GÜNDEM - 10 Şubat 2026 Salı 13:42

Patnos’ta kar yağışı etkisini sürdürüyor

A
A
A
Patnos’ta kar yağışı etkisini sürdürüyor

Ağrı’nın Patnos ilçesinde etkili olan kar yağışı hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. İlçe merkezinde aralıklarla etkisini sürdüren kar yağışı, beraberinde ulaşım zorluklarını da getirdi. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde sürücüler kayganlaşan yollar nedeniyle güçlük yaşadı.


Yüksek kesimler ve kırsal mahallelerde kar yağışının daha yoğun olduğu belirtilirken, bazı bölgelerde kar kalınlığının yer yer 2 metreye ulaştığı öğrenildi. Yoğun kar yağışı nedeniyle birçok kırsal yerleşim noktasında ulaşım zaman zaman aksadı.


Vatandaşlar, kar yağışıyla birlikte günlük yaşamda çeşitli zorluklar yaşadıklarını ifade ederken, yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları, zincirsiz ve hazırlıksız şekilde yola çıkmamaları konusunda uyardı. İlçede kar yağışının önümüzdeki günlerde de aralıklarla devam etmesi bekleniyor.



Patnos’ta kar yağışı etkisini sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ETÜ Tulpar Uzay ve Roket Kulübü CERN’i ziyaret etti Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) öğrenci topluluklarından Tulpar Uzay ve Roket Kulübü, modern fiziğin ve ileri mühendisliğin dünya çapındaki en önemli merkezlerinden biri olan CERN’i ziyaret etti. Gerçekleştirilen teknik gezi kapsamında kulüp üyeleri parçacık hızlandırıcıları, deney altyapıları ve ileri mühendislik sistemleri hakkında yerinde gözlem yapma imkânı buldu. Derslerde teorik olarak ele alınan sistemlerin uygulamadaki karşılıklarını inceleyen öğrenciler, büyük ölçekli bilimsel projelerin planlama, mühendislik ve disiplinler arası çalışma boyutlarını yakından tanıdı. Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Tulpar Uzay ve Roket Kulübü akademik danışmanı, Fen Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Murat Aydemir, CERN ziyaretinin öğrenciler açısından son derece önemli bir deneyim olduğunu belirterek: "Geçtiğimiz süreçte üniversitemiz CERN tarafından yürütülen DRD5 - Kuantum Algılama Dedektör Ar-Ge İş Birliği Projesi’ne araştırmacı kurum olarak kabul edilmişti. Bu proje kapsamında nano ölçekli kuantum noktaların üretilmesi ve optimizasyonu, bu yapıların dedektör alt sistemlerine entegrasyonu, kuantum algılayıcı özellikte kalorimetre modüllerinin geliştirilmesi ve yarı iletken iz sürücü dedektörlerde ve sintilatörlerde kuantum algılama uygulamalarının gerçekleştirilmesi planlanıyor. Ayrıca ışınım testleri, veri alımı, ileri veri analizi, dedektör modelleme ve simülasyon çalışmaları da yapılacak. Bizler de bu sürecin bir parçası olarak Tulpar Uzay ve Roket Kulübü üyelerimiz ile CERN’i ziyaret etme fırsatı yakaladık. Öğrencilerimizin bu ileri düzey teknolojilerin geliştirildiği araştırma ortamlarını yerinde görmeleri, büyük ölçekli deneysel altyapıları tanımaları ve uluslararası bilimsel iş birliği kültürünü yakından deneyimlemeleri son derece kıymetli oldu. Bu ziyaretin, öğrencilerimizin hem akademik hem de mesleki gelişimlerine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 11’inci Hudut Tugay Komutanlığında görevli personele hitap ederek hudut güvenliğinin Türkiye’nin bekası açısından öncelikli görev olduğunu vurguladı. Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret ederek görevli personele hitap etti. Küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını anımsatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu. Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi. "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur" Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye Yönetimi’yle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir." Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti. Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi. Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi. Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.
Kocaeli Dereye sürüklenen araç ertesi gün ortaya çıktı Kocaeli’nin Gebze ilçesinde sağanak yağışta dereye sürüklenen otomobil, bir gün sonra sahibi tarafından bulundu. Suların çekilmesiyle ortaya çıkan ve ekiplerce dereden çıkarılan araç kullanılamaz hale geldi. Olay, 8 Şubat’ta Tavşanlı Mahallesi Elmacık Dere mevkisinde meydana geldi. Bölgede etkili olan sağanak, dere yatağındaki su seviyesini yükseltti. Yağışa bağlı toprak kayması sonucu, Ali Güvenç’e ait park halindeki otomobil dereye düşerek sel sularına kapıldı. Ertesi gün ters dönmüş halde bulundu Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi. Suyun yüksek olması ve akıntının şiddeti nedeniyle ilk gün yapılan aramalarda araca ulaşılamadı. Ertesi gün sabah saatlerinde kendi imkanlarıyla arama çalışması yapan araç sahibi Güvenç, saatler sonra otomobilini olay yerinin ilerisinde derede ters dönmüş halde buldu. İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma ve Gebze Belediyesi ekiplerinin çalışmasıyla sudan çıkarılan aracın kullanılamaz hale geldiği görüldü. "Saatlerce aradık bulamadık" Deredeki otomobilini cep telefonunun kamerasıyla kaydeden ve yaşananları anlatan araç sahibi Ali Güvenç, "Park halindeki otomobilimiz toprak kaymasının da etkisiyle sel sularına karışarak sürüklenmeye başladı. Dün saatlerce derede aracı aradık ama bulamadık. Jandarmaya bilgi verdik, olay yerine geldiler ve tutanak tutuldu. Arabayı göremediğimiz için araç hakkında bir de kayıp ilanı verdik. Bugün sabah saat 09.00’dan itibaren kendi imkanlarımızla arabamızı aramaya başladık ve öğle sıralarında bulduk. 112’yi aradık ve jandarma ekipleri geldi" dedi. Güvenç, olayın doğal afet ve altyapı sorunlarından kaynaklandığını savunarak, maddi zararının karşılanması için ilgili yetkililerden yardım talep etti.
Manisa Dereyi çöplüğe çevirmişler Manisa’nın Yunusemre ilçesinde bulunan Bozköy Deresi’nde yapılan temizlik çalışmaları görenleri şaşkına çevirdi. Dere yatağından koltuk, halı, buzdolabı ve evsel atıkların da aralarında bulunduğu tam 150 kamyon dolusu çöp ve dolgu malzemesi çıkarıldı. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, Yunusemre ilçesi Güzelyurt Mahallesi’nden geçen Bozköy Deresi’nde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Şiddetli yağışların ardından dere yataklarında biriken atık ve dolgu malzemelerinin su akışını engellememesi amacıyla başlatılan çalışmalarda, derenin adeta çöplüğe çevrildiği ortaya çıktı. MASKİ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, dere yatağından koltuk, battaniye, halı, buzdolabı gibi evsel atıkların yanı sıra çok sayıda dolgu malzemesi çıkarıldı. Toplamda 150 kamyon dolusu atık tahliye edilirken, çalışmaların sel ve taşkın riskini azaltmaya yönelik olduğu vurgulandı. "Dereler çöp atma alanı değildir" Çalışmaları yerinde inceleyen MASKİ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Recep Günay, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Günay, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’nun talimatları doğrultusunda dere temizlik çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ancak karşılaştığımız manzara gerçekten düşündürücü. Dere yatağından buzdolabı, koltuk, battaniye gibi akla gelmeyecek atıklar çıkardık. Derelerimiz ve kanallarımız kesinlikle çöp depolama alanı değildir. Bu atıklar suyun akışını engelleyerek doğrudan taşkınlara neden oluyor. Can ve mal güvenliği için herkesin daha duyarlı olması gerekiyor" dedi. Kapalı kesitlerde de temizlik sürecek Bozköy Deresi’ndeki açık alanlardaki temizlik çalışmalarını büyük oranda tamamlayan ekipler, program dahilinde derenin kapalı kesit bölümlerinde de çalışmalarını sürdürecek. MASKİ yetkilileri, bu çalışmalarla birlikte bölgede oluşabilecek sel ve taşkın riskinin tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini belirtti.
Edirne Bulgaristan’ın oy sınırı kararı Edirne’de protesto edildi Bulgaristan Parlamentosu’nun, Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerde kurulabilecek oy sandığı sayısını 20 ile sınırlandıran düzenlemeyi kabul etmesi, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşı çifte vatandaşlar arasında büyük tepkiye yol açtı. Edirne’de Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen basın toplantısında, söz konusu düzenleme eleştirilerek, kamuoyuna açıklama yapıldı. Dernek üyeleri, kararın demokratik katılım hakkını zedelediğini savundu. Dernek Başkanı Cevat Güneş, Bulgaristan Parlamentosu’nun 5 Şubat’ta Vazrajdane Partisi’nin teklifi doğrultusunda aldığı kararla, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde diplomatik temsilcilikler haricinde en fazla 20 sandık kurulabileceğini belirtti. Türkiye’de yaşayan yüz binlerce Bulgaristan vatandaşı çifte vatandaş bulunduğuna dikkat çeken Güneş, "Maalesef gördüğümüz son bu gelişmeler, 1989 öncesi yapılan teamüllere uygun bir şekilde günümüzde de devam etmektedir. Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları olarak buradaki bu durumdan dolayı çok büyük rahatsızlık ve sıkıntılar duymaktayız ve bunu dile getirmek istiyoruz" dedi. "İnsan haklarına aykırı bir durum" Bu konunun insan haklarına aykırı bir durum olduğunu vurgulayan Güneş, "Çünkü biz Bulgaristan’da bize tanınmış olan bu haklardan mahrum bırakılmak istemiyoruz. Yasal olarak biz sandığa girip oy kullanma hakkına sahibiz fakat Türkiye büyük bir ülke ve burada yaşayan soydaşlarımız farklı illerde mevcut. Siz eğer sandıkları 160 küsur sayıdan 20’ye düşürüp bizim hakkımızı kısıtlıyorsanız bu fiili olarak şu anlama gelmekte, siz oy kullanmayın, siz Türk soylu Bulgaristan vatandaşlarısınız. Dolayısıyla sizin biz oyunuzu Bulgaristan Parlamentosu’nda görmek istemiyoruz. Fakat biz de şunu dile getirmek istiyoruz, biz Bulgaristan parlamentosunda temsil edilmek istiyoruz. Çünkü biz Bulgaristan vatandaşıyız ve oradaki anayasa bize de bu hakkı tanıyor. Bizim dedelerimiz, atalarımız bu topraklarda yaşadı. Biz de burada yaşadık. Hoşumuza gitmeyen bir zorunlu göç ve asimilasyon politikasına karşı kaldığımız için biz Türkiye’ye ana vatana göç etmek zorunda kaldık. Fakat bizim dedelerimiz, babalarımız yıllarca Bulgaristan’da, vatandaşı oldukları ülkede emek verdiler, orası için çalıştılar, büyük fedakarlık yapıp Bulgaristan’ı el birliğiyle ayağa kaldırmak için uğraştılar. Bizim ayrımcılığa maruz kalmamız bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum değildir. Bunu bir bildiri ile sunmak istiyoruz" ifadelerine yer verdi. Toplantıda söz alan derneğin dış ilişkilerden sorumlu üyesi ve Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Yıldırım ise kararın hukuki ve demokratik boyutuna dikkat çekti. Yıldırım, çifte vatandaşların siyasi katılım haklarının değerlendirilmesinde özel bir hassasiyet gösterilmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının önemli bölümünün 1989 yılında Bulgaristan’da uygulanan zorunlu göç ve asimilasyon politikaları sonucunda ülkelerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını söyledi. 2024 yılında gerçekleştirilen seçimlerde Türkiye genelinde 160’ın üzerinde sandık kurulmuş olmasının, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının nüfus yoğunluğu ve coğrafi dağılımı hakkında açık bir gösterge sunduğunu aktaran Yıldırım, yeni düzenleme ile sandık sayısının 20 ile sınırlandırılmasının, seçme hakkının fiilen kullanılabilirliğini ortadan kaldıracak ölçüde ciddi bir kısıtlama doğurduğunu ifade etti. Yurt dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının seçme ve seçilme haklarını fiilen koruyacak daha kapsayıcı ve orantılı bir düzenlemenin hayata geçirilmesi çağrısında bulunan Yıldırım, Bulgaristan makamlarından gerekli adımların atılmasını talep ettiklerini söyledi. Basın toplantısı, kararın geri çekilmesi çağrısıyla sona erdi.