SAĞLIK - 30 Nisan 2022 Cumartesi 11:51

Diyetisyen Kübra Karakuş: “Normal beslenmeye geçiş sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir”

A
A
A
Diyetisyen Kübra Karakuş: “Normal beslenmeye geçiş sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir”

Medicana International Ankara Hastanesi Diyetisyeni Kübra Karakuş, “Normal beslenmeye geçiş sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir” dedi.

Medicana International Ankara Hastanesi Diyetisyeni Kübra Karakuş, “Normal beslenmeye geçiş sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilir” dedi.


Karakuş, Ramazan boyunca oruç tutanların bayramla birlikte beslenme düzenlerinin değişeceğine dikkati çekerek, sindirim sistemini rahatlatacak beslenme uyarılarında bulundu.


Ramazan ayının tamamlanmasına sayılı günler kaldığını belirten Karakuş, 30 gün boyunca oruç tuttuktan sonra tüketilecek besinlerin miktarının ve türünün sindirim sisteminde istenmeyen sonuçlara yol açabileceğinin altını çizerek, Ramazan sonrası sindirim sistemini rahatlatmak için birden sık öğünlü beslenmek yerine, seyrek ve hafif öğünlerle beslenmekte fayda olacağına işaret etti.


Normal beslenmeye geçişte şişkinlik, gaz ve hazımsızlık gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarının yaşanabileceğini belirten Karakuş, sindirimi rahatlatmak için sık öğünlü beslenme yerine seyrek ve içerik olarak hafif öğünler tercih etme önerisinde bulunan Karakuş, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Şekerli gıdaların ve hamur işlerinin, enerji içeriklerinin yüksek olduğunu ve bu yüzden kan şekerini hızlı yükseltip şeker dalgalanmalarına sebep olabileceğini göz önünde tutarak bu gıdaları dikkatli tüketmekte fayda var. Bu tip gıdalarla beraber tüketeceğiniz süt, yoğurt, ayran gibi süt ürünleri, şekerinizin dengede kalmasına yardımcı olur. Bu tip gıdaları tükettikten sonra 15 dakikalık hafif egzersizler yine kan şekerinizi dengeleyecek hem de sindiriminizi rahatlatmaya yardımcı olacaktır.”


“Meyve suyu, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durun”


Diyetisyen Kübra Karakuş, su tüketiminin ramazanda düştüğüne dikkat çekti. Bayram itibarıyla su alımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Karakuş, “Çay-kahve gibi sıvılar susuzluk hissinizi azaltacaktır, bu sebeple minimum miktarda tüketmenizde fayda var. Meyve suyu, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durun” diye konuştu. Bayram kahvaltısı için de önerilerde bulunan Karakuş, kızartma ve kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine fırın, ızgara, haşlama yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Bayram boyunca, bol bol çiğ sebze tüketilmesini öneren Karakuş, “Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şeker, çikolata gibi ürünlerden uzak durun. Bunlar yerine kendi ziyaretçilerinize de kuru meyveler ve çiğ kuruyemişler ikram edebilirsiniz” dedi.


Medicana International Ankara Hastanesi Diyetisyeni Kübra Karakuş, diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların diyetlerine bayram boyunca da dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bayram tatili boyunca açık havada yapacağınız 30-45 dakikalık hafif egzersizlerle beraber vücudunuzu daha zinde tutabilirsiniz” değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Turizm gelirlerimizin yıllıklandırılmış değeri 65,6 milyar dolara ulaştı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Turizm gelirlerimiz güçlü performansını sürdürüyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,2 artan turizm gelirlerimizin yıllıklandırılmış değeri 65,6 milyar dolara ulaştı" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Turizm gelirlerimiz güçlü performansını sürdürüyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,2 artan turizm gelirlerimizin yıllıklandırılmış değeri 65,6 milyar dolara ulaştı. Ziyaretçi sayısındaki artış ve kişi başı harcamadaki yükseliş bu performansı destekledi. Bölgemizde artan jeopolitik gerilimlere rağmen ekonomik aktivite üzerindeki etkileri sınırlamak ve dayanıklılığımızı güçlendirmek için adımlarımızı kararlılıkla atıyoruz. Bu çerçevede, döviz kazandırıcı hizmet ihracatımızın önemli bir bileşeni olan turizm sektörünü desteklemek amacıyla Turizm Destek Paketi’ni devreye aldık ve böylece sektöre 60 milyar lira ilave teminat ve kredi imkanı sağlamış olduk. Cari açığın azaltılmasına, istihdamın güçlendirilmesine ve büyümeye katkı sunan sektörlerimizi desteklemeyi sürdürecek; artan bölgesel risklere rağmen programımızın temel önceliklerinden taviz vermeden ekonomimizin dayanıklılığını güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
İstanbul İstanbul’un kentsel dönüşümüne küresel sermaye Türkiye’nin inşaat ve gayrimenkul sektörü, sadece yerel dinamiklerle değil, uluslararası yatırım ağlarıyla entegre bir büyüme sürecine giriyor. Bu sürecin merkezinde yer alan İstanbul 2020 A.Ş., "Selvi" markası çatısı altında geliştirdiği projelerle hem kentin çehresini değiştiriyor hem de yabancı sermayenin Türkiye’ye gelişinde önemli bir rol üstleniyor. İstanbul 2020 A.Ş., Selvi Park Evleri, Selvi Comfort ve Selvi Konakları ile başladığı yolculuğuna, Selvi markası adı altında hayata geçireceği çok sayıda yeni projeyi eklemeyi planlıyor. Yapılan açıklamaya göre, şirketin belirlediği pusula; sadece modern konutlar inşa etmek değil, toplu konut hamleleriyle İstanbul’un en kritik ihtiyacı olan kentsel dönüşüm sürecine kalıcı çözümler sunuyor. Bu vizyon doğrultusunda planlanan yeni projeler, deprem dirençli ve modern şehircilik anlayışına uygun yapısıyla İstanbul’un geleceğine dair somut bir vizyon çiziyor. Şirketin bu genişleme stratejisi; Mehmet Şerif Kızılgüney, Faruk Aydın, Ömer Faruk Kızılgüney, Mustafa Konukız, Abdullah Kızılgüney, Fatih Kızılgüney, Ahmet Kızılgüney, Gülsevim Gür, Mehmet Işık, Bilge Kocaoğlu ve Hüseyin Bisky’den oluşan kadronun koordinasyonuyla sahaya yansıtılıyor. Yabancı sermaye Türkiye’nin kentsel dönüşümüne kaynak oluyor Kurumsal yapılanma sürecini tamamlayan Kurum Company Group adına Dubai’den süreci yöneten Ahmet Hüsrev Kurum, kentsel dönüşümün finansmanında yabancı sermayenin önemine dikkat çekti. Dubai’deki çalışma ve gözlemlerini aktaran Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dubai şu an ekonomik anlamda bir ’koza süreci’ yaşıyor; bu dönemin ardından çok daha güçlü bir şekilde sahalara dönecektir. Ancak bu 1-2 yıllık geçiş döneminde bizim önceliğimiz, Türkiye ile Orta Doğu arasındaki yatırım köprüsünü daha sarsılmaz bir hale getirmektir. İstanbul 2020 A.Ş. ile çizdiğimiz gelecek vizyonunda kaynağımızı sadece yurt içi sermaye ile sınırlı tutmuyoruz. Yabancı yatırımcıların güvenle Türkiye’ye gelmesi ve bu sermayenin İstanbul’un kentsel dönüşüm ihtiyacını karşılayacak büyük toplu konut projelerine aktarılması için yoğun bir çalışma yürütüyoruz." Genç iş insanı Ömer Faruk Kızılgüney ile yürütülen iş birliğinin profesyonel bir yöneticilik anlayışına dayandığını belirten Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ömer Faruk Kızılgüney’in sahadaki tecrübesi ve ’Selvi’ markasının oluşturduğu güven, uluslararası sermayenin rotasını Türkiye’ye çevirmesinde en büyük etkenlerden biridir. Gelen bu yatırımları Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) ve Portföy Yönetim Şirketleri aracılığıyla, şeffaf ve denetlenebilir bir sistemle yöneterek hem yabancı yatırımcıya güvenli liman sağlıyor hem de ülkemizin kentsel dönüşüm hedeflerine küresel bir finansman desteği oluşturuyoruz. Hedefimiz, ticari hacmi güçlendirirken iki taraf arasındaki bu bağı profesyonel bir yöneticilikle korumaktır."
Kayseri Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.