POLİTİKA - 16 Nisan 2012 Pazartesi 15:02

MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL`IN BASIN TOPLANTISI

A
A
A
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL`IN BASIN TOPLANTISI

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin`in Erzurum`da kendisini gördüğüne çok sevindiğini söyleyen bir vatandaşa `takla at, oyna` dediğini belirterek, "Sayın Bakan, bu millet taklacı değil, taklacı olan sizsiniz. Hem fikir, hem zikir değiştirip milletin karşısına çıkan sizsiniz" dedi.
Vural, Meclis`te düzenlediği basın toplantısında, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin`in Erzurum`da kendisini gördüğüne çok sevindiğini söyleyen bir vatandaşa, `takla at, oyna` dediğini belirtti. Vural, "Bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti geleneğine yakışmayan bir yaklaşım tarzıyla nasıl milleti, insanları hakir gördüğünü ortaya koymasını esefle karşılıyorum" diye konuştu. Bakan Şahin`in bu davranışını kınadığını belirten Vural, "Kendisine yakışıyor olabilir ama böyle bakanına saygı gösteren bir millet
evladını bu konuma düşürmesini esefle karşılıyorum, utanç vericidir. Yani millet size yüz verdi, siz astarını istiyorsunuz. Vatandaş geldi, ona `sevindim` dedi. Sevindiğinden değil de bakan geldi ya `Sevindim` dedi. Zihniyete bakın ya. Bunlar artık kibrin partisi olmuşlardır. Her şeyi en iyi bilen, en iyi yapan, milletini küçük gören, milletini göbeğini kaşıyan adam olarak bilen, `ben istediğim zaman bunları kandırırım` gözüyle baktıkları bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bunlar `beraber yürüdük, beraber
ıslandık` dediler, ondan sonra da yarı yolda bıraktılar. Sayın Bakan, bu millet taklacı değil, taklacı olan sizsiniz. Hem fikir, hem zikir değiştirip milletin karşısına çıkan sizsiniz. 10 yıl önceki fikrinizle yoksunuz milletin karşısında. Gitmiş vatandaşa `takla at` diyor. Yazık günah ya, şu davranışa bakın ya. Kırk takla attılar, döne döne fengirdek oldular. Başbakan çiftçiye `ananı da al git` derse, bakanı da `takla at` der. Bu millet öyle bir takla atacak ki feleğinizi şaşıracaksınız. Bir gün gelecek."
"BAŞBAKANIN KARŞISINDA KAÇ TAKLA ATTI ACABA?"
"Sayın Bakan, bakan olduğu zaman Başbakanın karşısında kaç takla attı acaba? `Bir oyna, bir göbek at` demişlerdir herhalde" diyen Vural, kimsenin bu milleti hakir göremeyeceğini ve haddini bilmesi gerektiğini söyledi. Salı günü AK Parti`nin Meclis`te grup toplantısı olduğunu belirten Vural, "Bakan olduğu için sevincini göstermek istiyorsa, orada gelen vatandaşların karşısında bakana bir takla attırsa ya da oyun oynatsa iyi olur bence. Hadi bakalım, hadi AKP grubu, oynatın bakalım. Siz zannediyorsunuz ki
ne yaparsak yapalım bu millet bize oy verecek. Hakaret de etsek, takla da attırsak, iki kömüre mahkum etsek, işsiz de bıraksak, millet bize oy veriyor. Sen öyle zannet, gün ola harman ola. Millet bir gün gelecek bu kibrinizden hesabını soracak" diye konuştu.
Yargıtay`ın Mehmet Ağar`ın hapis cezasını onaması ile ilgili bir soru üzerine Vural, "Yargının tarafı değiliz. Ne avukatı, ne hakimi ne savcısıyız. Bu süreçle ilgili olarak eğer biz kamu görevlilerinin hukuk dışı faaliyetlerini sorgulayacaksak, şu soruyu herkes sormalıdır; senin bu sır küpün nelerle dolu, ne görevler verdin? Bunlar sorgulanmayacak mı?" dedi.
"TÜRKİYE, IRAK`IN KENDİ İÇ DENGELERİNİN BİR PARÇASI HALİNE GELMEMELİDİR"
Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi`nin İstanbul`da Başbakanın korumaları tarafından korunduğu ve ailesine ev verildiği yönündeki haberlerin sorulması üzerine de Vural, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti adeta ABD ve CIA`nın örtülü operasyonlarına destek sağlayan bir ülke konumuna gelmiştir. Bu da bağımsız bir ülkenin niteliklerine uymaz. Türkiye, Irak`ın kendi iç dengelerinin bir parçası haline gelmemelidir" dedi.
AK Parti`nin İslam coğrafyasındaki insanları etnik kimlik ve mezheplerine göre ayırıp çatıştırmak isteyen bir projenin mihmandarlığına soyunduğunu belirten Vural, Türkiye`nin Irak`ın toprak bütünlüğünden yana olması gerektiğini söyledi.
Eski hakem ve spor yorumcusu Ahmet Çakar`ın MHP Genel Başkan adayı olacağına yönelik haberlerin hatırlatılması üzerine ise Vural, "Demokratik süreçte adaylığını açıklayanlar olabilir. MHP demokrasiyi hazmetmiştir. Herkes aday olabilir. Kişilerin aday olması tabii haklarıdır" dedi.
28 Şubat soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Vural, bütün bu süreçlerin demokrasiye sahip çıkma iradesinin toplumda ve kurumlarda yerleşmesi için bir fırsat olarak kullanılması gerektiğini belirtti. Önemli olanın zihniyetlerle mücadele etmek olduğunu belirten Vural, demokrasinin ancak demokratik bir zihniyet içinde, demokrasiyi sadece araç olarak gören değil, içselleştiren bir zihniyetle derinleştirilebileceği ve güçlendirilebileceğini vurguladı. Bu süreçlerle ilgili `güç bende, ben
haklıyım` anlayışının yanlış olduğunu belirten Vural, "Hayır hak, haklının olmalı. Eğer bu yargı süreçlerinin hukuk dışı bütün süreçleri sorgulamasını istiyorsak; o zaman hukuk dışına çıkmış olanların yargılanmasını engelleyen MİT Yasası gibi garabetler de demokrasimizde olmaması gerekir" diye konuştu.
"MEZARA KADAR GİDECEKLER DE SORGULANMALI"
Başbakan Erdoğan`ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında `Benim sır küpüm` sözlerine atıfta bulunan Vural, "Demokraside sır küpü olmaz, devletin görevlileri olur, kamu görevlileri olur. Devletin içerisinde 27 Nisan`dan sonra, 4 Mayıs`ta görüşme yapıp, `mezara kadar gidecek` diyenler olmaz. Birilerinin `Bin yıl devam edecek` dediği işlemler gibi mezara kadar gideceklerin de aslında sorgulanması ve araştırılması gerekiyor. Hepimiz demokratik hukuk devletine sahip çıkmamız lazım. Bütün siyasi partilerin
anlamlı bir tavır içinde olmalarını istiyoruz. Burada hedef millet egemenliği doğrultusunda cumhuriyeti yöneten kadroların her türlü vesayetten uzak bir şekilde belirlenmesidir" şeklinde konuştu.
28 Şubat`la ilgili CHP`nin takındığı tavrı da eleştiren Vural, "İyi darbe kötü darbe. Böyle bir şey olmaz. Darbenin iyisi kötüsü yoktur. Özellikle bu konuda bütün siyasi partiler, bu eksende bakmalıdır. AKP`nin de bu süreçte yargıyı siyasallaştırma talepleri, arzuları. Bu bir yargısal süreç olduğuna göre siyasi partiler yargının gerçekleri ortaya çıkarmasına zemin hazırlamalıdır. Bunun üzerinden siyasal bir rekabet, bu süreçlerin siyasallaşmasına götürür" dedi.
"10 YILDIR NEREDEYDİN?"
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ`ın açıklamalarını da değerlendiren Vural, "Sanki bu süreçlerle ilgili yargı değil de kendileri adım atıyorlarmış gibi söylüyor. O zaman adama sorarlar; 10 yıldır neredeydin sen ya? Yargının, yürütmenin istek ve taleplerine göre hareket ediyor intibaı verilmesinin de yargının siyasileştiğine yönelik algılamalarını oluşturur ve bu yönüyle adaletin tecelli etmesi engellenmiş olur" diye konuştu.
Vural, 28 Şubat`ta yenilikçi sıfatıyla dış güçlerle yol alanlar olduğunu belirterek, "28 Şubat`ı 10 yıldır göz önüne almayanları, Erbakan`ın rahmetli olmasından sonra almalarını yine de olumlu bir adım olarak görüyorum" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu coğrafyada Türkiye, bir istikrar adası, bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Gücü elinde bulunduranların, istediklerini istedikleri şekilde yapmaya çalıştıkları, güçsüzleri de ezmeye çalıştıkları, bu anlamda bu dönemin yeni kuralı olarak ortaya koyduğu bir dönemin başlangıcındayız. Ne zaman biteceğini, ne şekilde ilerleyeceğini şimdiden kestirmenin çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Bütün bu çatışmaların, güç mücadelelerinin merkezinde olan bölge, Türkiye’nin amiral gemisi olduğu bu bölgedir. Bu coğrafyada Türkiye, Allah’a çok şükür, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde, bir istikrar adası olarak bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" dedi. İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 10’uncu Milli İrade Platformunun düzenlediği iftar programına katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzer çok sayıda davetlinin katıldığı iftar programında konuşan Erdoğan, Milli İrade Platformunun yüzlerce sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek güçlü bir zemin oluşturduğuna vurgu yaptı. "Toplumsal vicdanın, ahlaki refleksin ve ortak aklın filizlendiği yer çoğu zaman sivil toplum alanıdır" Bilal Erdoğan, "Bu platformun, ülkemizin gündemi, dünyanın gidişatıyla hakkında söyleyecek bir sözü olması gerektiğine inanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının fikirlerini ifade edebildiği, bu zeminin oluşmasına vesile olan Cumhurbaşkanımıza özellikle teşekkür etmek isterim. Sivil toplum faaliyetlerimizde, hakikatin bilincinde olarak, hareket etmeye özen gösteriyoruz. Bir milletin kaderi, devlet kurumlarının gayretiyle toplumun içinden doğan dinamizmle şekillendirilir. Toplumların gücü, dayanışma kültüründen, ortak sorumluluk bilincinden ve elini taşın altına koyabilme iradesinden doğar. Toplumsal vicdanın, ahlaki refleksin ve ortak aklın filizlendiği yer çoğu zaman sivil toplum alanıdır. Sivil toplum kuruluşları, toplumun nabzını en yakından tutan yapılardır. Toplumdaki yapıları görünür kılar, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına vesile olur ve toplumsal enerjiyi doğru istikamete yönlendirir. Bugün burada bulunan kuruluşların büyük bir kısmı, eğitimden insani yardıma, gençlik çalışmalarından, kültürel faaliyetlere kadar, geniş bir alanda çok kıymetli çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar, toplumun kendi kendini yenileme faaliyetini ortaya koyan önemli örneklerdir" şeklinde konuştu. "Türkiye, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde bir istikrar adası olarak, bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise, "Milli İrade Platformu zaten milletin iradesini, Türkiye’nin medeniyet değerlerine sahip çıkmak üzere kurulmuş olan fevkalade kurulmuş olan bir sivil toplum kuruluşudur. Bu iftarın konusu ‘milli birlik’. Özellikle içinden geçmekte olduğumuz, son dönemlerde yaşadığımız büyük türbülansların yaşandığı dönemde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz husus, milli birlik ve beraberliktir. Özellikle dünyanın yeni bir döneme girdiği, artık hiçbir uluslararası kuralın, kurumun ortada kalmadığı, hatta uluslararası ilişkilerin terminolojisinin bile altüst olduğu bir döneme doğru giriyoruz. Gücü elinde bulunduranların, istediklerini istedikleri şekilde yapmaya çalıştıkları, güçsüzleri de ezmeye çalıştıkları, bu anlamda bu dönemin yeni kuralı olarak ortaya koyduğu bir dönemin başlangıcındayız. Ne zaman biteceğini, ne şekilde ilerleyeceğini şimdiden kestirmenin çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Bütün bu çatışmaların, güç mücadelelerinin merkezinde olan bölge, Türkiye’nin amiral gemisi olduğu bu bölgedir. Bu coğrafyada Türkiye, Allah’a çok şükür, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde, bir istikrar adası olarak, bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır. Bu bölgede, bu şartlar altında, daha dirayetli daha güçlü, daha sağlam bir şekilde yere basmak zorundayız. Bunu, güçlü Türkiye olarak ortaya koyduğumuz bu dönemden esas muradımız ise tam manasıyla üstünlüğünü sağlamıştır. Dışarıdan ortaya koyulacak hiçbir oyuna fırsat vermeyecek kadar birbirine kenetlenmiş olan bir toplumun yeniden güçlü bir şekilde inşasıdır" dedi. "Terörsüz Türkiye sürecinin aslında terörsüz bölgenin de kilidi olduğu, kapısı olduğunu biliyoruz" Kurtulmuş, konuşmasının devamında, Terörsüz Türkiye hedefine değinerek, "Tamda bu dönemde ‘Terörsüz Türkiye’, önemli bir mesafe kat etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız öncülüğünde bir devlet politikası olarak ortaya konulan Terörsüz Türkiye projesinde, TBMM’de, bütün partiler bir araya gelerek, ortak bir rapor hazırlamış ve Türkiye’de, milli birliğin, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokrasinin geliştirilmesi için neler yapılabileceğini ortak bir yol haritası olarak deklare etmiştir. Bu memleketteki 86 milyon yurttaşımızın tamamının arasında hiçbir farklılık göz etmeksizin ve hiçbir farklılığı ortaya çıkarmaya müsaade etmeksizin birliği, beraberliği, ezeli olan kardeşliğimizi ebedi hale getirmek için el birliği ile gayret edeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin aslında terörsüz bölgenin de kilidi olduğu, kapısı olduğunu biliyoruz. Bu bölgede bütün farklı unsurlarıyla etnik ve mezhebi farklılıklarıyla bölge halklarının aradığı tek şey birlik, beraberlik ve kardeşlik ve dayanışmadır. Bu çerçevede kazanmış olduğumuz yeni ivmenin sadece Türkiye’nin 1’inci asrının en önemli sorunu olan terörü ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda Türkiye’nin ve bölgenin ihtiyacı olan kardeşliği, birliği, beraberliği, dayanışmayı da çok güçlü bir şekilde kuvvetlendireceğini inanıyorum" diye konuştu.
Ankara Bakan Güler: "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası olma vasfını sürdürüyor" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir" dedi. "En büyük Harbiyeli" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na (KHO) girişinin 127. yıl dönümü, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) komuta kademesinin katıldığı törenle kutlandı. Törene, Bakan Güler’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu da katıldı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, KHO öğrencileri tarafından "Geleneksel Yoklama" yapıldı. Harbiyeliler tarafından hazırlanan müzik dinletisi, Seymen ve Zeybek oyunu sahnelendi. Kara Harp Okulu’nun komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, Türkiye’nin köklü eğitim kurumlarından biri olduğunu aktaran Bakan Güler, "İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askeri öğrencinin eğitim hayatı başlamamış aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiye’de kazandığı disiplin düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Milli Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder haline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiye’de kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir" ifadelerini kullandı. Bakan Güler, kendisinin de 52 yıl önce teğmen rütbesi ile Harp Okulu’ndan mezun olduğunu hatırlatarak, "İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir" dedi. "İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir" Dünyanın yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçtiğinin altını çizen Bakan Güler, şu ifadeleri kullandı: "Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar vekalet çatışmaları enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir." "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası olma vasfını sürdürmekte" Türkiye’nin ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip edildiğini dile getiren Bakan Güler, "Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir" şeklinde konuştu. Türkiye’nin en zorlu jeopolitik kuşaklardan birinde yer aldığının altını çizen Bakan Güler, "Binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dahil yaşanan kriz ve savaşlar askeri doktrini savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır" dedi. "Tarihi süreç yürütülebiliyorsa kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur" Bölgesel ve küresel gerilimlere işaret eden Bakan Güler, "Terörsüz Türkiye" hedefinin gerekli ve stratejik olduğunu belirterek, "Bugün tarihi süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; bütün kirli hesapları altüst ederek, asırlık oyunları bozacak, kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak ve ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkan tanıyacaktır" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Bakan Gürlek: "Hedefimiz daha hızlı işleyen daha öngörülebilir ve daha güven veren bir adalet sistemidir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Hedefimiz, daha hızlı işleyen, daha öngörülebilir ve daha güven veren bir adalet sistemidir. Çünkü geciken adalet yalnızca bir dava dosyasını değil, toplumun umutlarını da yorar. Bizim görevimiz ise adaletin zamanında tecelli ettiği, herkesin hakkına güvenle ulaşabildiği, hukuka güvenin daha da güçlendiği bir sistemi kararlılıkla inşa etmektir" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Haliç kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programına katıldı. Programa Gürlek’in yanı sıra, Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Önder Kocademir, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ile Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeleri başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı. "Adaletin gecikmediği, hak arama yollarının güçlendiği, yargıya duyulan güvenin daha da arttığı bir sistemi inşa etmek için çalışıyoruz" Adaletin devletin en sağlam ayağı olduğuna dikkat çeken Gürlek, "Adalet, devletin en sağlam dayanağıdır. Topluma güven veren ve onu ayakta tutan en temel değerdir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda devletin temeli adalettir. Tarih boyunca kurduğumuz her devletin arkasında, hakkaniyet, vicdanın ve adalet duygusunun rehberliği olmuştur. Bizim geleneğimizde adalet yalnızca bir yönetim ilkesi değildir; adalet aynı zamanda toplumun düzeninin, huzurun ve birlikte yaşama iradesinin en güçlü teminatıdır. Çünkü biliriz ki adalet yerini buldukça devlet sağlamlaşır, adalet tecelli ettikçe millet geleceğe güvenle yürür. Bu nedenle adalet, yalnızca hukuk düzeninin değil; aynı zamanda toplumsal huzurun ve ortak vicdanın da temelidir. Toplum adalete yalnızca sonuçlara bakarak güven duymaz. İnsanlar, sürecin de adil olduğuna inandıklarında adalet duygusu gerçek anlamını bulur. Bu nedenle bizim için en önemli meselelerden biri, milletimizin adalete olan güvenini her geçen gün daha da güçlendirmektir. Adalet Bakanlığı olarak yürüttüğümüz reformların temel amacı da tam olarak budur. Adaletin gecikmediği, hak arama yollarının güçlendiği, yargıya duyulan güvenin daha da arttığı bir sistemi inşa etmek için çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Bizim hedefimiz daha hızlı işleyen, daha öngörülebilir ve daha güven veren bir adalet sistemidir" Bakan Gürlek, "Bizim hedefimiz, daha hızlı işleyen, daha öngörülebilir ve daha güven veren bir adalet sistemidir. Çünkü geciken adalet yalnızca bir dava dosyasını değil, toplumun umutlarını da yorar. Bizim görevimiz ise; adaletin zamanında tecelli ettiği, herkesin hakkına güvenle ulaşabildiği, hukuka güvenin daha da güçlendiği bir sistemi kararlılıkla inşa etmektir. Bu hedef doğrultusunda, adalet teşkilatımızın her bir mensubunun emeği ve sorumluluk bilinci en büyük gücümüzdür. Dün, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en güzel ifadesi olan ve tarihimiz açısından büyük öneme sahip bir günün yıl dönümünü idrak ettik. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen İstiklal Marşı’mız, milletimizin bağımsızlık iradesini ve ruhunu en güçlü şekilde dile getiren bir simge olarak sonsuza dek kalplerimizde yerini almıştır. Mehmet Akif’in dizelerinde hayat bulan o eşsiz ruh; milletimizin zorluklar karşısında dimdik durma azminin, vatan sevgisinin ve özgürlük tutkusunun ölümsüz bir nişanesidir. Bugün burada, İstanbul’un kadim sokaklarının ve Boğaz’ın eşsiz maviliğinin ortasında, bu ruhu bir kez daha hissediyor, geçmişten geleceğe uzanan bir köprüde birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyoruz. Akif’in dizelerinde sadece bağımsızlık yoktur. Aynı zamanda adalet duygusu, haysiyet ve millet iradesi vardır. Çünkü bu millet tarih boyunca hakkı üstün tutan bir medeniyet kurmuştur. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet geleneğimizde adalet, devletin en değerli ilkesi olmuştur. Ve bizler de bugün aynı sorumluluğun taşıyıcıları olarak, tarih boyunca adaletin ışığını taşıyan bu kadim şehirde, hakkın ve hukukun savunucuları olarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.