yılda 2 baraj inşa ettik ve böylece 205,48 milyon m su depolama hacmine ulaştık.” dedi.


1 Barajda inşaat çalışmaları devam ediyor


Ağrılı çiftçilerin tarımsal arazilerini büyük bir emek ve özveri ile değerlendirdiklerini vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Ağrı’nın su kaynaklarını değerlendirmek için yeni barajlar inşa ediyoruz. Şu anda 1 barajın yapım çalışmaları devam ediyor. Bu barajların tamamlanması ile 3 bin 340 dekar tarımsal araziyi daha sulama suyuna kavuşturmayı hedefliyoruz.


Taşkın koruma tesisleri ile vatandaşlarımızı ve toprağımızı koruyoruz


Ayrıca; Ağrı’da taşkın riskini azaltmak için son 21 yılda tamamlanan 50 adet taşkın koruma tesisi ile Ağrı şehir merkezi, 46 adet yerleşim yeri ve 35 bin 670 dekar arazinin taşkın kontrolü sağlanmıştır. 8 adet taşkın koruma tesisinin de inşaat çalışmaları devam etmektedir. Hayata geçirdiğimiz taşkın koruma tesisleri ile taşkın riskini azaltıyor, vatandaşlarımızı ve toprağımızı güvence altına alıyoruz.” dedi.


Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme yatırımlarımız ile toprağımız daha kıymetli


Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri kapsamında Ağrı’da 2 adet iş tamamlanarak toplam 475 bin 670 dekar alanda arazi toplulaştırma tescili yapıldığına dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Akif Balta, “Ağrı’da 52 adet yerleşim birimi, arazi toplulaştırmasından faydalanmaktadır. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile toprağımız daha kıymetli ve daha verimli olmaktadır.” dedi.


Çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Genel Müdür Mehmet Akif Balta; “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olarak hayata geçirdiğimiz projeler hakkında değerli Ağrılılardan, özellikle de tesislerimizden birebir faydalanan çiftçilerimizden almış olduğumuz olumlu geri dönüşler bizi ve ekibimizi motive ediyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de ekonomik gelirimizi artıracak, milletimizin refah düzeyini yükseltecek, özetle “Türkiye Yüzyılı” idealimizi perçinleyecek projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi.



Ağrı’ya 23 milyarlık dev yatırım yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce Üniversitesi Türkiye üçüncüsü Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ve Düzce Meslek Yüksekokulu iş birliğiyle düzenlenen "6. Uluslararası Mühendislik Araştırmaları Sempozyumu düzenlendi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda programa açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Etem Gürel, 2015 yılında başladıkları ve pandemi dönemi dışında kesintisiz bir şekilde sürdürdükleri Uluslararası Mühendislik Araştırmaları Sempozyumu’nun altıncısını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Bugüne kadar sempozyumlarda 2 bin bildirinin yayınlandığını ve 200 makalenin de dergilerde indekslendiğini belirten Gürel, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir başta olmak üzere, Düzenleme Kurulundaki akademisyenlere ve Düzce Üniversitesi birimlerine emekleri için teşekkür etti. "Mühendislik multidisipliner haline geldi" Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, mühendislik alanındaki bilimsel çalışmaların, toplumsal kalkınmanın ve sürdürülebilir geleceğin yapı taşları olduğunu ifade ederek mühendisliğin, analiz ve analitik düşünme kabiliyetini geliştiren ve insanların ufkunu açan bir meslek olduğunu söyledi. Dünyada trendin değiştiğine ve mühendisliğin multidisipliner haline geldiğine dikkat çeken Sözbir, sistem bazında mühendislerin diğer bilimlerle birlikte çalışmasının önemi üzerinde durdu. "Üniversitemiz mühendislik alanında Türkiye üçüncüsü" Düzce Üniversitesi’nin mühendislik alanında ciddi hamleler yaptığının altını çizen Rektör Sözbir, Times Higher Education (THE) tarafından açıklanan sıralamada Düzce Üniversitesi’nin mühendislik alanında Türkiye üçüncüsü olduğunu vurgulayarak, bu sonucun 20 yıllık bir üniversite için büyük başarı olduğunu sözlerine ekledi. Düzce Üniversitesi mezunlarının yüzde 85,04’ü’nün kendi alanıyla ilişkili bir işte çalıştığını söyleyen Sözbir, yüzde 79,67’sinin de üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere Düzce Üniversitesi’ni tavsiye ettiğini belirtti. Bu istatistiklerin Düzce Üniversitesi’nin eğitimdeki kalitesinin bir göstergesi olduğunu dile getiren Sözbir, verimli ve başarılı bir sempozyum temennisiyle sözlerini sonlandırdı. "Bilim, bilginin ürüne dönüşme ve zorluklarla mücadele sanatı" Sempozyumun onur konuğu Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi Prof. Dr. Sezgin Bakırdere, "Hayatımızda Bilim, Bugünümüzde ve Yarınımızda Kimya" başlıklı konuşmasını katılımcılarla paylaştı. İnsan, bilim ve teknoloji ilişkisinden bahseden Bakırdere, merak duygusunun bilimi geliştirdiğini, teknolojinin ise bilimsel bilgiyi kullanarak insan hayatını kolaylaştırdığını ifade etti. Bilimi; bilginin ürüne dönüşme ve zorluklarla mücadele sanatı olarak nitelendiren Bakırdere, bu ilişkiyi "Bilim=Teknoloji=Para=Güç" şeklinde açıkladı. Kimyanın gıda, sağlık, enerji, giyim ve ulaşım gibi hayatında her alanında kullanılan bilim dalı olduğunu belirten davetli konuşmacı, Kimya ile Mühendisliğin kardeş bilim dalları olduğunu dillendirdi. Dünyanın geçmişini görmek ve devletimizin gücünü göstermek için kutuplarda bilimsel çalışmalar yapmanın önemine değinen Sezgin Bakırdere, öğrencilere hitaben "İnovasyonu bulmak için az kullanılan yolları tercih edin, yanılmaktan korkmayın ve tecrübelerden faydalanın" diyerek sözlerini noktaladı. Birçok bilimsel oturum gerçekleştirildi 6. Uluslararası Mühendislik Araştırmaları Sempozyumu’nun ilk gününde, Düzce Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Kültür Merkezi’nde yüz yüze birçok oturum gerçekleştirildi. Oturumlarda, tüm mühendislik alanlarında geçmiş deneyimler, yeni gelişmeler ve araştırma sonuçları paylaşılarak bilimsel tartışmalar ışığında verimli değerlendirmeler gerçekleştirildi.
Manisa "Kökten Hayata" etkinliğinde 116 kişi umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen Bilge Altan’ın anısına düzenlenen ’Kökten Hayata Şenliği’nde iki günde 116 kök hücre ve 116 kan bağışı toplandı. Etkinlikte hem farkındalık oluşturuldu hem de vatandaşlara bağışın hayati önemi anlatıldı. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen ve eski belediye meclis üyesi Bilge Altan’ın anısına kök hücre ve kan bağışı farkındalığı oluşturmak amacıyla "Kökten Hayata Şenliği" düzenlendi. İki gün süren etkinlikte vatandaşlar hem sosyal etkinliklere katıldı hem de kan ve kök hücre bağışında bulundu. Alaşehir Belediyesi, Türk Kızılay Alaşehir Şubesi ve Altan ailesi iş birliğiyle Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Meydanda kurulan stantlarda bağış hakkında bilgilendirme yapılırken, çocuk oyun alanları, atölyeler, ikram stantları, çekilişler ve halk oyunları gösterileri düzenlendi. 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen şenlikte kök hücre ve kan bağışının önemine dikkat çekildi. Etkinliğe Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, lösemi nedeniyle geçen yıl hayatını kaybeden Bilge Altan’ın kızı Avukat İpek Altan Paker, Altan ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Başka aileler aynı süreci yaşamasın" Etkinlikte konuşan Avukat İpek Altan Paker, annesinin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini yakından yaşadıklarını belirterek, "Geçen sene lösemiden kaybetmiş olduğumuz annemizin anısına Kökten Hayata Şenliği’ni düzenledik. Projemiz ‘Kökten Hayata’ adını annemden bana hatıra kalan yaşam ağacı kolyesinden alıyor. Annemin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini ve donör bulmanın ne kadar zor olduğunu bizzat yaşadık. Bu yüzden kök hücre ile alakalı doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve kök hücre bağışı sayısını artırmak için bu etkinliği düzenledik. İki gün içinde gerçekleştirmiş olduğumuz etkinliklerin tamamında kök hücre bağışının koldan yapılan bir işlem olduğunu, cerrahi bir müdahale gerektirmediğini ve verilen kök hücrelerin 3-4 hafta içerisinde yenilenebildiğini herkese anlatmaya çalıştık. Lösemili hastalar için çoğunlukla tek seçenek olan kök hücre naklinde bağışçı sayısını artırmak çok önemlidir. Bu nedenle 18-35 yaş aralığındaki herkesi kök hücre bağışçısı olarak davet ediyoruz. Bu etkinlikle şehrimizde güzel bir farkındalık oluşturarak kök hücre bağışçı sayısını artırdık. Annesiz geçirdiğim ilk Anneler Günü’nde anneme çok güzel ve anlamlı bir hediye verdiğimi düşünüyorum" dedi. Annesiz geçirdiği ilk Anneler Günü’nde anlamlı bir farkındalık çalışmasına imza attıklarını ifade eden Paker, 18-35 yaş arasındaki sağlıklı bireyleri kök hücre bağışçısı olmaya davet etti. Öküzcüoğlu’ndan bağış çağrısı Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise yaptığı konuşmada vatandaşlara bağış çağrısında bulunarak, "Üç tüp kan deyip geçmeyeceğiz. Vereceğimiz üç tüp kan bir gün bir insanın hayatını kurtarabilir. Birisinin nefesine nefes olmak için herkesi bağış yapmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. İki günde 116 kök hücre bağışı Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak da etkinliğe yoğun katılım olduğunu belirterek, "Türk Kızılay Alaşehir Şubesi olarak 9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlemiş olduğumuz Kökten Hayata Şenliğimize vatandaşlarımız çok büyük bir ilgi gösterdi. Yapmış olduğumuz bu etkinlikte kök hücre bağışının ve kan bağışının ne kadar önemli olduğunu vatandaşlarımıza anlattık. Etkinlikte farkındalık oluşturarak iki gün boyunca vatandaşlarımızdan 116 kök hücre bağışı ve 116 kan bağışı almış bulunuyoruz. Vatandaşlarımıza göstermiş oldukları ilgiden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bu tür etkinliklerimizi yıl boyunca yapmaya devam edeceğiz. Alaşehir halkımızı bağışta bulunmaya davet ediyoruz. Bilge öğretmenimizin adına düzenlemiş olduğumuz bu etkinlikte kan bağışının yanında 18-35 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımızı kök hücre bağışına da davet ediyoruz" diye konuştu. Alaşehir’de iki gün boyu süren etkinliklerde vatandaşlar hem eğlenceli aktivitelerle vakit geçirdi hem de bağış hakkında detaylı bilgi aldı. Çok sayıda kişi kan ve kök hücre bağışında bulunarak farkındalık çalışmalarına destek verdi. Yetkililer, kök hücre bağışının ameliyat olmadığını, genelde koldan alınan kan yoluyla gerçekleştirilen güvenli bir işlem olduğunu belirterek uygun yaş aralığındaki vatandaşları bağışçı olmaya davet etti.
Manisa Köse’den Manisa için çarpıcı değerlendirme Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’nın yıllardır ekonomik olarak büyümesine rağmen sosyal, kültürel ve şehirleşme anlamında aynı ivmeyi yakalayamadığını belirterek, "Manisa üretiyor ama şehirleşemiyor. İnsanlar çalışıyor ama şehir yaşamını hissedemiyor" dedi. Türkiye’nin en güçlü sanayi ve tarım kentlerinden biri olan Ege Bölgesinde İzmir’den sonra en büyük ikinci şehir Manisa, ihracat rakamları ve üretim kapasitesiyle öne çıkmasına rağmen sosyal yaşam, kent kültürü ve şehir vizyonu açısından çevre illerin gerisinde kalıyor. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’nın ekonomik gücünü sosyal kalkınmaya dönüştüremediğini söyledi. Köse, Manisa’nın yıllardır "İzmir’in arka bahçesi" gibi konumlandırıldığını belirterek, "Uşak, Afyonkarahisar, Balıkesir ve Aydın son yıllarda şehir kimliği oluşturma konusunda ciddi adımlar attı. Kafeler, sosyal yaşam alanları, kültür merkezleri, üniversite hayatı, marka caddeler ve yaşam projeleriyle kendi şehir aidiyetlerini güçlendirdiler. Manisa ise hâlâ organize sanayi ile mahalle kültürü arasında sıkışmış durumda" ifadelerini kullandı. Manisa’nın üretim gücünün çok yüksek olmasına rağmen kentleşme refleksinin aynı hızda gelişmediğini kaydeden Köse, "Manisa bugün milyarlarca dolarlık ihracat yapan bir şehir. Elektronikten otomotive, beyaz eşyadan tarıma kadar dev üretim gücüne sahip. Ancak şehir merkezine baktığınızda gençlerin vakit geçireceği alanların sınırlı olduğunu, gece hayatının zayıf kaldığını, kültür-sanat yatırımlarının yetersiz olduğunu görüyorsunuz. İnsanlar çalışmak için Manisa’ya geliyor ama yaşamak için İzmir’e kaçıyor" diye konuştu. Akademik çalışmalarda da Manisa’daki sanayi büyümesinin kentleşme ve sosyal dönüşümle paralel ilerlemediğine dikkat çekildiğini belirten Köse, plansız büyümenin şehir kimliğini zayıflattığını ifade etti. Köse, Manisa’nın en büyük problemlerinden birinin vizyon eksikliği olduğunu savunarak şunları söyledi: "Manisa’da uzun yıllardır ekonomik başarıya odaklanıldı ama yaşam kalitesi ikinci planda bırakıldı. Şehir, sanayi yatırımı aldı fakat aynı ölçüde meydanlar, kültür aksları, sosyal yaşam merkezleri ve marka şehir projeleri üretilemedi. Üniversite şehre tam entegre edilemedi. Genç nüfus kendisini bu şehirde geleceğe ait hissedemiyor." Özellikle İzmir yakınlığının hem avantaj hem dezavantaj oluşturduğunu ifade eden Köse, "İnsanlar konser için İzmir’e gidiyor, sosyal etkinlik için İzmir’e gidiyor, kaliteli yaşam algısını İzmir’de görüyor. Bu durum Manisa’nın kendi merkezini büyütmesini engelledi. Şehir kendi cazibe merkezini oluşturamadı" dedi. Manisa’daki şehirleşme tartışmalarının vatandaşlar arasında da yoğun şekilde yapıldığına dikkat çeken Köse, sosyal medya platformlarında yapılan yorumlarda da "İzmir’in gölgesinde kalmış şehir", "emekli şehri", "çarpık büyüme", "Büyük köy" ve "kentsel dönüşüm ihtiyacı" gibi değerlendirmelerin öne çıktığını söyledi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, Manisa’nın artık sadece üretim değil yaşam şehri olması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: "Manisa’nın yeni bir şehir vizyonuna ihtiyacı var. Öncelikle kent estetiği güçlendirilmeli. Büyük meydanlar, kültür sanat merkezleri, gençlik yaşam alanları kurulmalı. Şehir merkezinde akşam hayatını canlandıracak yatırımlar teşvik edilmeli. Üniversite ile şehir bütünleşmeli. Spil Dağı, tarihi alanlar ve gastronomi turizmi doğru kullanılmalı. Manisa artık sadece çalışan insanların değil, yaşamak isteyen insanların da tercihi olmalı." Köse ayrıca şehirde nitelikli göçü tutacak sosyal projelerin artırılması gerektiğini belirterek, "Sanayi tek başına şehir olmayı sağlamıyor. Şehir olmak için kültür, estetik, aidiyet ve sosyal hayat gerekiyor. Manisa artık bunu konuşmalı" dedi. Manisa’nın güçlü sanayi altyapısı, ihracat kapasitesi ve yatırım potansiyeline rağmen sosyal yaşam ve şehir kimliği konusunda dönüşüm ihtiyacı bulunduğu, akademik çalışmalarda da vurgulanıyor.