KÜLTÜR SANAT - 18 Ekim 2025 Cumartesi 17:57

Prof. Dr. Kaya: "Türkiye’de aile kurumu giderek zayıflıyor"

A
A
A
Prof. Dr. Kaya: "Türkiye’de aile kurumu giderek zayıflıyor"

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Kaya, Türkiye’de aile kurumunun giderek zayıfladığını belirterek, "Ailenin yıkıldığı yerde toplumun sağlam kalması mümkün değildir; tıpkı temeli çökmüş bir binanın ayakta duramaması gibi." dedi.


Prof. Dr. Faruk Kaya, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin geleceğini yakından ilgilendiren en önemli meselelerden birinin aile kurumunun zayıflaması olduğunu ifade etti. 2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edilmesinin, bu sorunun artık görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştığını gösterdiğini dile getiren Kaya, ekonomik sıkıntıların yanı sıra toplumsal değerlerin unutulmasının, medya etkilerinin ve çarpık modernleşme anlayışının aileyi sarsan temel etkenler arasında yer aldığını belirtti.



"Toplumun temelleri çatırdıyor"


Boşanmaların artması, doğurganlık oranlarının düşmesi ve gençlerin evliliğe ilgisinin azalmasının geleceği tehdit ettiğine dikkati çeken Kaya, "Aile kurumu sarsılıyor, toplumun temelleri çatırdıyor, ahlaki değerler çözülüyor ve geleceğimiz tehdit altında. Boşanmaların artması, doğurganlık oranlarının düşmesi, gençlerin evliliğe ilgisinin giderek azalması ve medya aracılığıyla yayılan yoz değerler bir araya geldiğinde, geleceğimizin teminatı olan çocuklar ve gençler sahipsiz kalmaktadır. Ailenin yıkıldığı yerde toplumun sağlam kalması mümkün değildir; tıpkı temeli çökmüş bir binanın ayakta duramaması gibi" dedi.



Evlilik ve doğurganlık oranları düşüyor


Kaya, TÜİK verilerine göre 2004 yılında 615 bin 357 olan evlilik sayısının 2024’te 568 bin 395’e gerilediğini, aynı dönemde boşanmaların 91 bin 22’den 187 bin 343’e yükselerek iki katını geçtiğini aktardı.


Ortalama evlenme yaşının erkeklerde 28,1’den 31,2’ye, kadınlarda 24,1’den 28,3’e çıktığını, toplam doğurganlık hızının ise 2,38’den 1,48’e gerilediğini belirten Kaya, bu oranın nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli 2,1 seviyesinin oldukça altında olduğuna işaret etti.


Ağrı özelinde de benzer eğilimlerin gözlendiğini belirten Kaya, "2004’te 6 bin 914 olan evlilik sayısı 2024’te 3 bin 132’ye düşmüş, boşanmalar 101’den 394’e çıkmış, doğurganlık oranı yaklaşık 4,50’den 2,16’ya gerilemiştir." ifadelerini kullandı.



"Küresel yozlaşmaya karşı manevi değerler diri tutulmalı"


Kaya, aile kurumundaki çözülmenin küresel bir sorun haline geldiğini, Türkiye’nin ise kültürel ve dini değerlerinden beslenen güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.


"Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ulusal kültürler, popüler ve yayılmacı kültürlerin baskısı altında kalmakta, bu durum en çok aile yapısında hissedilmektedir. Geleneksel değerlerin zayıflaması, bireyselci anlayışın öne çıkması ve medya aracılığıyla yayılan tüketim odaklı yaşam biçimleri, aile kurumunu her geçen gün daha da sarsmaktadır." diyen Kaya, Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği genelinde her üç evlilikten birinin, ABD’de ise her iki evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığını, Türkiye’de de her üç evlilikten birinin boşandığını hatırlattı.


Kaya, Kur’an-ı Kerim’in aileyi sevgi ve merhamet üzerine inşa ettiğini belirterek Rum Suresi 21. ayette geçen, "Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır." ifadesini hatırlattı.


Hz. Peygamber’in "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır." hadisini anımsatan Kaya, İmam Gazâlî, İbn Haldun ve Bediüzzaman Said Nursî’nin de aileyi toplumun ve insanın temeli olarak gördüklerini belirtti.



"Aile, insanın duygusal bağışıklık sistemidir"


Ailenin yalnızca ekonomik bir kurum değil, aynı zamanda insanın karakterinin ve değerlerinin şekillendiği ilk toplumsal mekân olduğunu vurgulayan Kaya, "Çocuk burada sevgiyi, paylaşmayı, sorumluluk almayı öğrenir; sabır ve fedakârlık hayatın doğal bir parçası haline gelir. Bu yüzden aile hem insanın duygusal bağışıklık sistemi hem de nefsi terbiye etmenin en güzel okuludur. Dış dünyanın fırtınalarına karşı bireyin en güvenli limanı yine aile bağlarıdır." diye konuştu.



"Modernleşme adına Batı’yı taklit etmek krizi derinleştiriyor"


Modernleşme sürecinde Batı’nın yaşadığı aile krizlerinin Türkiye’ye taşınmaması gerektiğini dile getiren Kaya, "Sosyal medyada sergilenen sahte mutluluk tabloları, televizyon dizileri ve programlar, aileyi bir değer olmaktan çok tartışma ve şov unsuru hâline getirmektedir." dedi.


Batı’da artan intiharlar, şiddet olayları ve toplumsal çözülmelerin uyarıcı bir örnek olduğunu ifade eden Kaya, Türkiye’nin hâlâ güçlü bir koruyucu potansiyele sahip olduğunu belirtti.



"Aileyi korumak, geleceğimizi korumaktır"


Kaya, aile yapısının güçlendirilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Milli ve manevi değerlerimizi korumak, eğitim sistemimizi aileyi ve ahlaki değerleri merkeze alacak biçimde yeniden yapılandırmak, aile içi iletişim, sabır, fedakârlık ve merhameti güçlendirmek, evlilikleri özendirmek ve evlenme yaşını daha uygun seviyelere çekmek, mahalle ve akrabalık bağlarını canlandırmak, gençlere rehberlik programları sunmak ve medyayı aileyi yıpratan içeriklerden uzaklaştırıp güçlendirici yapımlara yönlendirmek artık bir zorunluluktur."


Aileyi yalnızca ekonomik tedbirlerle değil, karakterin ve ahlaki değerlerin yeniden inşasıyla korumanın mümkün olduğunu belirten Kaya, "Eğitim, nesillere dürüstlüğü, merhameti, fedakârlığı ve sorumluluğu kazandırmalı; bilgiyi sadece bir araç değil, yaşamın rehberi hâline getirmelidir. Unutulmamalıdır ki güçlü bir Türkiye’nin yolu, güçlü aile yapılarından geçer. Aileyi korumak sadece bir sorumluluk değil, yarınlarımızı güvence altına almak, milletimizi güçlü ve dirençli kılmak demektir." ifadelerini kullandı.



Prof. Dr. Kaya: "Türkiye’de aile kurumu giderek zayıflıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da önce torununu sonra da kızını kaybeden yaşlı adam kalp krizi geçirdi Bolu’da geçtiğimiz günlerde evinde cansız bedeni bulunan 16 yaşındaki çocuğun annesi, çocuğunun mezar ziyaretinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Torun ve evlat acısına dayanamayan Hüseyin Başeken de kalp krizi geçirip yoğun bakıma alındı. Bolu’da 14 Şubat’ta kendisini doğal gaz borusuna asarak intihar eden 16 yaşındaki Efe Kerem Konuk, ailesi tarafından evde ölü olarak bulundu. Efe Kerem’in cenazesi, sevenlerinin gözyaşları arasında Kılıçarslan Mezarlığı’nda toprağa verildi. Evladının intiharı ile yıkılan anne Mine Konuk, oğlunun Kılıçarslan Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret ettiği esnada fenalaştı. Oğlunun mezarı başında fenalaşan acılı anne, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Torun ve evlat acısına dayanamayan dede de kalp krizi geçirdi Torunu Efe Kerem’in ölümünün ardından büyük üzüntü yaşayan Hüseyin Başeken, kızı Mine Konuk’un da hayatını kaybettiği haberini aldıktan sonra fenalaştı. Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Başeken’in kalp krizi geçirdiği belirlendi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan Başeken’in, kalbinin yeniden durduğu ve doktorların müdahalesiyle tekrar hayata döndürüldüğü öğrenildi. Başeken’in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.
Nevşehir Bakan Gürlek: "Terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret ederek Vali Ali Fidan’dan il hakkında bilgi aldı. Ziyaret sonrası açıklama yapan Bakan Gürlek, "Terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor, inşallah bunun meyvelerini hep birlikte toplayacağız" dedi. Bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Nevşehir’e gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret etti. Valilik girişinde Vali Ali Fidan ve protokol üyeleri tarafından karşılanan Gürlek, daha sonra valilik makamına geçti. Ziyarette Vali Fidan tarafından Bakan Gürlek’e ilde yürütülen çalışmalar ve Nevşehir’in genel durumu hakkında bilgi verildi. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, doğup büyüdüğü şehirde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Gürlek, "Bugün doğup büyüdüğüm, her sokağında hatıram olan güzel memleketim Nevşehir’de bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hemşehrilerimizin gösterdiği sıcak karşılama için de kendilerine teşekkür ediyorum" dedi. Türkiye’de yürütülen "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Gürlek, "Ülkemizde terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor. İnşallah bunun meyvelerini toplamak üzereyiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe Türkiye daha ileriye gidecek" ifadelerini kullandı. Nevşehir’in Kapadokya’nın kalbi olduğunu vurgulayan Gürlek, şehrin turizm, tarım, eğitim ve girişimcilik alanlarında daha da gelişmesi için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her alanda ilerlediğini belirterek, Nevşehir’in gelişimi için gerekli adımların atılmaya devam edeceğini söyledi.
Gaziantep TİGEM’e ait Antep Fıstığı GTB’de ihaleyle satıldı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından satışa sunulan 74,10 ton Antep fıstığı, Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) düzenlenen ihale ile alıcılarıyla buluştu. 2025 yılı istihsali olan Antep fıstıkları, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu Satış Salonu’nda gerçekleştirilen ihale kapsamında, borsa şartları çerçevesinde ve pazarlık usulüyle satışa sunuldu. Toplam 8 parti halinde gerçekleştirilen ihaleye sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Şeffaflık, güvenilirlik ve rekabet esasları doğrultusunda yürütülen ihale süreci, ürünlerin gerçek piyasa değerinde işlem görmesine katkı sağlarken, üretici ile alıcıyı doğrudan buluşturan yapısıyla tarım ticaretinde güven ortamını güçlendirdi. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, gerçekleştirilen ihalenin tarım piyasaları açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Borsamızda düzenlenen ihaleler, tarım ticaretinin şeffaf, güvenilir ve rekabetçi bir zeminde yürütülmesine önemli katkı sunmaktadır. Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan Antep fıstığının, borsa kuralları çerçevesinde işlem görmesi; üreticimizin emeğinin korunması ve piyasa dengesinin sağlıklı şekilde oluşması açısından büyük önem taşımaktadır. TİGEM ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonlar sayesinde, tarım ürünlerinin gerçek değerinde alıcı bulması sağlanmakta; üretici, tüccar ve sanayici arasında güvene dayalı ticaret yapısı üçlenmektedir" ifadelerini kullandı.
Muğla Miniklere yangın güvenliği eğitimi Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri, Ula ilçesi Kızılyaka İlköğretim Okulu ana sınıfı öğrencilerine yönelik yangın ve acil durum bilgilendirme eğitimi düzenledi. Minik öğrencilerin erken yaşta güvenlik bilinci kazanmalarını amaçlayan eğitim programı, hem öğretici hem de eğlenceli anlara sahne oldu. Gerçekleştirilen eğitimde itfaiye mesleğinin görev ve sorumlulukları öğrencilere yaş gruplarına uygun bir dille anlatıldı. İtfaiye ekiplerinin yalnızca yangınlara müdahale etmediği; trafik kazaları, doğal afetler ve diğer acil durumlarda da görev aldığı vurgulandı. Yangının ne olduğu, nasıl oluştuğu ve hangi durumlarda tehlike oluşturduğu örneklerle açıklanarak, öğrencilerin temel düzeyde farkındalık kazanmaları sağlandı. Eğitim kapsamında özellikle yangın anında yapılması gereken doğru davranışlar üzerinde duruldu. Panik yapılmaması gerektiği, güvenli alanlara yönelmenin önemi ve büyüklerden yardım istemenin gerekliliği anlatıldı. Ayrıca 112 Acil Çağrı Merkezi’nin hangi durumlarda aranması gerektiği ve gereksiz aramaların muhtemel sonuçları konusunda bilgilendirme yapıldı. Acil hatların doğru ve bilinçli kullanımının önemi vurgulandı. Eğitimin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise itfaiye araç ve ekipmanların tanıtımı oldu. Öğrencilere itfaiye araçlarında bulunan malzemeler gösterilerek kullanım amaçları hakkında bilgi verildi. İtfaiyecilerin görev sırasında kullandığı koruyucu kıyafetler tanıtıldı. Eğitim sonunda düzenlenen soru-cevap etkinliğiyle öğrencilerin merak ettikleri sorular yanıtlandı. Çocukların aktif katılım sağladığı etkinlikte temel güvenlik kuralları pekiştirilirken, öğrenme süreci daha kalıcı hale getirildi. Başkan Aras: "Çocuklarımızın bilinçli bireyler olarak yetişmesi en önemli önceliğimizdir" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras "Çocuklarımızın afetlere ve acil durumlara karşı bilinçli bireyler olarak yetişmesi bizim en önemli önceliklerimizden biridir. Yangın güvenliği ve temel afet bilincinin erken yaşta kazandırılması, hem kendi güvenlikleri hem de toplumumuzun geleceği açısından büyük önem taşıyor. İtfaiye teşkilatımız yalnızca yangınlara müdahale eden bir birim değil, aynı zamanda önleyici ve eğitici çalışmalarıyla da toplumumuza hizmet etmektedir" dedi.
Muğla Cuma hutbesinde ’sanal kumar ve dijital bağımlılık’ uyarısı Cuma hutbesinin bu haftaki konusu "Bağımlılıkla mücadele Ramazan bir fırsattır" olurken, hutbede dijital bağımlılık başta olmak üzere bütün bağımlılıklardan Ramazan ayı vesilesiyle kurtulmanın mümkün olduğu vurgulandı. Cuma hutbesinin bu haftaki konusu "Bağımlılıkla mücadele Ramazan bir fırsattır" oldu. Hutbede, modern çağın en büyük tehditlerinden biri olan bağımlılık konusuna dikkat çekildi. Alkol, uyuşturucu ve dijital kumarın yuvaları yıktığının vurgulandığı hutbede, bağımlılıktan kurtulmak için Ramazan ayının bir fırsat olduğu belirtildi. Okunan hutbede, "İçerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır. Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin, zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir. Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin, evini ve arabasını satmasına, bütün imkanlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır" ifadeleri yer aldı. "Kötülerin insafına terk etmemeliyiz" Günümüzde birçok insanın dijital bağımlılık ile karşı karşıya olduğuna da dikkat çekilen hutbenin devamında "Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık, dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, yardım edilmesi gereken bir durum olmaktan çıkarıp seyredilen bir içerik haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle, alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir. Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir" ifadeleri kullanıldı.