SAĞLIK - 17 Aralık 2022 Cumartesi 13:33

Zencefil ve zerdeçal ikilisi kış aylarının vazgeçilmezi oldu

A
A
A
Zencefil ve zerdeçal ikilisi kış aylarının vazgeçilmezi oldu

Aksaray’da havaların soğumasıyla birlikte artan soğuk algınlığı rahatsızlıklarına karşı vatandaşlar aktarların tavsiyesi ile en çok zencefil ve zerdeçal ikilisini tercih ediyor.

Aksaray’da havaların soğumasıyla birlikte artan soğuk algınlığı rahatsızlıklarına karşı vatandaşlar aktarların tavsiyesi ile en çok zencefil ve zerdeçal ikilisini tercih ediyor.


Aksaray’da hava sıcaklıklarının düşmesi ve soğuk algınlığı rahatsızlıklarının artması nedeniyle vatandaşlar bitkisel ürünler için aktarların yolunu tutuyor. Birçok bitkisel çayın faydasını gören vatandaşlar, özellikle çocukların rahatsızlığının önüne geçmek ve tedaviye yardımcı bitkisel karışımları tercih ediyor. Vücutta ödem sökme ve soğuk algınlığıyla mücadelede aktarlar zencefil ve zerdeçal ikilisinden yapılan karışımları öneriyor. Gribal enfeksiyon ve sürekli öksürük rahatsızlığı çeken vatandaşların en çok tercih ettiği zencefil ve zerdeçal aktarların tavsiyesiyle hem yoğurt hem de balla tüketilebiliyor. Aktarlar, hastalığın başladığının hissedilmesinden geçişine kadar zencefil ve zerdeçalın faydalarından bahsederken, vatandaşlar sıklıkla kullandıkları ikiliyi birbirilerine tavsiye ediyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmekte en etkili bitkisel ürünler arasında yer alan ikili soğuk kış günlerinin vazgeçilmezi oluyor.


Zencefil, zerdeçal ve şifalı diğer bitkilerin yoğun şekilde satıldığını belirten aktar Salih Gür (54), “Burada zencefil var, zerdeçal var bunlar bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Öksürüğe, astım ve bronşite, halsizliğe, yorgunluğa iyi gelir. Kış çayları, atom çayları, ıhlamur, papatya, kekik var, bunların hepsi şifalı bitkilerdir. En çok zencefil, zerdeçal, atom çayları ve bunların macunları var. Macunlar da öksürüğe, astıma, bronşite, zencefilli macunlar karışık her şeyi içinde bu macunlar da çok tercih ediliyor. Hastalığına göre değişiyor. Bitkinin durumuna göre hastalığına göre kişi geliyorsa benim öksürüğüm var diyorsa zencefil veriyoruz. Toz zencefil, bunu balla karıştır ye diyoruz. Veyahut da karışık macun veriyoruz. Onu kullan diyoruz. Böyle biraz daha yaşlıysa içemiyorsa, tatlıyı kullanamıyorsa o kişilere de ıhlamur veriyoruz” dedi.


Çocuklarına genelde yoğurt ve pekmezle zencefil ile zerdeçal ikilisi yedirdiğini ifade eden Gülizar Bilge (33), “Kış aylarında genellikle zencefil ve zerdeçal kullanıyoruz. Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Mesela zerdeçalı akşamları yoğurtla karıştırıp çocuklara yediriyoruz. Pekmezle karıştırıyoruz kan yapıyor. Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor diye biliyoruz. Çok şükür hastalanmıyoruz. Benim iki tane çocuğum var bugüne kadar hiç antibiyotik kullanmış değiller” diye konuştu.


Kış aylarında sıklıkla zencefil ve zerdeçal tercih ettiğini belirten Tuğba Kocapınar (36), “Zencefille zerdeçalı havaların soğumasıyla birlikte biz de tüketiyoruz. Balla karıştırdığımızda doğal antibiyotik olduğunu biliyorum. O yüzden de tercih ediyoruz. Daha çok kış mevsiminde zerdeçalı çocukların sütlerinin içine karıştırıp veriyorum. O şekil tercih ediyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Hantavirüste gıda hijyeni Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Ecdada ait 143 yıllık cami restorasyon bekliyor Eskişehir’de yıllar önce terk ettikleri köye geri dönen vatandaşlar, Osmanlı döneminden kalan 143 yaşında olan camilerinin restorasyonla yeniden faaliyete geçirileceği günü beklerken, köy nüfusu ise her geçen gün artıyor. Şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Tepebaşı ilçesindeki Yukarı Danışment köyü yaklaşık 40 yıl önce mevsim şartlar nedeniyle yaklaşık 5 kilometre aşağıya taşınmıştı. İlerleyen zamanda köyde uzun yıllar bir aile yaşamını sürdürürken, teknoloji ve şartların gelişmesi sonrasında köye dönüşler başladı. Hafta içi 4 aile hafta sonu ise 10 ailenin üzerinde köyde yaşam başladı. Her geçen gün temiz havası nedeniyle nüfusu artan köyden en dikkat çeken ise Osmanlı döneminden kalan 143 yıllık Danişment Camii. Yılların yorgunluğu nedeniyle kullanılamayan camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Köy halkı yetkililere defalarca yazılı ve sözlü camilerinin yapılması için istekte bulundu. Hicri takvime göre 1300, Miladi takvime göre ise 1883 yılında yapılan tarihi cami, kapılarının kilitlendiği ve kaderine terkedilmiş durumda. Vatandaşlar yeniden yaşam alanına dönen köylerinde, atalarının hatırası olan caminin yenilenmesiyle nüfusunun daha da artacağını düşünüyor. "Burası benim terapi merkezim gibi" Şehir yaşamını bırakıp Yukarı Danişment mahallesine geri dönen 66 yaşındaki Mehmet Altın, "Buranın yolu eskiden daha dikti. At arabasıyla çıkmak zor oluyordu, traktörler çıkınca da mazot parası çok gidiyor diyorlardı. Sonra Aşağı Danişment kuruldu herkes oraya geçti. Daha önce 5-6 hane vardı, hepsi gittiler. Hazine yer verince, devlet para verince oraya yerleştiler ama şimdi burayı çok arıyorlar. Şuan burada bulunan vatandaşlar hayvancılık yapıyor, biri emekli benim gibi. 3 ev kaldı benim dışımda. Hafta sonları gelenler var, yazlıkçı diyoruz onlara onlar gelince yaklaşık 16 hane oluyor. Ben buraya 2004 yılında emekli olduktan sonra geldim. Burası benim terapi merkezim gibi. Buraya geldikten sonra ilaç almayı bıraktım. Ben tek seferde altı ameliyat geçirdim, ölümlerden döndüm. Buraya gelince yaşamaya başladım" dedi. "Bir asırdan fazladır burada bu camii" Restorasyon ihtiyacı olan Danişment Camii’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna geçtiğini belirten Altın, "Camii Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmiş. Cami’nin arka tarafı çöktü. Bize ‘çivi bile çakamazsınız’ dediler. Bir asırdan fazladır burada bu camii, dedelerimiz kullanıyormuş. Biz yapmaya çalıştık ama çatılara çıkamıyoruz zaten yapamazsınız diyorlar. Büyükşehir Belediyesine de bildirdik. Geldiler resimlerini çektiler, yazıp çizdiler ama bir şey demediler" diye konuştu.
İstanbul Sultangazili kadınlardan "Zamana İz Bırakan Eserler" Sergisi Sultangazi Belediyesi Sanat ve Mesleki Eğitim Kurs Merkezlerinde 2025-2026 döneminde eğitim alan kursiyerlerin ustalıkla ortaya koyduğu el emeği eserlerin yer aldığı sergi, düzenlenen özel bir törenle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sultangazi Belediyesi tarafından ilçenin 7 farklı noktasında hizmete sunulan sanat ve meslek kurslarında 2025-2026 Eğitim- Öğretim Döneminde eğitim gören kadınların ürettiği el emeği eserler Sultangazi Belediye Nikah Sarayı‘nda düzenlenen törenle açıldı. Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, Sultangazi Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ve eşi Tuba Dursun, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Rabia İlhan ile Büşra Paker, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, müzik atölyesi kursiyerlerinin bağlama dinletisi ile başladı. Sultangazili kadınlar, Sanat ve Mesleki Eğitim Kurs Merkezleri’nde 87 farklı branşta ücretsiz eğitim alarak hem hobilerini geliştiriyor hem de kişisel ve mesleki becerilerini artırma imkanı buluyor. Bu eğitimler, kadınların sosyal hayatta daha güçlü yer edinmesine katkı sağlıyor. Ücretsiz sanat ve mesleki kurs hizmetlerinin yaz döneminde de devam edeceğini söyleyen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Sanat ve Meslek Kurslarımızda bir yıl boyunca emek veren kursiyerlerimizin çalışmalarını sergilediği bu özel programda bir aradayız. Her bitiş aynı zamanda yeni bir başlangıçtır; yaz dönemi kurslarımızla eğitimlerimiz devam edecek. Aile bütçelerine katkı sağlayan ve edindikleri becerilerle kendilerine yeni bir yol açan kadınlarımız için hayata geçirdiğimiz kurslara gösterilen ilgi bizleri memnun ediyor. Komşularımızın kendilerini geliştirebileceği yeni alanlar oluşturmaya devam edeceğiz. Kadınların mutlu olduğu bir hayat her zaman için daha güzeldir, bizler de açtığımız kurslarla yaptığımız etkinliklerle Sultangazili kadın komşularımızın mutluluğu için çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz" diye konuştu. AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker ise kadınlara yönelik merkezlerde verilen eğitimlerin önemine değinerek, "Sultangazi’de kesintisiz bir eğitim süreci var. Kadınlarımızın kurs merkezlerinde bir araya gelmesi, kendilerini geliştirmesi ve ortaya güzel eserler çıkarması bizleri mutlu ediyor. Ortaya çıkan bu eserler gurur verici. Bugün de Sayın Cumhurbaşkanımızın selamıyla onların yanında olarak hem tebrik etmek hem de sevinçlerine ortak olmak istedik" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından kurslarını başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan kursiyerlere sertifikaları takdim edildi. Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun ve protokol, sergi alanını gezdi. Ürünleri yakından inceleyerek kursiyerlerle sohbet etti. Sergi, 15-20 Mayıs tarihleri arasında açık olacak.
Rize Tredyol Süper Lig: Çaykur Rizespor: 2 - Beşiktaş: 2 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in son haftasında Çaykur Rizespor sahasında karşılaştığı Beşiktaş ile 2-2 berabere kaldı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 55 dakikada Orkun’un pasında ceza sahası içinde topla buluşan Jota’nın vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1 62. dakikada Olaitan’nın pasında Cerny’nin ceza sahasının dışından şutunda top meşin yuvarlak filelerle buluştu. 2-2 90+2. dakikada sağ kanattan Mithat’ın ortasında Halil İbrahim Dervişoğlu kafayla topu ağlara gönderdi. VAR uyarısıyla pozisyonu izleyen hakem Asen Albayrak ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti. Hakemler: Asen Albayrak, Anıl Usta, Murat Şener Çaykur Rizespor: Fofoana, Hojer, Sagnan, Mocsi, Mithat Pala, Olawoyin (Papanikolaou dk. 60), Taylan Antalyalı (Buljubasic dk. 86), Mihaila (Agusto dk. 56), Laçi, Mebude (Emrecan Bulut dk. 86), Sowe (Halil Dervişoğlu dk. 86) Yedekler: Erdemcan Polat, Pierrot, Taha Şahin, Emir Ortakaya, Furkan Orak Teknik Direktör: Recep Uçar Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Agbadou, Yasin Özcan (Rıdvan Yılmaz dk. 77), Emirhan Topçu, Murillo, Ndidi (Olaitan dk. 46), Cengiz Ünder (Cerny dk. 46), Asllani (Salih Uçan dk. 84), Orkun Kökçü, El Bilal Toure, Mustafa Hekimoğlu (Jota dk. 46) Yedekler: Taylan Bulut, Vasquez, Djalo, Devrim Şahin, Emre Bilgin Teknik Direktör: Sergen Yalçın Goller: Ali Sowe (dk. 18 ve 31) (Çaykur Rizespor), Jota (dk. 55), Cerny (dk. 62) (Beşiktaş) Kırmızı kart: Recep Uçar (dk. 74) (Çaykur Rizespor) Sarı kart: Ali Sowe, Hojer (Çaykur Rizespor), Agbadou, Cengiz Ünder, Ndidi (Beşiktaş)