ÇEVRE - 11 Kasım 2022 Cuma 16:32

“Türkiye Yüzyılına Nefes” için 500 fidan toprakla buluşturuldu

A
A
A
“Türkiye Yüzyılına Nefes” için 500 fidan toprakla buluşturuldu

Milli Ağaçlandırma Günü kutlamaları çerçevesinde yurt genelinde olduğu gibi Aksaray’da da “Türkiye Yüzyılına Nefes” etkinliğinde 500 fidan toprakla buluşturuldu.

Milli Ağaçlandırma Günü kutlamaları çerçevesinde yurt genelinde olduğu gibi Aksaray’da da “Türkiye Yüzyılına Nefes” etkinliğinde 500 fidan toprakla buluşturuldu.


Türkiye genelinde her yıl, “Geleceğe nefes” adıyla kutlanan 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü bu yıl yurt genelinde olduğu gibi Aksaray’da da eş zamanlı olarak, “Türkiye yüzyılına nefes” adıyla gerçekleştirildi. Ağaçlandırma çalışmasında kurum ve kuruluşların personelleri ve öğrenciler Cumhuriyet Mahallesi TOKİ Ağaçlandırma Sahasında bir araya geldi. Türkiye yüzyılına nefes kampanyası çerçevesinde Orman İşletme Müdürlüğü tarafından dağıtılan 500 fidan öğrenciler, öğretmenler, jandarma, polis ve kurum müdürleri tarafından toprakla buluşturuldu. Dikilen fidanların can suları verildikten sonra fidanlarla hatıra fotoğrafları çekildi. Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerince koruma altına alınan Türkiye Yüzyılına Nefes Ormanı için bir hafta boyunca ücretsiz fidan dağıtım kampanyası başlatıldı. Orman İşletme Müdürlüğü Türkiye yüzyılına nefes kampanyası çerçevesinde il genelinde fidan dağıtımlarının gerçekleştirileceğini duyurdu. Ayrıca, Aksaray’da 8 ilçe merkezinde 6 adet lokasyonda 10 hektarlık alanda toplamda 10 bin fidan dikimi yapılacağı kaydedildi.


Öğrencileri ile birlikte fidan dikimine katılmaktan memnun olduğunu belirterek, öğrenciler için değerli bir çalışma olduğunu ifade eden öğretmen Ayşen Doğan (38), “Bugün öğrencilerimle güzel bir organizasyona katılmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Fidan dikme etkinliği ile çevremizi güzelleştirmek, öğrencilerimize ağaç ve doğa sevgisini aşılamak için buradayız. Öğrencilerimde çok mutlu oldu, heyecanlılar. İnşallah geleceğe bir nefes olacağız. Bu mutluluğun içinde yer almaktan da ayrıca sevinç duyuyoruz. Türkiye yüzyılı hakkında daha çok orman, daha çok yeşil alan, daha çok çevreyi zenginleştirmek, dinlenme alanlarını artırmak, doğaya daha az hatta hiç zarar vermemek yani bunlar sürekli öğrencilerimize öğrettiğimiz kazanımlar, hedefler” dedi.


Öğretmenleri eşliğinde Türkiye Yüzyılına Nefes Ormanını ağaçlandırmaya gelen lise öğrencisi Emirhan Gür (16), “Arkadaşlarımla beraber buraya ağaç dikmeye geldik. Yüzyılı yeşillendirmeye geldik. Nefes olmaya geldik. Hep beraber mutluyuz. Böyle bir etkinlik yaptığımız içinde çok keyif aldık” diye konuştu.


Fidan dikimine katılan Ertuğrul Tekcan (46) ise “Bu projeden bizde çok memnun olduk. Bizlerde Tarım Orman Çalışanları Birliği Sendikası olarak üyelerimizle birlikte ilimiz ağaçlandırmasına ve ülkemizin bu ağaçlandırma yüzyılına katkı sağlamak amacıyla geldik. Ağaçlandırma çalışmasına katkıda bulunduk. Çok memnun olduk, çok faydalı olduğunu gördük. Gerçekten çok güzel bir his ağacın sayılamayacak kadar faydası var ve bununda özellikle ilkokul çağındaki çocuklarımıza, nesillerimize yetiştirilmesi, yerleştirilmesi bilinçlendirilmesi çok faydalı olduğunu görüyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.